Tabula rasa alaturka
Engin Ardıç Bey abimi resmi zihniyetle zihni felç olmuş hödükler hiç sevmez, ellerinden gelse bir kaşık suda boğarlar. Çünkü adam saksıyı çalıştırır, boş durmaz, Uzayan Bey’le kankalık dışında yamuk yaptığı pek görülmemiştir, takım tutmaz, amigoluk yapmaz, sıkı bir birikimi vardır, kapısı penceresi dünyaya açıktır, küresel-yerel denklemini çoktan çözmüştür, mıymıntı ve uyuz bir diplomatik-entel ağzı kullanmaz, sunturlu küfürleri gayet leziz ve estetik bir biçimde savurmasını iyi bilir, boka bok demekten kaçınmaz.
Tabii bu övgü dolu satırlara bakarak benim onun “fan”ı olduğumu zannetmeyiniz sevgili okurcuklarım; biliyorsunuz yamuk kimden gelirse gelsin beni bağlamaz, karşı çıkarım. Nitekim Ztar günlerindeki yemek sohbetlerini unutmuş değilim abimizin.
Neyse, sık sık yaptığım gibi, yine onun bir yazısına göndereyim sizi. “Aslan sosyal demokrat” ve de uyanık ticaret erbabı Zülfü Detone Bey’in de bir vesileyle adının geçtiği bu yazıyı okuduktan sonra geri gelin, bu sabah tavşan kanı bir çay demledim size. (Bana hatırlatınız; çay üzerine şöyle dört başı mamur bir makale döşenmek farz oldu gayrı. Gerçi kitabı bilem var ya, neyse.)

