jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Bilardo… re… mi… (mi?)

“İnsanlar arasında yaşamak, kendini rüzgarda uçan bir yaprak gibi hissetmek demektir. Bir an gelir, insan kendini herşeyden uzaklaştırmak, bütün o bilardo toplarının belirliliğinden kurtarmak ister.”

Öyle görünüyor ki, daha önce burada birkaç kez karşınıza çıkan Cesare Pavese’yi sık sık konuk edeceğim Jazzetta’ya.

…Diyorum demesine de, blogçuluğa devam edip etmemekte kararsızım doğrusu. Yazarın şu yukarıdaki sözü şimdilerde daha çok çekiyor beni.

26.03.2007 - 11:21 Yazan: metin | LAFORİZMA | | 34 Yorum

Sözüm söz, bir daha konuşmam!

O’Henry Abi, “Yakın ışıkları. Eve karanlıkta gitmek istemiyorum.” demiş. Ne zaman demiş? Ölürken, son söz olarak.

James Joyce Amca, “Kimse anlamıyor mu?” diye sormuş. Neyi acaba? Ölümü mü, öleceğini mi, ölmeyi mi, yoksa kendisinin ölmekte olduğunu mu?

Katherine Mansfield Teyze ölürken yağmur mu yağıyormuş ne? “Sanırım öleceğim. Yağmuru seviyorum, yüzüme değmesine bayılıyorum.” demiş çünkü.

William Saroyan Dayı yakınmış ölürken: “Herkes ölür, ama bana bir ayrıcalık tanınır sanıyordum. N’olacak şimdi?”

George Bernard Shaw Emmi hemşireye dönüp demiş ki: “Beni bir antika olarak saklamaya çalışıyorsun, ama işim bitti. Öleceğim.”

James Thurber Bey ismindeki tanımadığım bir çizer-yazar ise çelişik duygulara kapılmış ölürken: “Allah korusun… Allah kahretsin…”

Ve Thomas Wolfe Bey ise, müteveffa karısına seslenmiş bu taraftan: “Tamam, Mabel, geliyorum.”

Sevgili okurcuklarım, özüme gelir isek, bendeniz bi türlü kararlaştıramadım yıllardır ölürken ne yumurtlayacağımı. İkide birde değiştiriyom o son sözü. Adı üzerinde “son söz”, şakaya gelmez. Yanlış bi laf edersin, adın çıkar dokuza, inmez sekize. Gerçi ne farkeder, sen zaten yoksun, ruhun bilem duymaz ama olsun, yine de yakışık almaz yani. Şöyle delikanlıya yakışır, ağır, oturaklı bi lakırdıya ihtiyaç vardır.

Aslında şunu da düşünmemiş değilim: Son söz, mezartaşına yazılması gereken sözdür. Öylelikle havaya karışmaz, uçup gitmez, akılda kalır, başına kakarsın ziyaretçilerinin durmadan.

Amaaaan, onca söze bir söz daha eklemenin ne lüzumu var! Nasılsa kelimeler uçar; geriye kalan, söylenmemiş sözlerdir sadece. Yaşamana bak, yaşadığın sürece birbirini ardına cevher üret dur. Uydurup uydurup ipe dizdiğin her tümce, aleyhine delil olarak kullanılacaktır nasılsa. Niye durup dururken bir koz daha veresin karşındakilerin eline?!

15.08.2006 - 10:49 Yazan: metin | LAFORİZMA | | 26 Yorum

Endoplazmik rediculum üzerine laforizmalar bütünü gibi abuk bir başlık

Ne zamandır laforizmik manevralar yapmıyorduk sevgili okurcuklarım! Hadi şu mübarek cumanın ertesi, döneminin toplumunu acımasızca topa tutan, Göttingen’de matematik ve doğal bilimler hocalığı yapmış olan Georg Christoph Lichtenberg Bey’e (öleli iki asır kadar olmuş) kulak verelim. Yalnız toplara fazla yaklaşmayalım, yoksa sağır olmamız işten değil.

***

Bir aynadır kitap: Maymun bakarsa yüzüne, yansıttığı, elbet bir havari olmaz.

Perspektif, körlerin görmesini sağlamaz.

Omuzlarının üzerine katolik bir kelle yerleştiremeyeceklerini anladıklarında, hiç değilse, protestan olan kellesini kestiler.

İngiltere’de, VIII. Henry döneminde, protestanlar dinsel inançlarından dolayı yakılırdı. Katolikler mi? Onlar, asılırdı!

Bahçeye açılan penceresine bir hedef koyan kimse, emin olsun: Ateş edilecektir!

Bugün, güneşe, benden önce doğması için izin verdim.

İnsanoğlunun, evrendeki en saygın varlık olduğu kanısına, bu hususta başka hiçbir yaratığın aksini belirtmediğine bakarak ulaşılabilir.

Doğrusu, İngiltere’ye Almanca yazmayı öğrenmek için gelmiş bulunuyorum.

Eski deliklerden yeni bakışlar…

Bulaşıcı bir sağlık…

Önce inanmak zorundayız. İnanırız sonra!

Öyle akıllıydı ki şu adam, hayattayken başka işe yaramadı.

İnanın hepten düşünceden yoksunluk kadar huzur veren birşey yok!

Ciddi bir suratla söylenen her lakırdıda sağduyu olduğuna inananlar vardır.

Dünyada kitaptan tuhafı yok: Kendisini anlamayanlarca basılır, ciltlenir, satılır, okunur, denetlenir; daha da iyisi, kendisini anlamayan biri tarafından yazılır.

Bu kitabın, diğer bütün iyi kitaplarınki gibi bir etkisi vardı: Bönleri daha bön, usluları daha uslu kılıyordu; binlerce kişi de, değişmeden, öylecene kalıyordu.

En gözüaçık hayvandır köpek, bütün gün uyuklar oysa.

Öylesine yağmur yağıyordu ki, bütün domuzlar pir ü pak oldu, insanlarsa çamur içinde kaldılar.

İlk insanlar üzerine çok şey yazıldı, birinin son iki insan üzerine yazması gerekecek bir gün.

Ne, siz de mi Cervantes gibi, kaçarken yenmek istiyorsunuz!

Niye şaşı olmaz hayvanlar? İşte insanın bir ayrıcalığı daha!

Soru: Kolay ne, zor ne? Yanıt: Böyle soru sorması kolay, bunu yanıtlaması zor.

İngiltere’de avukatın biri -dikkat Peri Hanım!- çift eşli olmakla suçlanan müvekkilini, üç eşli olduğunu ispat ederek kurtarmış.

Bütün erdemlere götürür düzen. Peki ona nasıl gidilir?

Ünlü ressam Gainsborough’a, kemanı dinlemek kadar görmek de keyif veriyordu.

Beşyüz yıldan beridir ülkenin hiçbir yanında kimsenin sevinçten ölmediği öne sürülüyor.

Bir kum taneciğini bir evden önce gören şu dikkatli düşünürlerden biriydi.

22.07.2006 - 16:21 Yazan: metin | LAFORİZMA | | 78 Yorum

C’est la vie!

“Hayat devam ediyor.”

Klişe. Ama güzel bir klişe. İşe yarar, fonksiyonel. Acımasız, gaddar.

Peki, öyle olsun bakalım. Hayat devam etsin.
Dost, bu gezegende yaşasın. Ben de bu gezegende yaşayayım. Bu gezegende dostun yaşadığını bilip gizli gizli sevineyim.

Sözüme, kaldığım yerden devam edeyim.
Hayat devam etsin.

Bugün sepetimde, hepsini aynı kişinin ürettiği laforizmalar var. Bininci yoruma doğru da yaklaşıyoruz –biliyorsunuz çam sakızı verecektim. Ama yine biliyorsunuz evdeki bilgisayarım halâ çökük vaziyette ve bininci yorumun sahibini –pazara denk gelirse- bilemeyebilirim. Bu yüzden, çam sakızı için bir de bu laforizmaları yüzümüze üfüren zat-ı muhteremin kim olduğunu bulmanız gerekmekte sevgili Bilmece Fatihi Bey ve diğer bilmecesever ahalim. Tabii guglamadan!

Hadi bakem! İki üç gündür keyfimiz yok diye, batan gemiden telaşla kaçan fareler gibi beni terk ettiniz, wordpress liginde ikinciliğe düşürdünüz. Tekrar tepeye çıkmak isterem.

————————————————-

Bir mezarın üstünde posta kutusu gördüm.

***
Gazete: Ne kadar büyük bir kağıt, yeryüzü; ne harfler, Gündüz; ne mürekkep, Gece! Herkes basıyor, herkes okuyor; kimse anlamıyor.

***
Başsız yürünebilir.

***
Tabut yapımında kullanılan çam, hep yeşil kalan bir ağaçtır.

01.07.2006 - 11:26 Yazan: metin | LAFORİZMA | | 16 Yorum

Eusebius ile Florestan, havadan sudan konuşurlar…

Eusebius: Günümüz insanının, sağlıklı ölmekten gayri bir amacı yok!
Florestan: Bu söz sana ait değil*, biliyorum. Olsun, sen söylemiş de olabilirdin. Malum; güneşin altında söylenmedik söz yoktur.
Eusebius: O halde söz bitti!
Florestan: O zaman biz de başka bir güneş buluruz, altında yeni şeyler söyleyeceğimiz.
Eusebius: Ya orada da söylenmedik söz kalmazsa, biz keşfedip göç edene kadar?
Florestan: Buluncaya kadar ararız yeni bir güneş…
Eusebius: Yeter ki sağlıklı ölelim!!!
Florestan: O, günümüz insanının derdi. Bizimki başka. Ölünce ölmemek bizim derdimiz. Bizi kelimelerimiz taşıyacak. Arayışımız taşıyacak. Israrımız, pes etmeyişimiz, yolumuz taşıyacak.
Eusebius: Ölünce ölmemek de neyin nesi? Ölünce ölmüşüzdür.
Florestan: O senin kötümserliğin. Ölmeden ölenlere sat sen onu.
Eusebius: Susalım! Bugün de böyle geçsin. Sıradan insanın, bugünün insanının sağlıklı ölmesine yardımcı olalım!
Florestan: İlk kez sana katılıyorum. Bazen susmak, en iyi konuşmaktır.

(*) Yarın yokum. Size haftasonu ödevi: Bu laforizma kimin? Bilmece Fatihi Bey, sözüm sizedir: Yemin edin bakayım, bir ayağınızı da kaldırmayın; guglamak yok, tamam mı?! Tüfeng öncesi döneme dönün. Kitaplarınızı bugün postaya verecem, unutuveririm bakarsınız sonra postanenin yolunu, ona göre!

24.06.2006 - 13:50 Yazan: metin | LAFORİZMA | | 30 Yorum

Promosyona geeel!

Gazeteler bi dönem çanak çömlek promosyonu yapıp iyice azıttılardı. Promosyon malzemesinin yanında bedava veriliyorlardı. Bizim Jazzetta zaten bedava, ama yine de okuyan yok. Öyleyse mesleki içgüdülerimi harekete geçirmenin zamanıdır. Evet hanımlar efendiler, aşağıda okuyacağınız atasözünün hangi dilden olduğunu bilene bir kitap, hem dilini hem de ne dendiğini bilene iki kitap birden armağan edilecektir. Yanında da bir aylık jazzetta aboneliği bedava! Hayden de bakalım, işte size günün promosyonal laforizması:

“Ven der putz şteht, ligt der sehel in drerd.” …………….. atasözü

14.06.2006 - 10:51 Yazan: metin | LAFORİZMA | | 32 Yorum

GÜNÜN (L)AFORİZMASI

Bundan kelli her güne bir aforizma ya da atasözü yahut özdeyiş -artık hankısı denk gelirse! Emme bedava değil, yorum isterem! Dünkü gün acemiliğimize denk geldiği içün veremediydik, elimiz değmişken bugün ikisini birden virelüm:

“Fe iza kane-l arif-u arifen hakikaten felem yetekayyed bi mutekad.” (Arif gerçek anlamda arif olduğu zaman herhangi birinin inancıyla bağlı değildir.) Muhiddin-i Arabi
“Başparmağımla mehtabı gösterdiğimde, aptallar başparmağıma bakar.” Tibet atasözü

10.06.2006 - 15:30 Yazan: metin | LAFORİZMA | | 7 Yorum