[A]yaz
Yaz, cırcırböceklerinin ötüşü demektir. Tatil fikri düşer akla -kendinden uzaklaşmak için olabilecek en kötü seçenek. Balkona çıkar, bir bira açarsın –sonra uzun uzun ve at gibi işemek için. İstersen bunu değil daha iyisini yaparsın: aklınla kalbini seferber edip göğe bakarsın, kimi geceler yıldızını yitirmiş yaz göğüne. Düşünceler üşüşür, sopayla kovalarsın. Saf, berrak bir varoluş anı yakalayabilir miyim diye. Yaz, biraz da budur.
Yazın kışı özlemek için yaşarsın epey. Kış gelir, sen onu özlediğini anlayamadan geçip gider. Bu döngüde kaybolursun, duru mantığınla kuru aklın kalır. Mevsimler, sadece Vivaldi’de iyidir. Mevsim yoktur, durgun akan ömür vardır. Belki de hiçbir şey yoktur –sen bile.
Bira mira açmazsın, Tanrı’yı düşünürsün. Tanrı vardır ve görünmez ve silinmez bir mürekkeple yazdığı o bir tek kelimenin olduğu kağıdı, hakikatin önüne paravana olarak yerleştirdiği dünyanın balmumuyla mühürleyip bedeninin sandıkodasına yerleştirivermiştir. Beden ki kanar, beden ki yorulur, beden ki görünür göze. Beden ki aldatıcıdır ve yalandır. Yaz kış dolanıp durur işe yaramaz bir gölgeyle. Yaz, gölgeyi uzatmak içindir biraz da, şu güneş olmak için güneş olmuş güneşle.
Şairsen yazın üşür, kışın terlersin. Romancıysan bunun entrikasını kurarsın. Öykücüysen ilk kelime önemlidir. Ressamsan durma soyut dışavurumcu ol. Yontucuysan hep eksilt, eksilterek varırsın mükemmele. Düz bir adamsan, yaz’ı yaşa, üstüne çıkmaya çalışmadan. Yazı, sana gelmese de olur, yüktür zaten. Yazı, acıdır ve yüktür. Lord Byron bilgi babında söylemiştir bunu, ben azıcık değiştirdim.
Yaz, laktik asite yol vermek midir bilmiyorum. Gelgelelim, yazmakla aynı köktendir. Asit, kağıda dökülür ve bir oyuk açar. Kelimeler yana çekilir ürpertiyle ve kederle. Bir boşluğun ardına bakarsın, gözlerin dalar. Gözlerin senin midir ki zaten. Seninse bile yitirdin sayılır. Yazdın ve kör oldun. Biraz da başkaları yazsın. Sen görmenin sırasını savdın.
Yaz biter elbet. Bitmelidir de. Başka türlü nasıl bulacak kış seni.
Oyun biter. Cırcırböcekleri, kurbağalar susar. Kedi, gerinir, uykuya dalar. Mürekkep yere dökülmüş, tahta kirlenmiştir.
24 Yorumlar »
Yorum yapın
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)


ah abi ahh!
kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi;
kâh inerim yeryüzüne seyreder alem beni..
bu yazmalı jazzetta’nın “about” bölümünde..
:)
metin bey, muhteşem yazmışsınız yine. insan okuyup kalakalıyor. ne desem boş. çok ama çok güzel. oyun bitmez.
sevgilerimle.
Metin Bey,
(A)yaz’ı okuyunca, eski “Tavanarası” yazılarınıza da baktım ve karar verdim ki, ben en çok bu tavanarasından günışığına çıkan yazılarınızı seviyorum. Daha çok günışığı, lütfen. :)
Yaz sıcağında ayazı yaşamak derler buna…
Ufak düşünen ve ufak duyumsayan bir insan olsaydım da sadece yazı yaşasaydım, üzerine çıkmasaydım, ötesini düşünmeseydim…
Ama ne mümkün! Doğru yaz bitecek, ardından kış gelecek, sonra tekrar bir yaz daha, bir kış daha ve devran dönecek…
Yahya Kemal’in Geçmiş Yaz şiirinin son mısrası ile bitirelim:
Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;
Mehtâb… iri güller… ve senin en güzel aksin…
Velhasıl o rü’yâ duruyor yerli yerinde!
hayatı bölümlere ayırmaya -daha doğrusu zamanı- karşıyım.
neye karşı olduğum önemli değil mi metin beğğ?
karşımda duranı daha iyi görürüm değil mi hem?
hem sonra yazın tatil yapmak gerek değil neden insanlar kandırdılar birbirlerini?
bir de yazın ünlüler ölür hep.
bu böyledir.
bu böyledir bir mustafa kutlu kitabı mıdır?
ps.sorularıma cevap vermeseniz de ben yine bu yazıyı çok seveceğim metin beğğ! hiç problem değil. şu ayazda birbirimizi bunaltmaya hiç gerek yok di mi ama :))
son mısra yerine tüm kıt a yı paste etmişim…artık idare edeceksiniz arkadaşlar………………..
Tanrı’yı düşünürsün, evet. Göğe bakıp Tanrı’yı düşünürsün.
“ey büyük mavi. ey gök müsün nesin/ey açıklık seninle kim yarışır* / Sen olmasan, yeryüzünde bu ağaçları suları, bu büyük kayaları bekletecek ne vardır**
Yaz, kışa hazırlanmadır. Tatil fikri düşer akla,evet. Tatil, yazdan kaçmadır.
(*)bir oda güneşi’ne, T.U.
(**)Büyük Kavrulmuş, T.U.
Metin abicim ya benim gibi mevsimsiz bir hayati yasayanlar?
ya da daha dogru bir ifade ile hayatlarini tek bir mevsimin altinda yasayanlar??
Yazın olmayanı özletmesi dışında bir de olanın farkına vardırması etkisinden de bahsetmeli.
Nefes almanın kıymetini keşif, içilen sudaki tat ve rüzgarın enseyi okaşayarak geçişi serin havalarda böyle şairene olmaz hiç.
“Tanrı vardır ve görünmez ve silinmez bir mürekkeple yazdığı o bir tek kelimenin olduğu kağıdı, hakikatin önüne paravana olarak yerleştirdiği dünyanın balmumuyla mühürleyip bedeninin sandıkodasına yerleştirivermiştir”
O, kelime nedir Metin bey?
ey kelimeler,
sizi böyle dizenin gönlüne sağlık..
ps:
ben bu yazıyı yine taşıyorum:)
sevgili passive;
yazılarına yazmayıp da yorumuna yorum yazsam ayıp mı olur şimdi.. :)
olmaz olmaaaz.. :P
merhabalar….
burada bir yagmur yagiyor sanki…..
bir bira açıp tanrı öyle kolay düşünülüyor muydu yahu?
biz niye kastırdık yıllar boyu o zaman!
Ah sevgili teknik direktörüm ah!
Ben ne diyem şinci!
Endişeli Peri Hanım,
“Oyun” mu dediniz?! Ah, teşekkür ederim efendim.
Sevgili Ekmekçikız,
Çok sağolun. Ben de Kiler’de ve Tavanarası’nda oyalanmayı seviyorum daha çok aslında.
Passive Hanım,
Ne kızıyonuz yaw! Sorularınızı ne zaman cevapsız bırakmışım ki? Hem zaman yoktur efenim. ZA-MAN YOK-TUR. Hele biz, hiç yokuz. Misafirler geri dönsün evlerine.
Çuvaldız Hanım,
Hiç söyler miyim o kelimeyi ben! Heh heh!
Kaçakkova Bey,
Ne yağmuru, burayı sel götürüyor efenim!
Thelosthighway [Bey?/Hanım?],
Dediğinizi neye yoracağımı bilemedim efenim. Durun ben bi malikanenizin kapısını çalıp etrafı kolaçan edeyim, belki anlarım.
metin bey merhaba ….ece ye ulasmaya calisiyorum..siz yardimci olabiolirsiniz belki diye düsündüm …maillrim gitmiyo..blog adresim degisti …
http://optionun-ruhu.blogspot.com
iletirseniz cok sevinirim..kusurabakmayin…bu sekilde yorum birakmak istemezdim…ama affedin…
saygilarimla.