Infernotte
Her büyük yangının içinde büyüdük, her batan kent bizim kentimizdi.
Bir dünya yaratırken bunun bir fanus olabileceğini düşünmüş müydük? Düşünme yetimizle buluşmamıştık ki daha. (Uzun süre de buluşamayacağız gibi görünüyor.) Dünya doğruldu ayakları üzerinde ve gelip bizi yuttu. Sindiremese de gam değil.
Zaman kendini yorarken sıvışırız biz. Akıl imha edecekken kendini, yardıma koşarız. Her karar haklı karar olsaydı “Cehennem biziz!” derdik. Ne oyunlar oyna[r]dık, oyun yoktu[r] ortada.
Kelimeler işte, ne yapacaksın! Kapanda üç kaplan… Kapanda üç kapan… Kaplanda üç kaplan… Kaplanda üç kapan…
Zaman kahreder, akıl yorar, haklılık yerinden kıpırdamaz bile.
Geçti zamanın zamanı, aklın derisi soyuldu, oyun sıfıra erdi.
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)

