jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Dondurmam gaymak!

Sevgili okurcuklarım, gökyüzünün suratı beş karış bugün. Kızım da kampta, sınıfçak Bolu dağlarına çıktılar. E, n’apcez o halde? N’apceğizi var mı saygıdeğer blog ahalim, dondurma yapcez! Hep kek, börek, çörek yiyecek değiliz a! Mevsim kışa dönmeden, sayılı gün geçip gitmeden, şunun şurasında bi dondurmam gaymak demişiz, çok mu görüyonuz?

Bu arada, kazan sütlaç olmaya razıyım walla, yeter ki Saide Hanım’ı üzmeyin Portakal Ağacı yamyamları! Bana mektup yolladı, hepimize küseceğini söyledi. Haberiniz ola, ona göre. Dondurmamı yiyin, Saide Hanım’a ilişmeyin. Çok istiyorsanız dantel örün, kurdele nakışı yapın, eskitmecilik edin, ahşap boyayın.

Bugün lafı sündürmeyeceğim Maraş dondurması gibi. Zaten dondurmam da hazır, balkon masasına getirilmeyi bekliyor hazret.

Evet sevgili Yalovalılar, Çemişgezekliler, Şeriflikoçhisarlılar! Bugün, hazır tariflerden birine göre vanilyalı-fındıklı dondurma yaptım. Ana tarifi istediğiniz yerden bulabilirsiniz. Kitap karıştırın, guglayın, ne isterseniz yapın, bana sormayın.*

Hazırladığım vanilyalı-fındıklı dondurmayı saklama kaplarına aldıktan sonra, içine dondurulmuş muz ve vişne parçalarını, kıyılmış fesleğen yapraklarını, dövülmüş cevizleri, üzümlü drajeleri ve çok az miktardaki toz tarçını kattım. Servis yapana dek buzlukta beklettim.

Servisi, suyu alınmış hindistancevizi kaseler içinde yaptım. Dondurma doldurduğum hindistancevizlerini servisten önce bir süre buzlukta beklettim.

Bayıldım dondurmama, haberiniz olsun! Oldum olası bayılırım zaten. Öyle kalırım oracıkta donmuş donmuş.

Dondurmalarınızı bitirdikten sonra kaplarının içini bıçakla kanırttırıp kanırttırıp kemirmeyi unutmayın! Ilık su içmeyi de ihmal etmeyin kuzucuklarım! (Peki, Adile Teyze!)

(*) Yorum kısmına yazdım ama içim rahat etmedi, kaşıntım tuttu, buraya da ekleyecem! Bakın bundan sonrası orijinaliteye giriyor, yani bu dondurma -ana kısmısını saymazsak- esasen benim eserim. Bi yerden araklamış demeyin, kızarım sevgili Afyonkarahisarlılar! Bak sonra sizi il yapmam, Özer‘e söylerim, uçurur, ona göre!

03.07.2006 - 17:34 Yazan: metin | MUTFAKTA CİNAYET | | 15 Yorumlar

Portakal ağacına tırmanan pornocu sapık

Benden uzak durun sayın blog ahalim!

Olmadı, tümcenin yüklemini değiştirmem gerekiyor:
Benden uzak DURALIM sayın blog ahalim!

Kargışlı bir gündü… Yok yok, Bilmece Fatihi Bey’in bilmecemi gugladığı (:kulunuzu keklediği) günden bahsedecek değilim -acımıyor artık-, cumartesi öğle sonrasıdır benim derdim…

Acansta mideme birkaç lokmasını indirmek durumunda kaldığım o tiksinç patates-yumurta karışımı (ikisinden de pek hazzetmem zaten) bulamacın yol açtığı sersemletici bulantıyla, bakalım Hatice Hanım’ın yazlık sitesinin portakal ağacı manzaralı mutfağında neler pişiyor diye snıf snıf yaparkene, aniden karikatürlerdeki gibi oluvirdim: Gözlerimin yayları yerinden fırladı Yataşşağı yataklarının yayları kibin, görme organımla vücudum arasındaki “düzeyli birliktelik” yahut “seviyeli beraberlik” ex oluverdi. Zaten bugünlerde “bir kıssa ve yanında hedaye olaraktan bir hisse”dir gidiyor. Alın benden de size bir kıssa artı hisse:

Cumartesi günü, bir yandan, komünizme hayır duası etmekten başını alamayan Afşar Bey’i hayırla yadederek acansın dört duvarları arasında sıkıntıdan patlarkene, öte yandan, işi gücü bırakıp sanal okyanusun serin sularında Pantene Provitamin A ile gençleşmiş vaziyete geleyim, ustaca sörf yapayım didimdi. Sonrası şudur: Kulunuz fakir, Polinezya civarında bir tropikal adaya çıkar. Dalgalar yormuştur; biraz soluklanmak ihtiyacı duymaktadır. Adanın muhteşem, iştah açıcı manzarasının da etkisiyle (palmiyeler, turunçgiller, vs) karnının zil çaldığını hisseder ve yiyecek aramak üzere adanın içlerine doğru yürüyüşe çıkar. Amaninn, o da nedir? Adada yamyamlar kol gezmekte, diğer bir deyişle cirit atmaktadırlar. Binaenaleyh fevkalade enteresan bir vaziyet mevzubahistir: Ada ahalisi arasında bir tane bile non-cins-i latif şahıs yoktur, silme kadındır tümü (”bayan” diil E-mine Hanım!).

Kahramanımız şaşırmış ne kelime, dehşete kapılmış, ürkek fekat bir yandan da hayran bakışlarla yamyamların icra etmekte olduğu dansın estetiğine ve ortamın egzotikasına göz atarkene, birden özüne dönerek bu törenin bir öğle taamı töreni olduğunu farkeder. Delil, altı çoban ateşiylen kızdırılmakta olan kalaylı bir bakır kazandır. Yamyam hatunlar şevklen, neş’eylen, çoşkuyla (”coşku”nun arabexçesi -biliyorsunuz “arabex” de arabesk’in arabeskçesidir) tepinip dolanmaktadırlar kaynayan kazanın etrafında…

Kulunuz fakir, dehşetin ikinci baskısını yaparak korsan piyasasına el altından sürer. Kurtuluş İslam’da mıdır acep? Yoksam bu yamyamların proletarya diktatörlüğü kisvesi altında stalinist bir dikta rejimiylen, psikoşimik yöntemlerle vejetaryen gurmelere dönüştürülmeleri olasılığı var mıdır? İyi de, bu pagan, şamanist, anemist, egoist yamyam taife-i nisasını bu dar vakitte, tam kendisini afiyetle midye dolma yapmaya hazırlanırlarkene, İslam’a yahut sosyalizme ya da ne bilem budizme davet etmek, Karaoğlanımız Kıprıs fatihimiz'in o pseudo-intellectual tabiriyle “olanaksız ve olasılıkdışı” bir durumdur Ece Hanım. Nakıs teşebbüs merhalesinde kalmaya mahkumdur.

Gorkuyom kızancıklarım, kendimden gorkuyom! Yalvarırım söyleyin bana; kazanın başındaki Saide Hanım haklı mıdır? Kulunuz, çiğ çiğ (pardon, eti pembelenene dek pişirilerek) yenesi, iflah olmaz bir pornocu sapık mıdır?

Lafın belini büktük, emme kendimiz kündeye geldik benim mazoşist blog ahalim! Aydın havasıyla nihayet bulalım efenim. Bu kıssanın hissesi şudur:
Bilmediğin bloglara adım atma, seni ham yaparlar!

Naha bu da önermemizin büyüköncülü, Cengiz Bey:

http://www.portakalagaci.com (”En Uzun Pazar” makalesi)

***

Böğünkü yemek tarifimizi vermeden önce ÇOK ÖNEMLİ NOT:

Tariflerim;
1) Reel bir olguya tekabül etmektedir; bizatihi denenmiş, afiyetle mideye indirilebilitesi yapılmış, nefasetine şahsen kefil olabileceğim, gurmetique ve haute-couteur şaheserlerdir.
2) Kesinlikle özgün, yani orijinaldirler. Ve de dünyada ilk kez bu yazlık sitenin mutfağında damak tadınıza hitap etmektedirler.

Kısacası, kıymetimi biliniz. Höykürmeyiniz, mızıldanmayınız. Deneyiniz, neticesini alınız.

***

Bişeyi daha söylemesem olmaz, içimde kalır. İtiraf edin; içinizden bazıları, yemek tarifi sunacam deyince, hani şu internette “forward” edilen zevzekliklere yüz verecem zannetti di mi?! Neymiş efendim, bir ölçek sevgi, iki yemek kaşığı kahkaha, üç su bardağı huzur gibisinden, pratik ve besin değeri sıfır, kenar mahalle karılarına hitap edesi kitsch espritrakımsılar… (İnsana böyle “karı” da dedirtebiliyolar maalesef E-mine Hanım!)

Benim, geçen sefer gördüğünüz üzre, “emek, vakıt ve teterjan” haricinde tarifime karışabilecek toksik madde yoktur. (E231 felan arada kaçabilir ama ben görmeden, onu bilemem.)

***

Eğer bunca lakırdıdan sıkılıp kaçmadıysanız, gelelim tarifimize! Bugün beş çayı için bir ziyafet seti hazırlayacaz yoldaşlarım!

Setimizin adı: SAFİNAZ’IN EŞREF SAATİ.

Bu sefer sayın eşim bana asistanlık yaptılar efenim. Kendi elcağızımlan inşa etmiş olduğum minik havuzu temizleyecem diye geberdim dün, yorgunluktan bacaklarım tutmayınca ve de uykum gelince (akşam 22.00 suları -görün siz okurcuklarım içün ne fedakârlıklara katlanıyom!) mutfaktaki monarşimi meşruti rejime çevirmek zorunda kaldım muvakkaten.

***

Malzemeyi verelim:
* 500 gr ıspanak (Zerre kadar hazzetmediğim Safinaz Hanım’ın sebeb-i hikmeti)
* Orta boy 1 soğan
* 2 havuç (Toto’nun sepetinden tırtıkladım)
* 125 gr tereyağı
* 2 çorba kaşığı zeytinyağı
* Karabiber
* Toz kırmızıbiber (hem acısı, hem tatlısı)
* Yenibahar
* Kuşüzümü
* Kabak çekirdeği içi
* Dolmalık fıstık
* Dövülmüş 3 ceviz
* Yarım elma püresi
* Çeyrek muz püresi
* 1 çorba kaşığı torba yoğurdu
* 2 yımırta
* 2 buçuk su bardağı un
* 1 paket kabartma tozu
* 1 çay bardağı süt
* 1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
* Elma sirkesi
* Tuz
* Zeytin ezmesi
* Bir avuç kadar olgun kiraz (çekirdeği çıkarılmış)

Sos için:
* Çeyrek avokado
* Birkaç marul yaprağı
* Etimek dilimleri
* Soya filizi
* Dövülmüş 3 ceviz
* Ajvar sos (hazırı yoksa; patlıcan, biber, sarımsak, şeker, elma sirkesi, fındıkyağı ve tuzla kendiniz hazırlayabilirsiniz)

Eh, biraz masraflı mıdır nedir! O kadar kusur, Belluci Hanım’da da olur. (Nasılsa karalandım; Belluci Hanım da dirim, Stone Hanım da!)

***

Sevgideğer okurcuklarım, ıspanağı temizleyip doğradım. Soğanı soyup gözyaşları içersinde kıydım. Havuçları rendeledim. Tavada ısıttığım zeytinyağında soğanı pembeleştirdim. Ispanağı, havucu ekleyip (baharatıyla tuzunu da unutmadan) kavurdum. Ocaktan indirip bi köşede ılımaya bıraktım.

Tereyağını, yoğurdu, yumurtalardan birini, muz ve elma pürelerini bir kapta çırpıp unla kabartma tozunu ekledim, hamur halinde yoğurdum.

Biraz dinlendirip kendine gelmesini sağladığım sevgili hamurumu, yağladığım tart kabına bastıra bastıra yaydım. Üzerini çatal ucuyla ara ara deliklendirdim. Üstünü önce bir miktar kuşüzümü, kabak çekirdeği içi, dolmalık fıstık ve dövülmüş cevizle bezedikten sonra, ıspanaklı harcımı yerleştirdim.

Bir yumurta, süt ve kaşarı çırpıp harcın üzerine koydum. Geceden tuz ve elma sirkesi içine yatırdığım, çekirdeği çıkarılmış bir avuç kadar olgun iri kirazı (beyaz kiraz tercihimdir) hafifçe zeytin ezmesine bulayarak en üste serpiştirdim.

Önceden azıcık ısıttığım fırını 180 dereceye ayarlayarak fırına sürdüm. Yarım saat kadar pişirdim.

Fırından aldığım şahaserimi biraz dinlendirip kendine gelmesini sağladıktan sonra (epey bi sonra yani) servis etmeliyimdir. Ama nasıl? İşte orası mühim!

Bir avokadonun dörtte birini (siz sevgili okurcuklarımın damağında unutulmaz izler bırakmak içün ta Kadıköy’lere kadar uzandım, uzanmışken ÖDP’nin mitingine de katılıvermiş bulundum) püreleştirmem, içine dövülmüş cevizi katmam, bir miktar Ajvar sosla karıştırmam iktiza etmektedir. Bu sos ayrı bir kayık tabakta duracak, tabağın kenarlarına soya filizleri dizilecek, etimeklerin üzerine sürülüp yinecektir. Etimekten hoşlaşmayan vatandaşlarım, marul kayıklarına bindirebilirler sosu.

Bir yudum halis Rize çayından alınacak, sonra böreğimden bir lokma ısırılacak, ardından mideniz soslu etimekle yahut sos kayığıyla tanıştırılacaktır. Böyle böyle beş çayı eda edilecek, geride hoş anılar bırakılacaktır, balkonda.

Afiyet şeker ossun, yidikçe beni anın. Şahsıma 10 üzerinden not virin. Notunuz 10’dan aşağısı olmasın, küserim ha.

Bu arada, belirtmeden geçemiycim. Aşağıdaki eylemler arasından en belalısını ve zevksizini seçiniz:

1) Ütü yapmak,

2) Otobüs beklemek,

3) Bir faşistle "fikir" tartışması yapmaya kalkışmak,

4) Ispanak yıkamak.

(Seçemezsiniz okurcuklarım! Hepsi de birbirinden tiksinçtir çünkü. Bu da benden hazır cevap.)

26.06.2006 - 12:20 Yazan: metin | MUTFAKTA CİNAYET | | 73 Yorumlar

Blog ahalime önemle duyurulur:

Damak tadınıza sunduğum kek, imitasyon değildir. Yağının son damlasına, cevizinin son kırıntısına kadar gerçektir, reeldir, hakikidir, gerçekliktir.

Kamuoyuma saygıyla duyurur, bu vesileylen Ece Hanım'a kucak dolusu teessüflerimi bir kerre daha belirtirim.

Hem zaten kek de sevmiyormuş kendileri.

21.06.2006 - 16:17 Yazan: metin | MUTFAKTA CİNAYET | | 19 Yorumlar

Devletşah Hanım’a son ihtarımdır: Cilalı Taş Devri Keki

Ramazan değil ama tarihi an geldi çattı efendiler!
İşte Devletşah Hanım’a doğrudan doğruya ses verip eko talep ettiğim ilk yazımız…

Ece Hanım, Lucy Hanım, E-mine Hanım, ta Amerika'lardan Fethiye Hanım, bu taraklarda bezi pek olmamakla birlikte Hande Hanım, artık kendisini bulmaktan ümidimi kesmiş olduğum Esra Hanım, Mustaa Bey’in blogunda hayırlı olsun dileğini yollamış olup da nezaketine ancak şimdi teşekkür edebildiğim Arife Hanım, Ankara'dan Hale, Jale ve Lale, sizlerden de esaslı bi aferin beklerim yani.

İşte ilk nefs-i müdafaa denememiz: Şinci uydurduğum adıyla CİLALI TAŞ DEVRİ KEKİ, yahut kısaca CİLALI KEK. Tadını alanlar o günden beri peşimi bırakmıyor efenim. Ağızlarının tadını biliyor keratalar, her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorlarsa.

Yoldaşlar, hemşehriler, kızanlar, kekimizin hazırlık süresi teorik olarak 10 dakika olmakla birlikte başak burcu oluşumun etkisiyle benimki 35 dakika sürdü. Pişirme süresi 40 dakika. Kendileri 8 kişilik, ama ben dayanamadım 10 kişiye yedirdim.

Fotoğrafını koyamıyorum ne yazık ki, çünkü teknik direktörüm henüz bunu öğretmedi. Rötarlı da olsa, o muhteşem eserim buradan ağzınızın suyunu akıtacaktır birgün helbet.

Malzemeleri vereceğizdir önce, he mi? Peki, virelim:
* 4 adet yumurta
* 1 su bardağı demli çay
* 3 su bardağı un
* 2 su bardağı tozşeker
* 1 paket vanilya
* 1 paket kabartma tozu
* 1 su bardağı fındık yağı
* Önceden buzlukta dondurulmuş 1 muzun onda biri
* Yeterince kuru üzüm
* Bir düzine kadar çikolata drajesi
* Biraz ceviz
* Biraz fındık
* Biraz badem
* Çeyrek kahve fincanı fişne likörü
* 1 kamkatın yarısının kabuğu
* Elektrik enercisi
* Zamanda yolculuk
* Emek
* Sıvı teterjan

Önce hanımla veledi mesai dışına yolladım; mutfakta kuru karabalık istemem ve gürültü kirliliğinden hoşlaşmam. Hele eleştiriye hiç gelemem. Yumurtayla şekeri çırptım. Bi güzel demlenip ılımaya bırakılmış çayı, fındık yağını, unu ekleyip çırpıştırmayı sürdürdüm. Kabartma tozuyla vanilyayı ekledim üzerine. Yağlanmış kek kalıbının içine hamurumu dökmeye başladım. Bir miktar döküp çerezleri, kamkat kabuklarını ve muz dilimlerini serpiştirdim, bir miktar daha ve yine çerezler, bir daha… En üstüne de likörü boca ettim usulünce.

Fırını ayarladım 150 dereceye, sürdüm içine, 40 dakika pişirdim. Arada bi heyecandan elim ayağım titreye titreye kontrol ettim pencerenin dışından. İçim içimi yedi fırından kek değil de fiyasko çıkacak deyu.

Şincik diyeceksiniz ki, teterjan neyin nesi? Yoksa bizi toptan zehirlemeye mi çalışıyon? Yok yok, derdim şudur: Ben dağınıklığı sevmem. Sözüm meclisten öte, kimi mahalle dilberleri mutfakta bişiler yaparkene ortalığı önce savaş alanına, sonra da mezbeleliğe çevirmekten hoşlaşırlar. Kulunuz böyle bir durumla karşılaşsa çılgıntürke döner, o hanımefendileri boşar ya da "Sinek" filmindeki metamorfoz aygıtına sokar. İşte teterjan, kek fırına sokulduğu anda mutfakta yapılması gereken temizlik harekatı için gerekli bir enstrümandır efendiler! Dört su bardağı için makine çalıştırılmaz, ayıptır ve günahtır. Elde yıkayınız.

Afiyet şeker olsun. Ben yidim, oldu. (Sevgili dostlarım Bekir ve Suat Beyler ve diğer dini bütün ahalim! Sizin gül hatırınız için tarifi azıcık varyasyonlayıp, fişne likörü yerine fişnenin denelerinden katabilirim. Bu fedakârlığımı da unutmamanızı istirham eylerim.)

Pireli peyniri perhizli pireler tepelerse pireli peynirler de pır pır pervaz ederler saygıdeğer Devletşah Hanım!
Bu yoğurdu sarımsaklasak da mı mayalasak, mayalasak da mı saklasak?

21.06.2006 - 13:30 Yazan: metin | MUTFAKTA CİNAYET | | 23 Yorumlar