Savaş tamtamları… Kanat sesleri…
Size ileride ‘70’lerdeki ilkgençliğimin müziği hakkında uzun uzun gevezelik etmek istiyorum. Bugün keyfim de yok, vaktim de… Kırk katır (darbe) mi kırk satır (savaş) mı hesabının yapıldığı şu günlerde yanlış hesabın Bağdat’tan döneceğinin garantisini göremediğim için bu topraklar üzerinde yaşayan pek çok insan gibi benim de içim daralmış vaziyette… Keriz yerine konulmaktan bıktım usandım. Geberip gideceğim; şunca yıldır bir tek günün bizans entrikasız, kazasız belasız, kara habersiz geçtiğini görmedim şirin beldemizde… Liberal burjuva demokrasisinin lafı bile ürkütmeye yetti egemen zorbaları.
Neyse, has bir müzik adamı olan Timur Selçuk’un çok sevdiğim iki parçasıyla silelim kulağımızın pasını bugün.
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)

