jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Kayıp aranıyor

Buralarda göğünü yitirmiş bir deniz gördünüz mü bayım? Halâ ısınabiliyorum bir metal kupa çayla -ki külümün ateşiyle demlenir. Dönsün varsın dünyanın gözü, camgözü.

Bir meteliksiz için tedavülden kalkmış mangır neyse benim için de osunuz bayım. Belki de Güneş Kral Louis’nin sayın kıçından çıkmış sayın osuruksunuz. Lirizmimi mahvettiniz, hoşnut musunuz? Acele etmiştiniz kurbanı olmakta, kurbanı olduğum kurbanlarınızın -o kuru kalabalığın. Yanardöner kuru kalabalığın. Kalabalıkları ıslatmak gerekir bayım aniden geliveren gerçeğin kırbacıyla.

İçinden fırladığım romanların devamını arıyorum bayım orda burda. Ölmüş yazarlarından soramıyorum. Ah bir türlü tutamamak bu dili ne fena. Yine de şunu biliniz ki bayım, konuşmuyorum kimseciklerle, aramıyorum kendimi açıktan açığa. Sadece buyum buralarda. Sadece buyum. Projektörleriniz bozuk, nöbetçileriniz ölü -ölü nöbetçileriniz. Kötülük bile değil benim için kötülüğünüz. Yaralanabiliyorum sizsiz halâ. İrili ufaklı muktedirler -ki nasıl da masumdurlar, nasıl da çokbilmiş ve oturaklı- emanetin vestiyerine bırakıp gitmişler aklı -derin yasa işte, ne olsun! Bense yaramın sızısından alıyorum gücümü. Eratosten kalburu kullanıyor, at çatlatıyorum durmadan. Bir Munch’tan girip öteki Schumann’dan çıkıyorum. Kalem kırdırıyorum kalemime.

Balçığınızdan arınmak ömrümün kaydında, gülüp geçmek çağlarüstü mutluluk çubuğunuza -evet, gerekir. Halâ görüyorum: dünyanız dilsiz. Berceste mısra nedir bilmez misiniz!

Siz bayım necisiniz? Önemli işler peşindesiniz -pöf, boşverin böyle şeyleri, acep buralarda göğünü yitirmiş bir deniz gördünüz mü bayım?

26.07.2007 - 15:07 Yazan: metin | TAVANARASI | | 15 Yorum

Teker teker tekerleme

1. kaç kişi kış kuşu, kaç kişi keçi kıçı

2. biçare çar çarnaçar kaçar, şakacılar şakağına saçma saçar

3. şarkın şaşkın şarkısında şart mı aşkın şakası

devrik çarlar gibidir kış kuşları bir bakıma
şarkın kanlı ağırlıdır çöken üzerlerine, şarkta kış
kuşlar gibi kanat çırpmaz, yatar taş gibi ağır
zamanın kuluçkasına, bekler irikıyım irikıyım
ve aşk şarkısına benzemeyen bir şaka gibi, donsun diye
kış kuşları kadar masum olmayan ezeli çarlar
ah şarkta kış bekler yeni su verilmiş çelik çarlar çıksın diye
halkların alıklık kuluçkasından
kıyılmış yığınların şaşkın ve masum aşk şarkısı eşliğinde

söyle bakalım ece ayhan’ın anıt-şiirine gizlenmiş
tabiattantahtayakalkamayan çocuk
kaç kişi kış kuşu ha, kaç kişi?!

26.07.2007 - 13:05 Yazan: metin | JÜKRÜPASAPAŞAZI | | 6 Yorum

Aşağılama-kutsama sorunsalının eytişimsel özdekçi bir bakışla irdelenmesine ilişkin önsel bir çıkarsama. Ya da: Sen % 46.65′in resmini yapabilir misin Abdullah? Ya da: Merdivenden düşen bir adamın düşme olgusu üzerine gözlemlerine dayalı tümevarımsal vargıları. Ya da: Filan fıstık.

Azzzz sonra!

26.07.2007 - 11:33 Yazan: metin | BEKLEME SALONU | | 8 Yorum