jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Et-Terkibât Fî Tabhi’l-Hulviyyât’tan araklama diil kızlar!

Bugün baharın çıldırtıcı cazibesiyle kendimi dışarılara atasım var, her normal insan gibi. Ama yok, yapamıyorum. Yarın sabaha yetişmesi gereken bir iki ajans işini düşününce ateş basıyor içimi. İki yıldır el atamadığım için perişan hallere düşmüş olan minik bahçeme çıkmak, bi gıdım güneşlenmek, havuzu temizleyip yeniden suyla doldurmak, toprağı bellemek, gidip kalitelisinden çim tohumu bulup bahçeye ekmek, pazardan meyve sebze ve geldiyse çiçek ve domates-biber fidesi alıp orta balkondaki saksıları şenlendirmek, Toto Hanım’ın hatırını sormak, aşure yazısıyla Derin Düşünce yazısını kotarmak… Gelvelakin Metin Bey’de hayır yok. Velet Hanım İzmir’e okul gezisine çıktıydı, bu akşam dönecek, yarın da sınav dönemi başlıyor. Hadi bakalım, hepten hapı yuttun müessese amirimiz!

Neyse, bir yerden başlamalı. Devletşah Hanım’ın siparişinden mesela. Yalnız mevsimi geçti falan demeyip “The Ashure designed by MtP” isimli başyapıtımı deneyeceksiniz, yoksa külahları değişiriz kayıplara karışmış vefasız hanım okurcuklarım.

Evet, çıkarın kağıt kalemlerinizi. Bildiklerinizi unutun. Aşurede çağ atlamış bulunmaktayız. Benden önce Arman Kırım Bey atladıydı emme onunki postmodern bir atlayış; benimkinin post’u yok, şimdilik sadece modern. Gelecek muharrem ayında benim aşurem de bir basamak daha atlayıp postmodern olcek, söz.

 

***

Aşure, İbranice “aşûr”dan geliyormuş… Musevilik, Sünni İslam, Şiilik ve Alevilik için önemli bir kavram olduğu açık. Günü, gecesi, orucu ve tatlısı var. Tatlısında, Alevi inancı uyarınca 12 çeşit malzeme kullanılıyor. Vikipedi’nin yalancısıyım ben. (Bir çimdik ansiklopedik malumat yeter. Malzememiz zaten yeterince kalabalık, daha da çoğalmasın.)

***

Geçen pazar günü yaptım aşureyi aslında da bir türlü yazısını yazmaya fırsatım ve mecalim olmadı. İtiraf ediyorum, hayatımın ilk aşuresi. Her ilk bir acemilik taşır üstünde, ama gurur ve kıvançla haykırıyorum ki bu öyle olmadı; muhteşemdi muhteşem! Övünmek gibi olmasın diyeceğim, olmayacak. Bal gibi de övünüp şişindik efenim. Lakin hakettik doğrusu! Hem kanıtım da var tapu gibi: Bir düzineden fazla arkadaşa tattırdım birer kase, not vermelerini istedim. Sonucu bildiriyorum Devletşah Hanım: 150 puan üzerinden 150 puan. Heh he, kim tutar bundan kelli müessese amirinizi kızlar!

Efenim ben aşurede iki ekol bilirim, başka bilmem: Sulu ekol, koyu ekol. İlkinden pek hazzetmem, favorim ikincisidir. Yaptığım aşure de kıvamlı oldu zaten. (Buradan saygıdeğer “hayat arkadaşı”ma teşekkür etmeyi ihmal edersem yakışık almaz; çünkü işçiliği büyük ölçüde zatıalisi üstlenmiştir, of puf nidaları eşliğinde de olsa. Bu nidalarsa işin zahmetinden ileri gelmektedir, tarafımdan duymazlıktan gelinmiştir –duymamazlıktan diil Cano Hanımcığım.)

Neyse, lakırdıyı sündürmeyip işimize bakalım. Tezgah bizi bekliyür. Önce kesenizin ağzını açınız. Fevkalade mühim bir husus olupdur bu; pintilikle aşure ters orantılıdır (bkz: Orta 1, Matematik ders kitabı, ünite 2). Valla benim şaheser bana yanılmıyorsam 50 liraya filan maloldu. 15 kaselik yaptım. Kalitesine baktığınızda bedava! Malzeme listesinde yok yok, davul tozuyla minare gölgesinden kelli:

(Ara itiraf: Devletşah Hanım, aşurenin gövdesi, sizin tarifinizden esinlenmedir. Habarınız ossun. Dikkat ediniz, sadece “gövdesi” dedim. Demek ki benzerlik bir yanılsamadan ibarettir de denebilir bu durumda!)

  • 2 fincan aşurelik buğday
  • 1 fincan kuru fasulye
  • 1 fincan nohut
  • 1 fincan pirinç
  • 1 yemek kaşığı bulgur
  • 1 yemek kaşığı kırmızı mercimek
  • 1.5 su bardağı esmer tozşeker (burada sizinle ayrılıyoruz Devletşah Hanım!)
  • 5 adet kestane (burada da!)
  • 2 çay bardağı süt (burada da!)
  • 1 yemek kaşığı buğday nişastası (e burada da!)
  • 1 su bardağı tozşeker
  • 5 adet kuru kayısı
  • 5 adet kuru incir
  • 2 yemek kaşığı kuru üzüm
  • 1 yemek kaşığı hindistan cevizi
  • 1 adet kabuk tarçın
  • 5 adet karanfil
  • 1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi
  • ½ çay kaşığı tuz

Ben mısır konservesi koymadım. Devletşah Hanım seviyor.

Süsleme malzemelerine gelince:

  • 1 tatlı kaşığı fındıkyağı
  • ½ nar
  • Fındık (bu ve bundan sonrakiler münasip miktarlarda)
  • Yerfıstığı
  • Ceviz
  • Badem
  • Dolmalık fıstık
  • Kuşüzümü
  • Toz tarçın

Bundan sonrasında yollarımız sizinle hepten ayrılıyor Devletşah Hanım:

  • 10 adet kestane
  • ½ poşet sütlü çikolata kaplamalı yerfıstıklı ve mısır gevrekli draje (marka ismi vermiyorum, siz bulun!)
  • 8 adet yuvarlak çubuk gofret (marka adı vermek yok!)
  • 1 büyük paket bitter çikolata (eski bir Anadolu uygarlığı diyeyim, siz anlayın!)
  • Meyveli ve kuruyemişli müsli (aynı uygarlığın eseri!)
  • 15 adet kanyaklı çikolata (tövbe tövbe, dindar dostlarım bunu eksik bırakarak beni bağışlasın lütfen!)

Gördüğünüz üzere, malzemeleri saymak bile bi saat tutuyor mutfaktaşlarım. Hadindi gari, tezgah başına geçmenin sırasıdır. İnternet başına geçip Devletşah Hanım’dan ıccıcık kopye çektikten sonra tabii! Şöyle ki: Buğdaya duş aldırıp bir taşım kaynatacak, sonra suyunda zebbaha gadder bekleteceksiniz. Nohutu, kuru fasulyeyi, kayısıları, incirleri, üzümleri yıkayıp onlara da gece üj-bej nöbeti tutturacaksınız. (Nohutu tuzlu suda, üzümü de saplarını temizledikten sonra).

Ömrünüzden bi gün daha geçip sabaha vasıl oldukta şu ameliyeleri gerçekleştireceksiniz hanımlar beyler:

Nohutu, kuru fasulyeyi, buğdayı ve kestaneleri bi güzel azarlayıp haşlayacaksınız. Buğday terliksi heyvan yahut yumuşakça halini aldığında üzerine nohutu ekleyip bir taşım kaynatın. Kuru fasulyeyi de ekibe dahil edip kaynatmayı sürdürün. Bu illegal eylem devam ederkene, pirinçle mercimek de hemhal edilip yıkanıp haşlandıktan kelli ekibe katılmalı, onları aynı şekilde bulgur takip etmeli; bu curcunaya en son, birbirine karıştırılmış esmer ve beyaz tozşeker dahil olmalıdır.

Kayısı ve incirleri doğrayıp bir taşım haşladıktan sonra suyunu süzüp tencereye katacaksınız. Üzüm, hindistan cevizi, kabuk tarçın, karanfil, portakal kabuğu rendesini de ekleyip bir taşım daha kaynatacaksınız.

Aşurenin kıvamlı olmasını ben isterim emme siz istemeyebilirsünüz. Yok eğer siz de benim kibin cıvık aşureden hoşlaşmıyorsanız, nişastayı ve de püreleştirdiğiniz bir bölük kestaneyi sütle çırpıp iki arada bir derede tencereye boca ediniz efenim.

Ne bitmez bir işkence bu Nalan! N’evet sevgilim, aşureyi seven dikenine katlanır. Bak bitiyor, mahallemize geldik. Abim görmesin seni, ikimizi de doğrayıp aşure tenceresine katar alimallah. Hem ben bildiğin aşure kızlarından değilim N’ekrem.

Makinist, aradan çık! Ocağı kapat, çubuk tarçını da tenceredeki karışımdan çıkar. Kaseleri hazırla, bulamacı pay et.

Puff! Yorulduk mu ne? Keyfiniz bilir; isterseniz yarım gün bekleyin soğumasını aşurenizin, ister bir gece. İyice soğusun yeter ki. Bu arada siz de dinlenmiş olursunuz hem. Bendeniz ikinci aşamayı ikinci gece gerçekleştirdiğim içün ertesi sabaha kadar beklettim tencerede. Ama geceden, Devletşah Hanım’ın öğütlediği üzere, badem, fındık, yerfıstığı ve dolmalık fıstığı teflon tavada fındıkyağıyla kavurdum. (Teflon tavaya da karşıyım, emme n’apceksin işte, gaflet!)

Pazartesi sabahı pek heyecanlıydım, ülen insan pazartesi sendromuna yakalanır değel mi, yok anam yok, bende ne gezer! Zebbahın köründe uyandım, fırladım yataktan, tencereyi poşetledim, süsleme malzemelerini de ayrı ayrı poşetlere koyaraktan hepsini paketledim, taksi çığırıp acansın yolunu tuttum. Eşşek veledim aşure sevmez (zaten ıvırzıvırdan başka ne yer ki!), ona bırakmadım ceza olsun deyu. Annesine ve Türk varlığına ise bir kase çıplak aşure armağan ederek çıktım evden.

Herkeşçikler daha rüyasında kuş avlıyorkene, özüm acansa vardı. Varır varmaz doğru mutfağa koşturdu, malzemeleri bir bir gözelce tezgaha dizdi, içtimaya çağırdığı kaselere ana malzemeyi üleştirdi. Sonra da tam bir saat boyunca bir san’atkâr titizliğiylen süsleme yaptı.

Tikkat: Acansta bazı reklamadamlarının, kanyaklı aşure kavramının Andromeda gezegeninden ithal edildiğini düşünerek tırsacakları hesabıyla, sadece birkaç şanslı kasenin dibine kanyaklı çikolata tanelerini dizdi, diğerleri bu şanstan mahrum bırakıldılar. Bitter çikolatayı koparma yerlerinden itinayla kopararak, tek tek basaraktan bade süzerekten aşurelerin içine gömdü. Kestanelere de aynı fena muameleyi yaptı.

Sonracığıma sıra geldi son muamelelere. Toz tarçın serpildi, diğer süsleme malzemeleri yüzeye itinayla ve artistik patinajla döşendi. En sonda da tüy dikildi –pardon, silindirik çubuk gofretler saplandı. Ve de bu muhteşemötesi sanat eseri, ikindi vakti törenle ve de şaşaayla servis edilmek üzere kaseler halinde buzdolabına yerleştirildi.

Dileyen okurcuklarım gülsulu da yapabilür aşuresini. Ben de Devletşah Hanım kibin hoşlaşmıyom bundan.

Geçmiş olsun. Gazanız mübarek olsun. Daha ne diyeyim. Afiyet şeker olsun. Nankörlük eder ve 10 üzerinden 10 vermez iseniz zehir zıkkım olsun. Valla gelecek ay tahinli mahinli bir tatlı yapcem, bak zırnık koklatmam ha, oğa göre.

Önemli bir not daha: Bu mevsimde pek de kolay bulunmayan kestaneyi arayıp kuytu bir köşede yakaladığı içün V. Bey’e de şükranlarımı arzederim efenim. Ha, o gün kadirşinaslık yaparak ve de ağzının tadını bildiğini faş ederek eserime tam not verenlerime de not verenleriniz bol olsun diyerek kıyak geçtim.

Devletşah Hanım, aldığım notların bir gısmısını size havaleylen yollayacam bir teşekkür nişanesi olaraktan. Fekat son tahlilde bu benim özbeöz özgün eserimdir; aşurenin gövdesi bin tarifin bininde de üç aşağı beş yukarı aynı zaten, güneşi balçıkla sıvamayalım lütfen.

***

Yazması yapmasından zor oldu ve uzun sürdü yaw! Oldu olacak, tarihten de bir yaprak koparalım sayın seyirciler. Battı balık yan gider, nasılsa bu güzelim pazar günü kaynadı araya. Birazdan hazırlanıp pazara çıkmam, sonra da veledin okuluna gidip onu karşılamam gerek. İyisi mi sizi “Et-Terkibât Fî Tabhi’l-Hulviyyât” isimli risalenin dördüncü sahifesindeki bir tarifle başbaşa bırakayım. Şuradan buyurunuz efenim:

TERKÎB-İ HELVÂ-YI LEB-İ DİLBER

Farazâ bir kıyyelik kabı ölçü addedip ol ölçü ile iki ‘asel ve bir âb ve iki parmakdan dûn olup lebâleb olmayarak bir revgan-ı sâde ölçüp tencere derûnuna vaz’ olunup ateş üzerine ilkaa oluna. Yine ol ölçü ile basılmış kabaca olarak silme nişasta ve bir âb ölçüp nişasta-i mezkûr ol âb ile iyice ezilip hallolunduktan sonra ‘asel-i mezkûr ile ihtilât oluna. Kepçe ile karıştırarak tabh oluna. Nihâyet yağını taşra ihrâc edip böylece bir iki def’a yağı mahal-i âhere süzile, yine tabh oluna. Bir mikdâr helvâ-yı mezkûrdan soğudup tenâvül oluna. Eğer ki damağa yapışmayıp sakızlanmış ise ol vakt matbûh olmuş olur. Ol vakit helvâ-yı mezkûru bir tepsi içre bast edip fırına irsâl oluna. Üzeri kızarıp akîklendikte ihrâc oluna. Ba’dehu bir mikdâr ağardılmış ve sahk olunmuş bâdem içi toz şekeriyle ihtilât ederek üzerine bast oluna ve bir mikdâr çiçek suyu veyâhûd gül suyu serpile ba’dehu tenâvül oluna.

(Nhahhahha! Osmanlıca kursuna şu taraftan gidilir.)

08.04.2007 - 16:23 - Yazan: metin | MUTFAKTA CİNAYET | | 28 Yorum

28 Yorum »

  1. Blog’um her zamanki şifreyi kabul etmiyor.
    Template yazı karakterleri de değişmiş. Googleden bir sorun mu olabilir?
    Bu nedenle başka bloglara da “link”li mesaj bırakamıyorum.
    Bana yardım edenin kırk yıl dostu olurum:)

    Yorum yazan: zihniorer | 08.04.2007 - 18:35

  2. Bu nedenle, yeni bir yazlık site yaptım. Tam yazlık, baharlık ve aşklık bir site.. Açılışa jazzetta dostları ve mülk sahibi davetlidir.
    Ne inşaat malzemelerinden çaldım, ne de orman yaktım dostlar bu siteyi kurmak için. Allahın arazisine yaptım.
    Nazım Hikmet ile el ele verdik te yaptık. Hayatında hiç aşık olamayanlar (lütfen) sitesinde kalabilirler.

    Aha BURACIKTA

    Metin’iğim afedersin! Yazın ile ilgileneceğim. Beladayım bu blok arızasıyla.

    Yorum yazan: zihni | 08.04.2007 - 18:47

  3. Abicim iyi güzel de beni unutmuşsun; ben de gtalktan 10 puan vermiştim hatırlarsan. Hemi de tadına bile bakmadan!.. :-)

    Yorum yazan: Suat Öztürk | 08.04.2007 - 20:34

  4. metin bey,
    bizim evde aşure sevilmez. eğer şöyle güzel bir irmik helvası tarifi verirseniz ya da sütlaç dışında (en güzelini devletşah hanım yapıyor. sizi o konuda yormayayım)bir sütlü tatlı tarifi, çok iyiliğe geçer.

    aşure yerken ağza apansızın çikolata gelmesi pek hoş bir duygu bırakmadı gerçi. yani kasenin karnına çikolata yerine kestane koysaydınız daha iyi olabilirdi. ama ben her şeye rağmen 10 puan verdim size:)

    yarın güzel bir şiir koyar mısınız siteye? pazartesinin ağırlığını dağıtacak bir şiir?

    sevgiler

    Yorum yazan: endiseliperi | 08.04.2007 - 21:29

  5. Metin Bey,
    oyle yazmissiniz ki cok eglendiginiz anlasiliyor, bu kadar ugras emek tabi ki 10 puani hak eder. canim asure yemek degil, yapmak istedi. Elinize saglik.

    Yorum yazan: Pelin | 09.04.2007 - 01:12

  6. Zihni Bey,

    Keşke anlasam o işlerden, seve seve yardımcı olurdum. Siz böyle şeyleri dört dörtlük öğrenmek için burada ya Muzmin Bey’e soracaksınız, ya da benim teknik direktörüm Halid Bey’e.
    E şimdi eski bloglar kapanmış mı oldu? Ona göre yandaki listede düzeltme yapayım.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 09.04.2007 - 11:59

  7. Suat Bey,

    Sizi unutur muyum efenim! Ama müessese amirimiz, ezbere verilen notları -çok teşekkür etmekle ve şükran duygularını bildirmekle birlikte- teknik nedenle kabul edemiyor maalesef.
    Önce tadacaksınız, sonra not vereceksiniz sevgili dostum! Şimdi saygıdeğer eşinize bir dilekçe sununuz.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 09.04.2007 - 12:01

  8. Peri Hanım,

    İkinci bir muz-levrek vak’asına tahammülüm yoktur efenim! Çikolata dedikse tatlısından değil ki! Tatlı çikolata gitmez zaten aşureye.

    Önce teessüflerimi, sonra da peşinen verdiğiniz not içün teşekkürlerimi kabul buyrunuz. Fakat Suat Bey’e arzettiğim husus aynen geçerlidir bu arada.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 09.04.2007 - 12:04

  9. 8′e ek:

    Peri Hanım,

    Kestane hususunu da atlamışsınız efenim. Kestane, aşuremin hem gövdesinde, hem de ruhunda mümtaz ve mutena yerini almıştı. Püre olarak ana malzemeye, parçalar halinde de süsleme malzemesine dahildi.

    Dinleyici isteğinize de bugün yer verdim. Okuyabülürsünüz.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 09.04.2007 - 12:06

  10. Pelin Hanım,

    İsabet buyurmuşsunuz efenim, gerçekten çok eğlendim. Parlak sonuç karşısında da gözyaşlarımı tutamadım. Sevinçten yani! Sizde aşure yapma isteği uyandırabilmişsem ne mutlu bana yaw!

    Sıradaki sürprizi bekleyelim efenim…

    Yorum yazan: metin-thePoor | 09.04.2007 - 12:08

  11. Cano Hanım, Konstantin Bey, huuu, neredesiniz? Parti bitti, haberiniz yok. Bu gafletinizin hesabını soracağım efenim.

    Devletşah Hanım, e artık geliniz lütfen siz de. Daha ince eleyip sık dokuyup not vereceksiniz.

    Sevgili hemşolarım, bu arada Sünni inancına göre de aşurede 40 malzeme olmalıdır diye bir bilgi kalmış aklımın köşesinde. Doğru midur?

    Muzmin Bey, sizin tatlılarla aranız iyi değil miydi efenim?

    Yorum yazan: metin-thePoor | 09.04.2007 - 13:45

  12. Ağabey,

    “Sevgili hemşolarım, bu arada Sünni inancına göre de aşurede 40 malzeme olmalıdır diye bir bilgi kalmış aklımın köşesinde. Doğru midur?

    Valla abi hiç bilmiyorum. Bilirsin ben yemek konusunda pek “yapma” kısmından ziyade “yeme” kısmı ile ilgiliyim. :-)

    Haa o zaman neden cevap verdin dersen onu da bilmiyorum. :-)

    Zihni bey

    Ne diye blogspotla kendinize işkence edersiniz kuzum? Geçin wordpresse siz de rahat edin okurlarınız da. (Dil konusunda endişe varsa Wp paneli de artık türkçeleşti.)

    Yorum yazan: Suat Öztürk | 09.04.2007 - 17:47

  13. Suat Bey,

    Mutfakta üretici değil sadece tüketici olduğunuzu fi tarihinden beri biliyorum efenim. Ki bunun vebali, güzel güzel yemekler yapıp ta buralardan ağzımızın suyunu akıtan eşinizedir bittabii. Kendisi sizi şımartmıştır, bir gün dahi tezgah başına davet etmediği içün gel keyfim gel yapmakta mahzur görmüyorsunuzdur. Olmaaaaz! Sürekli derin düşünceler üreteceğinize, biraz da derin tabaklarda yemekler üretip getirin sofraya a canım efendim.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 09.04.2007 - 18:26

  14. kırk yıllık kâni, olur mu yani..?
    yok mısır, yok efendim kestane, sütlü çikolata kaplamalı yerfıstıklı ve mısır gevrekli draje, çubuk gofret, bitter çikolata, yok daha neler!!!
    olmaz efendim. OL-MAZ! bizim hacıteyzelerin yaptığı aşûrenin suyu mu çıktı?! töbe töbeee..!! ondan sonra bir de yoklama kaçağı sayılıyoruz. muzlu levrekden beri zor toparladım kendimi zâten, şimdi gel bir de bunlarla uğraş! en sonunda harbiden tüy dikmişsiniz Metin Bey!

    Yorum yazan: candan | 09.04.2007 - 22:36

  15. Cano Hanım Cano Hanım,

    O birinci sınıf ve de kırmızı kurdâleli, mükemmelötesi, megamuhteşem, harikulade ve süper leziz aşureme bok atmayınız reca ederim. Gısganş, n’olcek! Ahirette görüşecez sizinle hanım, iki elim yakanızda olcek. Bi kerem ben Birinci Geleneksel Aşure Günü Yarışması’na katılmış değilem. Adı üzerinde, ne dedik: MODEREN aşure. Allallaaa, ya sabır! Şeytan diyo ki, üşenme bi daaa yap, bütün tencereyi Cano Hanım’a yolla. Bakalım o vakıt ne diyecek…

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.04.2007 - 09:13

  16. Metin Beyciğim,
    sinir yapmayınız efendim! hem ben neğen bok atem sizin âşurenize, tâlip olanlar onu da yimeyiversinler! :)) onsuz, nohut ve fasulyesiz olursa ben tâlibim, valla tencere mencere değil kazanla olsa yerim. ;)

    gısganş olduğumu biliyom da, çok mu belli ediyom ne!..

    adresimi veriyom:
    yedi deliler, sekiz oturaklılar mah.
    antenbeyinliler sok.
    zuzay yolu - no:46

    Yorum yazan: candan | 10.04.2007 - 21:16

  17. Metin bey,

    Muzmin Bey, sizin tatlılarla aranız iyi değil miydi .. ?

    Tatlilarla aram iyi midir?
    Walla.. tatlisina bagli tabi.

    Genelleyecek olursam, evet. Ozelde ise durum degisiyor.

    Asure icin konusacak olursam. Devletsah hanimla yollarinizin ayrildigi yerden sonraki benim acimdan da ‘olmasaydi daha iyi olurdu’ sinifina giriyor. Yapilamaz demiyorum, eminim de cok iyi olur, ama o bildigimiz ‘asure’ olmuyor pek sanki. Baska bir isim dusunsek daha iyi olur: Ne bileyim, ‘asure plus’ filan gibi..

    Bu arada.. ‘asure’ kelimeninin Ibranice ‘asur’dan geldigini soylemissiniz, ama ‘asur’un ne anlama geldigini pek goremedim. Merak da ettim simdi.

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 10.04.2007 - 21:36

  18. Muzmin Bey,

    Sizi temin ederim ki enfesti! Test edilip onaylandı efenim. Bakınız Cano Hanım’a da söyledim, benimkisi MODERN aşure idi, seneye de POSTMODERN olanından yapacağım! Keşke size de bir kase gönderebilseydim, fikriniz değişebilirdi…

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.04.2007 - 21:41

  19. Metin bey,

    Yalniz, galiba findik-fistik turunden nevaleyi kavurmamissiniz gibi geldi bana. Yani, asureye katmadan once kavurmamisiniz. Mi?

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 10.04.2007 - 21:44

  20. Muzmin Bey,

    Dikkatli okumamışsınız. Elbette kavruldular tarafımdan efenim.

    İbranice hususunda Vikipedi’nin yalancısıydım. Şimdi de Rıza Zelyut’un yalancısı olayım bari: “Aşûr” Arapçada 10 anlamına geliyormuş.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.04.2007 - 21:46

  21. 20′ye ek:

    Hemi de findukyağıylan kavruldular efenim.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.04.2007 - 21:47

  22. Metin bey;

    Yazı yayınladığınız anda yazlığınızda idim. Gördüm. Okudum… Kedi gibi yalandım… Kargo yolu gözler oldum. Gelin görün ki insomnia illetine yakalnadığım ve durumum ciddileştiği için verilen ilaçlar neticesinde başka dertler sahibi olduğumdan iki kelimeyi bir araya getirip yazamadım. En nihayetinde dün 20 saat kadar uyuduktan sonra bir nebzecik olsun kendime geldim. İnşallah diğer arızalı taraflarım da tez vakitte kendisine gelir.

    Aşureniz pek latif pek güzel olmuş. Çikolata konusunda görüşüm şudur: “Üstüne beyazından rendelenebilir.”

    Ayrıca bir de kestane konusu var. Kestane neyin içinde olursa olsun yerim. Aşurede de yerim hindide de yerim.

    Ellerinize sağlık…

    Yorum yazan: Devletşah | 11.04.2007 - 16:37

  23. Endişeli Peri Hanım;

    Herhalde kalp kalbe karşıdır bunun için olsa gerek. Elimde irmik helvası tabağı ile bilgisayarın başında oturmuşken yorumunuz pek hoş oldu…

    Bendenizin canı ya un helvası ya irmik helvası çeker. Üşenmeden tek porsiyonluk kavururum hemen. İşte tam o anlardan birisindeyiz. İstanbul’da olsaydık buyrun derdim… Ama siz yine de buyrun…

    Yorum yazan: Devletşah | 11.04.2007 - 16:40

  24. Devletşah Hanım,

    “Gomonis”lerin tepesine bir “balyoz gibi inen” Porofosör Nihat Erim Allah Kerim Bey’in unutulmaz deyişiyle bir “olaGanüstü”lük var idi bu işte zaten! Demek rahatsızlık geçirmekteymişsiniz… Çok üzüldüm, çok çok geçmiş olsun efendim. Acil şifalar olsun. Bu arada tabii heyecandan geberdim, tarafınızdan nasıl karşılanacak bu moderen aşurem deyu. Allahtan korktuğum gelmedi başıma. Ve vallahi de billahi de düşündüm kargoyla göndermeyi, sersem kafam, keşke düşündüğümü yapsaymışım!.. Neyse, darısı postmoderen aşuremin başına…

    Çok çok teşekkür ederim. “Aciyip onör duydum” gibi bir kırma Türkçe ile sözlerimize nihayet verelim. Bakalım bundan sonraki sürprizim hoşunuza gidecek mi, meraktan çatlıycam bir ay boyunca…

    Yorum yazan: metin-thePoor | 11.04.2007 - 17:40

  25. devletşah hanım,
    kalplerimiz evet kesinlikle karşı karşıya. günde en az bir kez size yazıp göndermem gereken yazı konusunda yaptığım ihmalkarlık yüzünden nasıl mahcubum bilemezsiniz. oysa, her gün her gün aklımda: yemek ve aşk, gastroaşk, yemek yiyen artistler (yemek ve sinema, filmlerdeki muhteşem yemek sahneleri..) bunlardan birini toparlamam gerek.

    aklım hiç başımda değil bu aralar ve yazının da çok hoş olmasını istediğim için iyice debelenip duruyorum. birgün mutlaka yazacağım.

    şu, un ya da irmik helvasını ben hiç beceremiyorum. genellikle çöpe gider onca emek. yakında osmanlı mutfağı denen bir lokanta var, oradan alırız. ben yemem, fazla yağlı ama herkes sever evde. sitenizde yok sanırım, irmik helvası. var mı? ben tekrar bakarım.

    sevgilerimle.

    Yorum yazan: endiseliperi | 11.04.2007 - 19:07

  26. Endişeli Peri hanımcığım;

    Ah.. Hiç kendinizi üzmeyin. Rahat olun. Her ne kadar heyecanla bekliyorsam da bu bahar havalarında sizin kendinizi üzmenizi istemem.

    Helva konusuna gelince… Sitede bir un helvası bir de irmik helvası tarifi var. Gerçi sık yaptığım irmik helvasının tarifini koymamışım. Keşke fotoğraflasaydım bugün.

    http://www.devletsah.com/sutlu-irmik-helvasi/
    http://www.devletsah.com/un-helvasi/

    Yorum yazan: Devletşah | 11.04.2007 - 23:26

  27. Metin bey;

    1 ay nasıl beklenir. Beni de meraklandırdınız. İpucu verin bari..

    Yorum yazan: Devletşah | 11.04.2007 - 23:29

  28. Devletşah Hanım,

    İpucu verdim aslında, kaçırmışsınız iyi ki! Açıklarsam sürprizin tadı kalmaz sonra, di mi? (Hem fazla önemsemeyin, heyecandan elim ayağıma dolaşıyor sonra, sizin gibi bir ustanın karşısında!)

    Yorum yazan: metin-thePoor | 12.04.2007 - 09:55

Yorum yapın