Liste
Ramiz Gökçe’li Alfabe kitabı. Ahududulu bayram likörü. 514 Sema’nın verdiği kokulu silgi. Tahta topaç. İş Bankası kumbarası. Osman Nuri. Hacıbekir. Singer dikiş makinesi kullanım kılavuzu. Kabartma Türkiye haritası. Kaynana şekeri. Zenci kızlı, çikolatalı Mabel sakızı. Uludağ gazozu. Akşam, Yeni Ortam. Zehir Hafiye, Hoş Memo, Hüdaverdi ile Pırtık, Cafer ile Hürmüz. Kore dergileri. The New Neighbours ve Rusty kitapları. Bütün dolmakalemleri, kurşunkalemleri, simitleri temsilen bir dolmakalem, bir kurşunkalem, bir simit. Lambalı radyomuz. Çocuk Sesi, Doğan Kardeş, Hayat Ansiklopedisi. Okul çıkışları.
Değerini zamana borçlu siyahbeyaz fotoğraflar. Sarardıkça ölümsüzleşen mektuplar. İçindeyken o olduğunu bilmediğiniz, adını koyduğunuzda[ysa] çoktan yitirmiş olduğunuz çocukluk.
Yangınımda İlk Kurtarılacaklar.
45 Yorumlar »
Yorum yapın
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)


8000. yorumu da ben yapayım bari…
Bu yazı, kim olduğumu açığa çıkarabilir. 514 Sema okursa tabii! Zayıf ihtimal, ama yine de hata ettim galiba!
Yangınımda İlk Kurtarılacaklar.
Sevgili Metin
(bu gün samimi olasım geldi affet),
İstanbul’un tüm itfaiye ekibine ve Türk Hava yollarına müracat etmelisin.
Tek başına imkansızzz!
Zihni Beyciğim,
1. Estağfurullah efenim, ne demek!
2. Onlara kaldıysak yandık!
Gençliğinden birazcık uzaklaşmış, dikkatli okurcuklarım,
Şunu ehemmiyetle tebaruz ettittirttiririm ki, Kore dergileri ile Çocuk Sesi mecmuasına yaşım yetişmemiştir. Onlar listede buna rağmen yeralmışlardır; çünkü ben onları evin bir köşesinde bulup okumuş idim vaktiyle cilt cilt, sahife sahife, satır satır.*
(*) Cano Hanım, beni nostalci tuygusu bastı şu an. Hadi bilin niyedir!
Abariii! Tevellüdümüz de kabak gibi ortaya çıkacak bu şekilde!
Sevgili 514 Sema,
Biliyom sen malikanemin torpakları hangi atlasın sahifeleri arasında konuşlanmıştır, bilemezsin, asla bilemeyeceksin de. Emme olsun, çıkmadık canda ümit var değrleğr. Ne de olsa interinet var, Gugıl Emice var, belkim de ben senin izine rastlarım, hayat bu, belli m’olur.
Neyse, mevzuyu şöyle özetleyelim: Sen benim ilk aşkımdın. Bak okul numaranı bile unutmamışam, her ne gadder soyadını hatırlamıyorsam da. Sen bana bi de koca bir paket “çukulata” getirmiştin hastalanıp ateşler içinde yatağa düştüğümde ve o kadar bayıldığım bişi olduğu halde uzun zaman yiyememiştim senin çikolatanı, hediyeni imha etmiş olmamak ve o anın anısını saklamak için.
514 Sema!
Kimsecikler duymasın emme, gara torpak bana bakar olduysa da seni halâ seviyom. Ve de sana “Love me tender” şarkısını armağan idiyom. Varlığım Türk varlığına mı yoksam sana mı armağan olsun, karar viremeyyom bu arada.
Ciao.
soyadını hatırlamıyorsam da
hatırlasan ne değişir ki bu saatte o günkü soy adını tedavülden kaldıran olmuştur şimdi.
Hükümsüz soy ad ile hükümsüz aşk bir arada olunca, buna hem içilir, hem de bir güzel şarkı tuturulur değil mi Metin’ciğim.
Bu arada eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürdüğünü de unutma ha:)
Sema hanımın selamı var.
diyor.
[Elciye zeval olmazmis :) ]
ki niyedir Metin Bey?
vallah çok yorulmuşam boğün. şinci geldim, bilemedim..
tamam şimdi buldum: eti! eti! eti! :))
Zihni Beyciğim,
Hükümsüz soyadıyla hükümsüz aşk biraraya gelince ne olabileceğini güzel söylemişsiniz. De, ben artık sadece ayran, ahududu şerbeti, davultozu karıştırılmış limonata ve de hükümsüz soyadlarının üzerine bir bardak soğuk su içebiliyom! Şarkı tutturmaya gelince… Bakın işte onu iyi yapardım bir zamanlar… Şincik aklımda hiçbir şarkısözünü tutamıyom, Alzheimer Bey beni ziyarete niyetleniyor galibam. Emme size eşlik ederim seve seve.
Karpuz kabuğunu ise -Karadenizli olmamakla birlikte- gecenin bu vaktinde anlamadım emme anlamış gibi yapayım bari.
Muzmin Bey,
Yaw İLK aşkım dedimdi, günahımı alıyorsunuz. Elçiye zeval olmaz ama, hem siz Sema Hanım’ı yanlış anlamışsınız; o öyle demiş olabilemezzz!
Cano Hanım,
Siz üçleme yapmışsınız yaw!
Muhterem okurcuklarım,
514 Sema Hanım’a odaklanmayalım, yazıdaki diğer mevzulara da kol kanat gerelim efenim.
“eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek”
kim icat etti bilmiyorum ama, bir iç anadolu deyimidir.
eski aşkları hatırlatman, yaramızı deşmen nedeniyle söylenmiş sayın, uysa da uymasa da…
Metin bey,
Valla bilmem. Hem sonra, hangi bastan saydiginiza bagli degil mi?
Zihni bey,
Valla, bence karpuz metaforuyla bakmak biraz yanlış.. En azından eski defterleri karıştırmak açısından…
Sizi bilmem ama ben türküleri hayli severim; Urfa da çok eski bir kültürdür ve çok da hikmetli sözleri vardır; dinlemek isabetli olabilir..
Çıhtım kerpiç divara
El ettim eski yâra
Eski yâr şöle dursun
Can gurban yeni yâra
El edip eski yâra
Göz edip yeni yâra
Böyle sevda olunmaz
Açar gönülde yara
:p
Metin [ağa]bey,
Erkekler gerçekten ilklerini hayatları boyunca unutamıyorlar mı?
The morning after the one-night-stand, the guy turns around and, with a very wishful tone voice, asks: ‘am I your first one?’.. to which she replies: “Can’t remember… Let me look at you again. Well, you do look familiar. You might be’..
Barış kavgasız olmaz
Deniz dalgasız olmaz
Taife-i haşinin
Başı sevdasız olmaz
p)
Dut ağacı, silkine
Selam söyle, ilkine
Yalnız, şunu bilkine
İki kere okunmaz
:))))
Yâran kitâplarımdır; doyamam okumasam
İlki bir masal mıydı.. ah, keşke hatırlasam
Doğruymuş dedikleri: En sonuncu en hastır
Bence de kitap mürşid; okumak ihtisastır
:))
Ölüm ile ayrılığı, tarttım bugün, öyle geldim
Ağır geldi ayrılık, arttı derdim, böyle geldim
Değil elli dirhem, eksik tartmış terazi,
Dünya yük, biz hamal, sattım bugün, öyle geldim..
:)))
Müzmin Anonim Bey,
Eşeğin karpuz kabuğuna olan aşkını
küçümsüyor musunuz yoksa:))
Ayıp olur emekçilere:))))
Haklısınız da sadece “kör düşkünlüğü” ifade edecek kelime uyduramadım.
İlk aşkın ilk ateşi
sadece kavurmak işi
aralarda geçer beşi,
aşktan mezun olabilen
bir yastığa koyar başı.
Efenim, hoşgeldiniz.. bu kürkçü dükkanına
Size bakalım hangi kitaptır sadre merhem
Kantarımızsa bozuk.. bin okkası bir dirhem
Ayrılıkla insanın ekmek doğrar kanına
Bir yastığa baş koymak artık yalnızlık demek
Zemane çok değişti; yastıklar çok daraldı
Öte yandan değer mi, bunca cevr bunca emek
Bir ömür hedeflemek.. şurda kaç sene kaldı
Hoşça bulduk zâtınızı
Sevdik saydık hatrınızı
Merhem bulduk yaramıza
Kürk ısıtmaz sırtımızı
ingilizce yazmayı denedim, ne ölçü tuttu ne kafiye:P
ne zormuş ya:))
Biz eskiden “bizler”dik
Commentleri “yüz”lerdik
Küslük yoktu buralarda
Ayıpları gizlerdik
martılar yüksek uçar,
adına özgürlük biçer,
oysa yüksekten uçmak,
yalnızlığı beş geçer.
bir yastıkta iki kişi
biri erkek biri dişi
görücüler kakmadıysa,
“aşk”tır onların işi.
514 Sema yı, yazınca, Metin abi
Yengem kalktı okudu, dedi: “Buraya bak bi”
Metin abi tırstı: ” Hayatım, ne oldu ki”
“Akismetten kurtardım, M.Anonim yazmış idi”
:)))))))
Hangi bağın bağvanısan gülüsen
Mısra mısra ömrün boyu gülüsen
Neş’e şenlik döktürüsen döküsen
Kimdir bakim bizden sebepsiz küsen
[4+7 ölçüsü ile ilk defa yazıyorum. Pek de zormuş gerçekten.]
Biri bana anlatır mı
Aşka zincir bağlatır mı
Göz yaşı akıtan dere
Çelik köprüyü aratır mı
Aşk denen şey sakattır.
Eziyeti çekilmez;
Çilesiyse bin kattır.
Yengem dedi:”Sus Metin!”
“Madem ki bir halt yedin”
“Bari yalan söyleme”
“Benden çok mu sevdin?”
***
“Yok hayatım o nasl söz!”
“Senden başka görmedi bu göz”
“514 Sema da kim olurmuş”
“İlkim sonum sensin, sözüm söz”
:)))
[Metin bey uyuyor olmalı,hoşgörü dileniyorum ,çenem düştü]
aşkın tadı acıdır
süs biberi tadıdır
öyle eziyet değil
baharatın adıdır.
metin bey pişman oldu
ihanete düşman oldu
eski aşkı nerden açtı!
Ece’nin diline düştü
Umarım ters bir zamanına denk gelmem:)
Gerçi O benim niyetimi bilir:)
herkese iyi geceler..
[bakalım bu başlık yüzlenecek mi]
Sabahtan erken kalktım
Bir bölük kuşa baktım
Sema senin uğruna
Canım’ ateşe yaktım
Sararmışım solmuşum
Güzele bendolmuşum
Kuş dili bilmez iken
Şimdi Jazzbül olmuşum
Saksıda limon ağacı
Semanım bana acı
Göz gördü gönül sevdi
Zaman bunun ilacı
Yaram’ deşti Muzmin Bey
Hey gidi seneler hey
Ben bir sefil çobandım
Ne kaval çaldım ne ney
Zihni Bey kızdı bana
Deştim eski yareyi
Konuşmazdım ben amma
Ağzım dilim söyleyi
Dillenir hece hece
Hem gündüz hem de gece
Unutulmaz ilk sevda
Öğren bunu sen Ece
Sema kaldı mazide
Toplansın meclisimiz
Huzurum tehlikede
Değişsin şu bahsimiz
39′la ilgili olarak:
Yukarıdaki ilk üç dörtlük
Mevcut manilerden bozmadır
Sonrakilerse şu fakirin
Tamamiyle uydurmasıdır
zihni sana kızamaz
ipe aşklar dizemez
İlk aşk yıkım olsa da
sonuncuyu bozamaz
burada herkes şuarâ ehlinden olmuş..
Peki, ben bu listeden secip kendi listemi yaptim.
kokulu silgi; hepsi cok guzeldi, bir de yenecek cinslerini cikarsalardi harika olurdu. kirtasiye dukkanlari hala en sevdigim yerlerdir.
Tahta topaç; evet yetistim tahta topaclara, etrafina ip sarilir, pirrrr diye donerlerdi. bir de cevizden yapilan kucuk topaclar vardi, ustelik oyun bitince kirip yerdiniz.
İş Bankası kumbarası; buna bir cogumuz yetistik herhalde. benimki maviydi. (yoksa hepsi mi maviydi zaten)
Singer dikiş makinesi;kilavuzu degil kendisi buyukannemin odasinda dururdu. eski modellerden, etrafi acik, ayaklari demir olanlardan, isi bitince desenli kaplama kapaklari olan yuvasina geri donenlerden.
Zenci kızlı, çikolatalı Mabel sakızı; ah iste en sevdigim sey, eski mahallemizin bakalindan alirdik, simdi ne bakkal kaldi ne Mabel sakizi, bes alti yil once bir yerde karsima cikmisti o zaman almistim hem kendime hem anneme.
siyahbeyaz fotoğraflar; iyice eskiler olanlar, sararmis ve kenarlari yipranmis olanlar. yetisip taniyamadiklarimin, aynalarin kenarlarina tutturulanlar, kitaplarin arasinda kalmis olanlar.
Sarardıkça ölümsüzleşen mektuplar; yillar sonra bulunan, tekrar tekrar okunan…
çoktan yitirmiş olduğunuz çocukluk; kayip, bulanlarin icime iadesi rica olunur.
Ayyy, Doğan Kardeş!
Şemsiye şeklinde çikolatalar, Ayşegül serisi, Mısır’dan aldığım ilk mektubun pulu, uçan balona, lunaparka ve dondurmaya duyduğum aşk, çeyizimde sararan danteller,leblebi tozu,terliklerimi fırlatıp yalınayak koştuğum toprak yol, soba üstüne konan madalina kabukları, maşıngada pişen ekmek ve kaymak tutmuş süt ile yapılan tadına doyulmaz köy kahvaltıları…
Zaman çok acımasız.
Pelin Hanım ve Derya Hanım,
İkinize de çok teşekkür ederim. Bütün okurcuklarımı bu listeyi zenginleştirmeye davet ediyorum bu vesileyle de.