jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Bilim, bilimperestlere bırakılamayacak kadar ciddi iştir’i kanıtlayan adam

Dikkat edin: İdeolojiler, kavramlar, olgular, liderler, bütün bunları en gözükara benimser gözükenler, biraz kurcaladığınızda benimser ve savunur gözüktüklerine en uzak düşenler, onları en fazla istismar, hatta onlara bodoslamadan ihanet edenlerdir. “Bilim” kavramının namusunu da mesela, sahte-aydınlanmacı, güdük beyinli pozitivistlere emanet etmemek gerekir. Çoktandır Kazzetta köşemizi boş bırakmıştık, bu vesileyle bugün hoş bir haberle dolduralım dedik. Hani şu “salonda seven” ve de ülkücü mafya babasına nanik yaparaktan ergenekoncu sahte rütbeliyle ergenekonevine giren bağyan var ya, onun gazetesinde okudum. Link veremiyorum, çünkü o linkler kaybolup gidiyor. Mecburen tümünü almak zorunda kaldım. Obli Bey‘in ihtisas alanına girdiğini söylüyor bu konunun, içimdeki ses…

***
ÇATAL ÇUBUKLA ARIYOR, 1 SAATTE SU BULUYOR…

Dünyanın gözü bu adamda… Jeoloji Yüksek Mühendisi Ali Seydi Gültekin, ‘çatal çubuk yöntemi’yle su, maden ve petrol kaynaklarının yerini tespit ediyor. Üstelik bunu 1 saatte yapıyor. ‘Maden bulmak benim için nefes almak kadar kolay’ diyen Gültekin’e göre pahalı bilimsel yöntemlerin başarı şansı yüzde 50, çatal çubuğun ise 95…

Ali Seydi Gültekin, TÜBİTAK bursuyla İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği bölümünü bitirmiş, doktorasını vermiş, jeoloji yüksek mühendisi unvanı almış. www.sukuyusu.com adlı bir internet sitesinin de sahibi olan Gültekin, radyestezi yöntemiyle Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinde su, maden yatakları buluyor, deprem faylarını tespit ediyor. Radyestezi üzerine çalışmasına izin verilmediği için üniversiteden istifa eden Gültekin, yönteminin istatistiksel olarak yüzde 95 başarılı olduğunu ve bu nedenle bilimsel sayılması gerektiğini söylüyor.

Nasıl başladı, çatal çubukla su arama işi?

1990’da sahada su arıyorduk. Avcılar kampusundan Silivri’ye yürüyordum. Çatal çubukla gezen bir adam gördüm. “Amca burada ne yapıyorsun” dediğimde, “su buluyorum” dedi. Çok kızdım, “biz güneşin altında saatlerdir su arıyoruz, sen herhalde benimle dalga geçiyorsun” dedim. Amca, “beni Gaziantep’ten uçağa, sonra da Mercedes’e bindirip buraya getirdiler. Ben çatal çubukla su buluyorum” dedi. Merak ettim, üniversiteye döndüğümde hocama durumu anlatım: “Oğlum sen akıllı çocuksun, böyle şeyler söyleme, atarım okuldan” dedi. Sonra iş inada bindi. Kütüphanede ‘Amerika’da Su Nasıl Bulunur’ diye bir kitap buldum, üzerinde bir çatal çubuk resmi vardı. Onunla başladım. Yurtdışından kitaplar getirttim. Sonra Almanya’dan bir öğrencim, çatal çubuk getirdi. Fayların, kuyuların üstünde çalıştım onunla. 100’ün üzerinde sondaj yapılmış yerde ölçüm yaptım. Ölçtüğüm değerlerle sondaj değerlerini karşılaştırdım. Yerin altını okuyup söyleyen biri konumuna geldim. Üniversite hocalarıma, öğrencilerime anlattım durumu. Doktora tezimi bitirdikten sonra, radyestezi üzerine doçentlik tezimi vermek istedim.

Radyestezi ne demek?

Radyetezi, deneysel ve istatistiksel bir bilim dalı. Cisimlerin yaymış oldukları ışınların, duyarlı kimseler tarafından algılanış ve yorumlanma sanatı da diyebiliriz. Her cismin bir manyetik alanı var; insan vücudunun da. İkisi arasındaki karşılaşmayı, çatal çubukla ya da sarkaçla ölçüyorum.

Nereye dayanıyor kökeni?

Çin kitabelerinde, Çin imparatorunun elinde çatal çubuk resmi var. 6 bin yıldır süren bir gelenek, dünyada biliniyor. Rusya’da devlet üniversitesinde ders olarak okutuluyor. Dünyada cemiyetleri var; ‘Society of Dowsing’ diye internete girdiğiniz zaman binlerce sayfayla karşılaşıyorsunuz. Bunu kullanan, eğitimini veren çok insan var.

Ne işe yarıyor bu yöntem? Sadece su mu buluyorsunuz?

Su, maden, petrol, yerin altındaki fayların tespiti… Sağlıkta da kullanabiliyor, yediğiniz içtiğiniz her şeyi kontrol edebiliyorsunuz. Araziye gitmeden arazi fotoğrafı ve haritası üzerinden tespit yapabiliyorsunuz. Önce bütün bunlar bana çok saçma gelmişti. Aldığım bilimsel eğitim, ‘böyle bir şey olamaz’ dedirtiyordu. Ama sonuçlarını gördükçe, araştırmaya değer bir yöntem olduğu ortaya çıktı. Üstüne üstlük bizim bilimsel dediğimiz yöntemler, uzun süreli, pahalı ve sonucu yüzde 50’yi geçmeyecek yöntemler. Ama bu yöntemle başarı oranımız yüzde 95’lere çıktı. Bilimsellik dediğiniz zaman şunu söyleyebilirim: Herhangi bir deneyi laboratuar ortamında ve doğal ortamda ölçüp, sonuçlandırdığınızda olumlu sonuç yüzde 60-70’leri geçiyorsa o iş bilimseldir. Geriye onun kimyasını, formülünü bulmak kalır. Ben sonuçları yüzde 95 doğru buluyorum, bu benim için bilimsel. İspat edemiyorum ama jeolojik anlamını iyi biliyorum.

Nedir jeolojik anlamı?

Sarkacı ya da çatal çubuğu elime alıp, ölçüm yapmaya başladığımda, yeraltındaki fayı, suyu, madeni, derinliğini, miktarını, boyutlarını ölçüp söyleyebiliyorum. Dışarıdan bakınca şaşırtıcı geliyor. Çünkü bir petrol kuyusunun yerini tespit etmek 5 yıl; jeotermal sahada sondaj yeri bulmak 2 yıl; su etüdü yapmak 3 ay sürüyor. Bense en çok 1 saat içinde bilmediğim bir arazide noktayı tespit edebiliyorum.

Çalışma sistemi nasıl?

Ne arıyorsam, aradığım şeyin dalga boyuna denk gelen yerden çatal çubuğu tutuyorum. Arazide o dalga boyuyla karşılaştığında çatal çubuk belli bir titreşimle sinyal gönderiyor. Dijital bir radyoyu ayarlamaya benziyor. Ayarı yaptıktan sonra yürüyorum. O baskıyı hissettiğinizde ve tam üstüne geldiğinizde, çubuk bir hareket yapıyor. O hareketin jeolojik anlamını çözebildiğim için rakamlara döküp, tablo çizip teslim ediyorum işverene. Bazen ‘burada su yok bırakalım’ diyorlar ama ölçtüğüm metreye geldiğimizde bulacağımızı söylüyorum. En basit örnek olarak Knorr Fabrikası’yla çalışmamı gösterebilirim. Benden önce 7 sondaj yapılmış ama su bulamamışlar. 8. kuyu yeri için beni buldular, McDonald’s’tan referans alarak. 1 saatlik çalışmayla önceden çalışma yapılmış 7 kuyunun ortasında bir yer gösterdim ve ‘kuyu 400 metre kazılacak’ dedim. 396 metre granit kestik, su yok! Son 4 metreye giriyoruz ve 397’nci metrede su fışkırdı, onların ihtiyacı olanın 3 kat fazlası bulundu. Hemen teşekkür ve referans verdiler, çalışmamın bedelini ödediler.

Hiç petrol bulduğunuz oldu mu?

Trakya bölgesinde 11 kuyuda sondaj yapılıp sadece birinden petrol bulunan kuyunun başında ölçüm yaptım. Verimliliği 5 bin metrede bulmuştum. Oradaki mühendis ise derinliğin 4900 metre olduğunu ve petrol çıktığını söylemişti. Benim için yerin altında bir şeyi bulmak nefes almak kadar kolay. Bu meslekte 25 yılımı doldurdum, uluslararası geçerliliğe sahip bir doktoram var ve işi bilimsellikle beraber götürüyorum. Bilim dışında bir şeyi savunmuyorum. Çalışmalarımı jeofizik yöntemlerle destekliyorum. Benimki alternatif değil, yardımcı yöntem. Çatal çubukla, sarkaçla maden, su, arıyorsunuz, zemin etüdü yapıp deprem olacak yerleri tespit ediyorsanız, bu jeolojinin ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Sarkaç ve çatal çubuk yardımıyla bunları bulup miktarını, derinliğini hatta bileşimini tespit etmek mümkün. Zor olanı, bu kadar kolay olduğunu kabul etmek.

Doçent olacakken neden istifa ettiniz?

Çünkü bu konuda çalışmama izin verilmedi. TÜBİTAK’a başvurdum ama o jüride de bizim üniversiteden hocalar vardı. Ben de hocaların çalıştığı yerlere gittim, çekimler yaptım. Suyu buldum, bütün bu çalışmam televizyonda yayınlandı, bunun üzerine istifa ettim. Kütüphanelere koymak için bir çalışma yapmak istemiyorum. Çalışmanın sokaktaki insana yararı olmalı. İstanbul susuzluktan kırılırken, hiçbir şey yapamıyorsak, o kurumda görev almayı uygun bulmadım. Kariyerimi bırakıp halkın gözünde profesör olmayı daha uygun buldum.

Kendi şirketiniz var ve sadece su mu buluyorsunuz?

Ağırlıklı olarak su buluyoruz. Büyük sanayi kuruluşlarına, büyük yerleşim yerlerine ve çiftliklere projeler hazırlayıp su bulunamayan yerlerde su buluyoruz. Bunu da garantili yapıyoruz. Su bulamazsak para almıyoruz. Ayrıca sıcak su araştırmalarımız var. Sıcak sudan elektrik üretimi için çalışıyoruz.

Çatal çubukla arazide olmanızı anlıyorum da kristal kuvarsla harita üzerinde de çalışıyorsunuz. Bu biraz inanılmaz geliyor…

Kuvars kristalini sarkaç olarak kullanıyorum. Araziye çıkmadan önce harita ve fotoğraf üzerinde kristalle araştırıyorum. Faylar nerede, fayın içindeki su ve maden nerede saptayıp sonra araziye gidiyor, çatal çubukla tam noktayı tespit ediyoruz. Başarı oranımız da en az yüzde 95. Elektro-manyetik hatları kullanarak bunu yapıyoruz. Tabii işin biraz da ruhsal boyutu var. Ciddi görevlerde bulunmuş çok önemli insanlar buna tanık oldu. Bugün bakıyoruz nehirlerin üzerine hidroelektrik santraller yapılıyor. Yerin altında buhar halindeki sıcak suları çıkarıp, jeotermal enerjiden elektrik üretiliyor. Dünya ciddi ekonomik krizdeyken, yatırımlar durmuşken, Türkiye’nin enerji işine yalnızca 350 milyar dolarlık bir yatırımı var. Klasik yöntemlerle araştırmak daha maliyetli. Bir kuyu dolu çıkarken, bir kuyu boş çıkıyor. Radyestezi yöntemiyle işleri kısa sürede sonuçlandırıyoruz. Süre ne derseniz, bir jeotermal kuyunun araştırılıp sondajının yapılması 2 yıl sürerken, biz 1 günlük çalışmayla yerini tespit ediyoruz.

18 yıldır bu işi yapıyorsunuz çok zengin olmanız gerekmez mi?

Hayatta her şeyin bir başlangıcı, emekleme ve gelişme dönemi var. Şu ana kadar yaptıklarımı ispat etmek, insanları inandırmak, sorduğunuz her soruya bir örnekle karşılık vermekle geçirdim zamanı. Ama bu soruyu bana 6 ay sonra sorduğunuzda sizi limuzinle aldırıp, en lüks otelde ağırlayacağım. Çünkü işin sonuna geldik, holdinglerin bu işe ciddi paralar yatırdığı ve bir şeyleri ispat ettiğimiz dönemdeyiz. Dünyanın her yerinden bana talep var.

Özellİkle bilimsel yöntemlerle bulunamayan, gömülü fayları tespit edebiliyoruz. Önce harita üzerinden ana fayları tespit edip sonra araziye gidip gösterebiliriz. İstanbul Cerrahpaşa Hastanesi’nin yerleşim planını aldım, altındaki fayları tespit ettim. Sonra hastaneye gidip oradan sorumlu olan üç profesörün eline bu krokiyi verdim, “beni bu binaların yanına götürün” dedim. Gittiğimizde bu kez de çatal çubukla inceleme yaptım, bir fay binanın duvarından devam ediyor, öbür taraftan araziden çıkıyordu. Dönemin rektörü bunu duyup beni çağırdı ve ‘böyle bir çalışmayı bana sormadan, nasıl yaparsın, sana bu yetkiyi kim verdi’ dediğinde ‘bana bu diplomayı siz verdiniz, bunu anlatmak zorundayım’ dedim. Sonra Cerrahpaşa’da çok büyük güçlendirme yapıldı. Orada sözleşmeli bir görevim vardı, böyle bir çalışmayı yaptığım için o göreve son verildi.

Afrika’ya gidişiniz nasıl oldu?

Bir eğitim kurumuna sondaj konusunda yardım etmiştim. Sokak çocukları için bir proje hazırlıyorlardı. Sohbet esnasında hedefimi sordular: “Afrika’da su bulup, onlara sulu tarımı öğretmek” dedim. Onlar bunu bir uluslararası proje olarak düşünebileceklerini söylediler ve gidip gidemeyeceğimi sordular. 2005’te Zambiya’ya gittik. Okulların bahçesine sondaj yapmayı şart koştum. 10 okula su sondajı yaptık, hepsinde içme suyu bulduk. Şu anda 20 bin çocuk ve ailesi bu suyu kullanıyor.

Herhalde büyük ilgi gördünüz…

Orada adım ‘Waterman’di (su adam), büyük sevgi ve saygı gördüm. Suyu bulduğunuz anda onların gözlerinde bir ilahsınız. ‘Dönme’ dediler. ‘Ülkemde sizden kötü yerler var, oraya da hizmet etmem lazım’ dedim.

13.07.2008 - 09:58 - Yazan: metin | KAZZETTA | | 49 Yorumlar

49 Yorumlar »

  1. 18 yıldır bu işi yapıyorsunuz çok zengin olmanız gerekmez mi?

    Valla su odul var, gidip parayi alabilir dedigi isi yapiyorsa:

    http://www.randi.org/joom/challenge-info.html

    Roportaji yapan nicin bunu sormamis? Bilinmeyen bir sey degil ki o odul?

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 13.07.2008 - 16:39

  2. Ben bu zat-i muhteremin dediklerini sadece kendisi acisindan anlamli bulurum.

    Yani, evet, belki iddia ettigi sekilde suyu nerede ve ne derinlikte bulabiliyordur.

    Ama, bu haliyle bu bir zanaattir. Baska konularda ben de benzer orneklerini gormusumdur.

    Ama, ‘bilim’ olabilmesi icin, ne yaptigini, nasil yaptigini, neyi nicin kullandigini; dahasi, onun dediklerini harfiyyen uygulayan herhangi birisinin de ayni sonucu elde edebilmesini saglayacak sekilde bunlari dokumante etmesi sarttir.

    Aksi halde, Bulent beyin de isaret ettigi uzere, bu bir ‘paranormal’dir.

    ‘Aaaa, cok ilginc’ deyip gecistirilecek, ya da bizzat o adami bulup belli bir sorunu cozmesi icin yardim almak uzere tesebbuse gecilecek bir ornek..

    Paranormallerin kendileri bilimin ilerlemesine dogrudan katkida bulunmazlar.

    Onlari gozlemleyip yeteneklerinin sebep-sonuc kismini dokumante eden olursa o ayri tabii.

    [uzucu olan, murekkep yalamis birisi olmasina ragmen, bilime katki konusunda bir sey yapmak yerine, camiayi kotulemekten baska bir sey yapmiyor olusudur. bireysel zenginlik icin bunu yapmasi cok yanlis.]

    Yorum yazan: Obli Vious | 13.07.2008 - 17:37

  3. Durun bir de bunlarla ugrasan birinin hos bir linkini vereyim yine:

    http://www.ted.com/index.php/talks/michael_shermer_on_believing_strange_things.html

    [uzucu olan, murekkep yalamis birisi olmasina ragmen, bilime katki konusunda bir sey yapmak yerine, camiayi kotulemekten baska bir sey yapmiyor olusudur. bireysel zenginlik icin bunu yapmasi cok yanlis.]

    Niye oyle diyorsunuz? Dundurgec icadi gibi cok basarili bir is modelini takip ediyor belki? Haritanin uzerine kristal sallamak is goruyorsa, dondugecle nicin alay edildi ki bu arada? Diger taraftan ‘devlet bana para versin’ dememis, takdir etmek lazim.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 13.07.2008 - 17:46

  4. Neden kiskaniyorsunuz anlamiyorum?

    Neden bizim insanlarimiz bulus yapinca inanmakta zorluk cekiyorsunuz?

    Niye boyle asagilik komplekslerimiz var ki?

    Insallah patentini almistir. Bu cok onemli bir bulus, ozellikle de petrol fiyatlarinin bu kadar hizla arttigi bir donemde.

    Zaten adam diyor, dunyanin heryerinden talep varmis, ama biz degerlerimize sahip cikamiyoruz. Ayip!

    Yorum yazan: netamiye | 13.07.2008 - 23:21

  5. Bülent Bey ve Obli Bey,

    “Bilimsellik dediğiniz zaman şunu söyleyebilirim: Herhangi bir deneyi laboratuar ortamında ve doğal ortamda ölçüp, sonuçlandırdığınızda olumlu sonuç yüzde 60-70’leri geçiyorsa o iş bilimseldir. Geriye onun kimyasını, formülünü bulmak kalır.”

    Adamın bu dediğine ne diyorsunuz? Bence haksızlık yapıyorsunuz…

    Yorum yazan: metin | 14.07.2008 - 11:40

  6. Bence “18 yildir bu isi yapiyor” olmak ve daha bundan para kazanamamis olmak, ve uzerine bilimsel yontemleri de elestirmek gayet anlamli. 2001 sonunda baslayan madencilik furyasindan da bir is cikmadiysa - ki nerdeyse kedi-kopek bile altin vs aramaya cikti - bundan sonra zorlasabilir. Patent almak iyi fikir olabilir belki.

    Yorum yazan: Beste | 14.07.2008 - 14:41

  7. Metin bey,

    Bunun ‘haksizlik’ filanla alakasi yok. ‘O is bilimseldir’ diye gazeteye konusup gazete okuyucusunu gaza getirmekten baska yollar var bilimde. Tekrarlanabilir deney mesela.

    Soyle olabilir: On tane bardak alin, rastgele bir veya birkacina (veya hicbirine) su koyun. Yan yana dizin. Ustlerine koyu renk bir battaniye ortun. Resmini cekin. Bu adama gosterin, bulsun battaniyenin altindeki hangi tumsekte su var diye.

    Size verdigim linkte denen de genel icin asagi yukari budur ve bunu yapana buyuk para veriyorlar (tek odul de o degil). Proseduru belirleyip once bu insan dedigi isi yapabiliyor mu diye bakarsiniz. Sonra nasil yapiyor diye bakilir (kendisinin de dedigi gibi). Bu adamin iddiasi laboratuarda da bu isi yaptigi seklinde zaten. Hocasi ’seni okuldan atarim’ diyecegine, ‘yapabildigine beni nasil ikna etmeyi dusunuyorsun?’ demeliydi. (Obli beyin dedigi de baska bir sey degil).

    Atla deve bir sey demiyoruz. Bakin yorumlardan anladigimiza gore uzaktan psikiyatri teshisleri filan da yapilabiliyormus zaten, belki bu da oluyordur.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 14.07.2008 - 18:45

  8. http://www.popularmechanics.com/science/research/1281661.html

    Bulent Bey,

    Bunun ‘haksizlik’ filanla alakasi yok. ‘O is bilimseldir’ diye gazeteye konusup gazete okuyucusunu gaza getirmekten baska yollar var bilimde. Tekrarlanabilir deney mesela.

    Soyle olabilir: On tane bardak alin, rastgele bir veya birkacina (veya hicbirine) su koyun. Yan yana dizin. Ustlerine koyu renk bir battaniye ortun. Resmini cekin. Bu adama gosterin, bulsun battaniyenin altindeki hangi tumsekte su var diye.

    Iyi de adamlar yerin altinda “buyuk” su yada petrol kaynagi ariyorlar. Oyle birseyi laboratuarda nasil deneyecekler? Belki cok ufak nesneler uzerinde hareket etmiyodur o alet?

    Nasil yapacaklar o isi laboratuarda? “Laboratuara derinlikleri 50 ile 500 metre arasinda degisen 20 tane cukur actik. bunlarin besine limonata besine su ikisine ise petrol koyduk. Adami cagirdik. Adamin kutsal cubugu limonatalar uzerinde oyanamazken petrol uzerinde az, su uzerinde baya baya oynadi…….” seklinde mi?

    Bence adam actigi kuyularin cogunda su buluyorsa o adam basarilidir. Ha cubugu “kullanabilen” herkes ayni seyi basarabiliyorsa o da olayin bilimsel olduguna yeterli bir delildir. Sonucta kullanmasini bilmek gerekiyor bu Y harfinde bir kutsal cubuk da olsa. Ben (kendim de dahil olmak uzere) neyden ses cikaramayan, debriyajdan ayagini kaldirirken gaza adam gibi basamayan bir cok insan biliyorum. Halbuki yapilmasi gereken seyler son derece basit… Demek baska seyler de devreye giriyor ki “kaabiliyet” gibi birseyi laboratuar ortaminda nasil olcerler orasi kafami karistiriyor :p

    Yorum yazan: fatih demir | 15.07.2008 - 03:45

  9. Fatih bey,

    Oyle birseyi laboratuarda nasil deneyecekler? Belki cok ufak nesneler uzerinde hareket etmiyodur o alet?

    Size alinti yapayim yukaridan:

    Bilimsellik dediğiniz zaman şunu söyleyebilirim: Herhangi bir deneyi laboratuar ortamında ve doğal ortamda ölçüp, sonuçlandırdığınızda olumlu sonuç yüzde 60-70’leri geçiyorsa o iş bilimseldir. Geriye onun kimyasını, formülünü bulmak kalır. Ben sonuçları yüzde 95 doğru buluyorum, bu benim için bilimsel. İspat edemiyorum ama jeolojik anlamını iyi biliyorum.

    Ben bunu laboratuarda da baktik diye okuyorum. (Edilen laftaki gariplige girmeyecegim, suphesiz herkes epistemoloji ve istatistik uzmani burada Akyol ve avanesinden aldiklari tedrisat sayesinde. Benden iyi bilirler.) Kaldi ki, ’su buyuklukte bir su’ diyorsa ona gore de deney yapilir. Bakinin biraz ilgileniyorsaniz, bu alan ustunde calisilmamis bir alan degil. Ben bakmistim evvelce biraz, bir suru ilginc sey ve kiyamet kadar da sarlatanlik veya kendini kandirma var. O Randi odulu bosuna konmus degil. (Okudunuz mu deneni orada? Nasil deneyecegimizi siz soyleyin deniyor, ben sadece basit bir ornek verdim).

    Bence adam actigi kuyularin cogunda su buluyorsa o adam basarilidir.

    Iyi de bu ancak (Metin beyin yukarida yazdigi “Kanitlandi” lafina gondermeyle) ’subjektif deger teorisi’ denen seyin ‘kaniti’ olur. Besbelli ki buna para verenler, yani sizin ‘basari’ dediginiz seyi hakikaten paraya cevirmesini saglayanlar da var ve onlar da inaniyor.

    Ha cubugu “kullanabilen” herkes ayni seyi basarabiliyorsa o da olayin bilimsel olduguna yeterli bir delildir.

    Hangi sey? Mesela yuz (kabiliyetli) kisiyi toplayip taninmayan/bilinmeyen bir alana goturup ayni cubukla deneme yaptirip ayni yere mi isaret ediyorlar diye bakmak mi o ’sey’? O da olur herhalde, yalniz deney dizaynini iyi yapmak lazim.

    Halbuki yapilmasi gereken seyler son derece basit… Demek baska seyler de devreye giriyor ki “kaabiliyet” gibi birseyi laboratuar ortaminda nasil olcerler orasi kafami karistiriyor :p

    Niye olcemesinler? Anlattiginiz seyler zaten ‘kabiliyet’in olmadigini deneysel olarak gosteren seyler. Burada (Obli beyin de, roportaj yapilanin da isaret ettigi) iki farkli etap var:

    – Bu adam bunu yapabiliyor mu sorusu. Bunu diger bilim adamlarini tatmin edecek sekilde tespit etmek mumkun olmali.
    (Bu kabiliyet var mi yok mu sorusu, yani adamin eline neyleri veriyorsunuz ufluyor ses cikartiyor).

    – Bu adam bunu nasil yapiyor sorusu. O ayri soru. (Bu da “neyden nasil oluyor da ses cikartabiliyor bu adam” sorusu, bildigimiz fizikle aciklamasi varsa onun mesele yok, yoksa zaten meshur olunur.)

    Bunlar ‘bilim’ denen seyin icinde ve ‘bilim adami’ denen insanlarin yapacagi/yapmasi gereken seyler zaten. Nedir mesele anlamiyorum ki?

    Paranormal denen olaylardaki onemli bir zorluk saglam ve tekrarlanabilir sekilde gosterilip hakikaten olduklarinin ve izahlarinin gerektiginin ortaya konamamasi seklide ortaya cikiyor. Bizim “Hizir ugramasi” hikayelerinden dusunun, o suretteki Hz. Hizir’i bir daha ugratip da is hallettiremiyoruz ki devamini arastiralim? Bu duruma uyarlarsak, adam Hz. Hizir’i istedigim zaman cagirabiliyorum bundan da para kazanacagim seklinde bir iddiada bulunuyor zaten. Yani isin karakteri itibariyla deney yapmak, tekrarlamak, gostermek kabil.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 15.07.2008 - 04:45

  10. Alin size bir de arama:

    http://www.google.com/search?q=dowsing+investigation

    Youtube’da filan gibi yerlerde bir suru filmi de olmasi lazim bu tip seylerin.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 15.07.2008 - 04:57

  11. Bu tur ‘bilimsel’likler (!) bizde yeni degil..

    Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra Akşemseddin Hazretleri’nden, Eyüb Sultan (Ebu Eyyûb Halid el-Ensarî) Hazretleri’nin mezar yerinin bulunmasını rica etti. Ebu Eyyûb Hazretleri, Emevîler döneminde İstanbul kuşatmasına katılmış ve hastalanarak vefat edince, surlar dışındaki bugünkü yerine gömülmüştü. Ancak zamanla mezarın yeri kaybolmuştu. Akşemseddin, Padişah’ı keşfettiği mezar yerine götürdü. İki ağaç dalını alıp işaret ederek kabrin baş ve ayak hizasına dikti. “Yeri burasıdır!” diyerek oradan ayrıldılar.

    Ancak Fatih bir adam göndererek, dalları yirmişer adım güney tarafa çektirdi ve kendi mührünü de ilk işaret dallarının orta yerine gömdürdü.

    Sabah olunca, Fatih kabrin tekrar bulunmasını rica etti ve Akşemseddin’le aynı yere geldiler. Akşemseddin doğruca ilk işaret yerine gidip; “Dalların yeri değişmiş!” dedi. Sonra da: “Sultan Hazretlerinin mührünü çıkarıp teslim edin!” dedi. Kabrin başından biraz kazılınca “Bu Halid b. Zeyd’in kabridir.” manasında yazılı bir taş çıkacağını haber verdi. Orası kazıldı, aynen dediği gibi çıktı. Bunun üzerine Fatih: “Zamanımda Akşemseddin gibi bir zatın bulunmasından duyduğum sevinç, İstanbul’un fethinden dolayı duyduğum sevinçten az değildir.” diyerek Allah’a şükretti. Mezar üzerine bir türbe ve yanına cami yaptırdı.

    Sahabeden Günümüze Allah Dostları, 7/397-401; Akşemseddin, s.136.

    Yorum yazan: Obli Vious | 15.07.2008 - 09:34

  12. Heh Obli bey, bakin baska neler yapilabiliyormus:

    “Sağlıkta da kullanabiliyor, yediğiniz içtiğiniz her şeyi kontrol edebiliyorsunuz.”[1]

    Herhalde bu tip menkibelerin ekrandaki goruntusune dogru usulunce bir sey sallasak anlariz yemek/yutmak uzere oldugumuz sey dogru mudur diye.

    [1] Fatih bey bakin boyut problemi de yok bu turunde, yani laboratuar ortaminda denemek filan daha kolay. Bu adam bunlari dememis de olabilir bu arada, gazete yazisi bu alt tarafi. (Evet bu konularda ihtilaf cikmasina inanamadim ve metni yeniden okudum. O yemek icmek kismini unutmustum ben yoksa yukarida soylerdim, kusura bakmayin.)

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 15.07.2008 - 10:31

  13. Su 3 meslek dalinin ortak ozelliklerini yazmanizi isteyecegim:

    1) Jeoloji Muhendisligi
    2) Meteoroloji Muhendisligi
    3) Toplum Muhendisligi

    Yorum yazan: Obli Vious | 15.07.2008 - 12:01

  14. Bulent Bey,
    Yukarda verdigim linkte ve sizin verdiginiz google search linkinin ilk siradaki linkinde bunun manyetik birsey olabileceginden ve bu alanda calisan insanlarin sayisinin arttigindan bahsediyorlar. Bana bu olay sarlatanlik gibi gelmedi. Sonucta bu isi yapanlar bircok ulkede ve zamanda ayni metodu kullanmislar. Belki kisnin tasidigi elektrik ile de alakali olabilir, bilemiyorum. Ama uzun zamandir yapilan birseymis zaten. 1 milyonun pesinden niye kosmuyorlar onu onlara sorun. Benim derdim baska.

    Ruya tabiri yapan komsu teyzenin dediklerinin yarisi tutsa bu bile basaridir benim icin. Teyzeyi yada beni laboratuara koyup orda cikiyomu cikmiyomu diye test etmelerine yada benim etmeme gerek yok. Bir de linkin birinde guzel bir ornek vardi. Ari’larin ayrodinamik olarak ucmalarinin imkansiz oldugundan arilar haricinde herkesin haberinin olmasi sonucu degistirmiyor, arilar yine de ucuyor.

    Bu adam sarlatan midir degil midir bilemem… Elma armutu yemeden once meyvelerle sebzelerle aramda bir sicaklasma bir yakinlasma oluyormudur onu da bilemem. Belki oluyordur cunku secip yiyoruz belki o secmenin arkasinda da bu vardir :p

    Neyse ben sizin dediginizi anliyorum da adamin “Radyetezi, deneysel ve istatistiksel bir bilim dalı. Cisimlerin yaymış oldukları ışınların, duyarlı kimseler tarafından algılanış ve yorumlanma sanatı da diyebiliriz. Her cismin bir manyetik alanı var; insan vücudunun da. İkisi arasındaki karşılaşmayı, çatal çubukla ya da sarkaçla ölçüyorum.” cumlesindeki “duyarli” (benim ornegimde de kabiliyetli ayni manada, cunku hepimiz catal cubukla dagda bayirda dolasabiliriz de o cubugun yaydigi seyi farketmeyebiliriz yani) kelimesini farkli algiliyorum.
    Sese duyarli, kokuya duyarli adamalrin kimi muzisyen kimi kimyaci falan olur. Ne biliyim uyusturucu aramak icin her kopek degil ozel yetistirilmis kopekler kullanilir. Sonucta adam ugrasmis bu is icin. Bir gun uyanip kendini birsey ilan etmis gibi okumadim ben.

    Obli Bey,
    Uygun oldugu uzere meseleyi sulandirmis!siniz :p
    E su bulmaktan bahsettigimiz icin haliyle uygun olmus :)

    Neyse ben sorunuza cevap vermek istiyorum :
    1- Bu uc muhendislik de laboratuardan cok disarda calisirlar
    2- Bu muhendislere toplum hakettikleri degeri hicbir zaman vermemistir
    3- Bu uc muhendisligin de sadece isi bilenleri is bulur, is bilmeyenleri istihdam edilmez (diger muhendisliklerde boyle degildir genelde kotu iseniz kotu is bulursunuz)
    nasil dogru cevaplar var mi?

    Simdi ben de size bir soru sorayim o zaman musade ederseniz. Hem benimkisi coktan secmeli bir soru :

    Yerin altindaki suyu bir cubuk yardimi ile bulan adam ile kayip bir sahabenin mezarini bulan adam hangi acilardan birbirlerine benzerler?
    a) Ikisinin de aradigi sey yerin altindadir
    b) Ikisinin de aradigi seyin yerin altinda oldugundan suphesi yoktur
    c) Her iki kiside dogaustu gucleri oldugunu iddia etmemelerine ragmen “sarlatan” ilan edilmislerdir
    d) hepsi
    e) hicbiri

    Yorum yazan: Fatih Demir | 15.07.2008 - 18:03

  15. Fatih bey,

    Cok sukur ki, hocaniz ben degildim. Yoksa, sinifta cakardiniz.

    Cevap sudur: Hicbirisi muhendislik degildir.

    Cunku: Mufredatinda birkac muhendislik dersi okutulan her ‘disiplin’ muhendislik sayilmaz.

    Ozet: Falcilara birkac muhendislik dersi okutursak ‘Fal Muhendisligi’ diye bir sey peydahlamis olmuyoruz.

    Yorum yazan: Obli Vious | 15.07.2008 - 19:52

  16. Fatih bey,

    Butun secimliklerin gecerli olacagi sorulari iptal ediyorlar, biliyorsunuz.

    Fakat, ben sizin su fikraniza iliseyim istiyorum: “Her iki kiside dogaustu gucleri oldugunu iddia etmemelerine ragmen “sarlatan” ilan edilmislerdir”

    Simdi… sizin de bildiginiz uzere, kisinin sosyal mevkii ne denli yuksek ise, onun yalan dedigini acikca soylemek, sarlatan oldugunu iddia etmek o derece zordur.

    Sizi bin turlu seyle itham ederler –vatan hainligi, ya da kafir olmak bunlardan sadece bazilari olabilir.

    Yoksa, MS 718′lerde surlarin disinda dusp kalmis bir adamin cesedini, ondan 740 sene kadar sonra oracikta bulmak iddiasinda olan birisine ne denilebilecegini eminim siz de benden iyi bilirsiniz.

    Hele de, bulunan cesedin oraya gelmis bir orduya mensup birisine ait oldugunu, ve o savas sirasinda da oralarda sayisini bilmedigimiz adetlerde insanin dustugunu de dikkate alirsaniz, cesedin onca zaman curumemis olmasi yeterince bir mucize degilmis gibi, bir de cesedin kimligini uzaktan teshis edebilebilmek gercekten olaganustu bir yetenek; bir yaraticilik ister…

    Degil mi? :)

    Fakat, bunu nicin yadirgiyorum ki…

    Bir faninin –ustelik, daha yasarken– Allah katina cikabilecegini de soyleyenler ve buna inananlar yok mu?

    Yorum yazan: Obli Vious | 15.07.2008 - 20:05

  17. Obli Bey,
    Ama siz hep oyun bozanlik yapiyorsunuz. Kendiniz soru sorup benim sorulari sallamiyorsunuz. Lutfen oyunu kuralina gore oynayalim…

    Ayrica bunlar hangi derste ogretiliyor ki beni sinifta birakmayi dusundunuz hemen … Ama simdi bu da soru oldu buna da cevap vermezsiniz :p
    Baska turlu soyleyeyim muhendislik ve cesitlerinin ogretildigi seyin adini hatirlayamadim… Yardimci olabilir misiniz?

    Tum bu ahval ve serait altinda yine haddim olmayarak neyin muhendislik olup neyin muhendislik olmayacagina nasil karar verecegimi bana lutfedip ogretirseniz cok mutlu olacagimi da bilmenizi isterim…

    Saygilarimi sunar, selam ederim…

    Yorum yazan: fatih demir | 15.07.2008 - 20:09

  18. Fatih bey,

    Metin bey link vermegi engellemis galiba. en.wikipedia.org’da ‘Engineering’ maddesine bakarsaniz, yeterince aciklayici olabilecek bir tanim var.

    Asagiya aliyorum:

    Engineering is the discipline and profession of applying scientific knowledge and utilizing natural laws and physical resources in order to design and implement materials, structures, machines, devices, systems, and processes that realize a desired objective and meet specified criteria.

    The American Engineers’ Council for Professional Development (ECPD, the predecessor of ABET[1]) has defined engineering as follows:

    “[T]he creative application of scientific principles to design or develop structures, machines, apparatus, or manufacturing processes, or works utilizing them singly or in combination; or to construct or operate the same with full cognizance of their design; or to forecast their behavior under specific operating conditions; all as respects an intended function, economics of operation and safety to life and property.”

    Yorum yazan: Obli Vious | 15.07.2008 - 20:14

  19. Obli Bey,
    Butun bunlar hikayeyi nasil okudugunuza bakar… Benim baktigim yerden dogaustu hicbirsey gormedim. Aksemseddin belli ki arastirmayi seven bir insan, kitaplar okumus, dilden dile anlatilan hikayeleri dinlemis, belki haritasini bulmus ama bunu belki herkese izah etmemistir. Dallarin yeri degismis demek icin kahin olmaya da gerek yok herhalde. Bir problem padisahin muhru kaliyor ki onu da askerlerden biri kendisine gammazlamis olabilir.
    Peygamber meselesi ise ayridir tabi… O konuda “bilim” bazli konusmak sacma olur. Inanca dayali seyler kendi icerisinde tutarli olup olmamasi gibi testlerle sorgulanabilir. Disaridan yeni bir metod devsirerek degil…

    Yorum yazan: fatih demir | 15.07.2008 - 20:21

  20. Obli Bey,
    O tanima gore meteroloji ve jeoloji muhendislik gibi geldi bana…
    Yapilan makinelerden metodlara kadar…
    Tabi maden muhendisi ve petrol muhendisi gibi jeolojinin alt kollarini uzerine yada disina almak isterseniz o ayri…

    Yorum yazan: fatih demir | 15.07.2008 - 20:26

  21. Fatih bey,

    Butun bunlar hikayeyi nasil okudugunuza bakar…

    Gen(i)zden, boguk ve Davudi bir sesle :)

    Benim baktigim yerden dogaustu hicbirsey gormedim.

    Yukaridaki metni alintiladigim yerde biraz ellemis olsalar gerektir. Cunku, menkibenin orjinalinde Aksemseddin emmi, cesedin yerini ruyasinda ‘tespit’ etmistir. :)

    Fakat, malesef, ayni zat-i muhterem icin, kalelerin zayif noktalarini ruyasinda tespit etmek turunden bir gucu olduguna dair bir menkibe zamanimiza kadar ulasamamistir :P

    Aksemseddin belli ki arastirmayi seven bir insan, kitaplar okumus, dilden dile anlatilan hikayeleri dinlemis, belki haritasini bulmus ama bunu belki herkese izah etmemistir.

    Ya da, psikolojik harekatin ilk onderlerinden birisiydi de diyebilir miyiz? :P

    Dallarin yeri degismis demek icin kahin olmaya da gerek yok herhalde. Bir problem padisahin muhru kaliyor ki onu da askerlerden biri kendisine gammazlamis olabilir.

    Vay adi er vay.. Padisahi ispiyonlamak.. he mi? :)

    Peygamber meselesi ise ayridir tabi… O konuda “bilim” bazli konusmak sacma olur. Inanca dayali seyler kendi icerisinde tutarli olup olmamasi gibi testlerle sorgulanabilir. Disaridan yeni bir metod devsirerek degil…

    Benim peygamberden bahsettigimi dusunmussunuz demek ki :O

    Hadi, onu bir tarafa koylaim; baska bir konuya bakalim:

    Siz de katilir misiniz, bilemem, ama ‘bilim’ dedigimiz sey giderek geri gidiyor..

    Oyle ya, bundan 1300+ sene onceleri, bir ceninin ana rahmine dustugu lahzayi –hic bir itiraza mahal vermeyecek sekilde– ‘tespit’ edebiliyorlardi.

    Bugun bunu yapamiyoruz.

    Yapabilsek, belki biz de o lahzanin gerceklestigi geceye ‘regaip’ gecesi derdik..

    Degil mi?

    :)

    Yorum yazan: Obli Vious | 15.07.2008 - 20:33

  22. Fatih bey,

    O tanima gore meteroloji ve jeoloji muhendislik gibi geldi bana…

    Meteoroloji ya da Jeoloji alaninda ne gibi tasarimlari, bunlarin uygulamalari oluyor sizce?

    Not: Bir sahada kullanilmak uzere aletler kullanmak, ya da aletler tasarlamak o sahanin ‘muhendis’i olmak anlamina gelmiyor.

    Yorum yazan: Obli Vious | 15.07.2008 - 20:36

  23. Obli Bey,
    Hehehhe “orijinalini degistirmisler” de iyi bir “u turn” idi :)
    Yukarda alintiladiginiz hikayeyi ya daha mistik seylerle doldurun yada o hikaye uzerinden hareket edin lutfen… “Yok benim okudugum hikayede ruyasinda goruyodu, agzindan atesler cikariyordu” diye ekleme benim soyledigim seyleri mantiksiz hale getirmek icin kullanilan dis argumanlar oluyor ki ben bunlarin farkinda olmadigim icin sizi bunlari getirdiginiz icin bir defa daha protesto ediyorum :p

    Obur meselede ise olayin bilim ile alakasi olmadigini soyledigim halde bilimsel olarak geri gittigimizi soyluyorsunuz :)
    Yahu bilimsel olarak tespit edilmis birsey degil ki o! Kaldi ki sonucta bazi Muslumanlar tarafindan uygulanan bir sey, tamamaini da kapsamiyor uygulama.
    Bir de isminin regaip konulmasinin sandiginiz yada ima ettiginiz uzre “dogum” ile falan alakasi yoktur, uc aylarla alakalidir :)

    Yorum yazan: fatih demir | 15.07.2008 - 20:48

  24. Obli Bey,
    Meteoroloji muhendisleri “yagmur bombasi” gibi seyler buluyorlar, jeoloji muhendisleri fay hatlarini kucuk parcalar halinde kirmaya calisiyorlar… bunlar muhendislik olmalari icin yeterli degil mi? (Yapilan aletler, ongoruler, neyin nasil anlasilacagi gibi seylerde hemfikiriz sanirsam)

    Yorum yazan: fatih demir | 15.07.2008 - 20:50

  25. Fatih bey,

    Hehehhe “orijinalini degistirmisler” de iyi bir “u turn” idi :)

    Yok yaw. Benim alintiladigim yerdeki benim yaygin bilindigini dusundugumden farkli sadece (birisi cikar da duzeltir diye de bekledim aslinda).

    Yoksa, ‘orjinali’ ne demek olabilir ki?

    Anonim bir menkibe iste.. Musevilerin ‘genc yigitleri’ gibi..

    Talihsizligi, Aksemseddin’den sonra o derece yaygin bir kutsal kitabin gelmeyisi; yoksa, (tipki Ahsab-i Kehf gibi) Aksemseddin de o metinlerde yer alirdi eminim..

    Yukarda alintiladiginiz hikayeyi ya daha mistik seylerle doldurun yada o hikaye uzerinden hareket edin lutfen… “Yok benim okudugum hikayede ruyasinda goruyodu, agzindan atesler cikariyordu” diye ekleme benim soyledigim seyleri mantiksiz hale getirmek icin kullanilan dis argumanlar oluyor ki ben bunlarin farkinda olmadigim icin sizi bunlari getirdiginiz icin bir defa daha protesto ediyorum :p

    Ne farkeder?
    Aksemseddin’in okudugunu tahmin ettiginizi soylediginiz kitaplar filan eger gercek olsaydi, kendisi cikip ‘Evreka!’ demek zorunda kalmaz, o mubarek (eski kitaplarin bu bahislere deginenleri hep ‘mubarek’tir de) kitaplara atifta bulunurdu herhalde.. Yedi Iklim Sultani da, sirf Aksemseddin’i odullendirmekle kalmaz, bir de ilgili kitabi altin kaplatir ahfada delil diye birakirdi mutlaka..

    Obur meselede ise olayin bilim ile alakasi olmadigini soyledigim halde bilimsel olarak geri gittigimizi soyluyorsunuz :)

    Tamam, bilim degil; kabul.
    Peki de nedir? Rontgencilik desem o da uymuyor?
    Rahme dusen cenini duyacak kadar geliskin kulaklar mi varmisti (!) acaba? :P

    Yahu bilimsel olarak tespit edilmis birsey degil ki o! Kaldi ki sonucta bazi Muslumanlar tarafindan uygulanan bir sey, tamamaini da kapsamiyor uygulama.

    Tamamini hicbirsey kapsamiyor. Ben sadece, bu civardakilere bakiyorum. Endenozya’da kimin ne yaptigina sira gelemedi bir turlu :)

    Bir de isminin regaip konulmasinin sandiginiz yada ima ettiginiz uzre “dogum” ile falan alakasi yoktur, uc aylarla alakalidir :)

    Hay Allah.. Ben de, kelimenin Ingilizce kokeni oldugunu, ‘re-gaip’ yani ‘yeniden gaiplere karismak’ filan gibi bir sey oldugunu sanmistim.. Tuh; yanilmisim :)

    Meteoroloji muhendisleri “yagmur bombasi” gibi seyler buluyorlar, jeoloji muhendisleri fay hatlarini kucuk parcalar halinde kirmaya calisiyorlar… bunlar muhendislik olmalari icin yeterli degil mi?

    Tabii ki degil.

    ‘Yagmur bombasi’nin meteoroloji ile alakasi yok ki.. Kimyacilarin isi bu. Geriye kalani da havacilarin isi –ucak lazim oldugu icin.

    ‘Fay hatlarini kirmak’.. Bunun muhendislik ile ne alakasi oldugunu goremedim. Proverbial kazma sallamak, yani proverbial amelelik ne zamandan beri muhendislik sayilir oldu?

    Hani, biraksam :) , derenin yatagini kazma-kurek ile degistirmenin de muhendislik (Hidroloji filan) oldugunu soyleyeceksiniz :P

    Yorum yazan: Obli Vious | 15.07.2008 - 22:09

  26. Obli Bey,

    Tabii ki degil.

    ‘Yagmur bombasi’nin meteoroloji ile alakasi yok ki.. Kimyacilarin isi bu. Geriye kalani da havacilarin isi –ucak lazim oldugu icin.

    ‘Fay hatlarini kirmak’.. Bunun muhendislik ile ne alakasi oldugunu goremedim. Proverbial kazma sallamak, yani proverbial amelelik ne zamandan beri muhendislik sayilir oldu?

    Hani, biraksam :) , derenin yatagini kazma-kurek ile degistirmenin de muhendislik (Hidroloji filan) oldugunu soyleyeceksiniz :P

    Ucagin yakiti benzini cikaran petrol muhendislerini dag bayir dolastiran koylu memet aganin essegini yagmur bombasinin atilabilmesinde bir numarali etken ilan etmemenizin de beni cok sasirttigini belirtmek isterim :p

    Sizin bu mantikla gidersek hemen hersey makin muhendislerinin yada kimya muhendislerinin isi. Baska muhendislik kalmaz ki!

    Ama cok sukur ki ona karar verme yetkisi size verilmemis :)
    Yoksa okullarin muhendislik fakulteleri kapanacak bircok fancy isimli unvani olan prof issiz kalacakti :p

    Yorum yazan: fatih demir | 15.07.2008 - 22:41

  27. Petrol muhendisliginin ‘petrol’ ile ilgisi ne kadardir? Rafine tasarimi mi yaparlar, petrolun kalitesini yukseltecek prosesler mi gelistirirler?

    Neyse.

    Bu konuda ben de sucluyum tabii ki. Calisanlara ’satis muhendisi’, ‘pazarlama muhendisi’ filan gibi unvanlar verdigimiz coktur…

    Daha fazla para ya da daha sunturlu makam/mevki veremiyoruz, bari ‘titr’in fiyakali olsun diyerek :)

    Erkeklerin cogu da bunu yeterli goruyorlar: Kiz istemekte faydasi oluyormus :P

    Kizlarin neden istedigini anlamis degilim ama :)

    Bu arada, Perihan abamiz hosunuza gidecek bir yazi yazmis.. belki okumak istersiniz (ve konuyu beraber dagitimis oluruz) :)

    http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&ArticleID=888475&Yazar=PER%DDHAN%20MA%D0DEN&Date=15.07.2008&CategoryID=96

    Yorum yazan: Obli Vious | 15.07.2008 - 22:48

  28. Obli bey,

    Erkeklerin cogu da bunu yeterli goruyorlar: Kiz istemekte faydasi oluyormus :P

    Bizim kulturde simdi oyle gozukuyor. Her zaman oyle miydi bilmiyorum (devlete kapilanmis olmak daha iyi olabilir mesela). Ingilizce konusulan yerlerde ‘engineer’ olmak oyle iyi bir sey degil/degilmis, ustanin okul gormusu (veya gormemisi) orta sinifin alt tarafi filan. Treni kullanana da ‘engineer’ denir mesela. Avukatlik filan daha bir ‘ust’ is galiba. Ben oyle ciddi zengin cocugu muhendislik talebesi gormedim orada. Teknik islere bulasmayanlar aptal akillari ermiyor da ondan filan diye konusulur teknik adamlar arasinda ama o zugurt tesellisi — aptal filan degil herifler.

    Neyse ilginc linklerim bitti gibi, eskilerden bir tane vereyim muhendislik degil de bilim adamligi konusunda. Bir de alinti:

    Summers was deservedly castigated, but not for the right reasons. He claimed to be giving a comprehensive list of reasons why there weren’t more women reaching the top jobs in the sciences. Yet Summers, an economist, left one out: Adjusted for IQ, quantitative skills, and working hours, jobs in science are the lowest paid in the United States.(vurgu benden)

    Bu arada baska komiklik: isminin icinde ’science’ geciyorsa o dal ’science’ degildir de denir. ‘Political science’ mesela, tabii ‘computer science’ da oyle.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 15.07.2008 - 23:15

  29. Obli bey,

    O Magden yazisini okudum. Bunlari benim ozel manyetik alanima ve dalgalarima filan bagliyorum o sucularin izah ettigi sekilde. Memlekete gelmeden evvel gidince bizim bayragi gorecegim ara sira, uzaktan soyle guzel bir ezan okunacak ben calisirken filan diye dusunup seviniyordum. “Ara sira” “uzaktan” “guzel” (hatta makul boyda ve ses siddetinde) kismi pek olmadi. Benim dalgalarin dandikligine verin. Dersimi aldim, bir daha memleket degistirirken ‘yasasin para gorecegim’ filan diyecegim.

    Diger taraftan o kadinin dedigi kulliyen yalan. Amerikan matbuatinda son derece guvenilir kaynaklardan verilen habere gore yalan. Bakin nasilmis Turkiye’de meydanlar, sokaklar, halka acik yerler:

    The result is a complete banishment of religion from the public square, including a ban on religious symbols such as headscarves.

    Bu tur propagandistler bir ara moda olan ‘kamusal alan’ lakirdisini oranin (ABD) Hristiyan yobaz takiminin terminolojisi/sikayeti ile birletirip ‘public square’ yapiyorlar. Sonra nette ‘kizlarinizini zorla orospu yapiyorsunuz’ filan gibi laflar eden ‘mutedeyyin’ Pakistanli filana ‘kardesim yok oyle degil, polis meydanlarda basini orteni kovalamiyor, aha bak ezan da okundu demin’ diye anlat dur tabii.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 15.07.2008 - 23:38

  30. Obli Bey,
    Benim kendi sikayet etmisligim vardir bizim mahallenin imamini. adam anirir gibi sesi de sona kadar acarak okuyordu. Diyaneti aradik sikayet ettik. Onlarda degisik bir muezzin mi yolladilar ne oldu duzelttilerdi.
    Perihan hanim sanirsam “korukleme” derdinde 
    Millet kalkip “way dinsiz sey ezandan ne istiyorsun bre zindik” falan dese (ki diyecekler cikacaktir) bizim piyasanin “dindar-liberal” lerine bozuk calinacak…
    Gecen Bulac’in da yazdigi “samimiyet” testi yapilacak…
    Samimiyetmetrelerden puanlar aktarilacak falan…

    Bulent beyin de belirttigi gibi Amerikada (beyaz, zengin ve akilli)Amerikalilar daha cok political science, hukuk ve benzeri islere meylederler. O islerde para kazanmak ve yonetmek esas oldugu icin okullarida digerlerinden pahalidir. Law school’larda okuyabilmek de para ister. E hal oyle olunca system kendi elamanini kendi icinden cikarmakta basarili oluyor…

    Gecen burda Amerikali bir arkadasla konusuyordum. Diplomatliktan acildi mesele. Amerikada (da aynen Turkiyede oldugu gibi) diplomatlarin maaslarinin dusuklugunden bahsetti. Para kazanmak icin meslegi sececek gariban aile cocuklari boylelikle elimine edilmis oluyor. (Turkiyede meslekte on yilini doldurmus bir diplomatin maasi yaklasik 1600ytl)
    E tabi amerikada ayrica elci atamak baskanin elinde oldugu icin orasi da ayrica korunuyor…Eh secret society ‘e falan ne gerek var disisleri varken :P

    Dusunuyorum da iyi bir meslek secmisim kendime :)

    Yorum yazan: fatih demir | 16.07.2008 - 00:14

  31. Bulent bey,

    Bizde, bildiginiz uzere, adina bilim dedigimiz seyler askerlik vesilesi ile el ustunde tutulur oldu. Bunlarin basinda da tabii ki muhendislik gibi, uygulamali murekkep yalamislik daha ustun tutuldu.

    O gun bugundur de, bu goreceli ustunluk devam ediyor.

    Buna, azicik daha yuksek IQ sahiplerinin bu dallari sectigini ne kadar etkisi oldugunu bilmiyorum; ama, beseri ilimlerle ugrasanlarin genel seviyelerinin icler acisi denilebilecek hallerini gorunce, diger dallara o kadar da acimiyorum.

    Tamam, muhendisler sayesinde aya gitmedik; ama, kanun yapamayan hukukcularimiz, bir davada sebep-sonuc iliskisini kurmaktan aciz avukatlarimiz, muzik yaparken harmoniyi sadece Allah vergisi ne ise o kadarla elde edecegini sanan muzisyenlerimiz, sanat deyince isin teknolojik arka planinin kara cahili olan sanatcilarimizi gordukce acima hislerim daha da bir koreliyorlar..

    Neyse..

    Buyrun size komik bir haber:

    http://www.haber7.com/haber/20080715/Hasemali-turistler-havuzdan-cikarildi.php

    Komik buldugum yani su: Bu zat-i zenneler inanclari geregi (oldugunu iddia ederek) ciscibildak erkek ve dahi kadinlarin arasina hasema ile cikmak istemisler.. Iyi de, bunca namahreme bakmak gunah degil midur?

    Yorum yazan: Obli Vious | 16.07.2008 - 00:41

  32. Bulent bey,

    Yazi fevkalade guzeldi. Tesekkur ederim.

    Iyi ki, Operastions Research konusunda PhD yapmamisim; epten ac kalacaktim beyaw :)

    Yorum yazan: Obli Vious | 16.07.2008 - 00:43

  33. Fatih bey,

    Lafin arasina bir oxymoron katmasaydiniz olmaz miydi? :)

    Dindar-liberal diyebilecegimiz bir mahluk var midir?

    Bence mumkun degil..

    “Okirisen Farisi, gitti dinin yarisi” misali :P

    Ben de bir ara (bir delegasyonla gittigim) Ingiltere’de Ingiliz Disislerinden birkac meslek memuru ile sohbet etmistim. Ben, old-boy network’un hala daha Hariciye’de oldugunu saniyordum.. Megerse yillar once, onlar, The Bank’e tasinmislarmis..

    Cocuklara acidim sanki.. En yogun bosanma Hariciye’de yasaniyormus filan..

    Yorum yazan: Obli Vious | 16.07.2008 - 00:47

  34. Fatih bey,

    Perihan hanim sanirsam “korukleme” derdinde 
    Millet kalkip “way dinsiz sey ezandan ne istiyorsun bre zindik” falan dese (ki diyecekler cikacaktir) bizim piyasanin “dindar-liberal” lerine bozuk calinacak…
    Gecen Bulac’in da yazdigi “samimiyet” testi yapilacak…
    Samimiyetmetrelerden puanlar aktarilacak falan…

    Biz buralardan sIkIlip gidinceye kadar Metin beyin burada bize reklamini yaptigi (ve benim ses ettigim) su listedeki insanlardan kac tanesinin ismini yuzumuzu (Metin bey dahil) burusturmadan soyler halde kalacagiz sizce? Bence Belge’nin kurtulmasi bile zor olabilir (kendisi iyi cevresi kotu!).

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 16.07.2008 - 00:51

  35. Obli Bey,

    Siz bana Turkiye’nin oximoron olmayan bir yanini gosterin ben de o kelime obegini aradan cekip cikarayim :p
    Hariciyecilerin The Bank’e tasinmadigindan emin miyiz? Ama simdi tekrar dusununce hariciyecilere ozel sirketlerin office-boy’luk islemlerini yaptirdiklarina cok sahit olmus biri olarak dediginiz bana baya makul geldi.

    Bosanma oranlarini bilmiyorum da bu yabanci ile evlilik iznini alir almaz solugu kahpe bizansin yigit guzellerinde almislar diye duymuslugum vardir. Belki ondandir :p

    Yorum yazan: Fatih Demir | 16.07.2008 - 01:04

  36. Bulent Bey,
    Boyle olur bizim oralarin halleri. Arada guzel laf ederseniz tum gecmisinizi siler tertemeiz birsekilde size yepyeni bir kose verirler…
    Ne diyordu sizin verdiginiz linkte islamci iken kendini muhafazakar-demokrat yapan mi? Iskencecisini affeden mi? Basortusu hakkinda aciklama yapana kadar ajan olanlar mi? Cumaya gittigi ogrenildigi an “cuzzamli birini ise almis endisesi ile biz onu boyle bilmiyorduk” diyenler mi?

    Vesselam liste Metin beyin listesi meselesi degil bence. Bizim oralrda bu belki bizim daha genis hosgoru kulturunden gelmemizden kaynaklaniyor. Bayramda barisma meselesi gibi. 3 gunden fazla kus kalmamali anlayisi gibi…

    Ama bizimkilerinki en azindan ortadaki birkac firdoner haricinde yapmacik degil. O yuzden bize bu eglenceyi yasatan tum aydin ve aydinimsilarimiza tesekkur etmemiz gerekir. Oyle bir hazirliyorlar ki bizi hayata yurtdisi cok hafif kaliyor :)

    (Obli bey ile beraber sizlere birlikte sorayim. Ben demin ne yaptim nasil yaptim bilemiyorum ama bu mozilla’da her ne halt ettiysem yorum yazma kutucugundaki font ve size degisti. View’den falan baktim ama ordaki ayarlar sayfa ayarlari ve normal… Nasil ederim de tekrar eski font ve buyukluge donerim? Yazdigini gorememek bir cile)

    Yorum yazan: Fatih Demir | 16.07.2008 - 01:29

  37. Fatih bey,

    Vesselam liste Metin beyin listesi meselesi degil bence. Bizim oralrda bu belki bizim daha genis hosgoru kulturunden gelmemizden kaynaklaniyor. Bayramda barisma meselesi gibi. 3 gunden fazla kus kalmamali anlayisi gibi…

    Kusmemek baska, goklere cikartmak baska. Benzer sekilde “bu firildak su sira bizim tarafa donuyor” “bu laf cambazi soytari bugun hosuma giden taraftan tutmus” “eh iste bu ite bulasirsan boyle olur, eglendik sayesinde” filan demek baskadir, zupper namuslu, fauuvvvkalade ahlakli, terrrtemiz vicdanli filan demek baskadir.

    Ama bizimkilerinki en azindan ortadaki birkac firdoner haricinde yapmacik degil. O yuzden bize bu eglenceyi yasatan tum aydin ve aydinimsilarimiza tesekkur etmemiz gerekir.

    Bunun hangisi daha iyi bilemiyorum ben. Akilli dusman/aptal dost hikayesi gibi bu biraz. Ozellikle politikaci icin ‘insallah firildakligindan ve propaganda getirisi var diye diyordur bunu’ filan diye dusunup kendimi avutuyorum bazen.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 16.07.2008 - 01:46

  38. Bu arada Firefox isini cozemedim bir iki deneme yapmama ragmen (ama ben Linuz kullaniyorum, windowsdaki nasil oluyor bilmiyorum).

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 16.07.2008 - 01:47

  39. Fatih bey,

    Ben, Ingiliz Hariciyecilerinden bahsediyordum; bizimkilerden degil. Bizim monserzadelerden pek tanidgim yoktur.

    Not: Yanlislikla ‘Ctrl’ ve ‘-’ tuslarina basmadiysaniz, o zaman

    Tools | Options menusuyle ‘Centent’ tab’ina gidip, minimum font-size filan ayarlarina bakin bir.

    Yorum yazan: Obli Vious | 16.07.2008 - 01:53

  40. O da olmadiysa, adres cubuguna “about:config” (no quotes) yazip, cikan pencerenin ust tarafindaki cubuga “font” yazin.

    Anlamsiz derecede kucuk font size varsa, yerinde manuel olarak degistirebilirsiniz.

    Yorum yazan: Obli Vious | 16.07.2008 - 02:17

  41. Obli bey,

    Komik buldugum yani su: Bu zat-i zenneler inanclari geregi (oldugunu iddia ederek) ciscibildak erkek ve dahi kadinlarin arasina hasema ile cikmak istemisler.. Iyi de, bunca namahreme bakmak gunah degil midur?

    Bize ne? Bu islerde manasiz yere tatsizlik cikiyor, asil cekisme ve konusmanin olmasi gereken yerlere varmamiz gecikiyor bence. Denize/havuza ne kilikla girilecegi problemi sekuler zeminde hallolabilecek bir sey herhalde. Ne bileyim sIkI kuralli bir nudist kampa gidip de ille de giyinik olacagim dememis bu insanlar. Bir saglik problemi yaratiyorsa yaratmayan turden bir materyal bulunup is halledilebilir herhalde? Zaten anlasmislar halletmisler. Ha diger musteriler o kilikta insan gormek istemiyorlarsa o da nasil ciplak insan gormek istemeyenler ona gore otellere gidiyorsa o sekilde hallolabilir (mi?).

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 16.07.2008 - 02:27

  42. (Ne zamandir kurayim diye dusunuyordum 3.0′i yukledim tum dertlerden kurtuldum… Ilginiz icin yine tesekkur ederim ama Obli bey dediginiz sey ise yaramadi onu da soyleyeyim :) Ama dediginiz gibi ctrl tusu ile alakali birsey ettim yada bir arkadas icin arabic font kurmaya calisiyordum o sirada birseyleri elledim…neyse…)

    Bulent Bey,

    Bunun hangisi daha iyi bilemiyorum ben. Akilli dusman/aptal dost hikayesi gibi bu biraz. Ozellikle politikaci icin ‘insallah firildakligindan ve propaganda getirisi var diye diyordur bunu’ filan diye dusunup kendimi avutuyorum bazen.

    Tabi zeka meselesi de var olayin isinde de samimi dusman/firildak dost zaviyesinden baktim ben olaya…

    Plaj meselesinde de herkesin okuyabilecegi, anlayabilecegi kurallari bastan koyup yayinlasalar millet ona gore hareket etse sorun hallolur herhalde. Ama onu da yapmaya korkuyor isyeri sahipleri cunku arada bir de olsa gelen basortulu/hasemali/tamamen ciplak/ustsuz “diger musterilerden sikayet gelmedikce” “para” demek… Ayrica “ahan bu gavurlar basortulu istemiyormus” gibi seyler soyleyerek oralardan uzaklasanlar olacaktir.
    Halbuki ticarette en onemli sey ortada kalmaktir. Bunu bilmeyen sirketler de ya batarlar yada klube donusurler zaten. Gecen kim diyordu “ben sakalliya mal satmam” diyebilir mi bir sirket diye?

    Ama tum bunlardan ayri olarak hasemasiz dahi girebilecekleri sadece bayanlara ait oteller var iken neden oraya gelirler o da ayri bir mesele…

    Yorum yazan: Fatih Demir | 16.07.2008 - 02:48

  43. Bulent bey,

    Bize ne?

    Ilginc bir soru..

    Bir dahaki sefere, aklimda olsun, ‘Allahin evi’ denen yerlere bir Allahin kulu girecekken ustunu basini ortmesini isteyenlere, ya da elinde raki sisesiyle girmesine hos bakmayanalara ben de ayni soruyu sorayim..

    Bu islerde manasiz yere tatsizlik cikiyor, asil cekisme ve konusmanin olmasi gereken yerlere varmamiz gecikiyor bence.

    Siz, bir aralar, Kerincsiz’in faydali bir gorev yaptigini, sistemin limitlerinin belirlenmesine katkida bulundugunu soylemistiniz –yanlis hatirlamiyorsam. Bu tur vakalar da onlardan birisi bence.

    Yazili olmayan kurallarin limitlerinin belirlenmesi, yeniden belirlenmesi, gerekebiliyor demek ki..

    Denize/havuza ne kilikla girilecegi problemi sekuler zeminde hallolabilecek bir sey herhalde.

    Kimin kimden ve ne gerekceyle sikayet ettigi konusu kendi icinde ironik.. Bunun cozumunun sekuler zemin olabileceginde mutabik olmak icin bile, once bu ironiyi gormemiz gerekiyor bazan.

    Ne bileyim sIkI kuralli bir nudist kampa gidip de ille de giyinik olacagim dememis bu insanlar.

    Hayir, onu dememisler; ama, yaygin kabul gormus kurallari da yok saymislar..

    Ayni yere, hasemayi bir yana birakalaim, ne takim elbise, ya da dopiyes ile; ne de cirilciplak girilir.. Bunlarin hangisi ile girilse haber olur.

    Burada, haber oluslarinin gerekcesi ‘inanclari geregi’ oldugunu iddia ederek (aslinda belki de kilolu olduklarindadir) baska bir suru yari-ciplak insanin arasina –applicable kurallari gozardi ederek– girmek isteyisleridir.

    Ilginc bir ‘kamusal alan’ meselesi..

    Bir saglik problemi yaratiyorsa yaratmayan turden bir materyal bulunup is halledilebilir herhalde?

    ‘Saglik problemi’ bence biraz uyduruk. Ona gerek yok.

    Zaten anlasmislar halletmisler.

    Heh he..

    Evet, halletmisler. Thank you greenbacks :)

    Ha diger musteriler o kilikta insan gormek istemiyorlarsa o da nasil ciplak insan gormek istemeyenler ona gore otellere gidiyorsa o sekilde hallolabilir (mi?).

    Aslinda bu tur oteller de var. Ama, galiba yeterince luks degiller.

    Yorum yazan: Obli Vious | 16.07.2008 - 02:52

  44. Fatih bey,

    Plaj meselesinde de herkesin okuyabilecegi, anlayabilecegi kurallari bastan koyup yayinlasalar millet ona gore hareket etse sorun hallolur herhalde.

    Bence olmaz. Daha da karisabilir isler.

    Hala daha –onca (guya) tarif edilmisligine ragmen– dinen ‘basortusu’nun tam olarak nasil bir sey olduguna karar verememis oldugumuzu dikkate alirsak, hsavuz/plaj kiyafetlerini hic tariflememek daha iyi.

    Yorum yazan: Obli Vious | 16.07.2008 - 02:55

  45. Obli Bey,

    Hala daha –onca (guya) tarif edilmisligine ragmen– dinen ‘basortusu’nun tam olarak nasil bir sey olduguna karar verememis oldugumuzu dikkate alirsak, hsavuz/plaj kiyafetlerini hic tariflememek daha iyi.

    Yok yok o konuda hicbir sekilde bir problem yok. 1,5 milyar insan, 1300 yillik tarihte problem olmamis sey iki CHP’li “basortusu yok” dedi diye problem olmamistir. Medyanin bir kesimi oyle o iki kisinin sesini yukseltti diye bunu tartisan da yok.
    Kendileri calip kendileri oynuyorlar.

    Bakin hep donup dlasip ayni yere geliyoruz. Mesele hicbir zaman turban/basortusu/carsaf problemi degildi ve olmamisti. Cok basit birsekilde bunu ispatlayabilirim.
    Turkiyede okula her ne olursa olsun basi kapali girmek yasaktir, turbanlilara ozel bir yasak degildir yani. Boneli, eger farkedebilirlerse peruklu, tulbentli, basortulu… hickimseyi almiyorlar… E bonenin bilinen bir “politik” anlami olmadigini kabul ettiginizde bu yasagi koyanlarin dahi “sekli her ne olursa olsun basi ortmenin muslumanligin bir geregi” oldugunu bildigini gorursunuz.
    Onlar bile biliyorken buna problem dememek gerek… Tarifi onlar da biliyor, 1300 yildir yazilan her kitapta var, 1,5 milyarlik islam dunyasinca malum.

    Yorum yazan: Fatih Demir | 16.07.2008 - 03:11

  46. Fatih bey,

    Yok yok o konuda hicbir sekilde bir problem yok. 1,5 milyar insan, 1300 yillik tarihte problem olmamis sey

    Hayret.. ben de, Diyanet’in ve dahi namutenahi tarikatlerin bu konuda (nereden nerye ve ne kadar kapanmasi) karar verememis oldugunu saniyordum.

    Megerse, yine mutad supheli imis the culprit: CHP.

    Good to know nothing much changes around here..

    “sekli her ne olursa olsun basi ortmenin muslumanligin bir geregi”

    ve Hiristiyanligin (Katoliklik, Ermenilik ve Rum Ortodoksluk) ve dahi Museviligin…

    Geriye kim kaldi bu gelenegi devralan?

    Yok yok.. Budistler degil..

    Yorum yazan: Obli Vious | 16.07.2008 - 03:37

  47. Epey olmus bu yazi yayinlanali ama bilimsellik lafi gecip bunun uzerine bir miktar yorum gorunce yazmadam edemedim. Bilimsel metod, epistemoloji ve bilim adamlarinin bilim tanimi soyle birsey:
    - Ele aldiginiz konuyu aciklayan bir teoriniz olmali
    - Bu teori bu konuda suana kadar gozlenmis seyelri aciklamakla kalmamali, ayni zamanda ongorude bulunmali
    - Teorinizin bulundugu ongoruler deneyle yanlislanabilir olmali (yani deney yapip sonucunun ongorulen sekilde mi degil mi oldugu gosterilebilmeli)
    Deneylerin tekrarlanabilirligi, tekrarlanamadigi noktada ise istatistiksel olgular devreye giriyor.
    Ve elbette buradaki su arama meselesinde asil eksik olan, aciklayici bir teori (elektromanyetik alan gevelemesi degil, elektromanyetik teori yuzyillardir bilinen bir teori ve madem bu su isi oyle aciklanabiliyor, o zaman formule edilebilmis olmasi gerek) ve ongoruleri. Ongoruden kasit surada su var degil; “bu is boyle calisiyorsa su kosullar saglandiginda soyle bir davranis gozlenir” turunden birsey.

    Yorum yazan: tavsan | 20.07.2008 - 17:42

  48. Yazının başlığındaki “kanıtlayan” sözcüğünü, “bize hatırlatan” şeklinde değiştireyim.

    Yorum yazan: metin | 21.07.2008 - 12:33

  49. Bütün yorumları okuyamadım henüz. Okuduğumda bana yönelik söylenenlere toptan cevap veririm sanıyorum. Şimdilik yukarıdaki düzeltmeyi yapmamın yeterli olduğunu düşünüyorum.

    Yorum yazan: metin | 21.07.2008 - 15:12

Yorum yapın