Alamet-i sarika
Şu Gökhan Özgün Bey nereden çıktıysa meydane, Allah razı olsun! Pek bi hoşlaştım kendisinden efenim. “Türkan ve Hayrünnisa ve aşk ve ihanet ve intikam” başlıklı yazısını okuyun derim, çok hoş. “Cumhuriyet” kod adını verdikleri otokrasiyi demokrasi adlı öcü karşısında canla başla savunanlar yine gıcık olacak ama ne yapalım, hayat ikinci bir emre kadar devam ediyor sayın seyirciler.
Fikret Başkaya Hoca da “Tehlikede olan laiklik değil, elitlerin iktidarı” başlığı altında yazdığı iki yazıyla “Sorun, ‘memleketin sahiplerinin’ ayrıcalıklarının, dokunulmazlıklarının ve statülerinin korunması, bu amaçla da kitlelerin sürece müdahil olmasının engellenmesiyle ilgilidir, laiklikle değil…” diyerek teşhisini koymuş. Bu ve bu yazıyı da mutlaka okuyun derim.
Zorba efendilerimizin hücumu devam ediyor. Ellerinden gelse seçim yapılmasını da engelleyeceklerdir. Seçim sonrası eğer AKP eliyle seçmen bunlara okkalı bir şamar atarsa al gözüm seyreyle Salih! İşte o zaman kendilerinden geçip iyice zıvanadan çıkabilirler. Ahmet Altan bu hususta son derece kötümser bir yazı yazmış. Öyle bir ihtimali düşünmesi bile korkunç. Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete vesselam.


Sevgili Metin,
verdiğin 4 adet linkdeki yazıları keyifle ve detaylarını anlama gayretiyle okudum.
G.Ögün’ün yazısında ortada kalmış bir çok noktanın açıklanmaya muhtaç olduğunu düşünüyorum.
Örneğin, iki kadın modeli üzerinden güncel politikayı yorumlarken, bir çıkış kapısı(önerisinin) olmadığını anlıyorum.
M.Altan’ın yazısında ise, aslında “şantaj” gibi göstermeye çalıştığı batıdan kopup, İran ve Rusya ile yapılacak yakınlaşmanın daha doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmekteyim. Ama bunu gerçekleştirecek adayın bu günkü tutucu demokratların olması elbette güven vermiyor.
Fikret Başkaya’nın yazısına gelince, burada çok yaklaşık olarak aynı şeyleri demişiz. Ben kökenden gelen sürtüşme nedenlerini anlatırken, Fikret Hoca, günümüzün görünen yüzünü yorumlamış.
Bu yazıya başından sonuna kadar katıldığımı, ama küçücük bir yeri karanlıkta bıraktığını belirtiyorum.
O da şudur:şimdiki egemen elitlerin karşısında mücadele eden köylülerin “cahillik profillerini” adeta masum gösterir imalar sezinledim.
Evet, kapitalist sistemlerin doğası gereği, toplumun içinden, kendi mekanizmalarını yürütecek kadar sayıda eğitim fırsatı yaratırlar, diğerlerinin cahil kalması kendi emek-fiyat politikalarına hizmet edecektir!
Bu sırrın anlaşılmasını engelleyen mekanizmaları fark edebilmek, cahillikten değil, duyarsızlığı tercihten kaynaklandığını düşünüyorum. Bu yüzden, bu duyarsızlığın sonucunda cahillik, cahilliğin sonucundan da bu çarpık düzenlerin sürdürülmesine (farkında olunmadan) yapılan katkı… sahte demokrasiyi besleyen en büyük unsurun cahillik olduğunu söylemek istiyorum.
Bu toplum, düzeni düzeltecekse, her şeyden önce en küçük eylemini ve varlığını, bilgilenmeye ayırmalıdır. Bunun için de “toplumun konumu dokunulmaz” olarak düşünülmemelidir.
Sevgili abicim,
ozguruniversite.org sitesinde Fikret hocanın yazısının iki altına bir bakar mısın lütfen :) Ya da direkt sayfamdan dadına bakıvir.
Tansel Bey kardeşim,
Teşekkür ederim. Gidip okudum. “Türk aydınının kritik rolünün devletin ideolojik olarak yeniden üretimi olduğu söylenebilir.” buyurmuş ve tam üstüne basmışsınız. Yalnız dikkat ediniz, ayağınızın altındaki mayın olmasın! Bugünlerde durum boktan, malumunuz.
Makalenizi bütün Kamçatkalı dost ve hemşehrilerime tavsiye ediyorum.
Bunlarin hepsi cok guzel de, bu mitingler baglaminda hakikaten bu insanlarin arasinda dolasip ciddi ciddi desen olmus mu acaba ne dusunduklerini?
Ben gitmedim ama gidenlerle konustum biraz, herkes kendince birsey diyor. Ablam da gitmemis tabii (bizim dunyadan haberimiz yok, isimize bakiyoruz ailecek, pek birsey sirayet etmiyor bize galiba) ama onun da duydugu cesitli sebepler var. Bir takim insanlarin ‘tarikat kadrolasmasi’ dedikleri seyle temasi olmus devlete isleri dusunce (veya gencler icin universite sirasinda) mesela, ondan hoslanmiyorlar. Bir turistci ‘bunlar Arap otobuslerini kayiriyorlar bize sahin kesiliyorlar’ gibi birsey de dedi bana. Kimseden Gul’un haniminin basortusuyle ilgili birsey duymadim. Izmirliler ‘gavuru gorur o homur homur’ deyip duruyorlardi zaten, simdi firsat buldular. Yarin bayrak sallamaya gitmek icin Soke’den dun Izmir’e gecen insan bile taniyorum. Onlar oyle insanlar, Istanbullu kendisi de Istanbul’a sovdugu icin takmazdi tabii.
Bizim cevremiz genelde 80lerin ANAP secmeni, ondan evvel de AP, CHP degil. Cogu ozel sektorde calisan nispeten okumus etmis insanlar (’aydin’ degil de okuyarak edinilen meslek sahibi diyelim) aralarinda serbest calisanlar ve KOBIciler de var. Kendileri Istanbul dogumlu olsa da anne babalari degil. Sansli kesim olduklari — ozellikle universite okuyabildikleri icin — dogru, ama asker-burokrat ile alakalari yok. YOK, yuksek hakim, rektor filana da ‘bu bizden’ diye bakmazlar. Belki o kalabalik icinde azinlik bunlar bilmiyorum tabii.
Bu kesitte benim gordugum kadariyla ‘ayaklar bas oldu’ filan soylemi yok. Diger taraftan Suat bey de nefret denebilecek bir gerginlik gormus mesela — o da baska kesit olsa gerek. Bunlari tespit etmenin, duzgun sorularla korku/tedirginlik neyse desmenin metodlari vardir sosyal bilimcilerin bildigi, dogru durust bir arastiriverseler de okusak diyorum. Bana da anormal geldi bu kadar insanin keyfini bozup meydana gitmesi (Ankara kalabaligi ozellikle cumartesi — yani ozel sektorun bir kisminin mesai yaptigi gun — oldugu icin o kadar garibime gitmedi biraz tahmin edebildim, Istanbul kalabaliginin hem buyuklugu hem arasinda cok tanidik olmasi biraz surpriz oldu).
Zihni Beyciğim,
Gökhan Bey herşeyi tek bir gazete yazısına sığdırmak durumunda olmadığı için size bir çıkış önerisi verememiş görünüyordur muhtemelen.
Ahmet Altan’ın yazısına gelince… Siz de Brütüs? Siz de mi Avrasya hayalleri kuranlardansınız? Hay Allah, en az AB hayali kurmak kadar komik bir tutum bu, size yakıştıramıyorum bir türlü böyle şeyleri sevgili dostum.
Ayrıca kimdir bu “tutucu demokratlar” dediğiniz mahlukat? Yoksa ulusalcı faşistleri mi taltif ediyorsunuz böyle? Hele bunu size hiç mi hiç yakıştıramam doğrusu.
Fikret Başkaya’nın yazısına düştüğünüz muhalefet şerhine de katılmıyorum.
Yaw sizinle şöyle uzun uzun tartışamadık gitti. Bir türlü fırsat bulamıyorum ki işten güçten! Neyse, buna da şükür.
Teşekkür ederim yorumunuz için. Çok seviniyorum sizi de görünce buralarda. Hep gelin lütfen.
Bülent Bey,
Ben de istiyorum esaslı bir tahlil. Küçümsemiyorum, hafife almıyorum bu mitingleri. Son derece tehlikeli bir sürece girdik. Bu mitinglerdeki insanların en ateşlilerini, çıkarmayı düşündükleri esaslı bir iç kargaşada paramiliter kıtalar şeklinde istihdam etmeyi planladıklarını tahmin ediyorum ben. Bu kitle homojen bir kitle değil gayet tabii. Bununla birlikte, ortak paydaları; “yaşam tarz”larını tehlikede görmeleri, esmertürklere olan bir tür sınıfsal alerji ve nefretleri ve en önemlisi de, resmi ideoloji tarafından zihinlerinin iğfal edilmişliği.
Bununla birlikte, ortak paydaları; “yaşam tarz”larını tehlikede görmeleri, esmertürklere olan bir tür sınıfsal alerji ve nefretleri ve en önemlisi de, resmi ideoloji tarafından zihinlerinin iğfal edilmişliği.
Ama benim tanidigim kesimin kendi anne babalari kismen simdi ‘esmerturk’ denen cinsten. Simdi ‘turban’ denen sekilde degilse de, basortu kullanan (yok anneanne degil) akrabalari da var. Ben tartamiyorum tabii, bu esmer/beyaz lafini ilk iki sene evvel duydum. Bana ’sen beyazsin’ dedi biri ‘oyleymis zahir’ dedim sagda solda beyazmisim demeye basladim.
Ablamla dunyadan haberimiz olmadigina karar verdik zaten evvelsi gun cay icerken. Esas sinif tepkisi bizde bence, ‘ohoo iyi valla biz isimize gucumuze bakalim, millet de devleti kim ele gecirip bizi soyacak diye kavga etsin’ diyoruz icimizden (ben akilsiz oldugum icin disimdan da diyorum). Siz bilirsiniz o terminolojiyi, kucuk burjuvalik, yabancilasma filan boyle oluyor degil mi?
Bülent Bey,
Bir toplumda insanların GERÇEKTE ait oldukları sınıf/zümre/grup ile kendilerini AİT HİSSETTİKLERİ/SANDIKLARI sınıf/zümre/grup farklı olabiliyor. Malum mitinglerdeki türbanlıların durumu da öyle işte, sizin tanıdıklarınız gibi.
Solcuların bayram etmsi gerekmez mi?
Mütedeyyinlerin kamusal alanlardan ayıklanması, yasaklanması, dinin toplumsal hayattan kazınması ( cumhurbaşkanının sözlerinden), Tanrı tanımaz bir mekanistik materyalizm, planlı ekonomi , dağıtımcı devlet milletin kararına rağman namlularla dayatılmıyor mu?
Bir ideoloji silah zoruyla bu kadar rahat pompalanırken neden mensupları rahatsız olur, anlamak imkânsız.
Milli iradeyi aşağılayan partilerin en büyüğü ” Sosyalist Enternasyonl” üyesi mi , değil mi?
Solcular içinde muhtıra zorbalığını eleştiren bir tane bile var mı?
Yapmayın Allah aşkınıza..
Üretimi emirle düzenlemeyi iktisat sanan bir zorbalar kitlesinin timsah gözyaşları açıkça tiksindirici.
Bir toplumda insanların GERÇEKTE ait oldukları sınıf/zümre/grup ile kendilerini AİT HİSSETTİKLERİ/SANDIKLARI sınıf/zümre/grup farklı olabiliyor.
Bunu anladim da, bu insanlara ‘yok siz yanlis hissediyorsunuz’ derken gormek isterim birini.
Malum mitinglerdeki türbanlıların durumu da öyle işte, sizin tanıdıklarınız gibi.
Yok iyi soyleyememisim, ben mitingle giden “türban”li tanimiyorum. Ailesinde “türban” olmayan sekilde baglanan basortulu olanlardan mitinge giden taniyorum demek istemistim. Ben de merak ediyorum bu mitingdeki turbanli isini.
Afşar Beyciğim,
Hoşgeldiniz. Çok söyledim ama ısrarla kabule yanaşmıyorsunuz: Bu ülkede SOL yok! Bu ülkede “sol” adı altında NAZİLER var! Bunların en anlı şanlı partisi olan CHF, sol falan değil, AŞIRI SAĞCI, FAŞİZAN bir parti.
11′e ek:
Derin Düşünce sitesinde çıkacak yazımda buna da değiniyorum biraz.
Yapmayın Alah aşkınıza Metin Bey! Lütfen ama! Şeytanın en büyük hilesi, aslında var olmadığı fikrini yerleştirmekmiş..
Türkiye’de KİT denen mezbeleliklerde milletin parasının çarçu edilmesinin ideolojik temeli ne? Bu ideoloj sosyalizm değil mi?
Türkiye’de bu ideolojiyi savunan adamlar değil mi darbelerden medet umup bütün dindarları aşağılayan!?
Mülkiyeti hırsızlık olarak görmeyi savunan adamların ahlâksızlığı tartışılabiliyor mu bu ülkede?
Mülkiyete devlet tasallutunu silah zoruyla dayatıp bu soygunu tartışılmaz hale getirenler solcular değil mi?
Bu memlekette “Tek yol devrim!” diyerek ellerine silah alıp devrim yapmağa soyunup da Rusya’dan beslenenler kimlerdi? yapmayın, yapmayınlütfen! KGB arşivlerindne çıkmış ihanet makbuzlarını artık inkâr etmeyin lütfen!
Piyasaya sövüp sayan zorbalar solcu değil mi?
Türkiye’de sol yok ama “Kurtuluş” derfileri var.. Türkiye’de sol yok ama PKK’yı yaratmış teröristlerin torunlarının Gazi Mahallesinde , Ümraniye’de, kadıköy’de yaktıkları arabalrın, barikatların üzerlerine attıkları imzaları var, Türkiye’de sol yok ama özelleştirme düşmanlığı var, Türkiye’de sol yok ama “Din afyondur” vecizesi gereğince toplu hayatının dinden arındırılması projesi var, Türkiye’de sol yok ama sağlık, sosyal güvenlik, eğitim hâlâ devletin tekelinde, Türkiye’de sol yok ama devletin planlamacı ekonomisinin, siyaset manipülasyonunun eğitim diye dayatıldığı bir ideolojik cehennem var.
Türkiye’de sol yok ama içki içmeyen politikacıları darbelerle devirmenin mazur gösterilebildiği aşağılık bir ahlaki rülativizm, bir amaç güdülü ahlak, bir teleolojik faydacılık, lidere tapınmacı ucuz devletçi sosyalist medya insanları yargılayabiliyor.
Solcu olduğunuz için bunlar sizi ırgalamıyor, tuzunuz kuru Metin Bey… nasıl olsa kampınız belli, ne deseniz değişmez.. Bir darbe olunca sanıyormusunuz ki sizi “liberal” sanacaklar? Siz de “cumhuriyetin koruyucusu, büğrokrat tapınmacı, sosyalist” yoldaşlarınızla korunacaksınız.. Bunun farkındasınız, hiç takiyye yapmayalım.. Buülkede sıkışma duygusunu yaşayanlar siz solcular değilsiniz metin Bey… Çünkü devletin hepimizin gözüne namlularla soktuğu ideoloji zaten sosyalizm..
Afşar Beyciğim,
Gölgelerin gücü adına, yeldeğirmenlerine saldırmaktan vazgeçiniz! Sizin “sol” dediklerinizin tümüne sizden önce ben küfredeyim! Bu ülkede “sol” dediğiniz rezilliğin literatürdeki adı sol değil. Sizin lanetlediklerinizi ben sizden bin kat fazla lanetlemezsem bana lanet olsun! Bunların topu faşisttir Afşar Bey, CHF’sinden bilmemnesine kadar!
Zihni Beyciğim,
Gökhan Bey herşeyi tek bir gazete yazısına sığdırmak durumunda olmadığı için size bir çıkış önerisi verememiş görünüyordur muhtemelen.
Olabilir Metin Bey, burada ön yarglı değilim, çünkü, bu yazar hakkında ön bilgim yok.
Ahmet Altan’ın yazısına gelince… Siz de Brütüs? Siz de mi Avrasya hayalleri kuranlardansınız?
Benim Avrasya hayalim asla yoktur. Avrasya Projesi’nden önceleri düşündüğümüz bir gerçeklikti bu düşünce. Doğu Perinçek ile aynı kulvara düşmüş olmak bir rastlantıdan başka şey değildir. Olaya sadece ekonomik verimlilik ve yararlılık ilkesinden yola çıkıyorum.
ABD ve AB mi yoksa Rusya ve İran ve Ortadoğu mu derseniz, komşularımın önceliğini savunurum. Birçok açıdan…..
Hay Allah, en az AB hayali kurmak kadar komik bir tutum bu, size yakıştıramıyorum bir türlü böyle şeyleri sevgili dostum.
“türkün türkten başka dostu yoktur” mu demek istiyorsun sevgili dostum?:))
Ayrıca kimdir bu “tutucu demokratlar” dediğiniz mahlukat? Yoksa ulusalcı faşistleri mi taltif ediyorsunuz böyle? Hele bunu size hiç mi hiç yakıştıramam doğrusu.
Tutucu demokrat dediğim kesim, hem bu günkü iktidarı, hem de 3.basamağa kadar olan muhalefeti kast ediyorum.
Fikret Başkaya’nın yazısına düştüğünüz muhalefet şerhine de katılmıyorum
İçimin dolup-taştığı, meramımı henüz tam anlatma fırsatı bulamadığım bir konudur burası.
Kısaca, CAHİL BIRAKILAN KESİMİ KÜÇÜMSSEMEK YERİNE, ONLARA KIZIYORUM SADECE. Çünkü, ellerindeki küçücük fırsatları dahi kullanmak istemiyorlar. Bu gün, DTP’nin oy verenlerinin ve oy alanlarının kızgınlıklarına katılmıyorum. Çünkü, bir insanın adını yazıp-okuyabilmesi de mi çok zor idi? Okuryazar olmak ve daha ötesini toplu iğneyle kazarak yakalamak olası iken, bunu tepen insanların cahilliğine elbette kızmak gerekiyor. En nbüyük düşman cahillik değil midir? Cahillilke savaşmayı içinden çıkan küçük bir azınlığa ihale edresen, işte böyle demokrasi mağduru olmaya mahkumsun.
Yaw sizinle şöyle uzun uzun tartışamadık gitti. Bir türlü fırsat bulamıyorum ki işten güçten! Neyse, buna da şükür.
Al benden de o kadar. Bir fırsat buluyorum, şöyle bir dolaşıp, birkaç saatte bir iki yazı bırakıp kaçmak zorunda kalıyorum.
Sık yazışabilmek umuduyla…
14′e ek:
Afşar Bey,
Beşinci darbenin ikinci, bilemediniz üçüncü taksidinde benim gibi liberal solcuların da köküne kibrit suyu dökülecektir, hiç kuşkunuz olmasın Afşar Bey. Başladı bile; bkz: e-muhtıra ve de bkz: Danıştay Başkanı’nın konuşması.
Metin Bey,
Üretim araçlarının devletleştirilmesini öngören ideoloji sosyalizmdir. Türkiye’de bunu istemeyen solcular mı vardır?
Solu belli eden ilkeler nelerdir? Kime solcu denir?
Kerinçek Bey, Mao gibi bir aşşağılık herifi bize örnek gösteriyor, Çin’in aşağılık komünist rejimini övüyor, ama solcu değil?
Baykal Göllü büyük muhalefet ekonomiyi devletin idare etmesini savunuyor ama solcu değil?
SHP zaten ideolojisinin sosyalizm olduğunu açıkça söylüyor ama solcu değil?
DSP planlı ekonomiyi savunuyor, piyasaya, mülkiyete, kısaca temel haklara müdahaleyi devlet adına onaylıyor ama solcu değil?
ÖDP zaten “Elimden gelse bugün devrim yaparım!” diyor, yöneticileri, Lavrion’da eğitilmiş katil namzetlerinden oluşuyor ama solcu değil?
Ya mülkiyetin temel, vazgeçilmez, dokunulmaz ve devredilmez bir hak olması durumunu kanunlarla korur, devletin dahi bu haklara müdahalesini yasaklarsınız ya da “Birkereden bir şey olmazlıktan”, ” Başlarım lan mülkiyetine!” ye kadar olan alçakça faydacı, ahlaki iki yüzlü müdahaleciliklerin her türlüsünü hayata geçirirsiniz, bunun arası yoktur.
Türkiye’de sol vardır ve ahlaki açıdan ikiyüzlüdür, Türkiye’de sol vardır ve haklar yerine gücü savunur..
Türkiye’de sol vardır ve deverimi ne ğpahasına olursa olsun ister..
Türkiye’de sol vardır ve milleitnhayatına tasallut edebilmek için bürokrasi elitinin para musluklarını elinde tutması zemininde , güç odaklarıyla her türlü çarpık iişkiye girebilecek kadar omurgasızdır.
Liberalsolcu olmaz metin Bey..
İnsan hayatına tasallut eden solun liberalliği olmaz..
Soyut kuralalr yerine kollektivitenin sözde faydası adına her türlü ahlaksızlığı, zorbalığı meşrulaştıran SOL ile lütfen liberalizmi yanyana anmayalım.. Bir liberalizme bulaşmamıştı, onu da fisat etmesin..
Solcuysanız, temel haklara düşmansıznıdır..
Solcuysanız kollektivite adına her türlü mülkiyeti ilga edebilir ve bundan rahatsız olmazsınız..
Solcuysanız, komünist parti dışındakileri silah zoruyla susturur ve proleter aahlakınızdan dolayı övünürsünüz..
Solcuysanız herkesin ağzına iki lokma ekmek tıkmakla herkesin hayatını ipotek altına alırsınız..
Solcuysanız devrim için yapmayacağınız şey yoktur. Sizin için bütün soyut kurallar, din vs üst yapı kurumları olduğundan bu “tarihiyanlışları” silahla değiştirmekte yok etmekte beis görmezsiniz!
Solcuysanız yağmaya, cinayete ve yalana “evet” diyorsunuzdur!
Sol liberal olmaz!
ÖDP zaten “Elimden gelse bugün devrim yaparım!” diyor, yöneticileri, Lavrion’da eğitilmiş katil namzetlerinden oluşuyor ama solcu değil?
Onlar katil degil ‘cezalandirma’ yapanlar Afasar bey. (’Namzet’ kismi da fazla olmus olabilir, tabii bir de ‘kamulastirma’ vardir bilirsiniz o da biz normal insanlarin silahli soygun dedigi seydi).
Biraz eskiyi hatirlayip benzin dokeyim dedim.
Sayın Mürtezaoğlu,
Adam öldürmeyi öğrendiklerini biliyorum ama ldürüp öldürmediklerini bilmiyorum. Orada tespih yapmayı öğrenmediler herhalde?
“Kamulaştırma” yalanı hakkında zaten siz “normal”ibelirtmişsiniz, daha ne diyelim? Elinize ,aklınıza sağlık..
Afşar Bey,
“Dön baba dönelim solculara gidelim” oyunundan sıkıldım artık! Dilimde tüy bitti. Çıkmaz ayın son çarşambasında yazacağım yazı geciktikçe hep aynı şeyin etrafında dönüp duracağız anlaşılan. Bu adını andıklarınızdan CHP, DSP, SHP’nin solla uzaktan yakından alakası bile yoktur; bunlar mevcut düzenin ideolojik borazanlarıdır. Kerinçek, üstündeki kızıl boyası çoktan dökülmüş, dört dörtlük bir faşisttir. Türkiye’deki ne idüğü gayet belli olan “ulusalcılık” bir neonazi hareketidir. ÖDP üzerine ise şimdi konuşmayacağım.
Metin Bey,
Bir fasiste karsi “solun su grubu fasistir” diye savunma yapmayi anlayamiyorum. Yanlis otesi buluyorum.
Baska da soyleyecek sozum yok. Iyi gunler efendim.
Tolga Bey,
“Solun şu grubu faşisttir” cümlesi oksimoronal bir ifadedir ve ben böyle bir cümle kurduğumu hatırlamıyorum! Yoksa siz de mi CHP, DSP, SHP, İP ve ulusalcıları “sol” sayıyorsunuz diyeceğim ama demem; çünkü siz donanımlı bir insansınız, böyle bir sığlık semtinizden bile geçemez!
Ben çok eğleniyorum Gökhan Özgün’ü okurken. Hayrünnisa ve Türkan’ın rekabetini gene gülümseyerek okudum. Bence de reklamcılıktan köşe yazarlığına geçmesi daha hayırlı oldu. Bilmiyorum belki reklamcılık da devam ediyordur. Yok yok, reklamcılığı da iyiydi bence ama bu yazıları çok keyifli gerçekten de.
Hah Ahmet ALtan’dan alinti:
hiç tiyatro seyretmemiş, evlerinde floresan lamba yakan, iyi eğitim alamamış, dini inançları kuvvetli kalabalık bir kitle var.
Bu me demek? Floresan lamba yakma ekseninde de mi kutuplasma var? Ben de floresan yakiyorum valla, paramin dusmani miyim?
Birinci grup Cumhuriyet boyunca horlanmış, aşağılanmış, itilip kakılmış.
Şimdi bu grup siyasal olarak örgütlendi. Kalabalıklar. Ve her seçimi kazanacak siyasi bir güçleri var artık.
İkinci grup ise azınlıkta. Ve artık bir daha seçim kazanma ihtimalleri yok.
Bu teshis dogru degil sanki. Bu iki gurubu dedigi gibi kabul edersek, ikinci gurup dedigi birinci guruptan Cumhuriyet doneminde uretildi de diyebilir miyiz? Devletin yetisemedikleri de ikinci gurup oldu haliyle. Eger mesele buysa, kurgu yanlis, ikinci gurup da sehirlilesip imkanlara ulastiginda zaten birinci guruba benzeyecek haliyle. Oyle degil midir? Basortu gibi teferruati bir kenara birakip icine floresanin da karistigi listelere bakarsak — belki icki haric — bunlarin hepsi imkan meselesi, kadinlarin calisabilecegi ortamlarin olmasi meselesi vs. Mesela hir kizlarin zorla doktor yapilmaya calisilmasindan cikmiyor, zaten doktor olmak isteyen kizlarin ortundukleri icin dahil olmak istedikleri azinliga dahil olamamalarindan cikiyor. Hal benim dusundugum gibiyse hallolur. Ortaya bir husumet ciktigi ve bunun koruklendigi (bloglarda dahi) dogru da, bunun dayanagi kendiliginden kaybolacak gibi. Okumus etmis, cemaatten bagimiz olarak kendi ayaklari uzerinde durup ailesine bakabilen insanlarin ima edilen din baskisi altinda durmalari (ekonomiyi yok etmeden okumus azinligi yok etmek mumkun olmadigina gore) gerekmiyor. Zaten benim anladigim miting kalabaliklari bu insanlarin okuyup hizmet vermelerinden ve para kazanmalarindan cekinmiyor, devletin onlara isin icine hizmet girmeden kaynak transferi yapmasindan cekiniyor.
Altan’in atladigi, esas problem olan Guneydogu/Irak/ABD problemi bence. Sicak savas ihtimali orada. Bu manasiz cekismeler icinde ‘ne oluyoruz’ bile diyemiyoruz o konuda.
vala ahmet altan’nın yzısından sonra dediğiniz, o alemete (oltaya) takılmaya niyetim yok benim. metin bey siz de aşırı hissi politik tavrınız nedeniyle o oltaya takılmak üzeresiniz.
yurdum yazarı almış eline kalemi sanki edebi metin yazıyor.
üstelik hayrünisa hanımın da o yazıya ihtiyacı yok.
unutmayın AHİM de geriye çekilen bir dava da var.
bunu koskoca yazar görmez mi ? ama reklamcıymış, kokakola ile herşey daha iyi gider. yurdum yazarı işte.
hayrunisayı tanıyorum, seviyorum da,
Ama bu sevgi AHİM davasından çekilmek zorunda kaldığını hatırlatmaya engel değil, üstelik yazın eşiyle pikniğe gittiğinde en azında eşi gibi rahat bir tişört giymesini
söylememe de engel değil., dinin aşırı buyurgan ve pozitivist yorumlarına göre kadınların tartışmasız ortamlarda bu ayrımcılığa zorlandıklarını söylememe de hiç engel değil.,
Ancaaaaak o sürekli yazdığınız ayyıldızlı ve gögüs dekolteli hanımı tanıyor değilim. Onun için, ona bir ad uydurulmş, türkan diye., Hadi TÜRKAN diyelim ( sankim türkan şoray halk kızı değildir ve dekolte gitmez :)
ama yurdum yazarı senryo yazıyor bunlar muhim değildür.
Koskoca miting de bin kişi değil, belki olsa olsa bir kişi. Mercekle aramışlar onu. ne diyim ben yurdum liberali ve demokratına,.
Metin Bey,
Tolga Bey miydi bilmiyorum, antikomünist olan herkesi faşist diye damgalayan o arkaik, ispanya İç Savaşı solcusu firli arkadaşımıza faşizmi sizin en güzle şekilde tanımlayacağıızdan, anlatacağınızdan eminim.
Bakın siz Türkiye’deki bütün solcuları faşist olarak tanımlarken aslında gene de solun hümanizminden bireyciliğinden falan zımnen bahsediyorsunuz. ben de diyorum ki sol bireyi ezen bütün kollektivist alçaklıkların ta kendisidir ve bu açıdan faşizmin de büyük kardeşidir.
ÖDP’yi niye klasman dışı tutuyorsunuz? onların gönlünde yatan aslan ellerindeki silahla mülkiyetleri gasp etmek değil mi?
Tolga Bey isimli arkadaşımız da bana solun “hümanizmini” bir izah ederse sevinirim.
Sol ahlâk ve insanlık dışıdır. Sol şiddettir. Sol yıkımdır.
Sol insanı insan eden hakların ihlali, yok edici bir sömürücü ideolojidir, tembellerin, ahlâksızların ( ki diyalektik mantıksızlık bunlara güzel bir ahlaki rölativizm akzandırmıştır) rahatlıkla kullanabileceği bir hayat yok etme kullanım kılavuzudur.
Solun iktidarında mutlu olmuş tek ülke gösteremezsiniz.
İtalya’da komünist parti iktiara geldiğinde kamulaştırma yapamadıysa, mülkiyetlere el koyamadıysa bu, gerçek insanlık değerlerinin ezilmemesi için oluşmuş güçlü bir medeni alt yapıdan kaynaklanmıştır.
Tekrar soralım:
Solun amacı mülkiyetleri yok etmek ve tekrar dağıtmak mıdır, değil midir? Bunun için gerekirse silahlı bir devrimi hedefler mi hedeflemez mi? Solun amacı bireylerden oluşmuş piyasaları yok ederek, devlet üretiminin ve piyasanın yerini alacak bir devlet dağıtımı nın tesis edilmesi midir, değil midir?
Size bakılırsa aslında dünyada da sol diye bir şeyin olmaması l☺31zım. öyleyse ellerinde orakçekiçil katliam bayrakları taşıyan adamların derdi neydi Metin Bey? Yapmayın, yapmayın lütfen.. Herşeyi açık ve net konuşalım. Saygılarımla.
Not: Bana “faşist” diyen arkadaşımıza ettiği hakareti aynen iade ediyorum. Stalin, Mao, Lenin, Pol Pot, gibi alçakların işlediği bütün günahların da vebaline ortak olduğunu hatırlatıyorum…
Metin bey,
Bir toplumda insanların GERÇEKTE ait oldukları sınıf/zümre/grup ile kendilerini AİT HİSSETTİKLERİ/SANDIKLARI sınıf/zümre/grup farklı olabiliyor. Malum mitinglerdeki türbanlıların durumu da öyle işte, sizin tanıdıklarınız gibi.
:)
Bu ornegi ben sizin uzerinizden verdigimde darilmamis oldugunuzu anlamistim ;)
hay bin kunduz:) sabah yazıyorum ya, türkan şoray mı diyorum saf saf.
şimdi anladım türkan derken ne dediğini, oltaya fena takılıyorsun metin bey. türkan dediği türkan saylan’sa onun dekolte giydiğini gören olmamıştır. neresinden tutsan dökülen bir gazete yazısı. Ya kendisi saf ya bizleri saf sanıyor.
Bu ülkede giyiminde dolayı elştirilen ilk politakacı eşi rahşan ecevit bir kere. O heo taşıdığı kocaman çantasının 40 yıllık olduğu söylenir. eteği buluzu hep demode bulunmuştur. diyen ,demeyeyen demediğini bırakmamıştır.
yok ya, o okuma yazma bilmekten başka özelliği olmayan yazar yurdum yazarı bile değil , bi olta atayım belki takılan olur diye yazıyor besbelli.
bu arada petrol ofisinin vergi borcu da silinnmiş :)
yok ya, o okuma yazma bilmekten başka özelliği olmayan yazar yurdum yazarı bile değil , bi olta atayım belki takılan olur diye yazıyor besbelli.
Ama ama dedesinin durbunu var onun masasinda, ustelik TSK tarafindan kendi aykiriligi da tescil edilmis. Tarator seyreder, sarabin sadece icicisi degil bilicisidir, kadinlar hakkinda atip tutar, daha ne olsun? Kucuk koyun buyuk agasi olmak icin kafi bunlar. Sirti yere gelmez, evinde floresan yakmaz artik. Biz de ‘ne diyor bu adam? tutar tarafi var mi?’ diye ugrasip dururuz.
Sayisi sordugunuza gore milyonlaaar ile bir avuc bindirilmis kita arasinda degisen insan meydanlara gidip bayrak salliyor, floresan-yakmaz kultur sahikalarimiz da resimlere bakip salliyorlar bence.
Muzmin Bey,
Netiket midir ne karın ağrısıdır, ben onu kullanamıyom! Bir türlü alışamadım kendisine. Onunçün müsaadenizle şöyle anlatayım meramımı:
Bir adet İsmail Aga.
Nam-ı diger: Mr. Smiley.
Netiket midir ne karın ağrısıdır, ben onu kullanamıyom!
Noktalama isaretinden surat yapmayi kastettiyseniz ‘netiket’ o degil. “Etiquette”den tureme “netiquette”in Turkcelesmisi. Yahut simdi siz deyince Turkcelestigini anladim. Hmm, supheye dustum simdi. Yoksa Turkce yazilirken gulen surat filan manasinda mi kullaniliyor acaba?
‘Smiley’in bence en iyi Turkce karsiligi ’siritkan’dir :)
Siritkanlar ille de gulumsemek anlaminda degil tabii. Kisinin durumunu ve/ya duygularini sembolize edecek sekilde alfabenin icerigi ile temsil etmek anlamina geliyor.
‘Netiquette’ ise ‘Internete ait adab-i muaseret’ anlamina geliyor. Genelde hangi ortamda kime nasil hitap edilecegi, davranilacagi anlaminda idi.
Artik bilen de pek kalmadi sayilir. gerekli de degil, cunku Net dedigimiz sey –apayri bir alem degil– hayatin bir parcasi oldu.
Bülent Bey ve Muzmin Bey,
Akşamın bir vaktinde, yurdumun uzak ve şirin bir beldesinden madalya toplamaya gitmiş olan* veledimin dönüşünü (uçağı rötar yaptığı için) heyecanla bekler iken böyle bir saçma yanlışa düştüğüm için kusuruma bakmayınız. Netiketin ne olduğunu biliyordum (ispatı için bkz: çok eski yorumlarımdan biri -şimdi nerede olduğunu bulamam ama var!). Gelgelelim hatadan münezzeh değiliz tabii, ne de olsa beşer şaşar demiş -artık hangi ata dediyse.
Teşekkür ederim.
(*) Toplamış gene!
Metin Bey,
kaç madalya geldi yine? heç bahsetmiyürsünüz valla. hattâ hankı spor dalı olduğunu bile bulamamıştık vaktiyle. sonradan bulan oldu da ben gözden kaçırdıysam sinir olurum şimdi.
Küçük Hanım’ı tebrik ediyoruz efenim. :) başarılarının devâmını diliyoruz. ne kadar övünseniz az şimdi..
Cano Hanım,
Ben bu malikanemizde veledimin adını bile söyledim de kimsecikler uyanmadı valla! Buna karşılık, hangi spor dalını eğip büktüğünü asla söylemediğim halde üç adet talihlimiz şıp diye buluverdi -biri nasıl buldu halâ anlamış değilim, öteki ikisi benim salaklığımdan faydalandılar! Size bir ipucu: Üçünü de gayet iyi tanıyorsunuz efenim. Kendilerine, muhtardan tasdiklettirilmiş bir adet nüfus cüzdanı sureti, bir adet ikametgâh ilmühaberi, bir adet temiz kağıdı ve 12 adet vesikalık fotoğrafla birlikte başvurup öğrenebilirsünüz. Dilekçenizi elle yazmayınız.
Ayrıca teşekkürlerimi sunarım. Anadolumuzun yine şiirin bir beldesine gidecek, çarşambaya. Bakalım n’apcek orada da…
37′ye ek:
Bir madalya, bir de derece geldi efenim. Söylemeyi unutmuşum, pardon.