jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Ankara Ankara ittihatçı Ankara, seni görmek ister her bahtı kara

Adına ister “Ankaralılaşma” deyin, ister “İttihatçılaşma“, AKP AKP olmaktan çıkıyor. Zaten baştan beri neydi, o da tartışılır. AKP kendisine oy veren heterojen kitleyi derin güçlere bir pula satmaktan imtina etmiyor. Son zamanlarda tahminim değişti; inanmaya başladım ki AKP kapatılmayacak, buna gerek kalmayacak. Çünkü AKP’ye kendi kendini kapattırıyorlar. Rehin alarak. Kendilerine benzeterek. Çünkü AKP çoktan kapandı da haberimiz yok. Şöyle diyelim: Darbe süreci yeni bir aşamaya girdi. Cemil Ertem‘in Taraf’ta dün ve bugün yayımlanan iki yazısı dikkat çekici (internet siteleri çalışmadığından link veremiyorum). 27 Nisan’da başlayan darbe sürecinin 14 Mart ve 1 Mayıs’ta olgunlaştığını ve ülkemizin 12 Mart’tan kalma unutulmaz deyişle “ara rejim”e girdiğini vurgulayan Ertem, bu savını 3 Mayıs’ta Maliye Bakanının beş yıllık orta vadeli mali çerçeveyi açıkladığı, sıradan bir ekonomik program açıklama toplantısı gibi gözüken toplantısında aslında çok önemli bir “makas değişikliği”ni gündeme getirdiğinden hareketle destekliyor. Bakanın artık faiz dışı fazlayı değil bütçe açığını önemsemesinin, eskisi gibi borçlanmayacağız diyerek AB ve IMF’yi artık takmaması ve muslukları açacağız diyerek bütçenin şaşması anlamına geldiğini söylüyor. “Kapatma davasına karşı direnmekten vazgeçerek uydur kaydır bir savunma veren, türban meselesini bile unutmaya hazır olan, 30 Nisan’da açık bir darbe olsaydı 1 Mayıs’ta neler olacak idiyse bunu 1 Mayıs’ta aynen yapan” AKP, Ertem’e göre şunu demeye getiriyor: “Darbe falan böyle şeylere gerek yok, biz gereğini yapıyoruz bakın!” Cemil Çiçek‘lerin borusu bunun için daha gür ötüyor. Darbecilerin AB-demokrasi-türban-Kürt alerjisini azdırmama, egemen kesimler arasındaki kaynak aktarımının şimdilik durması, bürokratik-militer statükoya elleşmeme gibi hükümet tasarrufları, aslında “derin AKP”nin marifetleri değil midir? Derin AKP, yani Çiçekgiller ailesi. “Bütün bunlar için çetelere ne gerek var; zaten onlar deşifre oldu, bırakın bunları meşru hükümet yapsın.” 

Çiçekgiller, ipleri ekonomide de ele alıyor. Merkez Bankası piç gibi ortada bırakılıyor. Bu koşullarda azacak olan enflasyonla populizm atbaşı gidecek. Vs vs.

Sonuç: Kötü yıllar. 

Sonrası: Bilinmiyor.

Bindik Çiçekgillerin alametine, gidiyoruz kıyamete vesselam.

06.05.2008 - 15:30 - Yazan: metin | BUDUR! | | 15 Yorum

15 Yorum »

  1. Iyi de, ekonomide yapilanlar zaten 2007 Nisanindan evvel de yoldan cikmaya baslamisti. Bunu ben demiyorum, AKP-aleyhtari filan olmayan Ekonomiturk’culer de diyorlar zaman zaman. Dis ekonomik konjonktur de biraz degisti ve daha da degiseceginin alametleri var zaten. Evvelki durumda rakamlarda gozuken iyilesmeyi dunyada olanlardan bagimsiz olarak ‘biz yaptik’ diye anlatmalarini da o kadar ciddiye almamak lazim. Kismen dogru ovunmeleri, o da ellerindeki programi uyugularken oldukca disiplinli davranmalari baglaminda. (Bunu kucumsemeyin, o da olamiyordu eskiden.)

    Benzer sekilde gecen sene 1 Mayis’ta ayni seyler oldu. Yani bu sene yapilmis degil bu isler. Burada da, Suat beyin orada da tepindim ben o zaman. Neyse, bunlara ragmen nicin simdi yeni birsey olmus gibi yapiliyor anlamis degilim.

    Iki tane ana veri kullanilmis, ikisi de ‘yeni’ degil. Dolayisiyla sizin de dediginiz gibi ‘yeni’ birsey olmus da degil. Ortada gozuken fenaliklar evvelce olan seylerin biraz degisigi iken bunlari gorunmez bir kotuluk odagina atifla anlatmak, ‘bu iyi adamdi ama sonra icine seytan kacti boyle oldu’ demek gibi biraz. Cok mu zordur ‘bu adamlarin capi ve kapasitesi bu kadar’ demek?

    Evvelce sisirilmeselerdi simdi metamorfoz aciklamalarina da gerek kalmayacakti. RTE dun de boyledi, agzindan cikan laflar da boyleydi, uslubu da. Diger oyuncular icin de bu soz konusu. Ekonomi konusunda ‘moratoryum’ konusan, gidip Malezya’dan akil almaya kalkan insanlardi bunlar zaten. Sopa hususunda da sopayi ele gecirmek isteyen adam kendisini sopaya karsi cikan adam gibi gostermeye kalkti da inandirici oldu sanki. Burada degisen sadece basinin (itibar edilen basinin) isi yansitma sekli. Bunun sebebi nedir tam anlamis degilim. Kapatma davasi midir acaba?

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 06.05.2008 - 16:03

  2. Idealizmin mukemmeliyetci cenahindaki saflari sevmeyen olsün..

    Yani, Mubeccel, seni kastederek soyluyorum bunlari.. seni sevmeyen olsün.. olmezse de sürüm sürüm sürünsün..

    Kiz, ben sana dememis miydim, aklini basina devsir..

    O hayta Washington’a gidecek yerde New York’a gitmemis miydi? Duvar Caddesine vardiginda da aniden ‘ben degistim’ dememis miydi?..

    A benim idealizmin mukemmeliyetci cenahinin ode gelen saf kizim, neye dayanarak sen onu o zaman inandirici bulmustun?.. Adamin soyledigi siirler desen, eh ben de yazdim elimden geldigi kadariyla –istesen okurdum da.. Sesim de en az onun kadar guzel sayilir –dinleyenler o kanaatte olmasalar da.. Neyine yetmiyordu sana el kadar dosek.. ve Nazim’in boru gibi sesiyle bagira bagira cagirdigi ‘Memet! Memet!’..

    Sen sandin ki, bu fiyakali esas oglan doner sana bakar.. Yok be gulum, hayat oyle islemiyor.. O gitti oralarda binlerce ayibi ortecek kadar zenginlik dirhemi olanlarla kiristirdi bunca zaman.. Sadece zengin degildi senin fiyakalinin kiristirdigi sermaye.. ustelik kursel taraflari da vardi.. insanin aklini basindan alan.. Senin neyin vardi, Mubeccel? Onlarin kuresellerine karsilik, senin ancak yagda pismis iki yumurtan.. celimsiz romancilligin..

    Gonul ferman dinlemiyor, biliyorum. Ama, zaman da gonul dinlemiyor.. akip akip (AKiP AKiP) gidiyor..

    Simdi devir degisti.. 11 Eylul dedigimiz korkunc ucaklar kazasi ve dahi tedhis dalgasi artik komik degil. Ciddi ciddi (Cidde Cidde) etkili olmaga basladi..

    Seninkinin meftun oldugu kuresel sermayeler captan duseyazdi.. Para artik onlarda degil –var olanin da hukmu kalmiyor..

    Seninki senden akilli, Mubeccel.. Wallaxi de oyle, billaxi de oyle..

    Saftorik ve zugurt kizlarla da, captan dusmus kuresellerle de dusup kalkmayacak kadar akilli..

    Ondaki bu yeni degisikligi neden yadirgiyorsun anlamamiyorum..

    Para simdi baska yerlerde..

    Enerji de gida da oralarda artik..

    Ustelik, simdilerde senden cok daha kipir kipir ve cok daha fazla enerji sahibi olanlar cikti piyasaya..

    Sen karin bile doyuramiyorsun, Mubeccel.

    Papucunun dama atilmasini anlayisla karsila artik.

    Uzulme lutfen.

    Bak beni de uzuyorsun..

    Yorum yazan: Obli Vious | 06.05.2008 - 16:37

  3. Obli Vious Bey (ne kadar zor geliyor böyle, bir bilseniz!),

    AKP’ye “mecburi demokrat” diyen kimdi peki? “Zoraki demokrat”lıkla idare ettiğini söyleyen kimdi? “Girdi” eğer yükselen taşra burjuvazisinin partisi olmaya soyunmak idiyse, “çıktı”nın da küresel sermayeye göz kırparak ekonomik planda liberal takılmak olacağını öngören kimdi? AKP’nin iç (ve dış) konjonktürel dalgalanmalara paralel olarak bir demokratımsılığa yönelip bir ittihatçılığa el vereceğini tahmin eden kimdi? Bu ülkenin azgın milliyetçi siyasal kültürünün batağında açmış bir “gül”ü kopartmak yerine onun açmasını ve güzel kokmasını sağlamaya çalışmayı tercih etmek mi saflıktı yoksa AKP’yi kurtlara yem etmek mi?

    Küresel boyutta olup bitenleri görmüyor değiliz. Bunun içerdeki yansımalarını, bozulan ve kurulan ilişkileri de. Ama her halükârda düşünce dünyamızın odağında yeralan mesele, Türkiye’nin demokratikleşebilmesi meselesidir. Bu uğurda AKP bile bir “değer”dir -olabildiği kadar ve ölçüde. Ne kadar olabildiğini de görmek gerekiyordu, gördük.

    Yorum yazan: metin | 06.05.2008 - 17:13

  4. Bülent Bey,

    Hoşgeldiniz tekrar. Sevindim gelmenize.

    Efenim ben yepyeni birşey gibi algılamıyorum zaten. Zart diye şu noktadan bu noktaya atlanmış gibi de görmüyorum. AKP zaten bir iç koalisyondu benim görebildiğim baştan beri. Çiçekgiller şu anda direksiyonun başına geçti o kadar.

    “Cok mu zordur ‘bu adamlarin capi ve kapasitesi bu kadar’ demek?”

    Hayır, hiç de zor değil ve ben hep demişimdir.

    Darbenin yeni aşaması vatana millete hayırlı uğurlu olsun. Demokrasi kimbilir kaçıncı kez başka bahara…

    Yorum yazan: metin | 06.05.2008 - 17:23

  5. Metin bey,

    Obli Vious Bey (ne kadar zor geliyor böyle, bir bilseniz!),

    Tabii zor gelir.. Bana da zor geliyor; boyle hem ismim hem de soyadinla birlikte hitap edilmek :)

    AKP’ye “mecburi demokrat” diyen kimdi peki? “Zoraki demokrat”lıkla idare ettiğini söyleyen kimdi?

    Azizim, derde merdim.. derdoldum her dem erdim.. dogustan kadersizim.. anamdan derd emerdim..

    yaw.. allahaskina.. bana –yonetime talip olmuslar/olacaklar arasindan– gercekten demokrat olabilcek bir tek insan gosterebilir misiniz? Iddia ediyorum yoktur.

    Herkes, dolayisi ile, zoraki demokrattir. Yani, takiyye yapilir.

    Bu takiyyenin devamini da checks and balances saglar. Checks and balances yok ise, kimseyi itham etmek bence ahlaki degil –cunku, kimse oraya gitmege sittin sene demokrat olmak icin ugrasmiyor. Herkesin (en az) bir ajandasi var, ve onu da seve seve ya da siyga siyga uygulamak istiyor.

    “Girdi” eğer yükselen taşra burjuvazisinin partisi olmaya soyunmak idiyse, “çıktı”nın da küresel sermayeye göz kırparak ekonomik planda liberal takılmak olacağını öngören kimdi?

    Eeee.. kuresel sermaye (af buyurunuz) dedigimiz taifenin soft power isimli iktidarsizligiyla bu isin olamayacagini bilmemenin affedilir tarafi var miydi?

    AKP’nin iç (ve dış) konjonktürel dalgalanmalara paralel olarak bir demokratımsılığa yönelip bir ittihatçılığa el vereceğini tahmin eden kimdi?

    Walla kim olabilir?

    Ama, hem dinci taifeye, hem solcu taifeye mavi boncuk dagitilirken bunun yurumeyecegini de bilmek gerekmiyor muydu –ayni, ikisinden birinin (Nasreddin Hoca’nin –zamanin imbiginden gecmis– tabiri ile) hiyar yiyecegi belli degil miydi? Belli degil miydi, buralarda birseylerin samimi olmadigi?

    Ve dahi, bunca samimi olmayisa bel baglar gibi yaptiginiza gore, belli degil miydi hatta sizlerin de samimi olmadiginiz?

    Bu ülkenin azgın milliyetçi siyasal kültürünün batağında açmış bir “gül”ü kopartmak yerine onun açmasını ve güzel kokmasını sağlamaya çalışmayı tercih etmek mi saflıktı yoksa AKP’yi kurtlara yem etmek mi?

    “Gul”, benim anladigim kadariyla, ellere aitti. Bulbul, yani RTE, daha yeni anladi durumu..

    Küresel boyutta olup bitenleri görmüyor değiliz. Bunun içerdeki yansımalarını, bozulan ve kurulan ilişkileri de. Ama her halükârda düşünce dünyamızın odağında yeralan mesele, Türkiye’nin demokratikleşebilmesi meselesidir. Bu uğurda AKP bile bir “değer”dir -olabildiği kadar ve ölçüde. Ne kadar olabildiğini de görmek gerekiyordu, gördük.

    Hayir efendim. Demokrasi onemlidir, ama refahtan daha onemli degildir. Ya da soyle diyeyim, kafi miktarda demokrasi, fakat alabildigince refah.. Benim onceliklerim bu istikamettedir.

    Ama, siz bunu daha once de biliyordunuz; degil mi? :)

    Yorum yazan: Obli Vious | 06.05.2008 - 17:45

  6. Obli Vious Bey,

    “bana –yonetime talip olmuslar/olacaklar arasindan– gercekten demokrat olabilcek bir tek insan gosterebilir misiniz? Iddia ediyorum yoktur.”

    Bence de öyledir. Yoktur. Ama ben bu önermenizde bir mantık hatası görüyorum. Görüyorum da, hangi hata, işte onu kestiremiyorum. “Yönetim” kavramını mutlak bir olgunun göstereni olarak kullanıyorsunuz. Kimilerinin “devlet”i de öyle gördüğü gibi.

    “Herkesin (en az) bir ajandasi var”

    Evet ama herkesin ajandasında “yöneten-yönetilen-yönetim” kavram üçlüsü yazılı olmayabiliyor.

    “bunca samimi olmayisa bel baglar gibi yaptiginiza gore, belli degil miydi hatta sizlerin de samimi olmadiginiz?”

    “Bel bağlamak” değildi. Abdurrahman Çelebi meselesiydi sadece.

    Ve nanananaaaaan!:

    “Demokrasi onemlidir, ama refahtan daha onemli degildir. Ya da soyle diyeyim, kafi miktarda demokrasi, fakat alabildigince refah.. Benim onceliklerim bu istikamettedir.”

    Elbette farkındaydım önceliğinizin -daha doğrusu demokrasi “sonralığınız”ın! Çünkü bütün söyleminizin temeli bu önermeye dayalı[ydı].

    “Ama, siz bunu daha once de biliyordunuz; degil mi? :)”

    Her zaman olduğu gibi!

    Yorum yazan: metin | 07.05.2008 - 16:13

  7. geçen sene bir mayısta aynı fotoğraf vardı. bu sene beteri var., realite dedikleri bu. neden var diye sormuyor? var çünkü ne yok diye de sormuyorum.
    o da aşikar.

    başka bir yorum bilmiyorum.

    ha seneye olacak mı ? özeleştirinin netliğine bağlı bence.

    Yorum yazan: knz | 12.05.2008 - 00:33

  8. Demokrasi onemlidir, ama refahtan daha onemli degildir. Ya da soyle diyeyim, kafi miktarda demokrasi, fakat alabildigince refah.. Benim onceliklerim bu istikamettedir.”

    Elbette farkındaydım önceliğinizin -daha doğrusu demokrasi “sonralığınız”ın! Çünkü bütün söyleminizin temeli bu önermeye dayalı[ydı].

    Hic bir seyin satilik olmadigini iddia edecek kadar saf degilim; ama, refahin belli bir seviyeden daha asagi oldugu yer/durumlarda, adina ‘oy’/'rey’ dedigimiz seyin fiyati ihmal edilebilir seviyelere inebiliyor –yani, makro makro olceklerde toptan satinalinabilir oluyor.

    Bu realitenin varligini yoksaymaktan gecen ‘moral superiority’ imalarini ciddiye alamiyorsam, kabahat hala daha benim midir?

    geçen sene bir mayısta aynı fotoğraf vardı. bu sene beteri var., realite dedikleri bu. neden var diye sormuyor?

    Dayak atmak bazan cok farkli sonuclar verebilir.. Dayak atarak dayak yemek de mumkundur..

    Yani, mesela, siz cikip (size emir verildi diye, ya da keyfiniz oyle cekti diye) mahallenin mazlumunu esek sudan gelinceye kadar dovebilirsiniz.. bu sizin elinizdedir.

    Ama, ardindan butun mahalleli bu ‘zalimlik’inizden dolayi size cephe alir…

    Daha once var olan karizmaniz cizilmis, mahalleli ile aranizda olan sicak iliskiler kopmus olur.

    Dayak atmis, fakat cok daha beter dayak yemis olursunuz.

    Soru su: Kim dayak atarak dayak yedi?

    Ve, nicin? (yani, neden bu gerekti?)

    Yorum yazan: Obli Vious | 12.05.2008 - 09:31

  9. Obli bey,

    Hic bir seyin satilik olmadigini iddia edecek kadar saf degilim; ama, refahin belli bir seviyeden daha asagi oldugu yer/durumlarda, adina ‘oy’/’rey’ dedigimiz seyin fiyati ihmal edilebilir seviyelere inebiliyor –yani, makro makro olceklerde toptan satinalinabilir oluyor.

    Bundan kacis yok, makro makro olceklerde insanlarin onune getirilip ‘ya bu ya su oteki’ denenler de giriyor bu paradan etkilenmenin icine. Oy veren mureffeh olsa bile bu boyle, kendisinin etkilenmesine ihtiyac yok, seyrettigi macta sahaya cikanlari secenler beceriyor ayni isi. Komplo seklinde olmasi da gerekmez bunun, sistemik carpiklik kamplodan farksiz netice verebilir. Buna cozum yok bende, ama dediginiz gibi surece kudsiyet atfetmek yerine bunlarin oldugunu acikca soylemek en azindan durustlugun geregi ki durustlugun muhafaza edilmesi bilemedigimiz cozumlerin ayni zamanda bulunamaz hale gelmemesi icin elzem.

    Bu realitenin varligini yoksaymaktan gecen ‘moral superiority’ imalarini ciddiye alamiyorsam, kabahat hala daha benim midir?

    Degildir.

    Bu arada surada bir ruh cagirma seansimiz var, merak ediyoruz ama istedigimzi ruh hangi isime gozukecek diye. Sizin tahmininiz nedir?

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 13.05.2008 - 21:15

  10. “Bu arada surada bir ruh cagirma seansimiz var, merak ediyoruz ama istedigimzi ruh hangi isime gozukecek diye. Sizin tahmininiz nedir?”

    Valla alemsiniz Bülent Bey yahu! Bıktırıcı ve can sıkıcı bir doktor muayenesi seansından sonra iyi geldi bu şakacılığınız gerilmiş sinirlerime… Sevgili Bülent Bey, siz lütfen buralardan hiç kaybolmayın, yokluğunuz büyük bir ceza olur bizlere.

    Yorum yazan: metin | 14.05.2008 - 11:19

  11. Gecmis olsun Metin bey, becerip de gecmis olsun diyemiyorum her zaman ama bu tur soytarilik tesebbusleri hosunuza gidiyorsa isim kolay cok sukur. Bakalim Malum bey uzerinde ne etki yapacak o laflar. O da farkli sekilde eglenceli olabilir.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 14.05.2008 - 11:57

  12. Bulent bey,

    Bundan kacis yok, makro makro olceklerde insanlarin onune getirilip ‘ya bu ya su oteki’ denenler de giriyor bu paradan etkilenmenin icine.

    Bu dediginiz de oluyor tabii ki. 11 Eylul bence biraz da bu.

    Fakat, en azindan, elde (refahi saglayan maddi) imkan oldugunda bu tur bir dayatma ile mucadele edebilmek sozkonusu.

    Oy veren mureffeh olsa bile bu boyle, kendisinin etkilenmesine ihtiyac yok, seyrettigi macta sahaya cikanlari secenler beceriyor ayni isi.

    Hem kabul hem de degil. Mureffeh olmanin taniminin belli bir seviyede de olsa egitim sahibi olmagi da icerdigini varsayiyorum ben. Ve, ayrica, refah icinde yasamanin insana maiset derdinden yukarilarda bir yerlerde biraz daha zaman tanidigini, dolayisi ile, ilaveten bilgilenmek icin de imkan saglayacagini varsayiyorum.

    Bunlar varsa, ki tarifledigim sartlar icerisinde olmamasi garip olur, hala daha ve kolayca manipule edilebilen bireyler hakkinda tek soyleyebilecegim: ne refaha ne de demokrasiye layik olduklaridir.

    Komplo seklinde olmasi da gerekmez bunun, sistemik carpiklik kamplodan farksiz netice verebilir.

    Dogru. Ama, sistemik carpikligin da duzeltilebilmesi icin, insanlarin o sisteme gobekten bagli olMAmalari bir onsart degil mi? [Aksi halde, carpik sisteme gobekten bagli olan insanlarin bu sistemin degismesine fiziksel olarak da direneceklerini dusunuyorum.]

    Buna cozum yok bende, ama dediginiz gibi surece kudsiyet atfetmek yerine bunlarin oldugunu acikca soylemek en azindan durustlugun geregi ki durustlugun muhafaza edilmesi bilemedigimiz cozumlerin ayni zamanda bulunamaz hale gelmemesi icin elzem.

    Evet. Kisinin ‘oy’ verebilmesi ve aklina geleni soyleyebilmesi bence yeterli degil. Kisiyi yonlendiren olgularin basinda hayatta kalabilmek endiselerinin gelmemesi lazim. Aksi halde, hep cok kisa vadeli (basiretsiz) ve kolayca manipule edilebilir istikametlerde kararlar verir.

    Bu da, olsa olsa, bir-parca-ekmege-rehin bir demokrasi olur.

    Yorum yazan: Obli Vious | 15.05.2008 - 09:30

  13. Obli bey,

    Mureffeh olmanin taniminin belli bir seviyede de olsa egitim sahibi olmagi da icerdigini varsayiyorum ben.

    Baska yerde satacaktim bunu, satmadim. Elimde hazir var buraya koyayim bari:

    Yetiskinlar icin ortalama okula gitme suresi istatistigi vereyim:

    http://www.nationmaster.com/graph/edu_ave_yea_of_sch_of_adu-education-average-years-schooling-adults

    Zimbabwe, Botswana gibi ulkelerin gerisinde gozukuyoruz.

    Bir de okur yazarlik oranina bakalim:

    http://www.nationmaster.com/graph/edu_lit_tot_pop-education-literacy-total-population

    Onda da, Allah nazardan saklasin, bir on senede filan isgal altindaki Gazze ve Bati Seria ahalisini yakalariz gibi gozukuyor.

    Surada Fetih beyle de konusmustuk bunu. Orada onun cevabi da var ama bakmazsiniz belki, bir dizi kiskirtici alinti/cimbiz yapmistim J.S. Mill’den o manken hadisesi icin:

    Vergi verenler hikayesi:
    It is also important, that the assembly which votes the taxes, either general or local, should be elected exclusively by those who pay something towards the taxes imposed.
    Cahil olmama isi:
    I regard it as wholly inadmissible that any person should participate in the suffrage without being able to read, write, and, I will add, perform the common operations of arithmetic.
    Ayak takimi:
    An employer of labour is on the average more intelligent than a labourer; for he must labour with his head, and not solely with his hands. A foreman is generally more intelligent than an ordinary labourer, and a labourer in the skilled trades than in the unskilled. A banker, merchant, or manufacturer is likely to be more intelligent than a tradesman, because he has larger and more complicated interests to manage.

    Yukarki istatistiklere baktigimiz zaman Mill’in icinde oldugu ortamdan (belki bolgeye ve cinsiyete gore) cok da farkli olmayabilecegimizi hatirlatayim.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 15.05.2008 - 10:14

  14. Bol linkli bir yorum yapmistim, sistem ham yapti onu. Orada yazmadigim birseye de elleyeyim:

    Dogru. Ama, sistemik carpikligin da duzeltilebilmesi icin, insanlarin o sisteme gobekten bagli olMAmalari bir onsart degil mi? [Aksi halde, carpik sisteme gobekten bagli olan insanlarin bu sistemin degismesine fiziksel olarak da direneceklerini dusunuyorum.]

    Gayet tabii. Fiziksel olarak direnmeseler de fiziksel olarak direnecek guclere destek olurlar. O islerde piyon olacak olanlar da gobekten bagli olanlarin disinda kalan aclar olabilir.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 15.05.2008 - 10:17

  15. Bulent bey,

    Yetiskinlar icin ortalama okula gitme suresi istatistigi vereyim:

    Azizim, grafige temel olan istatistigin yontemini bilmiyorum, ama basta ABD var gorunuyor…

    Yani, siz simdi en tepeye ABD’nin kondugu bu grafigi de arkasindaki yontemi de ciddiye aliyor musunuz simdi?

    Zimbabwe, Botswana gibi ulkelerin gerisinde gozukuyoruz.

    Evet. Ama, en tepede de ABD var –unutmayin :)

    Bir de okur yazarlik oranina bakalim:

    Baktim. Yukaridaki grafigi tekzip ediyor. Okul yillari acisindan birinci sirada olan ABD, okuma yazma orani cinsinden 39nc gelmis…

    Turkiye ise 126nc.. Toplam 205 devlet arasinda.

    PS: Malezya’dan dahi geriyiz…

    Bu rakamlar tabii ki hos degil.. [Genel olarak, dogu komsularimizdan (Rusya haric) daha iyiyiz, Bati komsularimizdan da geriyiz.]

    Kat edilecek hayli mesafe var.

    Fakat, bu o klasik ‘orta saha’ anekdotu misali, Guneydogu’da bunca zaman suren patinaj yuzunden oldu bence. Bundan sonra duzelecegini dusunuyorum –ama, yillar alacak.

    Vergi verenler hikayesi:
    It is also important, that the assembly which votes the taxes, either general or local, should be elected exclusively by those who pay something towards the taxes imposed.

    Hah.. Cocugu olmayanlarin Milli Egitim icin vergi odeyeceklerini mi bekliyoruz?

    Cahil olmama isi:
    I regard it as wholly inadmissible that any person should participate in the suffrage without being able to read, write, and, I will add, perform the common operations of arithmetic.

    Kulaga hos geliyor ama yeter sart olur mu bilemem :)

    Ayak takimi:
    An employer of labour is on the average more intelligent than a labourer; for he must labour with his head, and not solely with his hands. A foreman is generally more intelligent than an ordinary labourer, and a labourer in the skilled trades than in the unskilled. A banker, merchant, or manufacturer is likely to be more intelligent than a tradesman, because he has larger and more complicated interests to manage.

    Bu gida zincirinin dogal olmasi sartiyla, kabul. Yani, vasiyet yoluyla gecen makam ve servetler bunun disinda kalmali.

    Neyse.

    Benim refah ile kastim, sistemin zenginliklerini –ucurumlar olmayacak sekilde– paylasmak.. Yoksa, herkesin aniden istedigi hayati elde etmesini kasdetmiyorum.

    Eger ucurumsuz paylasim varsa, bu –bir anlamda, tarifi geregi– demokrasinin varligina da isarettir bence.

    Gayet tabii. Fiziksel olarak direnmeseler de fiziksel olarak direnecek guclere destek olurlar. O islerde piyon olacak olanlar da gobekten bagli olanlarin disinda kalan aclar olabilir.

    Tabii.. Ya nefer olunur, ya da nefer bulunur..

    Bu arada surada bir ruh cagirma seansimiz var, merak ediyoruz ama istedigimzi ruh hangi isime gozukecek diye. Sizin tahmininiz nedir?

    Ben boyle seylerde pek isabetli bir tahminde bulunabilecegimi sanmiyorum. Ama, oraya muphem birisi benim diyeceklerimin bir kismini yazmis gibi..

    Yorum yazan: Obli Vious | 15.05.2008 - 23:17

Yorum yapın