Yenilgi
Hikayeyi biliyoruz: Eduardo’nun, gerçeklerin bıçak darbelerini yalanlarla savuşturmayı gelenekleştiren kasabasında bir kadın, dillendirdiği gerçekle karşı karşıya kalıp ölür, kasaba suskunluğa bürünür. Oysa cümlenin ikinci yarısı Eduardo’nun uydurmasıdır: Gerçekliğe yalanla direnmekten bezen kasabalıların sessizleşerek huzur bulduklarını kurmuştur kafasında.
Birincisi; burada neden, kadın öleceğini dile getirmeye cesaret ettiği için ölüvermiş izlenimi yaratılmak isteniyor? Sonra halkın suskunlaşması niye; kadın “Turp gibiyim” deyip de ölseydi, gelenek, hayat sürmeyecek miydi? Gerçi Eduardo’nun çıkarımı sağlam gibi: “Yalanlarla gerçekler karşıttır. Yalanlar huzur vermiyor. Öyleyse gerçekler huzur verir.” Ama dendi ya; kasabada yalanlar gerçekliğin parçasına dönüşerek yalanlıklarını yitirmişlerdir. Böylelikle çıkarımın büyüköncülü yanlışlanmış olur.
Yazarın niyeti ne tanrı aşkına?
2 Yorumlar »
Yorum yapın
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)


Yazarın niyeti;
-bize soru sormak olabilir,
-bizi düşündürmek olabilir,
-aklımızı başımıza getirmek olabilir.
Ya da, bu kadar badireden sonra, biraz nefes almak olabilir.
hangisi?
Sevgili Ekmekçikız Hanım,
(Ne güzel, ne güzel, siz de buradasınız!)
Belki de hepsi birdendir, kimbilir!