Curriculum Vitæ (1)
Simone de Beauvoir‘ı severim.
Bizi “Neden daha uzağa gitmeyelim?” sorusuyla kışkırtarak başlar söze, bir kitabında. “Sınır çizmenin anlamı yoktur” der. Çizilen sınırlarıysa aşmalıdır. Cesaret!
Önceden belirlenmiş, yörüngesi çizilmiş bir şey değilim ben -der. Seven, devinen, isteyen bir varlığım. Seçen bir varlık.
Varoluşunu gerçekleştirmeye çalışan bir varlık. Varlaşmak için mücadele veren bir varlık. İnsan, ancak kendini aştıkça varolur. Böyle de mi desek, yoksa spekülatif lakırdılar mı bunlar? Öyleyse bile yine cesaret!
Cesaret ve Eylem. Eylem ve Aşkınlık. Aşkınlık ve Varoluş.
***
Cura ut Valeas!
***
Sadece kendime ibraz ettiğim bir c.v.’m var benim…


metin bey,
selamlar.. malikane açılmış? sevindim. hayırlı , uğurlu olsun.
aha gene gıcık bir yorum yapayım:
bu lakırdılar genellikle “vay ahşi kapitalizme de bizi kendimize yabncılaştırdı. bizi esir etti!” falan gibi şeylerle beraber ediir.
kimsenin enin varoluşuna bir şey dediği yok de Beauvoir Efendi!
sen evvelâ kendi eylemlerin için hangi dünyayı arzuladığını kendine sor! yediğin ekmeğin bir hırsızlık olduğunu söyleyerek einden almayı ahk bilen zorba paylaşımcılarla , sosyalistlerle mi yoksa ” elinin ekmeğinden gayrısından hayır yoktur, kazandığın senindir ve elinden alınmayacaktır! yeterki öldürme, çalma ve sövme!” diyen bir komşuyla mı yaşamak istiyorsun?
bırakın şimdi dolambaçlı kapitalizm eleştirilerini falan! ya kapitalizm vardır ve ekmğinizi akzanıyorsunuzdur ya da başka bir şey vardır ve ağzınıza sadece ekmek tıkılıyordur. mutluluğu ikincisinde arayanlar durmadan “neden varolamıyorum?” diye kendilerine sorduklarında bizim gibi geri memleket vatandaşları da ” vay be! ne felsefe yapıyorlar ama!?” diye salak salak bakıyoruz.
onun için hocam… byle beylik laflarla hayatlaırnı kazananların bu imkâna ahngi sistemde kavuştuklarına dikkat etmeniz lazım… batıda adına düşünür denen her adamın ekmek yemesini sağlayan şey mülkiyet hakkının korunmasına dayanan KAPİTALİZMDİR! salaklığın bile satılabildiği bir yerde yaşayıp da yedikleri kaba pisleyen adamlar midemi bulandırıyor.
kendinize iyi bakın. her saçmalığı da felsefedir diyerek midenize sokmayın… kendiniz yargılayın, gerekirse gülün geçin, çöpe atın.. . sağlıcakla kalın…
Simone de Beauvoir‘ı severim.
Ben de..
Bizi “Neden daha uzağa gitmeyelim?” sorusuyla kışkırtarak başlar söze, bir kitabında
ve
…insanlığın yarısının köleliği ve bunun getirdiği bütün ikiyüzlülük yok edildiği zaman ortaya çıkacaktır insanlık denen “varlık kesimi”nin gerçek anlamı…
diye bitirir 206. sayfasında…
“…insanlığın yarısının köleliği ve bunun getirdiği bütün ikiyüzlülük yok edildiği zaman ortaya çıkacaktır insanlık denen “varlık kesimi”nin gerçek anlamı…
”
diye bitirir 206. sayfasında…
eee? bu saçmalığın anlamı nedir? diğer yarısı da sscb tarzı bir tam köle toplumu haline getirilince mi huzura kavuşacağız? ne yazık ki orada da nomenklatura vardı. amma meraklsınız birilerinin sizi köle yapmasına, size ne yapacağınızı söylemesine.
Afşar Bey,
Buradan da hoşgeldiniz diyeyim. Sevindim geldiğinize.
Yahu hele bi acele etmeyin! Bu, bir dizi yazının ilkiydi.
Hem sonra ayıp etmişsiniz, “Beauvoir efendi” diyerek.
Zihni Bey,
Merhaba. Nasılsınız efenim görmeyeli?
206. sayfadaki ifadeyi gerçekçi bulamıyorum. Ben insanlıktan umudu keseli epey oldu da, üzerinize afiyet…
bu saçmalığın anlamı nedir?
hangi saçmalığın?
diğer yarısı da sscb tarzı bir tam köle toplumu haline getirilince mi huzura kavuşacağız?
Yooo…
“sscb tarzı bir kölelik”? duymadım ama, varsa öyle birşey, ona da naink:)
ne yazık ki orada da nomenklatura vardı.
ne vardı? anlamadım???
amma meraklsınız birilerinin sizi köle yapmasına, size ne yapacağınızı söylemesine.
Allah kuru iftiradan saklasın:))
Meraklı olan ey ahalim, duyun afşar bey’in sesini, köleliğin eyi bireşy olmadığını söylemeye çalışıyor. Gelinim sana diyor, kızım sen anla hesabı, aslında kapitalizmin kurbanlarına söylüyor gibi…
“sscb tarzı bir kölelik”? var ise ondan da pek ala sakınabilirsiniz. Bence sakıncası yok. Önce olandan, sonra olasılıktan sakının derim şimdilik. Sakınmazsanız da “kaderiniz”(!)e katlanmak size düşer.
Metin Bey,
sağlığınıza duacıyım, eğer somut olarak işe yararsa:))
206. sayfadaki ifadeyi gerçekçi bulamıyorum. Ben insanlıktan umudu keseli epey oldu da
Sevgili DOST,
“206. sayfadaki ifade” gerçekçi değilse,
“insanlıktan umudu kesmek” ne kadar gerçekçilik,
takdirinizin en dinamik anının ölçüsüne sunuyorum.
Zihni Bey,
Teşekkür ederim.
Gerçekçi bulmamamı kötü algılamayın lütfen; hayalci buluyorum demek istemiştim. İnsanlıktan umudumu kesmeme gelince, belki o da hayalciliktir bir tür kimbilir -olumsuz anlamda da olsa!
ya zihni bey… solculuğunuzun ne kadar insnalıkdışı, ahlaksız bir kölelikle ancak var edilebileceğini anlamıyorsanız hâlâ…
Yaw hakkaten yaw.. Zihni bey, bu yasa geldiniz hala anlamiyosunuz yaw..
Birakin artik su solculugu..
Birakin da 300 km icinde yasayan onca Kurtu ezip gecelim ve Kerkuk’e fatih olalim yaw..
Afşar Bey, göle maya çalıyorsunuz sanki, ya tutarsa mı??
bir de “ahlaksız kölelik”ten söz ediyorsunuz;
bu arada köleliğin “ahlaklısının” da olduğunu ima ile öğrenmiş olduk:) yani, bir ahlaklı bir de ahlaksız köle?…
“anlama” işine gelince, insanlığın içinde bulunduğu rezaletin tarihi sürecini izah eden olursa, izahın verilerini anlamak o kadar zor olmayacak. Verisiz izahlar illüzyondan başka ne olabilir ki?
* * *
sn. obli,
söz veriyorum, dünyada sömürünün sona erdiği gün, solculuğu bırakacağım:)
Ezerek geçmek!!!!! allerjik bir durum.
kim ki kürdünü ezme ahlakını “milliyetçilik kıvancı” sayıyorsa, başkalarının da kendi yanındaki türkü ezme ve aşağılama kıvancını hak sayacaktır.
Adalet anlayışım budur sn. Afşar Bey (pardon), sn. Obli:))