jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Virgül…

Jazzetta’da daha önce bahsettim mi şimdi hatırlamıyorum ama -sanırım bahsettim-, Emil Michel Cioran (ya da kısaca Cioran) benim çok önem verdiğim yazarlardan biridir. Hakkında uzun uzun yazmak istiyorum, fırsat bulursam yazacağım da. Yazdığı bir mektupta “Başkaları genellikle büyük görünmek için maske taşıyor; ben ise küçük görünmek için” diyen bir adam nasıl görmezden gelinebilir ki! “Bir virgül uğruna ölünebilecek bir dünya düş”leyen bir yazarın ütopyasını paylaşmamak ne derece mümkündür? “Bilinçsizlik bir vatan, bilinç bir sürgün” ise sürgünde olmak bazılarımız için kaçınılmaz bir yazgı değil midir? “Umutsuzluğun Doruklarında” “Tanrı vardır, yoksa bile!” diyen Cioran’ın sözü, Cioran’dan önceki dünyayla Cioran’dan sonraki dünyayı ayıran kalın –yok yok, ince- bir çizgidir. “Kuşkunun aristokratı” olan bu adamı saygıyla selamlıyorum. Ben bir yandan Tanrı’yla barışmış ve fakat öte yandan da insanlıktan umudu kesmek istemediği halde hemen hemen kesmiş biriyim sanırım, yine de Cioran kadar doruğunda değilim umutsuzluğun. Henüz bitmedi diyebiliyorum, gelgelelim bunu neye dayanarak söyleyebildiğimi ben de tam olarak bilmiyorum.

Her neyse, kafam dağınık şu anda, lafımı toparlayamayabilirim. Onun için kısa keserek, Jazzetta’nın uzun zamandır ihmal ettiğim bir köşesine Cioran’ın bir mektubunu bırakıyorum. (Alıntı, “Hiçliğin Doruklarında Cioran” adlı kitaptandır. Derleyenler: Kenan Sarıalioğlu, Sadık Erol Er. Bilim ve Sanat Yayınları.)

***

Azizim Relu,

Haklısın: Dünyanın neresinde olursam olayım aynı şeyleri görmüş olacağım; aynı sıkıntıyı, aynı bıkkınlığı yaşamış olacağım. Aslında, Raşinari ya da Paris’te yaşamanın gerçekte olduğumuz şeyle hiçbir ilgisi yok. Geziler, serüvenler… –yanılsama bunlar. Böylesi çok iyi, çok da doğru. Genç iken, kendimi “dünyanın merkezi”ne koyarak olağanüstü bir kişilik olacağımı düşünürdüm. Ne aptalca işler! Yer değiştirmeyi bıraktım, ama neye yarar? Ömrü boyunca “benim” binada oturan 92 yaşında (şimdi öldü) ihtiyar bir bakireye bir gün ölümden korkup korkmadığını sorduğumda; bana, korkmadığını, ancak Odeón Sokağı’ndan ayrılacağına üzüldüğünü söyledi… Oysa, hiçbir faydası yok bu sokağın.

15.03.2007 - 22:14 Yazan: metin | İADELİ TAAHHÜT | | 13 Yorumlar