jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Efferin oğlum Ahmet, sen bu yolda devam et!

1 Mayıs yine 12 Eylül ruhunun ayakları altında ezildi. Bu ayaklar başka ayak, Başbakanımız Erdoğanımız‘ın baş olmaya kalkışan ayakları değil. AKP ne yazık ki her gün irtifa kaybediyor. AKP kapatılma korkusuyla Ergenekon’a selam çakıyor, ruhuna fatiha bile okunmayacak, haberi yok. Zalimden aman dilemek üzere sen de zalimleşirsen en ölümcül hatayı yapmış olursun, thlknn frknd msnz ey AKP’lilerimiz? Ha, sakın ola ki içinden geçmekte olduğumuz faşist darbe sürecine selam çakan “solcu” ve de “devrimci” (siz bunu “mabadımın solcusu ve devrimcisi” şeklinde okuyunuz) sendika ağalarımızın “ille de Taksim”de ısrar eden kör (yok yok, hiç de kör olmayan) inadına alkış tuttuğumu sanmayınız; yanaşma sosyalistliğe ve provokasyona karnım tok. Ama bu, 1 Mayıs’a yine derinlerden derinlerden tekme tokat girişilmesi karşısında onursuzca susmamı gerektirmediği gibi, AKP’ye “hükümet” olmakla “iktidar” olmak arasındaki farkı anlamamak kadar tersinden anlamanın da feci bir yanılgı olduğunu hatırlatmama engel değildir.

Neyse, şunun şurasında ne kaldı ki zaten 21 Aralık 2012‘ye… Meleklerin cinsiyetini tartışmaya tiz başlayalım sayın Pompeililer! 

02.05.2008 - 11:24 - Yazan: metin | BUDUR! | | 40 Yorumlar

40 Yorumlar »

  1. Bu kelle-paça muhabbetiyle ilgili olarak şu yazı fena değil…

    Yorum yazan: metin | 02.05.2008 - 12:30

  2. Faşistten daha faşist, ulusalcıdan daha ulusalcı, devletten daha devlet, ittihatçıdan daha ittihatçı, halk düşmanından daha halk düşmanı olmaya, yani kısacası, taklitçiliğe, suyunun suyu olmaya yeltenenlerin sonunun bu ülkede hüsran olduğunu anlamak için kaç gramlık bir akıl ve izan gerekiyor acaba AKP’ye?

    AKP aklını başına devşirerek, kendisine -o da en iyi ihtimalle- ya kırk katır ya kırk satır (AKP’siz bir Türkiye ile AKP’si terbiye edilmiş bir Türkiye) dendiğini görmelidir.

    Neyse, bir link daha vereyim hadi…

    Yorum yazan: metin | 02.05.2008 - 12:41

  3. Gerçi şu da var ki, içimden bir ses, mutat hiza-istikamet tornasından geçirilmiş ve bu vesileyle bi güsel “aydınlanmış” bir prime-minister vak’asıyla karşı karşıya olduğumuzu da fısıldamıyor değil.

    Bu bağlamda, eski* dostumun şu karar-toto tahminini (02 May 2008 - 3:08 pm) pek de isabetsiz bulduğumu söyleyemeyeceğim doğrusu. Mevlam n’eylerse güsel eyler demiş atalarımız.

    (*) “Eski dost” tamlamasındaki “eski” sıfatı üç anlama gelir malumunuz: 1. Kadim, 2. Geçmişten bugüne devam edegelen, 3. Dostluğun geçmişte kaldığı.
    Üçüncüyü kastetMEdiğim yeterince açıktır umarım.

    Yorum yazan: metin | 02.05.2008 - 15:57

  4. Gerçi kendisi “dost” tilciğinin bir hayli savruk ve cömert bir söylemi işaret ettiğini, bunun olsa olsa “ahbap” tilciğiyle ikame edilmesi gerektiğini her gereken yerde hep vurgulamıştır ya, olsun. Varsın ben geniş tutayım o tilciğin torbasını. Yoksa anlam nüanslarını bilmediğimden diil.

    Yorum yazan: metin | 02.05.2008 - 16:03

  5. Mubeccel.. ben senin masumiyetini sevdim en cok..

    Ama, analizlerin yok mu.. Onlar beni oldurecek.

    Kahrimdan gidecegim…

    Gecenlerde baktim. Hem Basbakanlik’taki hem de Cumhurbaskanligi’daki ‘kabul’lerde ozel ve kati bir vejeterjen diyet yoktu. Yani, adamlarin ot yedigini iddia edecek bir kanit bulamadim.

    Kanit da aramiyordum zaten. Fakat, Mubeccel, sana baska turlu anlatamayacagimi da biliyorum.

    Adamlar ot ye-mi-yor-lar.

    1 Mayis ‘Iscinin Emekcinin ve dahi Muminlerin Bayrami’ni birksalar herkes istedigi gibi yapsa. Istedigi kadar istedigi yeri kirip dokse, Istanbul’da kazan kaldirip keopceyi trafik suretinde ahalinin basina indirseler.. buna izin verseler kiyamet mi kopardi?

    Yooo.. Esnafin zarar ziyanini sigorta (yaptirmis olanlar icin) oder; ama ertesi gun de Hukumet “Goruyorsun ey halkim. Ey necip Turk milleti. Biz ozgurluklerden yana oldugumuz icin izin verdik, ama bu nabekarlarin yaptigina bakin!” deseydi, bugun (dun oldugu uzere) bu asil millet o nabekarlari tukuruk hokkasina cevirip divitle cigerlerini oracikta sokerdi.

    Peki. Bunun boyle olacagini ben salak bilirken, Hukumet bilmiyor muydu?

    Durup dururken, sendikalari madara etmek varken, neden onlarin arasina bir de DTP, CHP gibi yoklugu Turk varligina armagan olsunlari katti. Ve, dahasi onlarin tamamini simdi magdur hanesine yazdi?

    Sana diyorum, Mubeccel, evet, sana: Bunca adam ot mu yiyor?

    Dersaadet’e tasradan tayyareler dolusu inzibat ithal edip Proleter Meydan Muharebesi yapmanin sonunda ortaya cikacak kamuoyunu tahmin edememisler miydi sence?

    Yoksa, bunu bilerek isyteyerek mi yaptilar –hele de sendika agalari ile basbasa toplantilar filan yaptiktan sonra, hala daha onlara kimse ne olabilecegini soylememisler miydi sence?..

    Yapma, Mubeccel, bunca adam ot ye-mi-yor.

    Ben de..

    Yorum yazan: Obli Vious | 02.05.2008 - 16:44

  6. Af buyurun efenim?

    Yorum yazan: metin | 02.05.2008 - 18:00

  7. Ben, bizim Mubeccel’e yazmistim.

    Yorum yazan: Obli Vious | 02.05.2008 - 20:12

  8. bir mayısın ve yirmi bir martın resmi bayram olmasını o günlerde tatil yapmayı ve yan taraftaki günü geçmiş ayaamıye linkinin kaldırılmasını istiyorum. eski mahkemelik blogır günlerimi hatırlatıyor hisleniyorum filan.
    saygılarımı bir sürü karışık hislerimle birlikte arz ederim.

    Yorum yazan: pass | 03.05.2008 - 02:47

  9. Kriz yönetimi

    Kitleler ya da gruplar arasında bir çatışma ihtimali olduğu zaman iki yol izlenir:

    Ya tarafların çatışmasına göz yumar ve kendinize yakın saydığınız tarafı el altından desteklersiniz ya da çatışmayı önleyecek tedbirler alırsınız. Bu durumda devlet ve onu temsil eden güvenlik güçleri taraflardan biri olur.

    Çatışmaya göz yumulursa, desteklediği taraf kazansa bile, kaybeden taraf devlet olur.

    12 Eylül öncesinde izlenen bu yol bir darbeyle sonuçlanmış ve çatışan tarafların dışındaki bir güç egemen olmuştur.

    Burada darbe yapanları devlet sayamayız. Çünkü onlar var olan yönetimin dışındaki bir güçtür. Yani çatışmaya göz yuman devlet yerini başka bir güce terk etmiştir.

    Güneydoğudaki terör olaylarında güvenliği sadece devlet güçleriyle sağlamak yerine korucu sistemine geçilmesi benzer bir sonuç yaratmış, çatışan taraflar varlıklarını sürdürmenin ancak karşı tarafla çatışmayla mümkün olduğunu görmüş ve birbirinin varlık nedeni haline gelmiştir.

    Devlet dışı aktörlerin birbiriyle çatışmasına izin verilirse kazanan taraf başka bir güç olur ve bu devlet değildir.

    Çatışma ortamı halkın devlete güvenini yok eder, taraflardan birinin üstünlüğü ise var olan gerginliğin sürmesine yol açar. Bu nedenle başka biri, muhtemelen çatışmayı planlayan güç egemen olur.

    Bu model çerçevesinde Irak’ta kimin egemen olacağı konusunda bir tahmin yapabiliriz. Taraflardan hiçbiri yani ne Sünniler ne de Şiiler egemen olamayacaktır. ABD ve onun yönlendirdiği hükümet çatışmaya izin veren konumundadır ve onların da egemen olması mümkün değildir.

    Bütüncül bir Irak, çatışan tarafların uzlaşmasını gerektirdiği için, dökülen kanlar nedeniyle mümkün görünmüyor. Irak, kitlelerin birbirinden ayrıldığı ve yeni yöneticilerin egemenliğinde şekillenebilir.

    Kitleler ya da gruplar arasında bir çatışma ihtimali olduğu zaman devlet kendi dışındaki bir tarafı desteklememeli ve her iki taraftan da aynı ölçüde uzak durmalıdır.

    Yani taraflardan biri devleti korumak iddiasında bulunsa bile bunun siyasi platform dışında fiili bir desteğe dönüşmesine izin vermemelidir.

    Bir ülkede çatışma varsa bunun bir tarafı mutlaka devlet olmalıdır. Eğer şartlar devleti dışlasa bile devlet kendisini taraf haline getirmelidir.

    1 Mayıs’ta güvenlik güçlerine karşı yöneltilen eleştiriler haklı olabilir ya da yönetim karşıtı olanlar iktidarı yıpratmak için bireysel olumsuzlukları genelleştirmiş olabilir.

    Ancak, olayın en olumlu yanı taraflardan birinin devlet olmasıdır. Eğer yanlış bir uygulama varsa devlet olabildiğince eleştirilir ve eleştirilmelidir.

    Ama, devletin görevini üstlenmek isteyen vatan kurtarıcılarına asla izin verilmemelidir. Devletin yapamadığını yapma iddiasında bulunanlar, birey olarak, yaptıklarını doğru sayabilir ve gerçek bir vatansever olabilir. Fakat, onların arkasındaki güç devleti etkisiz hale getirmek istemektedir.

    Hayatım her türlü olumsuzluğu ve dışlanmayı göze alarak devletin politikalarını eleştirmekle geçti. Ama hiçbir zaman devletin yerine başka bir gücü ikame etmeyi düşünmedim. Devletsiz bir halkın akıbeti, Irak’ta olduğu gibi, ölüm tarlalarının ürünü olmaktır.

    Yorum yazan: Obli Vious | 03.05.2008 - 06:00

  10. Passive Hanım,

    Teknik direktörcüğümün eşref saatine denk gelirse, yakında burası esaslı bi tadilattan geçecek. Bekleme yapınız efenim lütfen! (Kıl oluyorum bu “bekleme yapmak” dangıllığına! Bekleme nasıl yapılır acaba? İçine tuz, nar ekşisi, fındık yağı falan da katılır mı?)

    Yorum yazan: metin | 05.05.2008 - 09:52

  11. Mahir Kaynak Bey bence doğruyla eğriyi bir sürahi suyla karıştırıp içine de badem yağı katıyor. Ve bunu hep yapıyor -damak zevki böyle zahir.

    Yorum yazan: metin | 05.05.2008 - 09:54

  12. Mahir beyin farkli oldugunu kabul ederim.

    Bunca fuzuli atmosfer sagili empatik sempatigin oldugu bir ulkede, analiz yapmak kolay degil –insana her turlu cepheden nahos bakislar firlatilabiliyor.

    Ama, spesifik olarak bu konuda illa Mahir beyi dinlemek zorunda degilsiniz tabii ki:

    Ozgurlukculerin bastaci, magdurlarin dile gelmis numunesi, dertlilerin ilaci makamindan gufteler ve dahi besteler okuyan Bulent Orakoglu beyimize de kulak verebilirsiniz..

    Bulent beyin temeldeki hatasi, hala daha bir liseli cocuk misali, cikip luzumsuz detaylari heyecanli heyecanli anlatmasi..

    Eminim bir gun o da ogrenecek ama, keske baba evinde deldirecek oldugunu baba evinde deldirseydi demeden de edemiyorum..

    Normal faniler olarak bakisimizda ne gibi bir hata oldugunu dusundugumu fizik ilminden bir analoji ile aciklamagi deneyeyim:

    Bildiginiz uzere, hepimiz ve hersey, aslinda birer dalga fonksiyonuyuz (wave function)… eger, particle physics ve quantum mekanigi gozuyle bakarsaniz.

    Ardindan, discrete atomlar seviyesi gelir. Sonra da molekuller. Daha sonra da madde (kati, sivi, gaz ve plazma vs).

    Sonra da sistemler/organizmalar filan..

    Biz siradan faniler herseye hep ayni gozluklerle bakmagi severiz. Hersey, mesela, atomdur ve biz de bunlara hep atom muamelesi yapilsin isteriz/bekleriz. Hem ayri ayriyken, hem de bir aradayken..

    Halbuki, oyle degildir. Oyle olmadigini hissederiz cogu zaman, ama ufkumuz bizi daha farkli gormekten alikoyar.

    Kisacasi, ufkumuz ile kisitliyiz hep.

    Bu da hangi seviyeye cikabildigimiz ile ilintilidir cogu zaman.

    Bazan derinlemesine bakmak gerekir, bazan da olabildigince uzaktan bakip resmin buyugunu gormek lazim gelir.

    Zordur. Insanin basini dondurebilir.

    Birilerine, bir kare resme, cabucak bakip icimizin ‘ciz etmesi’ kolayimiza gelir.

    Vicdan yapmis oluruz; tatmin oluruz ve geceriz. Problem gecmez, biz geceriz.

    Toplumsal olcekteki gelismeleri analiz etmek ve yonetmek konusunda bunlari biraz dikkate alsaniz iyi olur demek istiyorum.

    Yorum yazan: Obli Vious | 05.05.2008 - 10:41

  13. Çok ayaküstü bir cevap olacak (hatta cevap olmayacak) ama, şöyle söyleyeyim: Siz bu dediklerinizde gayet haklısınız, lakin haklılığınız Mahir Kaynak’ı kurtarmaya yetmiyor.

    Yorum yazan: metin | 05.05.2008 - 11:29

  14. 1 mayıs hangi işçinin bayramı yahu?

    bu saçmalık da öyle güzel tuttu ki.. dünyanın bütün işçileri aynı mı? adına enternasyonl denen bir grup yağmacı haydutun kendi kafasına göre ilan ettiği bir gün bütün işçilerin bayramı oluvermiş.. hadi ya?

    yahu bırakın bu sınıf bilinci saçmalığını falan ya! biim işçimiz cuma kılar, ondan sonr da “ün afyondur” dediğinizde niye türk işçisinin sizi kaale almadığını meak edersiniz.

    1 mayıs sadece komünistlerin bayramıdır, bütün işçiler de komünist değildir! 1 mayıs insanlığı hayvanlardan ayıran değerleri yok etmek isteyen yağmacı , akılsız ve vahşi bir ayak takımının entelektüel bilincimizde taktığı prangadır . aşağılık bir rejimin propagandasıdır.

    elimin emeğini sahiplenmemi hırsızlık kabul eden, mülkiyetime tüfekle, sopayla tasallut etmeyi hak bilen, inancıma tecavüz etmeyi “doğru düşünme bilimi” diye bana yıtturmaya kalkan bu vahşetin, bu insanlıkdışılığın bayramını kutlamıyorum! bırakın güdelik politik ucuzlukları, spekülasyonları falan. 1 mayısın hangi insanlıkaltı düşüncenin ürünü olduğunu azıcık muhakeme edin…

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 05.05.2008 - 14:25

  15. “din afyondur” ifadesi yanlışlıkla “ün afyondur” diye yazılmıştır, düzeltirim.

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 05.05.2008 - 14:26

  16. Siz bu dediklerinizde gayet haklısınız,

    Bunlari diyen tek ben degilim. Mahir bey de soyluyor –aslinda daha fazlasini ve daha kapsamlisini da soyluyor.

    lakin haklılığınız Mahir Kaynak’ı kurtarmaya yetmiyor.

    Mahir beyi kurtarmak misyonum oldugunu bilmiyordum :P

    adına enternasyonl denen bir grup yağmacı haydutun kendi kafasına göre ilan ettiği bir gün bütün işçilerin bayramı oluvermiş.. hadi ya?

    Hayat boyle iste..

    Anti-devlet ve dahi anti-Cumhuriyetcilerin hic birinin 19 Mayis, 29 Ekim filan resmi tatil gunun olmasin diyenine –bu gunlerde illa ben calisacagim diyenine– rastlamadim duymadim..

    ‘Dini bayram’larin da esasen ‘laik’ Cumhuriyet tarafindan icat/ihdas edildigini, ondan once suzme musluman olmamiza ragmen boyle bir seyin olmadigini unutmamak lazim.

    Ayrica kendini pek de dindar hissetmeyenlerin bu tatillerden istifade etmek konusunda bir sorunlarinin oldugunu duymadim.

    ‘1 Mayis’in Hz Karl Marx tarafindan belirlendigini de duymadim.

    Yaw.. ne kadar da duymadigim sey varmis… ben yoksa sagir miyim aceba..

    Yorum yazan: Obli Vious | 05.05.2008 - 16:06

  17. 1 Mayis’in Hz Karl Marx tarafindan belirlendigini de duymadim.

    Kim demiş karl marx’ın “bleirlediğini”? Ya Metin Bey malikâneniz iyi hoş da bir de okuduğunu anlayan müşteriler bulsanız tam süper olacak.

    Yorum yazan: afşar | 05.05.2008 - 16:25

  18. okuduğunu anlayan müşteriler bulsanız tam süper olacak.

    Bu tur seyler siparisle olmuyor gibi.

    Olsaydi, tabii ki ben de isterdim: Hem okudugunu anlayan hem de ne yazdigini bilen…

    O zaman, okuyucular arasinda olmayabilirdiniz.

    Asagidakini peder beyiniz telif etmisti galiba:

    1 mayıs sadece komünistlerin bayramıdır, bütün işçiler de komünist değildir!

    Yorum yazan: Obli Vious | 05.05.2008 - 17:06

  19. merhum pederimin aklına laf etmeden önce daha epey ekmek yemeniz lazım da..

    1 mayıs’ı kimin bayram ilan ettiğini hangi ideolojik tercihin ürünü olduğunu bilmiyorsanız bari cevap vermeyin.valla keşke siparişle olsaydı hakikaten sizin gibilerle uğraşmazdık.

    daha ülkenizdeki işçi profilinden haberiniz yok, 1 mayıs’ın hangi ideolojik kutuplaşmada hangi SSCB maşalarınca pazarlandığını bilmiyorsunuz, cevap yetiştiriyorsunuz. okuma yazma bilmekle iş bitseydi… eh ne yapalım memleketin ortalaması da bu.

    Yorum yazan: afşar | 05.05.2008 - 17:11

  20. eh ne yapalım memleketin ortalaması da bu.

    Sizi uzecegim belki, ama memleketin ortalamasini temsil ettiginizi iddianiza katilamiyorum.

    Ortalama sizden daha –cok daha– yukarilardadir bence.

    Yorum yazan: Obli Vious | 05.05.2008 - 17:25

  21. Atışma başlamış.. :-)

    Metin bey tekrar hoşgeldiniz; bu vesileyle, Muzmin beyi aramızda [ne kadar aranızdaysam artık!] görmek çok hoş..

    Yorum yazan: A.Esin | 05.05.2008 - 17:55

  22. Duzeltiyorum:

    ‘ettiginizi iddianiza’ yerine ‘ettiginizi acemice dile getiren iddianiza’ olacakti. :)

    Yorum yazan: Obli Vious | 05.05.2008 - 18:14

  23. sayın obli vious…

    ciddiye alınmaktandolayı duyduğunuz gurur beni çok sevindirdi ama

    1- 1 mayısı kim byaram ilan etmiştir?
    2- marx’ın sınf bilinci düşünesi gerçeklerle bağdaşır mı?
    3- 2. soruya bağlı olarak btün işçilerin ateist,materyalist, yağmacı, rölativist, hödük vs olmasını beklemeniz entelektüel bir bönlük olabilir mi?

    bir şey yazacaksanız konuşalım, yoksa benim ortalamamı falan hesaplamakla mutlu olacaksanız durmadan hesaplayın…

    metin bey.. herkesi ciddiye almak ciddiyetsizliğin en büyüğüdür. ciddi olunmayacaksa da ağır, kallavi yazılar falan yazmayın lütfen bu kabilden şahıslar ortalığı işgal ediyor.

    Yorum yazan: afşar | 05.05.2008 - 18:26

  24. ciddiye alınmaktan dolayı duyduğunuz gurur beni çok sevindirdi ama

    “Kul kulu kendi gibi bilir” derlerdi, ama somut ornegine her zaman rastlamak mumkun olmuyordu.

    Hosgeldiniz.

    1- 1 mayısı kim bayram ilan etmiştir?
    2- marx’ın sınf bilinci düşünesi gerçeklerle bağdaşır mı?
    3- 2. soruya bağlı olarak btün işçilerin ateist, materyalist, yağmacı, rölativist, hödük vs olmasını beklemeniz entelektüel bir bönlük olabilir mi?

    Ne de cok sorunuz varmis sizin..

    Ortalama bir vatandasin seviyesinin sizden fersah fersah yukarida oldugunu teyiden bunlari souyorsaniz, hic gerek yoktu. Daha once yazdiginiz seyler fazlasiyla yeterliydi..

    Fakat, fuzuli muhabbet modunuzu cok de sekteye ugratmak istemem. O yuzden, nispeten kisaca bir iki sey soyleyip geceyim.

    ‘1 Mayis’in ‘Calisanlarin Bayrami/Gunu’ olarak ilanini komunistlere borclu olmadigimizi, gecen gun denigre edilen coban beyler dahi biliyor. Dahasi, o kadar ki, bu coban beyler komunist ile sosyalist arasindaki farki dahi biliyor.

    Ama, yanlis anlamayin sakin: sizi cobanlarla kiyaslamiyorum. Cobanlari uzmek istemem.

    Neyse. Mecburen yazacagiz ki vasat yukselsin..

    Hz. Karl Heinrich Marx’in 14 Mart 1883′te dunyadan istifa ettigini, istifasinin da kabul edildigini bir tarafa yazalim –ilerde lazim olur.

    ‘1 Mayis’in Avrupa kulturunde yaz mevsimin gelisi olarak kutlandigini, buna karsilik da 1 Subat’in baharin baslangici olarak kabul edildigini de not edelim. Boylece, ‘1 Mayis: Bahar Bayrami’nin abes bir carpitma –ya da acemice bir tercume– oldugu da ortaya cikar.

    Bugun bizim bildigimiz haliyle ‘kutlanan’ ‘1 Mayis’ aslinda bir kutlama degil, bir yas gunudur –carpitilmistir yani.

    Neyin yasi?

    Sunun:

    ABD’de, 1884 Ekiminde, Isci ve Zenaatkarlar Federasyonu [Federation of Organized Trades and Labor Unions (FOTLU)], 1 gunluk mesainin 8 saat olmasi yolunda bir karar alir. Yani, kimse kimseyi gunde 15-20 saat calistiramayacaktir. [Ne kadar uzucu degil mi? Isteyen para babasi istedigi kadar kar edecek, faiz bindirecekken. iscilerin cikip 8 saat/gun demeleri hic de hos degil tabii]

    Bu kararin uygulamaya gecis tarihini de –yazbasi kutlamalarina denk gelen– 1 Mayis olarak belirler TOFLU. 1 Mayis geldiginde de muhtelif yerlerde isciler haklarini duyurmak yuruyusler filan yaparlar. Ulke genelinde yarim milyin insan (isci) greve gider. Grev kiricilari ortaya cikar. Polis de bu grev kiricilarini korur.

    Haymarket (Saman Pazari) isimli bir yerde isciler toplanir. Sakin giden toplanti sirasinda birisi polisin uzerine bir bomba atar. Polis derhal ates acar. Bir duzine kadar insan olur. Ardindan mahkemeler filan gelir. Bir miktar insani da mahkemeler asar –hakli gerekcelerle oldugu tartisilir.

    Ardindan, ulkedeki sendikalar, 8 saat mesai icin tekrar karar alirlar ve 1 Mayis’i da bu amacla greve gitmek icin secerler.

    1 Mayis, bu sebeple, hem bir direnis hem de yas gunu sayilir oralarda…

    Bahsettigimiz bu gelismeler ABD’de, 1880′li yillarda oluyor.. ABD’nin ne o zaman ne de simdi komunist oldugunu soyleyebiliriz. Aksine, liberalizm dedigimiz somuruculugun feristahini yasiyordu. Isciler ise, somurunun sonuna gelmis haklarinin en azindan bir kismini istiyordu. Bunlarin arasinda komunist de vardi tabii ki, fakat anarsistler daha coktu; ezici cogunlugu ise sadece siradan isci idi.

    Daha sonralari, 2nc Enternasyonel’de 1 Mayis’in isminin konmasi ile mensei arasindaki tek anlamli iliski, isci sinifinin taleplerinin kabul edilmesi idi. Yani, 1 Mayis’i komunistler filan icad etmediler. Onu, liberaller icad ettiler –icad edilmek zorunda biraktilar.

    Iscilerle ilgili herseyi komunizm saninca insan, realiteyle neyin bagdastigini tabii ki baskalarina sormak zorunda kalir..

    Sinif bilinci realite ile bagdasir miymis?

    Yahu, bu konuyu iki satirda coban beylere anlatmak mumkun, ama sizin icin cok zaman harcamam lazim olacak..

    Tamam, bu yaptigimiz da bir kamu hizmeti sayilir; fakat kamu hizmetini takdir edemeyen birisine bunun boyle bedava ve takdirsiz yapmak durumunda kalmak gucume gidiyor..

    Kuzum [*], siz ne zamandir bilinclerin/imanlarin sizin uyduruk realiteniz ile bagdasmasini gerek ve yeter sart olarak gorur oldunuz? Ne zamandir var boyle bir kural/kanun?

    Ne kadar uyduruk olduguna bagli olarak, her turlu ‘bilinc’i realiteye ters bulabilirsiniz. Mesela, ‘millet bilinci’ni ele alalim. Bunun, DNA filan uzerinden gidecek olursak, elle tutulur neresi vardir? Ayni tur saglamalari ‘inanc bilinci’ (ummet bilinci) filan gibi seylere de uygulayabilrisiniz ve oracikta cokerler.

    Dolayisi ile, bu tur seylerde olgunun varligini yeterli gormek gerekir.

    Aksi halde, abesle istigal eden bir sansurcu durumuna dusmek kacinilmaz olabilir.

    bir şey yazacaksanız konuşalım, yoksa benim ortalamamı falan hesaplamakla mutlu olacaksanız durmadan hesaplayın…

    Mutlu olabilecegim bir sonuc ciksa gam yemeyecegim. Ama, o kadar zorladim –iltimas dahi yaptim– sonuc hep negatiflerde dolasiyor. Bilakis, uzuluyorum.

    metin bey.. herkesi ciddiye almak ciddiyetsizliğin en büyüğüdür.

    Dogru. Evet. Ben de kabahatliyim bu konuda.

    ciddi olunmayacaksa da ağır, kallavi yazılar falan yazmayın lütfen bu kabilden şahıslar ortalığı işgal ediyor.

    Haklisiniz. Benim de gozlemlerim bu istikamettedir.

    Fakat, ben desem alinacaginizi dusundugum bir ifadeyi sizin kullanmaniz hayli medenice olmus. Ben size boyle dogrudan fuzuli sagil demezdim belki.

    [*] Lutfen bu ifadeyi yadirgamayin. Bunu, size yonelik olarak kullanmamin isabetli oldugunu bizzat coban beyler onerdiler. ‘Koyunum’ da olabilirmis, ama sizi bu bakimdan fazlasiyla toy bulduklari icin ‘kuzum’ daha uygun bulunmus…

    Yorum yazan: Obli Vious | 05.05.2008 - 19:35

  25. hahaha! ya hakikaten çok faideli olmuş yazı:

    Daha sonralari, 2nc Enternasyonel’de b]1 Mayis’in isminin konmasi ile mensei arasindaki tek anlamli iliski, isci sinifinin taleplerinin kabul edilmesi idi. Yani, 1 Mayis’i komunistler filan icad etmediler. Onu, liberaller icad ettiler –icad edilmek zorunda biraktilar.

    teşekkürler… 2. enternasyonel ne topluluğu idiyse? sosyalistler komünistler arasındaki fark nedir? çobanımız bunu da açıklasa? efendim sosyalizm komünizmden önceki aşamasıdır falan gibi şeyler saçmalamadan yani..? kollektivist zorbalıkları nbirbirlerinden farkları doğrudan şiddete ne kadar eğilimli oldukları konusundaki derecelendirmeden ibaret. naziler de SOSYALİSTTİ belki bilmezsiniz ama?

    liberaller olmasaydı acaba sanayii inkılabı olur muydu? oblivius herhalde bu kadar icadın yaratıcı fikrin nasıl meydana geldiğini biliyor olsa gerek? o fikirlere ödenen patentler MÜLKİYETİN KABULÜ anlamına gelir. SSCB’de durmadan ABD’den teknoloji çaldı ama ne hikmetse ÜRETİM BİÇİMLERİ ONDA BİR BİLİNÇ yaratamadı! çünkü bilinç insanla vardır, ona dışarıdan verilmez!

    oblivius türk işçisinin davranışıyla rus veya alman işçisinin davranışı arasındaki farkı ve bilinç farkını da es geçip bir alay ukalalık etmiş ama CEVAP VEREMEMİŞ. zaten solculardan cevap beklediğimiz falan yok .. onların tek istediği insanın varlığına doğrudan müdahele edebilecek gücü elde etmek. mayaları insanlıkdışı ve zorba olduğundan sorgulanmayı sevmezler. alay eder ama konuşamazlar, konuşurlar ama ifade etmezler, zırvalarlar… NEDEN TÜRK İŞÇİSİ ATEİST DEĞİLDİR!? işçilerin evrensel bir kültürü nedenyoktur? neden işçilerimiz marx’ın küçümsediği burjuva değerlerini benimser?

    Tamam, bu yaptigimiz da bir kamu hizmeti sayilir; fakat kamu hizmetini takdir edemeyen birisine bunun boyle bedava ve takdirsiz yapmak durumunda kalmak gucume gidiyor..

    Kuzum [*], siz ne zamandir bilinclerin/imanlarin sizin uyduruk realiteniz ile bagdasmasini gerek ve yeter sart olarak gorur oldunuz? Ne zamandir var boyle bir kural/kanun?

    Ne kadar uyduruk olduguna bagli olarak, her turlu ‘bilinc’i realiteye ters bulabilirsiniz. Mesela, ‘millet bilinci’ni ele alalim. Bunun, DNA filan uzerinden gidecek olursak, elle tutulur neresi vardir? Ayni tur saglamalari ‘inanc bilinci’ (ummet bilinci) filan gibi seylere de uygulayabilrisiniz ve oracikta cokerler.

    Dolayisi ile, bu tur seylerde olgunun varligini yeterli gormek gerekir.

    Aksi halde, abesle istigal eden bir sansurcu durumuna dusmek kacinilmaz olabilir.

    bu tür şeylerde olgunun varlığını yeterli görmek mi? olgu neymiş? cevap yok! burada olgudan kastedilen “benim buyurduğum!”dur.. tabii arkadaş solcu olduğundan bizden “vay be ne hikmetli laflar etti?” gibi hayranlık bekliyor ama nafile…

    bilinçlerin imanlaırn BNEİM UYDURUK REALİTEMLE… hahahaha! bunu yazan arkadaş hiç çevresine bakmıyor demek ki.. benim uyduruk realitem ha? yani işçilerin cumaya gitmelri UYDURUK REALİTE öyle mi? şimdi bakalım… marx’a göre din bir burjuva üst kurumudur. aslında materyalist bir realitesi yoktur ve işçilere dayatılmıştır. işçi sınıfı üretim ilşkileri ile oluşturduğu bilincini tarihsel materyalizmin determinizmiyle aydınlattığında tanrının aslında olmadığını görecektir, yanılıyor muyum? ama gelin görünki, dünyada hemen hemen hiç bir işçi ateist değildir! oysa üretim ilişkilerindekisınıfsallık onungerçeğe daha yakın olomasını sağlamalıdır? işçi üretim ilişilerini koşullarından tanrı saçmalığını fark ettiğinde bunun kendisinin sömürülmesi için uydurulmuş bir şey olduğunu görür güya! milletlerin bilinci, DNA üzerinden gidiş falan… hışş hemşerim! ya dna nedir bilmiyorsun veya kollektif bilinç var mı yok mu bir fikrin yok! milletlerin genel davranış düzenlilikleri onlarınbilinci değildir! bilinç sahibi olanlar BİREYLERDİR! ohooo! sen okuyordun Allah aşkına bu güne kadar?

    arkadaş sanıyor ki realite bilinçten ayrı bir şeydir. öyleyse dersimize devam edleim: insanın realitesini oluşturan şey bilincidir! bilincini yok ederseniz ortada insan kalmaz! ve bilinç sayesinde insan ortamla ilişki kurarak onu yeniden kurabilir!

    şimdi bir oblivius’un yazısına bakalım be bir de çobanaltı bir yaratık sayılan fakirin yazısına; ondan sonra hangisinden neler öğreniliyor, nasıl yararlanılıyor gözden geçirelim isterseniz. çobanları aşağıladığını fark etmeyen bu arakdaşımıza söylenecek çok şey var da Allah’tan gene de aklı başında bir kısım insan var memlekette.. merak buyurmayın oblivius zaten memleketin geneli size benziyor…

    Yorum yazan: afşar | 05.05.2008 - 21:43

  26. Vaz gectim. Her vasat-altini ben yukseltmek zorunda degilim.

    Yorum yazan: Obli Vious | 06.05.2008 - 09:19

  27. Afşar Bey,

    Hoşgeldiniz. Hızlı bir başlangıç yapmışsınız!

    “arkadaş solcu olduğundan” demişsiniz ama feci şekilde yanılmışsınız. O “arkadaş” kim biliyor musunuz? Söylemeyeyim, siz bulun!

    Yorum yazan: metin | 06.05.2008 - 09:50

  28. Abdullah Bey,

    Hoşgeldiniz siz de efenim. Trajedinin tekrarı komedi olur demiş atalarımız. Bakalım Jazzetta’nın ikinci dönemi nasıl bir seyir izleyecek…

    Yorum yazan: metin | 06.05.2008 - 10:00

  29. Trajedinin tekrarı komedi olur demiş atalarımız.

    Benim atalarimin ‘trajedi’yi bildigine emin degilim :)

    O bir yana, bir onceki donemin ‘trajedi’ oldugunu farzetmek bence cok da isabetli degil.

    Bakalım Jazzetta’nın ikinci dönemi nasıl bir seyir izleyecek…

    Bitmeden bilinmez boyle seyler.

    Yorum yazan: Obli Vious | 06.05.2008 - 10:04

  30. Efenim “son tahlilde” (!) aynı atadan gelmiyor muyuz?!

    İlk dönemimiz trajedi değildi, dramdı elbette. Laforizmayı deforme etmek istemedim, o yüzdendir “trajedi” yakıştırması.

    Yorum yazan: metin | 06.05.2008 - 10:12

  31. Olsun, benimkiler hayata pembe gozluklerle bakmagi tercih etmis olmalilar ki ‘trajedi’ kelimesi dagarciklarinda hic yoktu. ‘Kahpe felek’ filan vardi ama, ‘trajedi’ yoktu :P

    ‘Dram’ ise ayniyle hayattir. Hos seyler de icerir. Hos seylerin azalmasi uzuntu kaynagidir; hayatin kendisi degil..

    Yorum yazan: Obli Vious | 06.05.2008 - 10:29

  32. Bilinmeyecek bir şey yok. Nedense Müzmin Bey nikini değiştirmiş ama muhakeme ve dağarcık konusundaki yetmezliği değişmemiş.

    Google’dan ve nuhataplarının yazılarından yaptığı “kes- yapıştırları” dışında bize ne öğrettiği meçhul…

    Solcular hep böyle değil midir?.. Dünyayı izah ettiğini sandıkları saçmalıkları en başta kendileri anlamazlar, çünkü tapındıkları şeyler, açıkça hurafedir.

    Bir hurafeyi bilgiden ayıran da ne olgularala buluşabilmesi ne de mantığımıza hitap edebilmesidir.

    Yazıda ne “bilinç” ile ilgili bir açıklama var, ne sınıf bilincinin mantıklı bir müdafaası ne başka bir şey… bir sürü şey soruyoruz cevap yok. “Szin uyduruk realiteniz”miş… Acaba yerçekimi de uyduruk bir realite midir? Hayvanın anormali genellikle ölür insanın anormali ve zararlısı ise aksine yararlıyı, normali yok ederek yeryüzünü istila eder. Sol işte öyle bir illettir. İnsanı kendini var eden değerleri inkâra götüren bir fikir kanseri, insnaı insanlık dışına iten bir atalet zehri…

    Sol.. İçinden Lenin, Stalin, Mao gibi katillerin çıktığı düşüncenin iltihabı!

    Şimdi oblivius soldan etik ders de vermeğe kalkar, bekleyin hele…

    İnsanlıkdışı bir düşünceye kendi hümanizminizde nasıl yer bulabiliyorsunuz; hep şaşmışımdır, Metin Bey? oblivius falan neyse o zaten nihilist, yok edici ve sinik… Allah’tan onun gibilere kalmadı işimiz. Sağlıcakla kalın…

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 06.05.2008 - 15:16

  33. bir sürü şey soruyoruz cevap yok.

    Soru sormak marifet olabilirdi; konuya muteallik ve icinde az dahi olsa zeka kirintisi olsa..

    Acaba yerçekimi de uyduruk bir realite midir?

    Ayaklari yere basmayan icin oyledir.

    Yorum yazan: Obli Vious | 06.05.2008 - 16:05

  34. konuya müteallik değil yani sorularımız.. öyleyse ispat edersiniz. niye ispat etmiyorsunuz? soru şu: 1 mayıs bütün işçilerin bayramı ise bütünişçiler aynı şekilde mi düşünmektedir? düşünmüyorsa demek ki belli bir şekilde düşünen işçilerin bayramıdır… o işçiler nedne bütün işçi sınıfını temsil etmektedir? eh ayağı yere basmayan biri varsa elbette de ayağının yere basıp basmadığındna haberi bile olmayanlar için her şey mübah… ne tartışıyoruz yahu1 memleketin enerjisini zamnını kimler heba ediyor ya!

    Yorum yazan: afşar | 06.05.2008 - 18:53

  35. Afsar bey,

    Sizi Allaha salmak zorundayim [ya da baga bahceye.. artik tercih sizin] : Lutfen, ipe ve sapa (ikisi birden olacak) laflar ediniz. Yoksa, bu dedikleriniz Allahin da gucune gidiyor –bu kadar da nasipsiz yaratmamistir eminim.

    Dediginize/yazdiginiza bir bakalim.. Sunu diyorsunuz:

    1 mayıs bütün işçilerin bayramı ise bütünişçiler aynı şekilde mi düşünmektedir?

    Simdiiii.. bunun ne denli zekice bir soru oldugunu anlamak icin cok ugrasmak gerekiyor degil mi?

    Evet, 19 Mayis da Genclik ve Spor Bayrami olarak ilan edildi. Ve, hayli zaman oldu bu.

    Buna sizin bir itirazinizi duymadim. Kabul ettiginizi varsayabilirim herhalde.

    Bu durumda, butun genclerin ayni sekilde dusunduklerini varsayabiliriz degil mi?

    Dahasi, sadece 19 Mayis gununde icra edilenler spor sayilir. Digerleri spor filan degildir.

    Degil mi?

    Hele get allasen..

    Yorum yazan: Obli Vious | 06.05.2008 - 19:37

  36. hahaha sevgili oblivous salak değilsin değil mi?kusura bakma ama sormak zorundayım…

    1 mayıs bir ideolojik tercihtir, kökeninde de sosyalizm yatar.. herhalde bu konuda hemfikiriz. her devlet de kendine göre bayramlar ihdas edebilir ki bunlar da sadece devlete tarafındna ihdas edildikleri için “kutlanır” kaldı ki gençlerin, okullarınca görevlendirilenleri dışında 19 mayısı kutlayanına henüz rastlamadım. yani?

    bayramın devletçe dayatılanı bile sivil halk arasında kutlanmazken bilmemhangi yağmacı koalisyonununişçi sözcülüğüne soyunup da üfürükten ilan ettiği bayramın bütün işçilerin bayramı olması mümkün mü?

    işçi denen bilinci tek bir sınıf mı var? soru bu!

    neden bunu soruyoruz? çünkü 1 mayıs kutlayanlar bütün işçiler adına konuşuyor, sürekli, bilmem farkında mısınız? yani? bütün işçilerin aynı sınıf bilincine sahip olduğunu iddia ediyor!

    ne sormuşuz ne cevap verilmiş1 hey güzel Allah’ım elbette oblivius’u da sivri sineği de kurbağayı da yaratan sensin ve hikmetinden sual olunmaz, sineğin ve kurbağaının ne işe yaradığını az çok biliyoruz ama oblivious ve muadillerinin hikmeti ne idi?

    ben bildiğim yerde otlarım oblivious sen sahiplerine sor nasıl yaşayacağını…

    Yorum yazan: afşar | 06.05.2008 - 21:32

  37. hahaha sevgili oblivous salak değilsin değil mi?kusura bakma ama sormak zorundayım…

    Yok. Kusurunuza bakmiyorum. Herseyi sormak zorundasiniz –bu belli– ama aldiginiz cevabi da zat-i cehlinize begendirmek gerekiyor –nedense.

    El cevap: Evet. Butun salaklarin beni bulduguna bakarsam, kabul etmek zorundayim. Ben bir salagim.

    Sizin mazeretiniz nedir?

    Simdi gelelim oteki uyduruk seylerinizin bir kismina..

    Neresini duzelteyim?

    Bakiniz, sunu kafaninizin neresine isterseniz orasina yaziniz –ilerde lazim olacak, ilerleyebileceginizi umit ederek bunu diyorum:

    Once sosyalizm gelmedi.

    Once isciler (emegiyle gecinmege calisan yoksullar) vardi. Iscilerin (emegiyle gecinmege calisan yoksullar) icler acisi durumu uzerine kafa yoran bazi kisilerin zamanla olusturdugu cercevenin ekonosiyasi yansimalarinin ismidir sosyalizm.

    Bu kadarini anlayabildiyseniz, 1 Mayis’in arka planinda sosyalistler daha nice oculerin yatmadigini, problemin sahipleri olan iscilerin harekete gectigini de anlayabilirdiniz –beeeelki, ama cok umitli degilim.

    1 Mayis’i kutlayanlarin butun isciler adina konustugu iddianiz sizin kendi carpik realitenizin size oyunudur…

    Sadece ve sadece, 1 Mayis’i kutlayanlar ve kendisini isci sinifinda gorenler adina konusuyorlar.

    Oldu mu?

    Rahatladiniz mi simdi?

    Uzun kollu beyaz gomlegi giymekte sorun cikarmayacaksiniz artik, degil mi?

    Yorum yazan: Obli Vious | 06.05.2008 - 22:00

  38. Once sosyalizm gelmedi. Tarih dersi başlıyooor!

    Once isciler (emegiyle gecinmege calisan yoksullar) vardi. İşçilerin “işçi” olmasını sağlayan üretim araçları gökten zembille indi tabii değil mi? Yani.. İşçilerin işçi adını almasını sağlayan seri üretimsistemi aslında hep vardı? Nedense hep buaşama atlanır. Yani? Hani müteşebbis, yaratıcı zeka falangibi şeyleri biz zaten ortaya koymalıyız ya.. İş bir tek işçi sınıfının doğmasına kalıyor..

    Iscilerin (emegiyle gecinmege calisan yoksullar) icler acisi durumu uzerine kafa yoran bazi kisilerin zamanla olusturdugu cercevenin ekonosiyasi yansimalarinin ismidir sosyalizm. Tanım süper! Yani aslında “Aman da cici işçilere ne yazıkmış derneğinden başka birşey değildi sosyalizm, değil mi?
    İş Platon’a kadar dayanır mı dayanmaz mı, mülkiyete bakış falan hikâye! Dolayısıyla bugün durmadan kullandığımız” işçi” teriminin hangi saiklerle kulanıldığı, NEYE GÖRE TANIMLANDIĞI FALAN DA BOŞ! Oblivious dostumuz salakça olmayan bir izah ile bizesosyalizmi öğretmiş, sağolsun

    Bu kadarini anlayabildiyseniz, anladık anladık hamd olsun…

    1 Mayis’in arka planinda sosyalistler daha nice oculerin yatmadigini, problemin sahipleri olan iscilerin harekete gectigini de anlayabilirdiniz –beeeelki, ama cok umitli degilim. ümitli olmakta fayda var. :) da.. anlattıklarınızın anlamsız ve uyduruk olduğunu siz anlayabiliyor musunuz? değişmez birişçi sınıfı varmış da bsınıf değişmez bir kapitalist sınıfı devirmeliymiş histerisindne yola çıkan platonik sözümona işçi sınıfı mücadelesi saçmalığı diyebir şey aslında yok! 1 mayıs tamamen işçilerin “Ya biznedne bahar bayramı yapamıyoruz kardişim!? Bugün tatil olsun biz de piknik yapalım!” dediği bir tür “october fest” falanmış…

    1 Mayis’i kutlayanlarin butun isciler adina konustugu iddianiz sizin kendi carpik realitenizin size oyunudur…

    Hah! Anladık! da sonrası nasılgeliyor bir de ona bakalım…

    Sadece ve sadece, 1 Mayis’i kutlayanlar ve kendisini isci sinifinda gorenler adina konusuyorlar.

    Hahahaha… “Kendisinin işçi sınfında görenler adına konuşmak” ne demek ozaman? Yani?İşçi sınıfının belli bir davranış kalıbı var. Kendini orada görenler bu kalıba uyuyorlar.. Dolayısıyla 1 mayıs’ı kutlayanlar da bu kalıba uyan HOMOJEN KİTLE adına konuşuyorlar… Öyle, değil mi? Bir kitle, kendini “şöyle böyle ” kabul edenler demek ORTAK ÖZELLİKLER TAŞIYANLAR demektir. bu ÖZELLİKLERİ KİM TANIMLIYOR? Bu özellikleri tanımlayanların HEPSİNİN İSTİSNASIZ SOSYALİST OLMASI NE DEMEK? Dindar, kanaatkâr, işverenin mülküne saldırmayı falan düşünmeyen işçileri hangi sınfa sokacağız? bunalr sınıf bilincindne yoksun mu? Daha doğrusu nedne “sınıfı” bunlar belirlemiyor da inançsız, etiksiz, saldırgan ve yağmacı ayak takımı belirliyor?

    Oldu mu?</i< oldu, oldu…Sorumun cevabını aldım..

    Rahatladiniz mi simdi? Hayır butür cevaplar sindirim sistemimi bozuyor.

    Uzun kollu beyaz gomlegi giymekte sorun cikarmayacaksiniz artik, degil mi? Hahahaha! Aman da ne güzel kinaye yaparmış oblivious… He, he! Tamam tamam sizin gibi akıllıların yanında zaten canım sıkılıyor… Komik komik şeyler yazıp bir de akıl verecekseniz ben tımarhaneye gideyim abi… En azından oradakiler deli.. Sizin gibi salak değil…

    Yorum yazan: afşar | 08.05.2008 - 07:01

  39. geçen gün istanbulda minibüs içinde kaldım. yol akaplıydı. şöför ara yollardan gitmeye çalıştı.

    günlerden 1 mayıs değildi. Maç olmuş ve insanlar gösteri yapıyordu ? orası bildik ve çıkışları olan bir meydan da değildi.

    gösteri izinli miyidi ? değil ? istanbulun asayişi ve münasip güç yok muydu ? evet, yoktu ?

    sanki bu şehirde asayiş mi vardı ? sanki bu şehirde beyaz takkeli katil gün ortasında bilinen bir gazateciyi öldürmemişti * sanki bu şehirde o katiller bir senedir dolaşmıyordı.

    ondan sonra asayiş nutku dinleyin., ben buna salaklık derim. ( afşar beye kinaye)

    Yorum yazan: knz | 13.05.2008 - 08:40

  40. yöneticiyi çalıştıracak,onu işinden istifa ettirecek hiç etkimiz olmadığı gibi, aynı şeyi defalarca yaşayarak yine de oy vererek, üstelik oy vererek sürü olma özelliğimizi gösterdik. öyle değil mi ? gelecek 1 mayısata da ya ağlanma sızlanma yazısı yazılır veya yine alay edilir.

    ama asayiş üslübunun bir kat daha dozlanacağına emin olun.
    çünkü tercihiniz budur.

    onun için rahip cinayetinden bir sene sonra aynı katiller beyaz bere ile cinayet işlediğinde, sürü ortalıkta görünene bakmadan derin geyiklere daldı.

    şimdi de şehrin asayiş dediklerinde derin hipnoza dalıyorlar. bütün süslü kelimelere karnım toktur.

    Yorum yazan: knz | 14.05.2008 - 07:09

Yorum yapın