jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Veni, vidi, yidi!

Muz & levrek ikilisi yüzünden malikanemizin mutfağında cinayet işleyemez oldum, frkndsnz di mi Guatemalalı cemaatim? Oh ossun size, müstahaksınız siz buna. Daha çok ararsınız müessese amirinizin metamuhteşem tariflerini!

Der ve kendime de kızarım aynı zamanda. Kızarım, niye? Çünkü:

Metin-theİçses: - Müstakbeli hayal ile ettikçe sen gurur…

Metin-theDışses: - Ben ağlarım hayal ile maziyi gizlice.

Demem o ki, küstüm kaderime. Artık uzun süre mutfağa kapanıp siz canımdan kıymetli okurcuklarıma tarif marif hazırlamıycam. Boz!

***

Gelvelakin müskiratım –pardon, müşkilatım- var! Mesela, bugünlerde şunu öğrenmem ilazım:

Diyelim ki bindim uçağa, indim Gayseri’ye (:indibindi!). Güççükkene, Kemalettin Tuğcu Emmi’nin roman gahramanı Ağlayan Çocuk Bey’in hayatından kesitler yaşadığım plato olan Sahabiye mahallesindeki evin gapısını çalıp halen içinde oturanlara dedim ki: “Yaw kardişler, nidiyonuz, bir zamanlar ben bu evde zorluklar içersinde ve iç düşmanlar arasında ömür törpüleyen sümsük bi oğlan çocuğuydum. Anılarımın acısını hatırlamaya, yetmezse içine biraz da isot tozu garıştırıp Yeşilçam senaryosuna tahvil etmeye geldim. Vidisiyle vicisini de tamamlatın bana, de he mi? Lakin garnımı acıktırdı bu teyyare benim. Özüm mantıyı pek sever, emme o olmazsa makarna da olur, makarnanın yanına da Gayseri’nin yöresel mutfağından bi yakışır aş gatıverin gari gadasını aldığım, gözünün yağını yidiğim, abooov!”

Bu sahneyi, Antalya’da Hadrianus kapısından girilen sokaktaki ev için de tekrarlayabilirsünüz; Konya’da Zafer meydanında, Meram yolu girişindeki apartman dairesi için de; Aksaray ve Karaman için de…

Hadi bakem, hepiniz acilen helpiniz… Helpmezseniz böğüne gadder verdiğim tarifler gözünüze dizinize dursun derim. Olmazsa sizi Yasemen Hanım’a havale ederim, oğa göre.

Deadline: Dün.

27.02.2007 - 23:39 Yazan: metin | MUTFAKTA CİNAYET | | 17 Yorum

Binaenaleyh hayali ihracat değel bu Yahya!

Müjdemi isterim. Jazzetta fikir ve duygu istihsal kooperatifimiz ihracat hamlesine girişti. Derin numaralar çevirenlere karşı derin düşünmeye çalışanların malikanesinin mutfağına (diz iz e zincirleme tamlama) yolladığımız ilk makalemiz şöyle başlıyor:

Türkçede üç çeşit “e” vardır sayın seyirciler:
1. İstanbul Türkçesi “e”si,
2. Anadolu köylüsü “e”si,
3. Bağdat Caddesi-Akmerkez “e”si.

“Nehemya’dan selam getirmişem -dèèèrmişiiim!” başlıklı makalemizin gerisi için zahmet buyurup şuraya gideceksiniz muhterem kari.

27.02.2007 - 14:02 Yazan: metin | Poorish | | 4 Yorum

Kavanoz (2)

Kampüsten erken çıkıp uçarcasına evin yolunu tuttu.

Son günlerde yemek, bulaşık sırası dışında ortak bekar evindeki varlığı hissedilmiyordu bile. Okulda da öyleydi; o zamanlar cebinde hep itinayla katlanmış bir “Cumh” taşımasına rağmen Das Kapital yerine Hamsun, Saint-Exupéry, Camus’yle filan görülmesi küçükburjuva duyarlılığı damgasıyla küçümsenmesine zaten yetiyorduysa da bundan ırgalanmayan delikanlılar çevresinde pervane olmasına karşılık, kantinde dalgın, umursamaz, oturuyordu.

O kadar yazışmışlar; şirden, resimden, sinemadan, aptal fraksiyon dergilerindeki meleklerin cinsiyeti tartışmalarından dem vurmuşlardı. Artık tüm benliğiyle arzuluyordu o zekayla, duyarlılıkla taçlanmış erkeksi gücü.

Akşamın geceye bitiştiği saatlerde, çalan kapıyı açınca, onun soğuk, steril, iyonize suda yüzdüğünü gördü. Yerde, büyücek bir kavanozda…

27.02.2007 - 09:16 Yazan: metin | FAKİRİN KİLERİ | | 22 Yorum