Cibali’de inecek var!
Darbeli matkap döneminin sıkıntısı yetmezmiş gibi, çöl sıcağına da tutulduk. Ağustos da yaklaşıyor, yakında bi de deprem gelirse dadından yinmez gayrı. Khayırli ugirli ossun sayın seyirciler. Puslu havadan da, sıcak havadan da hiç hazzetmem. Hazır mayışmışken, bugün de pazartesiyken, ajanstaki önemli bir iş için de aklıma en ufak bir fikir kırıntısı gelmemekte inat ediyorken, kafayı yemek üzereyken, üstelik de “emekli militer” ve “paramiliter” tilciklerinin farkını Türkçe Sözlük’ün 2007 basımında bir türlü bulamıyorken (: tekinsiz bir mevzu + nafile bir çaba), gelin kendimizi aşka ve musikiye adamaya devam edelim efendiler hanımlar.
Ezginin Günlüğü’nü bilenleriniz bilir. Çok fazla düşkünlüğüm yoktur o topluluğa, ama sever ve saygı duyarım kendilerine. Gelgelelim bir şarkıları var ki, işte o fena! Benim gibi azılı bir tütün düşmanına bu şarkının kendini sevdirebilmiş olmasının tek bir sırrı var. Bizim bütün ölçülerimizi baştan aşağı değiştiren, bizi tepeden tırnağa dönüştüren, hayata ve ölüme meydan okumamızı sağlayan, engüzelhuzursuzluk durumumuz… Yani aşk.
Hadi bakalım. Dinleyelim. Neredeyse bi cigara yakasım geliyor. Tövbe tövbe!


Metin Beeey, günaydııın!!!
nihâyet sizi de saflarımıza katabildik. hamdolsun! :)
engüzelhuzursuzluk hâli diye tanımlamışsınız aşk’ı. olur mu hiç.. enbihasheyecân hâli diye değiştirmek istiyorum izninizle. uykuyla barışık olmama hâli.. göğsünde serçelerin çoksesli konser vermesi.. herkesi ve herşeyi hoş/güzel görme hâli.. hava puslu muymuş, sıcak mıymış/soğuk muymuş farkedememe hâli.. ismin en güzel hâli: aşk!
gün aydın, göz aydın, gönül aydın olsun ey insanlık…
Cano Hanımcığım,
Günaydın efenim. Ben de az önce sizin malikanedeydim.
Şinci tabii ki bendeniz çok çok eksik bi tanım verdim. Zaten bu aşk denilen illetin tam tanımı ancak balığın kavağa çıkmasıyla mümkündür efenim. Sizin söyledikleriniz de tanımın içindedir elbet.
Ayrıcana, müessese amirinizin cigara tüttürdüğünü gördünüz mü gözlerinizle?! “Neredeyse” dedüktü, allallaa!..
aşk tanımlanamaz bir ”şey” olabilür tabi. ama duyumsanamaz değeldür. hemi de yeni kelimelere lâyıktır. bence..
kahvem tâze Metin Bey. dumansız da imansız gider bu meret söylemeden edemiyciim.. :P
3 ve 4 için:
Heh heh he!
aklıma Nâzım’ın şu cânım şiiri geldi şimdi.. belki daha önce de yazmışımdır, emin değilim. sevdiğim şeylerde çok tekrâra düşebilirim. ama tekrar iyidir, severim:
üstümüze yazdıklarımın hepsi yalan
onlar olan değil olmasını istediklerimdi aramızda
onlar ulaşılmaz dallarında duran hasretlerimdi
onlar susuzluğumdu düşlerimin kuyusundan çekilmiş
ışığa çizdiğim resimlerdi onlar
…
30 eylül 1960 - Leipzig
———————–
pazartesi gününü çekilmez kılan insanoğludur. istenirse böyle çekilir hâle de sokabilir. di mi Metin Bey? :)
Di, Cano Hanımcığım. Amma bu pazartesi benim için gerçek bir kabus. Bu salı da… Bu çarşamba da… Çünkü beynim kısa devre yaptı. Fikir çıkmıyo. İşten kovulacam.
7′ye ek:
Bu arada, ne güzel bir alıntı yapmışsınız Nazım’dan… Sağolunuz, varolunuz, berhudar olunuz efenim.
Merhaba. Ezginin Günlüğü’nü bilenlerdenim Ve E.G’ne düşkünlerdenim.:)Şarkıyı dinlemenizin tek sırrı aşk ise aşk halinin dışındaki durumlarda sevilmeyecek bir şarkı mı demek istiyorsunuz acaba? Şakayla karışık bir yorumdu bu. Ne ise bir de Yaş Yetmiş, Gelen Benim, Babamı Anarken ve benzeri şarkıları vardır ki bulunup dinlenmesi iyi, hoş, güzel olur kanımca. Bu arada “ve benzeri” der iken birbirine benzeyen şarkılar değil birbirinin güzelliğinde, tadında olan şarkılar demek istedim tabi ki.
İyi dinlemeler sevgili okurdinlerler/dinlerokurlar.
Kübra Hanım,
İnsanın, ilgi alanlarını paylaşan insanların varlığından haberdar olması ne güzel! Bu duyguyu yaşattığınız için teşekkür ederim.
Abi neler oluyor sana yahu? Aşk.. aşk.. aşk, son günlerde malikanende en çok geçen kelime bu..
Sayıyla kendinize geliniz, aksi takdirde söyleceğimdir yengeye bak, karışmam.. ;-)
Sevgili dostum, size cevabımı vereceğim. Azzzz sonra!