Kanon
— Düşünüyorum, varım öyleyse.
— İnanırım, çünkü saçma.
— Altında kadın parmağı var.
— Gün gibi açık.
— Suç benim.
— Yitirme umudunu.
— Zar atıldı, dönüş yok.
— Güven deneyime: Hiçbir şey çıkmaz hiçten.
— İnanıyorum, imkansız çünkü.
— Söylenecekler söylendi. Gerçekler gerekli bize.
— Nefret doğurur gerçek.
— Kötüye kullanılmış oluşu, kullanılmamasını gerektirmez ki.
— …Böyle buyurdu üstat!
— Bana söyleneni iletiyorum ben.
— Pekalâ.
— Söyleneni iletiyorum: Gerçekten daha gerçek birşey yok.
— Sen kendini iyi et doktor!
— Gökküre düşüyor! Biraz daha ışık!
— Şaraptadır gerçek, dostcağızım.
— Dost acı söyler.
— Yanılmak da insana özgü.
— Uçurum uçurumu çağırır, yanlış yanlışı.
— Herkesin zevki başka!
— Sağlığınıza…
— Oyun bitti.
— Bitti oyun. Yolunuz açık olsun.
— Gözden ırak, gönülden ırak.
— …Dedim.


“Sen kendini iyi et doktor”
En iyisi bu bence.
Sevgili Ekmekçikız,
Bunun bir diyalog olduğunu da gözönüne alalım derim! Kaç kişi olduklarını belirtmedim ama muhtemelen iki kişiler.
Diyalog mu?
Siz “KANON” yazınca, sandım ki her kafadan bir ses çıkıyor.
Neyse, bilemedim.
Her kafadan bir ses de çıkıyor olabilir! Kesinkes iki kişidir bunlar demiyorum…
4′e ek:
Demek istediğimi şöyle toparlayayım: Lakırdılar bağımsız değil, ardarda dizilmiş birbirinden kopuk laforizmalar toplamı değil. Konuşan kişilerin kaç kişi olduğundan ziyade, bu sözlerin bir diyalog bağlamında söyleniyor oluşu önemli.
Evet,işte.
Müzikteki gibi, bir melodiciğin ardından diğeri, ona doğrudan bağlı veya değil, ses veriyor gibi.
Bu da sanki aradan bas çıkan bir ses gibiydi, öyle algıladım.
Güzel! Ne güzel…