Duma duma dum
Bir sobelemecedir gidiyor blogistanda… Peri Hanım üstüne düşen vazifeyi hainane bir şekilde yerine getirerek sobeledi müessese amirinizi; bilinmeyen beş özelliğimi sayacakmışım şuracıkta. Emir Bey’in demiri demir testeresiyle kesebilitesi yüksek olduğundan, itiraz ne haddime; kuzu kuzu yapayım bari isteneni (Cano Hanım Cano Hanım, ikilemeler bahsini ihmal ediyoruz ikimiz de!):
Özellik 1: En sevdiğim şeylerden biri yürümekti[r]. Bakınız bütün mes’ele köşeli parantezde. Hiçbir şeyden çekmeyen Süleyman Efendi, nasırından çekme işini bana devredeli beri dağda bayırda uzun boylu yürümenin tadı tuzu kalmadı benim içün.
Dipnot 1: Yukarıdaki değerli şahsı The Sülü Bey’le karıştırmayasınız zinhar. Sabık Sparta kralının baş özelliği; kendisinin çekecek hiçbir derdi olmadığı halde, şirin beldemin sakinlerinin ömürboyu derdini çekecekleri bir adet gül gibi The Sülü’leri olduğudur.
Dipnot 2: Sevgili patronumu kazıkladım baylar bayanlar; hergün yeni bir hastalığımı keşfediyor. Yerin kulağına giderse sesim, yandık.
Dipnot 2′ye dipnot 1: Çoktandır sesi soluğu çıkmayan E-mine Hanım, bakınız burada o tiksinç ve de ığranç “bağyan” tilciği kullanılabilir, gördüğünüz üzere.
Dipnot 2′ye dipnot 2: Nerelerdesiniz Afşar Bey ayol? Bakın “sevgili patron” diye çağıldadım!
Özellik 2: Hastalık demişken aklıma geldi. Tam otuz yıldır –nedendir bilmem- içimdeki kötü ses bana, 2013 senesinin Kasım ayının 13′ünde, saat dokuzu beş geçe –zebbah değil ama, akşam- tahtalıköye geridönüşsüz fekat yine de indirimli bir teyyare biletimin, çeketimin (çeket: bir adet arabex tilcik) mendil cebinde konuşlandığını fısıldar durur. Her seferinde de “hihahaaayt!” şeklinde bir nidayı ekleştirmeyi ihmal etmez. Ben de kanarım ona saf saf. Bu hesaba göre Marduk felaketini bizzat yaşamak da var kısmette, lakin İkinci Cilalı Taş Devri’ne yetişemeyeceğim maalesef, sizleri kaderinizle başbaşa bırakmak zorundayım.
Özellik 3: Çok enteresan bir özelliğim var amma söylemem! Ucundan ıccıcık gösterebilirim sadece: Şirin beldemde ilk ve son kez ………………………………………………… (tikkat: otosansür!) eylemini hayata geçiren şahıs, özümün ta kendisidir. İşin içinde bir adet mandolin çalgısı, bir adet Wolfgang Amadeus Mozart Bey, birer adet de Siyer ve Akaid kitabı vardır!
Dipnot: Bu bulmaca kazıktır; boşuna uğraşıp kıymetli vaktinizi israf etmeyiniz Florida’dan Fatih Bey, Ankara’dan Hale ve Jale Hanımlar.
Özellik 4: Ben de yazdım, Celal Bayar Amca kibin. Hemi de birkaç betik yazdım. En son, Danilo Kiş Dayı’nın “Ölüler Ansiklopedisi”nin bir benzerini cızıktırdımdı: “Yaşayan Ölüler Ansiklopedisi” -Enis Batur Abi duymasın. Arada bir nüans var görüldüğü üzere. Lakin dosyayı karanlık bir sinema salonunda unutuvirdim. Seyrettiğim filmin yönetmenine çattım sonra.
Özellik 5: Küçükken elime bir İsveç turizm kitapçığı geçmişti. O güne kadar sanırdım ki şirin beldem acunun ve dahi kainatın en mamur, en müreffeh, en bi en zengin melmeketidir; üstüne yoktur. Eşşekten düşüp yarılmış karpuzdan beter oldum o broşürü okuyup resimlerine filan bakınca. İsveç, Vikinglerin torunlarının Harran damlarındakine benzer kovuklarda yaşadığı sefil bir diyardı gözümde, o talihsiz Metin Bey - turizm broşürü karşılaşmasına dek. Ulan bize böyle belletmemişlerdi zebbah akşam çektikleri acitasyonlarla… “Türküm, doğruyum, çalışkanım, gelişmişim, ilerlemişim, kalkınmışım, dünyaya bedelmişim, yasam…”daki ilk kelimeden sonrası düpedüz masalmış meğersem… Yaşadığım feci düşkırıklığının üstüne bi de İnce Memed Bey’le tanışınca, kesildim mi sana en keskininden solcu! Daha bıcırık bişiyken!
Türlerin değil ama Metin Bey’in solculuğunun kökenine inmiş bulunmaktayız değerli Kamçatkalı hemşehrilerim. Sağ elimde Balzac Bey’in Vadideki Zambak’ı, sol elimde İnce Memed I, okul yolunda, kendi halimde sevdalı sevdalı yürürkene, velespitli bir emmi zınk diye durdu, velespitinden indi bi hışım, bana bitmek bilmez bir tirat çekti: “Len oğlum, gomonis len bunnar, okuycağsan Battal Gazi oku, Dedem Korkut oku -bunu şimdi ben uydurdum; emmim nireee, Korkut Dedem nireee!-, cart und curt.” Sportmen amcamız hababam yellenip duruyor söylemesi ayıp -ağız nahiyesinden tabii, yanlış anlamayınız. O muhteşem ana gadder gomonizm nedir zırnık fikri olmayan ben fakir, ossaat çakıyom ki bu gomonizm denen tek dişi kalmış canavar eyi bi yaratıktır esasında. Derhal sayıynan kendime gelerek gomonist oluyom. Uzun süre de kendimden gidemiyom.
Gomonizme veda raporumu da münasip bi zamanda veririm gari, he mi?
Bunca lakırdı yeter. Zaten faş etmedik sırrımız kalmadıydı şu alemde, sağolsun Peri Hanım sayesinde kalan üj bej sırrımızın da sırı döküleyazdı. Müessese amiriniz son bir kılçık atar ve kaçar. Aşağıdaki şiir alıntısının kime ait olduğunu ve önemli bir özelliğini sorarak. Heh heh, hep biz mi kündeye getirilecez efendiler! Hem bu sefer hedaye felan da yok, stoklarımız tükenmiştir.
***
(…)
Erenlerin çoktur yolu
Cümlesine dedik belî
Gören bizi sanır deli
Usludan yeğdir delimiz
(…)
Muhyî sana olan himmet
Âşık isen cana minnet
Elif Allah Mim Muhammed
Kisvemizdedir dalımız
***
Acep ben kimleri sobelesem kine? Dur bi düşüneyim. Ya şundadır ya bunda deyip keçe külahı Floridalı Konstantin Bey’e ve dahi Konstantiniyyeli Cano Hanım’a emanet etmemek olmaz, di mi efenim! (Muzmin Bey mi dediniz, duyamadım? Kulaklarım bugünlerde biraz ağır işitiyor da -ihtiyarlıyoruz ne de olsa.)
***
Okurlarımın -muhtemelen- yarısının Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun bu arada. Gerçi zararı bana dokundu bu işin geçenlerde Kadıköy’den geçerkene emme olsun, o kadarcık eziyete katlanmak lazım.

