Gecikmiş romans (2)
İnsanın ne yapacağını bilmesi ne kadar da zor. Bazen kendisi oluvermesi, ne olup bittiğine şaşarak. Kimi, iki acı arasında kararsız ve [ş]aşkın, kalakalması. Bir sabah uyandığında, Kafka’yı hatırlayıverişi.
İnsanın beş duyusundan zoru oluşunu hiç anlayamamışımdır. Ellerinin kollarının oluşundan; dokunduğunu, gördüğünü, duyduğunu zannedişinden birşey anlayan varsa beri gelsin. Beynin salatası yapılır derler. Kör ölmeden de badem gözlüymüş derler. Bir bakıyorum damarlarımda kan akıyor gibi sanki, bir hareket bir kıpırtı filan. Birtakım tuhaf sesler çıkarıyorum durduk yerde, bunlar biraraya gelip anlamlı sözlere dönüşüyor istemdışı istemdışı -buna “dil” diyorlarmış, öyleymiş, bizi başka bazı canlılardan ayırmıyormuş ama bizi bizden ayırdığı çok oluyormuş.
Başım ağrıyor -en son bir engizisyon mahkemesinin kanlı sepetinde görmüşlerdi onu, bir kelle onca zaman sonra bile ağrıyabilir demek oluyor bu.
Unutulmuş gibi olan unutulmuştur basbayağı. Unutulma peronuna giren tren, kalkacaktır. Gecikmeler, yazgıyı unutturamaz. Ve ben trenlere bayılırım. Gecikmeleri sevmem. Belleğim de zayıftır -unutmaktan mı sözediyorduk demin?
Seni seviyorum. Olup olacağı bu. Beş duyu, dil, kendisi olmak, acı, el kol, engizisyon, unutmak falan bahane.
İnsanın ne yapamayacağını bilmesi ne kadar da kolay. Kendisi olmaktan çıkıvermesi. Raydan çıkmak. Kaza. Son. Hiç başlamamış olmanın öteki trajik adı.
Kelimeler böyledir. Raydan, yoldan, imandan çıkarır. Elma dersem çık. Kendini benden çıkar! Kendin, benden çıkar…
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)

