Gülüşün ve unutmayışın Jazzetta’sı 1 yaşında…
Ali Çolak şöyle diyor bugünkü yazısında: “Bazen okumak da yazmak da sıradanlaşır. Tabiatındaki o hırçınlığı, arzuyu yitirir. ‘Alıştığımız bir şey’ gibi gelir elimize aldığımız her kitap. Ya da yazmaya durduğumuz cümleler. Hiçbir yabaniliği, kekremsiliği kalmaz, taze meyve tadı barındırmaz. En azından öyle olmaya başladığını fark ederiz.
Oysa biraz yabanidir yazı, dik başlıdır. Sıradanlığa, alışılagelmişe boyun eğmeyen bir karakteri vardır. Bunu yitirirse yazana da okuyana da faydası dokunmaz. (…)
Her yazı, kağıda düşen her dize bir çığlıktır oysa… Ve yazan, o çığlığın varıp sahibini bulmasını, bulup onu uyandırmasını bekler. Bir tek okur bile olsa bu, sesinin ona ulaştığını bilmek, yazıyor olmasını anlamlı kılar. Onu yitirmek korkunçtur. (…)
Açık etmese de her yazar ve şair, ‘yaban ülkelerin bitkisi gibi’ okurlar ister. Yalnız kendisinin bakıp büyüttüğü okurlar… Buna hakkı var mıdır? Yoktur belki, ama yeryüzüne bıraktığı o çığlığı, ancak böyle birinin duyabileceğine inanır. Yazdıklarını ‘kıvrımlarına kadar’ ancak onun anlayabileceğine… (…)”
***
Büyük yazar Milan Kundera, “Roman Sanatı” adlı eserinin “Yetmişbir Sözcük” başlıklı altıncı bölümünde eserlerinin çeşitli dillerdeki çevirilerini konu edinir ve bu vesileyle romanlarındaki bazı sözcüklerin sözlükçesini oluşturur. Bu sorunlu sözcüklerden biri için şöyle der:
“CHEZ-SOI [YURT]: Domow (Çekçe), home (İngilizce), das Heim (Almanca). Bu sözcüklerin anlamı şudur: Köklerimin bulunduğu, ait olduğum yer. Bu yerin topografik sınırlarını belirleyen yürektir yalnızca. Tek bir oda, bir manzara, bir ülke, evren olabilir. Klasik Alman felsefesinin das Heim’ı: Eski Yunan dünyası. Çek ulusal marşı ‘benim Domow’um neresi?’ diye başlar. Fransızcaya ‘benim vatanım neresi?’ diye çevriliyor. Ama vatan başka şeydir: Domow’un siyasal, devlete ilişkin versiyonu. Gururlu bir sözcük vatan. Das Heim ise duygusal bir sözcük.”
Benim “domow”um Jazzetta’dır belki de…
***
Değeri hiç anlaşılmamış büyük bir şair ve öykücü de konuğum olsun bugün: Sabahattin Kudret Aksal. Bakın ne der bir şiirinde:
Bütün söylediklerim yalan
Yalan yaşamakta olduğum
Ne sıcak memleketlere gitmek istedim
Ne kaçmayı düşündüm
Ben bu şehrin gökyüzünden
Kasabından fırıncısından
Havasından hoşnudum
Hadi bakalım, çözün paradoksu: İlk dize doğruysa diğerleri ne olur? Peki ya tersi: İlk dize yalansa?
Benim de bütün söylediklerim yalan, yalan yaşamakta olduğum! Jazzetta, koca bir yalan.
İyisi mi biz gene bu büyük söz ustasına bırakalım sözü:
Dün gece delişmen bir böcek
Cevizden bir sandığı oydu
Bekledim ha bitti bitecek
Bilinmez aradığı neydi
Humması sürdü sabaha dek
Bir işi vardı bitirecek
Bir doluya bir boşa koydu
Tohum mu toprağa ekilecek
Belki de söylenecek türküydü
Balık mı suda tutulacak
Bir gün soluğun kesilecek
Senin de dost delişmen böcek
37 Yorumlar »
Yorum yapın
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)


İYİ Kİ DOĞDUN JAZZETTA:)
İYİ Kİ VARSIN METİN ABİ..
DAHA NİCE NİCE YILLARA İNŞALLAH…
[burada ilk ve son mesajları yazmaya bayılıyorum:)]
Metin agabey,
Dunku fircanin etkisi ve cok sevdigim Turukce Hocam ali Colak Bey’den alintiladiginiz yaziyi gorunce birseyler demeden gitmeyeyim dedim…
Jazzetta’ya dokulen kelimelerin dunyanin bu yaninda olusturdugu cigliklari duydugunuzdan eminim… Ve bu cigliklarin aci,keder,sevinc,ofke,… tonlarinin ortak tek tinisi yurekten olmalaridir…
Jazzettayi bir omur okumak ve cigliklari paylasmak dilegi ile….
Sevgili Konstantin Bey kardeşim,
Demek fırçamız olmasaydı iki çift lakırdı etmeden sıvışacaktınız, öyle mi! Bunun “özür” ve “kabahat” sözcük ikilisiyle ilintisini de siz kurunuz gayrı bizahmet.
Çok teşekkür ederim sözleriniz ve dileğiniz için. Jazzetta hiçbir halta yaramasa bile sizleri tanımama yaradı. Totaliter bir rejime son sürat yuvarlanmakta olduğumuz bugünlerde Jazzetta’nın ikinci üçüncü yılını filan görebileceğini sanmıyorum ama umarım yanılıyorumdur.
Sevgiler.
Bu arada yazıda iki yanlışlık yapmışım, düzelttim şimdi:
“Benim “domow”um Jazzetta’dır belki de…” cümlesi atlanmış. Bir de ikinci şiirin ilk bölümü tekrarlanmış.
Sevgili Ece Kardeş,
Sizin mesajınızı Peri Hanım’ın malikanesinde gördüm ve yanıtladım. Buradan da teşekkür edeyim. Çok hem de…
perinin ışığında bulduğum ve iki aydır zevkle okuduğum jazzetta’nın birinci yılını, candan gönülden kutlarım.
Sevgili Metin Agabey,
2. yada bilemediniz 3.yilini Pasifik yada Atlas okyanusuna nazir bir adada beraber kutlayacagiz insallah. O zaman bakalim totto(totaliterlerin isim hali :) )lar bakalim ne hald edebilirler…
Ayrica firca yedigi icin birseyler yapan ilk insan ben degilim :) O yuzden ozur-kabahat ikilisi ile bir iliskim olduguna inanmiyorum…. Onu Candan hanim dusunsun :p
Sevgili Elektra Hanım,
Ben de Peri Hanım sayesinde tanıdım sizi ve bundan dolayı mutluyum, malikanenize sıklıkla uğrayamasam da henüz. Çok teşekkür ederim nazik mesajınız için. Bizler bu bloglarla birbirimizin yaşam sevincini artırabilirsek biraz, ne mutlu…
Konstantin Bey kardeşim,
Siz benim verdiğim ev ödevini bir tamamlayıp bana gönderseydiniz belki de şincik çoktaaaan “ütopada”mızdaydık bile! Sizi tembel sizi…
Sevgili Oretmenim,
Elektrikler kesikti…. Sular da kesikti… Bi de komsunun kizi evden kacti…. :)
Insallah cok yakinda, en kisa zamanda, en musait vakitte tum tembelligime ragmen o isi bitirecegimdir…
Tembel teneke ogrenciniz…
Metin Bey,
Hep birlikte nice senelere! Blogun doğumgünü kutlu olsun.
Emre Bey,
Çok teşekkür ederim, iyi dileğiniz için. Sizi tanıdığıma da çok memnunum doğrusu.
Ben bu vesileyle sizden özür dilerim; okurlarınıza verdiğiniz ödeve katılmak istedim, indirdim o yazılardan birini, lakin bir türlü fırsat bulup da elleyemedim. Özrümü kabul edin lütfen.
Metin Bey,
Memnuniyet bana ait, böyle bir iletişim platformundan haberdar olmuş olmaktan ötürü. Ayrıca özür ne kelime, lütfen! Bir ödev değildi o, vakti bulunan, eli MS Word tutan, anadili de Türkçe olan gönüllü insanların isterlerse katkıda bulunabilecekleri bir şey sadece. Sizin vaktiniz yok ise belki tanıdıklarınızın vardır, belki onlar bakar yapıp yollarlar eğer haber ederseniz. Olmazsa da sorun değil gerçekten.
hediye de alamadık ama telaştan. neyse seneye artık. iyiki doğmuşsun jazzetta!
Darmaduman Bey,
Hem buradaki, hem de Peri Hanım’ın malikanesindeki iyi dilekleriniz için teşekkür ederim. İyi ki siz de varsınız. Çok seviyorum malikanenizi ben!
Teprükler abicim. Senin blogun hararetine yetişilmio wallahi. 1 yıl ne çabuk geçmiş anlamadım.
Sevgili Tansel Bey kardeşim,
Çok teşekkürler. Valla ben de anladıysam ne olayım! Şimdiye kadar fena değildi. Ama bundan sonrası zor olacak. Kutuplarda yaşamak istiyorum artık.
Metin Bey,
sitenizle beraber nice hayırlı yıllara inşallah,
muhabbetle…
Sevgili Talha Bey,
Sağolun varolun. Sizi tanımış olduğum için de zenginleştim.
Metin Bey,
Jazzetta’nın dogum gunu kutlu olsun :) Kaşifi olan size de daha nice senelere dileğimi sunarım. Kaleminizin murekkebi, yureginizin muhabbeti bol olsun..
Selamlar,
Metin bey,
Kendi dogum gununu kutlamayan birisi icin bunu atlamis olmagi bana hal saymazsiniz umarim.
Nice saglikli ve mutlu yillara –Jazzeta ile ya da degil.
Nice nice nice yıllara sevgili Ağabeyim..
Ne hoş tevafuklar buralarda biraraya getirdi bizleri.. Önce yorum yazmalar, sonra bloggerlik..
Sağlık mutluluk ve huzur, daim olsun gönlünde;
Tanıdığım en güzel insanlardan birisisin Sevgili Ağabey..
Metin bey,
malikanenizin bir misafiri olmaktan hep hoşnut olduk ve olacağızdır inşallah. nice yıllara diyelim…sağlıcakla..
Metin bey;
Kilerinizde işlediğiniz cinayetlerle malikanenizin müdavimi yapıp diğer odalarda da keyif sürmemize müsade buyurduğunuz bir yıl için hem teşekkürlerimi hem de tebriklerimi kabul buyurunuz.
:)
Misket bey, simdi tekrar anlatmak istemeyecegim kadar korku verici bir surec yasadi.. Hepimiz de cok uzulduk.
Tekrar resmini yayinlamak istemiyorum; nazar degdi diyorlar cunku. Ben de, nazara pek inanmasam da, tedbir tedbidir diyorum.
Jazzettaya KOCAMAN bir iyiki varsın diyorum ki ben de doğum günü kutlamayan bi yaratığım!
Özge
Kutlarım, ama keşke yaşını söylemeseydin. Çünkü ben buralara takılmaya başlayalı yıllar oluyor gibi bir algılama içindeydim. Meğer güzel bir yanılsama içindeymişim. Bu demektir ki, Jazzetta ömür uzatıyor; Jazzetta’nın da ömrü uzun olsun. Sevgiler.
Hatice Hanım,
Çok sağolun efenim. Okurcuksuz bir bloğu n’edeyim, di mi ama! Umarım bu iletişim güzel güzel devam eder…
Muzmin Bey,
Siz de en az Fethi Bey ve Halid Bey kadar sorumlu olan birkaç kişiden birisiniz Jazzetta’nın başıma kalmasından, haberiniz olsun! Mıstaa Bey’in malikanesinde sizinle karşılaşmasaydım başıma böyle bir iş açacak kadar cozutur muydum, bilemiyorum doğrusu…
(Misket Bey’i mail yoluyla göremez miyim acep?)
Suat Bey,
Efenim siz de öyle… Yani Jazzetta’nın manevi babalarından biri de sizsiniz. Dolayısıyla burada kendi evinizdeymişçesine rahat edebileceğinizi biliyorsunuz.
Son cümleniz ise utançtan yüzümü kızarttı valla!
Özgür Bey,
Ben de sizi tanımış olmaktan hoşnudum efenim. Çok sağolun, hep gelin.
Devletşah Hanım,
Size karşı eziklik duymaya başladım, çünkü artık eskisi gibi mutfağa inemiyorum pek. İçimden de gelmiyor, şu boktan ortamda.
Çok teşekkür ederim ilginiz ve yakınlığınız için. Buradaki varlığınız beni her zaman mutlu edecektir.
Özge Hanım,
Eskiden ben de doğumgünü moğumgünü takmazdım pek de, çocuklar insanı muma çeviriyor! E alıştık artık, insan doğumgünleri yetmiyormuş gibi böyle malikane doğumgünü kutlamak gibi abukluklar da yapıyoruz işte!
Efenim size de teşekkürlerimi sunar ve karnenizdeki devamsızlıklar için bir uyarı belgesi aldığınızı teessürle bildiririm!
Selim Bey,
Çok teşekkür ederim iyi dilekleriniz için. Fakat Jazzetta’nın ömür uzattığı görüşünüze pek katılamıyorum. Eskiden olsaydı belki katılırdım; o zamanlar daha bi uçarıydık, neşeliydik felan. Malum bir elimizde ayna bir elimizde cımbız yok maalesef; öyle olunca da, bütün ihtişamıyla üzerimize üzerimize gelmekte olan açık faşizme karşı çekirdek çitleyip bira falan höpürdetmek pek olamıyo.
Metin Bey, gecikmiş doğum günü kutlamamı kabul etmenizi rica ederim.
Kusura bakmayınız, artık sevgili oğlum evde olduğu için pc ile çok seyrek bir araya geliyorum.
Metin bey;
Eziklik duyacaksanız mutfağa inmemekten değil bana size gelecek ay sürpriz yapacağım deyip yapmamaktan duyunuz… Yaş günü çoçuğusunuz (en azından bu yazının altında) diye daha üstünüze gelmiyorum.
Muhabbetle…
Devletşah Hanım,
Valla ne deseniz haklısınız! Balık kavağa çıkar çıkmaz birşeyler yapacağız artık!