Jazzetta’cığım ses virecek artık…
Ses veriyom! Ses veriyom! Bir iki! Bir iki! Deneme yayını! Deneme yayını!
Anomali
Cuntanın esip savurduğu günlerden birinde Victor Jara’nın elleri parçalandı, uzak bir ülkede. Güz, ürkünç bir kışa kaptırmıştı elini.
Bu utanca dayanamayan Tanrı’nın duraksamadan verdiği özel izinle yukarıdan inen annesi, kaptı elinden gitarı. Ama akorlara iyi basamıyordu sebze satıcısı kadın, yirmi iki yıl geçmişti aradan ne de olsa. Companero’lar anlayışla karşıladılar durumu.
Orta sınıfın “orada öyle durma[yan]” dibi kara tencere tavaları yeniden tezgahlarındaki yerlerini almış, Victor’un bahçesindeki çiçeklerin yaprakları Başkanlık Sarayı’ndan çıkan dumanların isine çoktan bulanmıştı.
Joan ve çocuklar İngiltere’ye döndüler.
Olaydan dokuz ay on gün sonra, ülkenin doğumhanelerinde binlerce anomali vakasına rastlanacaktı: Kulakları tarrakalarla nakışlanmış, başparmakları pena şeklinde, binlerce bebek…
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)

