Sevgili günlük,
Çocuk parklarının yanından yöresinden geçerken içim burkuluyor, tepeden tırnağa hüzne bulanıyorum. Çocuğumun çocukluğunu kaçırdığımın; elinden tutup salıncakta sallanmaya, parkta üç tekerlekli minik bisikletiyle tur atmaya, tahterevalliye binmeye götürdüğüm günlerin babalık gururuyla karışık sevgi yüklü sevincinin çoktan geride kaldığının her defasında kafama dank edişi çok gaddarca bir cevabı bana hayatın. (Bugün bizim oradaki bir çocuk parkının yanından geçmem gerekti de…)
***
Bu akşam, çok sevdiğim bir sahil kasabasında bir sanatçıyla yapacağım söyleşi için ön hazırlık amacıyla gittiğim yerden eve dönüşümde, bundan birkaç yıl önce evimin minicik bahçesinde kesme taşlarla amfiteatr düzeninde inşa ettiğim küçük havuzdan “vrak vrak” nidasıyla yükselen ses, bahardan artık geri dönüş olmadığını söyledi bana. Aklıma geçen yıl trafik kazasında ölen erkek kurbağam geldi, bir hüzün de böyle çöktü içime. Kurbağalar tıpkı dinozorlar gibi yokolmaktaymış…
***
Bir anayasa yazmalıyım. Fransa için. Birinci maddesi şu olmalı:
Fransa, gücünü meşruiyetinden alan demokratik bir cumhuriyettir. “Demokratik” oluşu, “cumhuriyet” oluşundan daha önemli, işlevsel ve belirleyicidir.
***
Emre Bey’in yazlığında çok ilgimi çeken ve üzerine yazmak istediğim konular var. Kendisi dilbilim milbilim diye uğradıydı şöyle bir; baktı ki hevesimiz uçucu (ki asla öyle değil), bir daha da uğramadı bu topraklara. Halbuki ben onun çalışkan, titiz, dikkatli, kılı kırk yaran tutumunu, “sayısal” cenahtan da olsa entelektüel tavır ve birikimini çok takdir ediyorum. Müzik zevkimizde de çok kesişen taraflar var. Zebbah zebbah övgücülüğüm üstümde zağar! (Dün akşam yazmaya başlamıştım bu notları, üstünden bir gece geçince zebbah olmuş oldu tabiatıynan.)
***
Afşar Bey de kendini öyküye vurmuş. Seviyorum ben Afşar Bey’i. Arada bir Kerkük damarı kabarıyor yine, işte o zaman fena! Selcen Hanım diye azılı bir faşo hanım var orada, gördüğüm zaman irkiliyor ve uzuyorum mekandan. (Dedikoducunuz geldi hanıııııım!)
***
Derin Düşünce’ye yazma vaktim gelip çatmış. Ne halt edecem bilmem. Aklımda tek kelime yok. Çok güzel bir platform oldu orası. Fakat daha geniş bir fikir yelpazesi, spektrumu sözkonusu olsaydı keşke.
***
Çok istememe rağmen hayatımda hiç günlük tutmadım. Kısmet şimdiye ve sanal olanaymış! Ama bu sadece iki gün süren, minik bir deneme. Devamı gelmeyecek.


“Çok güzel bir platform oldu orası. Fakat daha geniş bir fikir yelpazesi, spektrumu sözkonusu olsaydı keşke. ”
Olacak inşallah Ağabey.
Teknik konuda, yani sitenin işlevselliği konusunda bazı problemler var. Bu sebeple istediğimiz şeyleri yapamıyoruz. Altyapıyı halledince daha daha geniş fikir spekturumu dahil pekçok başka şey için de imkan olacak diye düşünüyoruz.
Konuyla alakasi yok, ama ilginc bulabilirsiniz.
http://www.hurriyet.com.tr/pazar/6290488.asp?gid=59
Muzmin Bey,
İlginç ama benim için değil. Size yakıştıramadım dikkatsizliği: Ben bunun bir benzerini pek çok defa yazdım burada. Aynı silah sabah Dev-solcunun, öğleden sonra ülkücünün elindeydi diye. İsimsiz kurbanların yanısıra, ünlü isimler için de aynı şey olmuş işte. Bu yeni keşfedilmiş bir gerçek değil ki, herkes biliyordu neredeyse. Sadece bilmesi gerekenler bilmiyormuş gibi yapıyordu, o kadar.
“Abdi İpekçi’de de isim listesi vardı.”
Değişen nedir?
.
Noktalı yorumunuz irkiltti. Muzmin Bey, “kafan çok kalın” mı demeye getirdiniz?
Muzmin Bey,
Abdi İpekçi çok önemli bir denge adamı değil miydi düzen için? Çok önemli bir referans isim değil miydi? Ruslar sızdırdıysa listeyi ona, bu gayet doğal değil mi? Ben mi birşeyi kaçırıyorum şu anda? (Benim sizin oradaki noktamın amacı başkaydı, şimdi onun öcünü mü alıyorsunuz yahu? Bugün başka bir Muzmin Bey var sanki ortada.)
Benim anlamadigim liste Abdi Ipekci’de ise ve Bulent Ecevit’e de verdi ise Ecevit’in bu listeyi bir sekilde aciklamasi lazimdi sonradan.
Ecevit’in eli bu kadar mi bagliydi yoksa baska birseyler mi vardi?
Buyuk bir gazeteci liste getiriyor ayni gunun sabahi olduruluyorsa insan birseylere bakinir degil mi?
Walla birakin o gunleri bugun savciyi herkesin gozu onunde gorevden aliyorlar o yuzden cok da birsey soyleyemiyorum…
Metin Bey,
Şahsen ben artık kendi fakirhanesine bile yazmak istemeyen çok medeni , hümanist, darbeci, kandökücü, ahlaki kaypak solcu camianın egemenliğinden bıkmış usanmış bir insan olarak, Kerkük gibi bir konudaki hafife alıcı sözlerinizi kınıyorum ama ne fark eder ki değil mi?
O insanlar TÜRK! Evet kahrolası, etnik faşizmin, küçük kindarlıkların, enternasyonalist vatansızlıkların hedefi bir milletin evladı! Kürt ırkçılığı hergün onlarca Türk’ü gıtlaklıyor, izin veriseniz kardeşlerimi savunayım! Kürt ırkçılığının ve vahşetinin Türkmen’lere yaptıkları sizi ilgilendirmiyor ise hiç olmazsa bir şey yazmayın…
Selcen Hanım’a “faşo” demişseniz eğer müsaadenizle ben de size “vatansız” diyeceğim.. Bu kadar olmaz ki!
Nedir Türk’e bu düşmanlık? Nedir Türk’ün Türk’e duyduğu muhabbete bu gıcıklığınız!?
“Faşo” diye terbiyenizi bozduğunuz insanın Türkmen’leri savunmak dışında , sizin sol kampınızın sürekli yaptığı şiddet çağrılarına benzer ne yazısını okudunuz? Sizin gibi bir insana , solcu değil diye, kendi milletini korumak istiyor diye herhangi birine ağzıan geldiği gibi “faşo” demek yakışıyor mu?
Sol buysa lanet olsun hepsine ya!
Selcen Hanım’ın son yorumunu kopyalıyorum:
Merhaba Afşar Bey
Bu Kerkük Kanayan bir yara.Türk milleti feryadediyor.Sağır kulakların haberi yok.Gören gözler de kör olmuş.Halkların kardeşliği diye pkk borazanlığı yapanlar haritaları görmezden gelenler kahrolsun.Beşer onar gidiyor Türkmen kardeşlerimiz.İnsaniyetçi insancıklarımız ab den gelecek insan hakları peşinde.Yazıklar olsun.Selamlar
Metin Bey!
Bu ülkenin belli bir kesimini kopartmak için haritalar yapanlar var mı?
“Halkların kardeşliği” diyerek Kürt ırkçılığna ve bölücülüğüne çanak tutanlar var mıydı, hâlâ var mı?
PKKyı kuranlar “halkların kardeşliği” sloganıyla Suriye’de teşkilatlanan eski Dev-Gençliler dğeil miydi?
Kerkük’teki Türkmen kardeşlerimizn insan haklarını, evrensel bir hak saymayanlar var ise ve bunlara kızılıyor ise, buna faşoluk mu dersiniz?
Bu sözler içince “faşo” olarak değerlendirdiğiniz satırları aktarırsanız sevinirim… Eğer bu sözler içinde, “otoritenin eliyle belli sınıf veya gruplara ayrım ve baskı uygulamak” isteğini barındıran ve ima eden tek bir satır yok ise ahlaksız, haydut ve hırsız bir komünist olmayı kabul eder misniz? Zira komünizm ancak bunlardır..
Eğer “faşo” gibi bir tabiri ağzınıza geldiği gibi kullanabiliyor iseniz solun ideolojik olarak ahlaksızlığıyla, şiddetiyle , yaptığı katliamlarla en ağır hakaretler eşliğinde anılmamanız için sebebp kalır mı?
Korkarım sol gerçekten aslında faşizan- saldırgan bir yağma güruhundan başka bir şey değil… sosyal demokratından , ortodoks sosyalistine kadar…
Kusura bakmayın ama Selcen Hanım’ın bir satırını alıntılayarak yazıma son vereceğim: “Yazıklar olsun!”
Milliyetçi her endişeyi “faşizm” diye nitelemek, kusura bakmayın ama Metin Bey ya cehalet ya da terbiyesizlik olabilir ancak…
Sizin ikisinden de olmadığınızı bilmek fakiri özlelikle çileden çıakrtıyor.
Hadi militan bir solcu ileri geri konuşup kendince kahramanlık taslayabilir ama siz?
Kerkük size çocuk oyuncağı gibi mi geliyor?
Kürt ırkçılığı varlık sebebi olarak Türk’ün yok edilmesini hedef seçen bir tavır. Adamlar anaysada Türkmen’lerin adının bile geçmesine karşı v eonların kaderleri üzerinde keyfi bir egemenlik kurmak istediklerini açıkça beyan ediyorlar.
Hiç mi Kekrüklü bir tanıdığınız yok? Musul’da , Erbil’de, Telafer’de Türkmen’lerin Kürt eşkıyaları karşısında ABD güçlerinin desteğiyle silahsızlandırılması hiç mi bir anlam ifade etmiyor size?
Dünyanın bütün uluslarının hak ve özgürlükler endişesini sırtlamışken Türk’ün hayat mücadelesi neden sizi bu kadar irrite ediyor? İlgilenmiyor iseniz ilgilenenlere hakaret etmeyin lütfen…
İsterseniz bu yazılarımı da silin de bloguzun saulh-sükun ve istikrarı bozulmasın…
Bence de Kerkük konusunda yorum bırakmamakla iyi etmişsiniz, zira öfkeme hakim olamayıp misafirperverliği falan bir yana bırakabilirdim…
Öfkemi , beni tanımanız ölçüsünde mazur göreceğinizi umuyor, saygılarımı sunuyorum…
Afşar Bey,
Dilin sadece kelimelerden ibaret olduğu zannıyla konuşunca böyle öfkeleniveriyorsunuz. Yaw, başka enstrümanları da vardır lisanın, ifadenin. Sakin olun şeker kardeşim. O hanıma alıntıladığınız sözleri nedeniyle öyle demedim. Rastgeldikçe okuyorum onun yorumlarını, genel bakışım o benim kendisine karşı. Önemsediğim de yok hanımı, muhatap alacağım hiç yok zaten. Boş yere üzüyorsunuz kendinizi. Solu sağı boşverin şimdi.
Kerkük konusunda yorum yapmak istemiyorum ayrıca. Mahiyetini, arka planını ayrıntılarıyla kavrama imkanım olmayan konularda ahkam kesmek istemem. Ortadoğuda gerek emperyalist saldırısıyla, gerekse kardeş kavgasıyla ölen her insan, etnisitesi ne olursa olsun benim için acı bir kayıptır. Çok çok kalın bir çizgiyle bunun altını çizebilirim genel olarak.
Biraz sakin olun sevgili Afşar Bey. Kırıp dökmeyin ortalığı. Relaks, relaks!
13′e ek:
Hem sizi şuraya davet edeyim ben iyisi mi:
http://jazzetta.wordpress.com/2007/04/08/et-terkibat-fi-tabhil-hulviyyattan-araklama-diil-kizlar/