Âb-ı kitab (3)
Kitâba baktım, hayatının nefesini duydum. Kitâba baktım, nefesinin telaşını gördüm. Kitâba baktım, kelamdan yansıyışını sezdim. Kitâba baktım, gözlerini kaçırışını bildim. Kitâba baktım, sıfırdan çıkıp sıfıra dönüşün lezzetini aldım. Kitâba baktım, aramızdaki uçurumun çağrısına aydım. Kitâba baktım, insanın kusurunu kustum. Kitâba baktım, insanın masumiyetine meylettim. Kitâba baktım, insanın gaddarlığına hükmettim. Kitâba baktım, dağ taş yürüdüm durdum. Kitâba baktım, ayağıma diken batırdım. Kitâba baktım, üstüme kan sıçrattım. Kitâba baktım, cemaline ayna tuttum. Kitâba baktım, maskemi unuttum. Kitâba baktım, suretimden sıyrıldım. Kitâba baktım, kelimelerimi yaraladım, kelimelerimle yaralandım. Kitâba baktım, Hallac’ı andım. Kitâba baktım, çocuk oldum. Kitâba baktım, dünyayı unuttum. Kitâba baktım, neyi hatırlayacağımı hatırladım. Kitâba baktım, meşke vakit buldum. Kitâba baktım, aczimi sayıkladım. Kitâba baktım, kainatın diline izimi bıraktım.
***
Kitâba baktım.
Göremedim kitâbın bana baktığını.
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)

