jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Billet doux*

kim çözebilir benimle gizli bedeni
saf hüzünden, hüzünden saf
bir rahim-ruhu öre—
bilir, bunu bile—
bildim ey, yalnızdınız.

tanrı bilir ıssızdınız siz de
kumda çöl, yaprakta orman, izde diş
iş! öfkeyi kanı sesi aşkın yalpanızla
kaldınız, kalakaldınız.

ben kaldım, kalan ben’imle anbean
dönüşeceği sabahta esrar arayan ısrar
ve sebat böceği
imişim, öyle bıraktınız.

kim salabilir yılgın atlarını üstüme
kime ne adsız bir ova olduğumdan
bir atlastınız gözümde açılmamış
ben ki bir enlemdim bir boylamdım
üstüne basılamaz ekvatordum
siz ki gönlümden geçen ilk
ilkatlastınız.

____________________________

(*) Kısa aşk mektubu

23.06.2007 - 18:19 Yazan: metin | JÜKRÜPASAPAŞAZI | | 7 Yorum

Beni terketme…

En sevdiğim parça budur benim. Üzerinde uzun uzun konuşmayacağım bugün -belki başka zaman.

Sevdiğime armağan ediyorum:

Muhteşem Jacques Brel, NE ME QUITTE PAS.

23.06.2007 - 16:27 Yazan: metin | LATERNA | | 14 Yorum

Dinleyicinin, saf yaşamı arayan saf biri olarak portresi

Dinleyici istiyorum ben, zekası ve aklıyla arası iyi olan dinleyici.

Renk renk düşünen, desen desen yazan, sözcük sözcük resmeden.

Didikleyen, inanmadan önce şüphe eden, şüphe ettikten sonra inanan, inansa da şüpheyi elden bırakmayan, kurcalayan, soran, cevaplarla arası bozuk olan.

Diklenmesini, birlikte ve ayrı yürümesini, kendini eskitmeden sevmesini bilen.

Konu mankenleri istemiyorum ben; figüranlar, gaza getiriciler, fanatikler, holiganlar istemiyorum.

Uysal koyunlar, sadık köpekler, mütevekkil eşekler de istemiyorum.

Yakarım dünyayı dedi mi gerçekten yakacak aşka kullanıyorum oyumu.

-Aşk ki aksırsan da tıksırsan da başka açıklaması yoktur.

Gemileri yaktıktan sonra pişman olmamaya, doğrunun yalancılığıyla yalanın doğruculuğu arasındaki gelgitte yitip gitmemeye, hayata yorum getirirken onu ıskalamamaya kullanıyorum.

Hiçliğin, zihinsel evrenin piçliği olup olmadığını tartışmak istiyorum.

Kiçliği ise bok çukurunda bile görmeye tahammülüm yok.

Dinleyici istiyorum ben, dinlerken konuşucu ve dinletici.

Kavramlara, kendine, hayata, ölüme saygısı olacak.

Gerçekten zeka ürünü olduğunu hissettiği şeylere saygısı olacak.

Gerçekten zeka ürünü olduğunu hissettiği şeylerin ardında namuslu bir yürek olduğundan kuşkulanmazsa saygısı olacak.

Basit birşey söyleyeceğim şimdi: Kategorilerin, tanımların, tümdengelimlerin, ortak dilin nefretini çekecek üzerine; öyle biri olacak.

Çok yetenekli sekiz kardeşin en küçüğü Wittgenstein’lar istiyorum ben;

deneyci makine mühendisleri, Bertrand Russell’la matematiksel mantık tartışmaları ürettikten sonra ıssız bir fiyordun yamacına inşa ettiği kulübeye çekilenler,

babasından kalan serveti dağıtarak aşırı sade yaşayanlar,

zekice konuşmalardan nefret eden zekiler, akademisyenlikten sonra hademelik yapanlar,

insanın düğümlenmiş zihni‘ni çözecek das erlösende Wort‘u (kurtarıcı sözcük‘ü) arayanlar arıyorum.

***

Okuryazar ve yazarokur, okurdinler ve dinlerokurlar.

Varlıklı olsa da olmasa da var olmayı tercih etmişlerle benim işim.

Kendini ve kendimi aşmakla.

23.06.2007 - 15:45 Yazan: metin | TAVANARASI | | 37 Yorum