jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Amerikan deniz piyadeleri, Tansu’nun yiğitleri, Silifke’nin yoğurdu…

“Lumpenistan…” başlıklı yazının altındaki yorumlar zincirine ekleyeceğim yorum 17 numarada yeralacaktı ve 13 numaralı yorumun cevabı olacaktı. İşte o yorumu buraya taşımaya karar verdim. (Konuyla ilgili olarak şuradaki yazı ve yorumların da okunmasını rica ederim.)

İki nedeni var. Birincisi, Muzmin Bey’le benim aramda “Tansu Abula’nın yiğitleri” şeklinde kristalleşen ezeli ve ebedi derin politik bakış farklılığına ilişkin bir çift lakırdıyı bir türlü derleyip toparlayıp meydana serememiş oluşumdan duyduğum rahatsızlığı iyice azdırarak kendimi bu konuda yazmam gereken yazı için gaza getirmek; ikincisi, hayatın renkliliği ve çokboyutluluğunun çizgisel (iki boyutlu) kutuplaşmaları ne derecede anlamsız, işlevsiz, yararsız, verimsiz, kısır, gereksiz ve yanıltıcı kılabildiğinin gözalıcı bir örneğini verebilmek.

Kısacık bir yorum bu. Onu ayrı bir yazı girdisi yapışımı, sadece ve sadece bu konu hakkında yazacağım yazıyı yazmayı geciktirmemek için sağ elimin işaret parmağına ip bağlamak olarak değerlendirmenizi rica ederim.

***

(A)

Kötü örneğin örnek alınıp durması, ölümcül sevgiler, farklılıkları tehdit saymalar, olanı rasyonalize etmeyi esas saymalar, “gerçek”i “hakikat” katına yükseltmeler, kaba gücü kutsamalar, vs vs vs…

Yukarıdaki paragraf, bir amentü metninin kodları aslında. Muzmin Bey’in (ve Bülent Bey‘in de sanırım) “yerleşik”i, “olan”ı (”mevcut”u), “status quo”yu, “reel”i, bir tür Kantçı noumenon olarak “mutlak hakikat”e yükseltiyor -hatta yükseltgiyor (:”irca”nın zıddı anlamında) oluşunun dipmetni.

(B)

Hayat S/B değil ve iyi ki de değil. x konusunda 180 derece ters düşülebilen A kişisiyle y konusunda tamamen mutabık kalırken, x konusunda tamamen mutabık olunan B kişisiyle y konusunda 180 derece ters düşmek… Hayat S/B değil, iyi ki de değil, ve mutlak karşıtlıklar ya da mutlak müttefiklikler yok ve iyi ki de yok. Afşar Bey‘e, bu satırları yazmamı sağladığı için teşekkür ederim.

20.02.2007 - 01:38 - Yazan: metin | BEKLEME SALONU | | 62 Yorum

62 Yorum »

  1. Muzmin Bey’in (ve Bülent Bey‘in de sanırım) “yerleşik”i, “olan”ı (”mevcut”u), “status quo”yu, “reel”i, bir tür Kantçı noumenon olarak “mutlak hakikat”e yükseltiyor -hatta yükseltgiyor (:”irca”nın zıddı anlamında).

    Ne dendigini anlasam, belki oyledir veya degildir diyecegim.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 20.02.2007 - 01:45

  2. Bülent Bey,

    Çok özür dilerim. O cümlenin kuyruğu kopmuş ilk girişimde. Sonradan farkedip ekledim kuyruğunu. Anlamamanız o yüzden.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 20.02.2007 - 01:48

  3. Yazıyı hemen okuyan herkesten özür dilerim. Hataları sonradan düzelttim.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 20.02.2007 - 01:50

  4. Heh Metin bey, denene aklim ermedi manasinda dedim onu cumle dusuk filan diye degil! Ben aslinda siz ikiniz konusun da okuyayim istiyorum ama utandiriyorsunuz beni cok arsizlik yapinca. Anladigim bir acidan birsey gozukurse siz ikiniz konusurken (ve ben de o hususta ne dusundugumu sarih bir sekilde gorebilirsem) ses ederim. O zaman siz de ‘iste o dedigimden oldu o zaman’ dersiniz belki? Yoksa edilen laflar beni hakikaten cok asiyor, cikartamiyorum nedir diye (bunu irkci ve entellektuel isinde de yasadik ama bu seferki daha zor).

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 20.02.2007 - 01:58

  5. Estağfurullah Metin Bey…

    İnsan olmanın zorluğu sanırım, otomatik içgüdülerden mahrum olmak…

    Düşenin yenmesine, zayıfın avlanmasına karşı durmak mecburiyeti…

    Alatlı bir yandan bizi eğreltiotlarından, çakallardan ayıran şeyin bu olduğunu söyler, bir yandan da ABD Deniz Piyadelerinin mide bulandıran hallerinden hareket eder.

    İnsanlığın bu asgari gereğinden sapanların Türk mü Patagonyalı mı olduklarını zerre kadar umursamıyorum.

    Marksizme karşı duruşumdaki enbüyük saik de budur.
    Çünkü o bütün insanlık durumlarını geçmişin kurguladığı birotomatizm olarak ele alır ve tarihi değiştirirsek otomatizmi de değiştireceğimizi savunur…

    Biz insanız, kukla değil! Tercihlerimiz var ve bugün birtarih ve medeniyetten bahsediyorsak bu, “gerçeği belirlemek” takıntısıyla sapıtan güçlülerin değil, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Muhammet gibi orduların, silahların karşısına tek başlarına çıkan cesur ve hamiyetli insanların eseridir.

    İspanya Kraliçesi İzabel’in başdanışmanı ( yanılmıyorsam) Sanchez, Cordoba universitesi’nde Ameriko vespuci’ye Amerika’nın kâşifi ünvanı verildiği toplantıdan hemen sonra, Kolomb’a onun bir deli olduğunu söyler.. Kolomb güler, pencereden görünen binaları işaret eder, “Bütün bu gördüklerini senin “deli “dediğinsanatçılar, cesur insanlar yaptı..” der. Ve sonra ekler… ” Ve sanchez… Ben “yaptım”… Sen, “yapmadın”…”
    ( Ridley Scott’un her seferinde aynı zevkle seyrettiğim filmi “1492 Cennetin Keşfi’nden”…)

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 20.02.2007 - 02:00

  6. Soyle bir dusundum de, Afsar beyle benim uzerinde anlasamadigim temel seyin ne oldugunu buldum galiba…

    Afsar bey, mesela, bir futbol sahasini zor dolduracak bir kalabaligi ‘kurtarmak’ icin bir stadyumu tepeleme kelle ile dolduracak kadar kiyim yapmasina hic itiraz etmiyor TC’nin.

    Ben ise, daha hesapli davranmak konusunda israrciyim ve tek tuk zayiatlar oldugunda feryadi basmiyorum. Temel farkimiz bu.

    Baska bazi bakimlardan, Afsar bey ile ben yer degistirmis de sayilabilirim aslinda. Afsar bey, sayisal buyuklugu degil de siyasal buyulugu onemsiyor.

    Halbuki, bir elitist olarak onu ben yapmaliydim. Ama, bana firsat vermedigi icin, ben elitismin ikinci versiyonu olan rasyonalizmi secmek zorunda kaliyorum.

    Afsar beyin boyle bir endisesi pek olmadigindan, irrasyonal davranmakta bir beis gormuyor ve ben de onu cok sansli buluyorum.

    Metin beye gelince.. Once sunu soylemek dogru olur bence: Keferenin bir lafi vardir; ‘felaket birlestirir’ derler..

    Bu durumda, kendimi felaket addetmek zorunda kaliyorum, cunku Afsar beyle Metin beyi ayni kefede/cuvalda/hanede birlestirmek isi bana dustu. :) Ama, nu iyi bir felaket…

    Bundan, felaket derecesinde memnun olmakla beraber, her ikinizin diametrically opposite insancilligini da iltifatlarin yetersizligine terketmek zorunda kaliyorum. :)

    Annesini Seven Cocuklar Derneginin munhal uyelikleri oldugunu duydum, sizleri de nomine edecegim. :)

    Neye yaniyorum, biliyor musunuz, Da Cinci et al ile mesela Fethullah Gulen ya da Adnan Hoca cemaatini henuz bir araya getiremedim.. Kusmelerin gozu kor olsun :))

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 20.02.2007 - 02:52

  7. Da Cinci — Da Vinci bey

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 20.02.2007 - 02:53

  8. “Afsar bey, mesela, bir futbol sahasini zor dolduracak bir kalabaligi ‘kurtarmak’ icin bir stadyumu tepeleme kelle ile dolduracak kadar kiyim yapmasina hic itiraz etmiyor TC’nin.”

    yerine

    “Afsar bey, mesela, bir futbol sahasini zor dolduracak bir kalabaligi ‘kurtarmak’ icin bir stadyumu tepeleme kelle ile dolduracak kadar kiyim yapmasina hic itiraz etmyecek TC’nin; aksine, tesvik etmek ne kelime, bunu –hala daha ve bir turlu– yapmayisindan ciddi derecede rahatsizligini dile getiriyor.”

    olmaliydi.

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 20.02.2007 - 04:07

  9. Bülent Bey,

    Yaw şu blogistanda bir yazı ya da yorum aramak, samanlıkta iğne aramaktan daha zor! Siz nasıl şıp diye buluyorsunuz, bu işi nasıl beceriyorsanız, bana da yolunu yöntemini açıklar mısınız bizahmet?

    Verdiğiniz linke gidince hem nostaljiye garkoldum, hem de hatırlamış oldum meselenin geçmişini. Aslında oraya dönüp onları okumak filan da yeterli değil; kabilemizin bloglarını baştan sona gözden geçirmek ve sadece söylenenlere değil; asıl önemlisi, duruşlarda apaçık beliren saflaşmalara mercek tutmak lazım. Ben kendi adıma çok memnunum bu manzaradan. Şirin beldemizdeki sığ ve şablonik cepheleşme adetini işlemez hale getiriyor; çokboyutlu, deyim yerindeyse hologramik ve sarmal (helezonik) konumlanmalar, saflaşmalar ve diyaloglara kapı açmış oluyoruz ki, bence özlenen ve eksikliği hissedilen budur. (Yazıdaki “B” paragrafında söylediklerimin bir tür tekrarını yapmış oldum böylelikle.)

    Yorum yazan: metin-thePoor | 20.02.2007 - 13:52

  10. Muzmin Bey,

    İtiraf ediyorum ki, Jazzetta tarihindeki en provokatif yazıydı bu yazdığım! Ama malikanemizin o eski şaşaalı güzel günleri geçip gitti ne yazık ki, o yüzden yeterince ses getireceği kanısında değilim.

    “Felaket birleştirir”e gelince… Allah iyiliğinizi versin derim! Başka şey de derim tabii. Şöyle ki: Bu, benim başıma çok sık gelen bir durum buralarda. Mesela http://jazzetta.wordpress.com/2007/02/11/kardes-antropoloji-und-etnoloji-enistutusune-nasil-gidilir/#comments mahallinde yorum 53′ten sonrasında, Afşar Bey’in felsefi temelli itirazını mahfuz tutmak kaydıyla, Afşar Bey’e karşı mülkiyet konusunda savunduğunuz yaklaşımı çok tutmuştum. Bu, sayısız örnekten sadece biri. Demek oluyor ki, bendeniz her halükârda ve mutlak surette A kişisine (daha doğrusu onun temsil ettiği yaklaşım yahut görüşe) karşı Y kişisinin safını tutuyor değilim. Tabii bu, kötüniyetle okunup kaygan zeminde oynamak şeklinde de yorumlanabilir ve ben doğrusu işte o zaman çok kızar ve üzülürüm -çünkü benim tavrım asla o değil. Takım tutuculardan değilim efenim, kısaca. Temel dünya görüşüme, genel etik ve politik bakışım ve duruşumun belirleyici eksenine ters düşmemek kayıt ve şartıyla lokal tutum ve tercihlerim pekala sözkonusu olabilmelidir ve olabilir de. Ben şimdi Afşar Bey’le bu konuda tamamen mutabık oldum diye kendisine karşı muhtelif konulardaki itirazlarım kadük mü olmuş olur, yahut Tansu Abula’nın namert ve mel’un yiğitleri her ermeydanına çıkışında sizinle muhabbetimin ve görüş benzerliklerimizin bir çırpıda silinip gitmesi mi gerekir? Nerede “doğru” gördüğüm varsa, orada olmaya gayret ediyorum. Bu ise beni çelişkili, eklektik vs yapmaz. Bunları siz aksini söylüyorsunuz diye falan da yazmıyorum uzun uzun. Vesile oluyorsunuz yazmama, odur yani.

    Yaw sevgili Muzmin Bey, dünden beri kafa patlatıyorum onca telaşemin arasında, acaba bir düşünce adamı olarak Muzmin Bey benim kafamda nereye konuşlanmıştır diye de, en sonunda şöyle bir lakırdının durumu en hoş biçimde özetleyebileceğini düşündüm:

    Çok güzel, çok artizan biçimde yapılmış bir tablosunuz siz. Ama bir tuhaflık var, şöyle bir arıza durum: Diyelim ki suluboya tekniğiyle yapılması gerekirken yağlıboya tekniğiyle yapılmış bir tablosunuz. Bu mesela şeye benzemiyor; çello ile rock yapan olağanüstü nefis bir grup var Finlandiyalı, Apocalyptica isimli, ona benzemiyor. O başka birşey. Mesela Laterna’da sözünü ettiğim “Mozart Mısır’da, Bach Afrika’da, Mozart Küba’da” sentezleriyle de alakası yok. Bunu, konuyla ilgili asıl yazımı yazarken açarım artık.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 20.02.2007 - 14:53

  11. Metin bey,

    İtiraf ediyorum ki, Jazzetta tarihindeki en provokatif yazıydı bu yazdığım! Ama malikanemizin o eski şaşaalı güzel günleri geçip gitti ne yazık ki, o yüzden yeterince ses getireceği kanısında değilim.

    Yeterince provokatif olmasi icin daha az kriptik olmasi gerekiyordu bence. Bu haliyle, o yaziyi cozmek cok kolay degil. Fakat, zannedersem siz de ‘en provokatif’ derken goreceli bir seylerden bahsediyorsunuz. Bu tur problemlerin gozunun icine bakarak yazmak sizin pek tarziniz degil gibi..

    “Felaket birleştirir”e gelince… Allah iyiliğinizi versin derim!

    Allah razi olsun.. hizmetlerimini tekdir edilisini gormek tabii ki beni de memnun ediyor :)

    Afşar Bey’in felsefi temelli itirazını mahfuz tutmak kaydıyla,

    Proof of pudding is in the eating… Uygulanabilir oldugunu ve faydasini gosteremediginiz bir felsefeyi ben yeterince karmasik bulamiyorum. Karamasik olmayanin tersi bir kelime lazimdi ama kullanmak istemedim.

    Tabii bu, kötüniyetle okunup kaygan zeminde oynamak şeklinde de yorumlanabilir ve ben doğrusu işte o zaman çok kızar ve üzülürüm -çünkü benim tavrım asla o değil.

    Kisilere fikirlerini degistirmek firsati vermek lazim. Bir sozu uzun sure alip kalkmak bu bakimdan sabitleyici oluyor. Soylendigi yer ve baglamin (context) disina cekilmesi de yaftalamaga gidebiliyor. Bu yanlis.

    Bunu ben de yapiyorum, ve yanlis oldugunu, –baskalairndan azicik farkli olmaga calistim nokta ise sudur– yanlis bana hatirlatildiginda kabul etmege hzirim.

    Takım tutuculardan değilim efenim, kısaca.

    Takim tutmadiginizi kabul ederim. Siz de ben de –herseye ragmen– belli tur sporlardan hoslaniyoruz :)

    Temel dünya görüşüme, genel etik ve politik bakışım ve duruşumun belirleyici eksenine ters düşmemek kayıt ve şartıyla lokal tutum ve tercihlerim pekala sözkonusu olabilmelidir ve olabilir de.

    Tabii ki.. Ama, beni de her iki lafin birinde –neyi nicin dedigimi gozardi edercesine– ‘atan ve yiyen’ler bahsinde tutup Tansu Abulanizla ayni yataga sokarsaniz benim sikayet etmek hakkim dogabilir –onun da. Dolayisiyla, kategorizasyonlarin yanlis olabileceginde mutabik olmamiz lazim.

    Ben şimdi Afşar Bey’le bu konuda tamamen mutabık oldum diye kendisine karşı muhtelif konulardaki itirazlarım kadük mü olmuş olur, yahut Tansu Abula’nın namert ve mel’un yiğitleri her ermeydanına çıkışında sizinle muhabbetimin ve görüş benzerliklerimizin bir çırpıda silinip gitmesi mi gerekir?

    Hayir. Tabii ki, siz kabul etmezseniz hic bir gorusunuzu degismis addedemeyiz. Ama, soylenenleri dinlemeden hukmunuzun gecerli oldugunu dusundugunuzu dile getirirseniz, benzer bir muamaleye mazhar olmanizdan sikayet etmemelisiniz bence.

    Nerede “doğru” gördüğüm varsa, orada olmaya gayret ediyorum. Bu ise beni çelişkili, eklektik vs yapmaz. Bunları siz aksini söylüyorsunuz diye falan da yazmıyorum uzun uzun. Vesile oluyorsunuz yazmama, odur yani.

    OK.

    Yaw sevgili Muzmin Bey, dünden beri kafa patlatıyorum onca telaşemin arasında, acaba bir düşünce adamı olarak Muzmin Bey benim kafamda nereye konuşlanmıştır diye de, en sonunda şöyle bir lakırdının durumu en hoş biçimde özetleyebileceğini düşündüm:

    Çok güzel, çok artizan biçimde yapılmış bir tablosunuz siz. Ama bir tuhaflık var, şöyle bir arıza durum: Diyelim ki suluboya tekniğiyle yapılması gerekirken yağlıboya tekniğiyle yapılmış bir tablosunuz. Bu mesela şeye benzemiyor; çello ile rock yapan olağanüstü nefis bir grup var Finlandiyalı, Apocalyptica isimli, ona benzemiyor. O başka birşey. Mesela Laterna’da sözünü ettiğim “Mozart Mısır’da, Bach Afrika’da, Mozart Küba’da” sentezleriyle de alakası yok. Bunu, konuyla ilgili asıl yazımı yazarken açarım artık.

    Hay bu karakter tahlilleri :))

    Ben, illa beni zorlayacak olursaniz, herhalde ‘dibine dusmeyen armut’ metaforuna ‘imalat hatasi’ni da ekleyerek nereye varirsaniz belki oralarda bir yerlerde olabilecegimi soyleyebilirim. :))

    Fikirlere iman etmek bana hep zor geldi. Bu yuzden, muhataplarimin ‘uneasy’ olmasina yol actigimin farkindayim. Benden bekledikleri ‘fikre sadakat’ olunca kisa vade disinda huzursuzluk hissedebileceklerini gorebiliyorum demek istiyorum.

    Karakter tahlilleri konusunda –sebebini ben dahi pek bilmedigim halde, ruhsat verdigim tek kisi olan– Ceren hanimin bir hayli (sozum meclisten disari) ‘usulca’ (!) :) [apansiz, beklenmedik, fakat iyiniyetinden kuskulanmadigim] yaptigi tespit denemelerine verdigim cevaplardan belki istifade edebilirsiniz. En azindan, resmin icerden nasil gorundugu baglaminda. :) Yakin zamandaki bir ornek buradadir.

    Incelenmege deger olmadigim kanaatimi de eklemek isterim.

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 20.02.2007 - 16:08

  12. Muzmin Bey,

    Cevabınızdaki son alıntı, bence tarafınızdan yanlış değerlendirilmenin kurbanı olmuş. Kesinlikle karakter tahlili denemesi değildi, yaptığım. Anlatmak istediğimi hiç anlatamamışım; benim yetersizliğim, özür dilerim. Fikre sadakatla da alakası yoktu. Esasen anlatmakta zorlandığım bir durum, hatta öyle demeyeyim de şöyle diyeyim: İnce eleyip sık dokuyarak anlatmam gereken bir durum. Böyle biraz daha derlitoplu olarak ilk kez anlatmaya kalkıştım, onu da yüzüme gözüme bulaştırdım. Bir dahaki sefere, inşallah.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 20.02.2007 - 16:24

  13. Metin bey,

    Alinmadim.

    Size “Hay bu karakter tahlilleri :))” deyisim bir latifeydi; agirlikli olarak size (ama blogu epeyidir takip eden baska herkese de) onu bir sitem halinde dile getirmege artik cok da hakkim olmadiginin farkindaydim.

    Benim o tepkim, daha iki satir yazmadan, yani kisa vadede, derhal Freud kesilenleredir.

    Internet takvimine vurursak, burada, herkesle hayli kadim hukugumuz olustu sayilir. Herkesin herkes hakkinda iyi-kotu bir kanaatin olusmustur mutlaka.

    Kisa vadeli karakter tahlilleri sakat, orta vadeliler ise eksik oluyor bence..

    Bence ‘dogru’ olan, bunu uzun vadede yapmak..

    Uzun vadede ise, ‘-izm’ler sunlar bunlar anlamini kaybediyor –kisi, istemese dahi, degistigi icin..

    Geriye, tipki musalla tasinin basinda oldugu (olacagi) uzere, ‘iyi’ bir insan miydi ‘degil’ miydi turunden bir kelimelik ve cok ozet bir kanaat kaliyor…

    Onemli olan da o: ‘Iyi’ miydi, ‘degil’ miydi…

    Gerisi laf-i guzaf..

    O yuzden, ben derim ki, su anda erken.. Uzun ya da kisa, yazmaga degmez. Gunu geldiginde; tek kelimelik kanaatinizi serdedersiniz. Daha kolay olur.

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 20.02.2007 - 18:51

  14. Müzmin Bey,

    Size ne demeli bilmiyorum?
    Ne kellesi ne TC’si yahu? Allah aşkınıza nasıl veya nereden okuyorsunuz yazıyı?

    İşin kötüsü şu burada gayet ciddi şekilde yaı-zılan her yazıyı siz aynı laubalilikle bambaşka yeledenb okuyorsunuz.. Karakter tahliliyse karakter tahlli kusura bakmayın ama patoloji sınırlarında bir alaycılığınız ve nihlizminiz var.

    Afsar bey, mesela, bir futbol sahasini zor dolduracak bir kalabaligi ‘kurtarmak’ icin bir stadyumu tepeleme kelle ile dolduracak kadar kiyim yapmasina hic itiraz etmiyor TC’nin. Şimdi bu satırların benim yazdıklarımla ne ilgisi var? Bu sizin “realizminizin” tasviri. Devletin kendi bildiğince şiddet uygulamasına karşı çıkıyor ve onu bir “olması gerekenler ” kategorisi( hukukla sınrlandırmak gerktiğini söylüyorum, sizin yazdıklarınıza bakın. Ya hiç vidannız yok ya da okuma yazmanız?

    Ben ise, daha hesapli davranmak konusunda israrciyim ve tek tuk zayiatlar oldugunda feryadi basmiyorum. Temel farkimiz bu.

    Aramızda çok daha büyük bir fark var.. Ben syadyumda kaç kişininolduğuna devletin HİÇ KARIŞMAMASI gerektiğini düşünüyorum ama bunu anlayamıyorsanız zaten daha fazla konuşmanın gereği yok

    Baska bazi bakimlardan, Afsar bey ile ben yer degistirmis de sayilabilirim aslinda. Afsar bey, sayisal buyuklugu degil de siyasal buyulugu onemsiyor.

    “Siyasal büyüklük” ne demek acaba? Devletin zorkullanma yetkisinin sınrlarının bireylerin temel hakları olduğunusanırım en az on dfa belirtim. Burada siyasetin vehele büyüklüğün yeri var mı?

    Müzmin Bey … Tutarlı , bütünlüklü bir dünya görüşünüz yok, olmamasını kendinize bir esneklik, akıllılık kazandırdığınızı düşünebilirsiniz ama bu tavır “çelişki” durumlarını da beraberinde getirir. “devlettir ne yapsa yeridir” realizminiz ” Canım mülkiyet dediğin nedir ki?” konumuna getirir kisizi işte o anda insan varlığına düşman hale glirsiniz.. Mülkiyetin mirastan hareketle kayıt altına alınması düşüncenizihâlâ ahlâkî ve hukuki anlamda ispatlayamadınız.. Verimlilik vs gibi son derectartışmalı bir şeyler geveleyerek isnaın babasından kalan malları gasp etmeyi savundunuz ama bunun için beniikna edemediniz. Size göre ikna silahtan başka birşey değil. Lüten kendi zorbalık tutkunuzla benim “ilkelilik” duyarlılığımı aynı kefeye koymayınız. Metin bey, sizind emülkiyetle ilgili açık ve net fikrinizi öğrenemedik. Mülkiyete düşmanlığı ahlâkla bağdaştırabilyor musnuz?

    Halbuki, bir elitist olarak onu ben yapmaliydim. Ama, bana firsat vermedigi icin, ben elitismin ikinci versiyonu olan rasyonalizmi secmek zorunda kaliyorum.

    Elitizmden tiksinirim. Bu hakaretinizi aynen iade ediyorum. rasyonalist olmakiçin de elitist olmak gerekmiyor. Sözlerinizn bir mantık içermesigerekmediğinidüşünüyor olabilirsiniz ama ayıklandıklarında ortaya anlam çıkmıyorsa bu ancak tartışmaya değil ancak sakız çiğnemek istediğinizi gösterir. Sizden ricam , sizinkinin marjinal değerinden dahafazla değer taşıyan fakirin zamanını butip gevelemelerle harcamayınız.

    Afsar beyin boyle bir endisesi pek olmadigindan, irrasyonal davranmakta bir beis gormuyor ve ben de onu cok sansli buluyorum.

    Müzmin Bey’in rasyonalizmden ne anladığını bilebilsek? Herhalde kendi faydacı, korporatist ve kollektivist realizmini benim tavrımla karıştırıyor?

    Afşar bey’in “olması geekenler” kategorisini acaba kendileri irrasyonel mi buluyorlar? Sanırım onun için rasyonalizm , kesilecek kelleleri hesap edecek kadar akil ve sorgulanamaz bir otoritenin “akıl” diye buyrdukları herhangi bir beyin kullanma kılavuzu…

    Müzmin Bey.. yazdıklarınıznbir cevap ve hele felsefi birer metin olmadığını, ciddiyetten uzak olduğunu belirtmeliyim…

    Sizden ricam ciddi ciddi konuşacaksak konuşalım…

    İnsan hem kollektivizmin fakirleştirici zorbalığıyla hem devletin keyi takdiriyle yaşayamaz. Yaşasa Sovyetlerde yaşardı.

    Bu laubalilik canımı sıktı… Omurganız teşekkül ettiğinde tekrar konuşalım.

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 20.02.2007 - 20:41

  15. ben bişey yazmayım en iyisi., bi ben eksiğim zaten.
    anladığım kadarıyla güzel bi tartışmalar olmuş.

    metinthe-Poor, derin düşünlerde evrimle ilgili yazmıştım,
    bi okuyun. yorum istemez, şart değil yani.

    Yorum yazan: knz | 20.02.2007 - 20:48

  16. Yaw şu blogistanda bir yazı ya da yorum aramak, samanlıkta iğne aramaktan daha zor! Siz nasıl şıp diye buluyorsunuz, bu işi nasıl beceriyorsanız, bana da yolunu yöntemini açıklar mısınız bizahmet?

    Kolay olmasi icin bir iki tane cok kullanilmayan kelime hatirliyor olmaniz lazim akliniza gelen konusmayi bulmaniza yarayacak. Bu durumda ben porno lafini hatirlamistim. Kalani google, soyle:

    http://www.google.com/search?&q=porno+site%3Ajazzetta.wordpress.com

    Sonra o linkleri fixefox’da yeni pencerelere acip hizli bir ic arama yapiyorum. Bulduktan sonra fareyle hyperlink verecegim etiketin oldugu kismini secip sag tik/”view selection source” yapiyorum oradan yorumun etiketini buluyorum (sizin blog yorumlara dogrudan link verecek bilgiyi acikca gostermiyor).

    Ekran buyukce olunca nispeten kolay oluyor bunlar, bir de cok pencereyle calisacak sekilde kurulmus bir duzen olmasi lazim herhalde. Ha bir de inat lazim.

    Aslında oraya dönüp onları okumak filan da yeterli değil; kabilemizin bloglarını baştan sona gözden geçirmek ve sadece söylenenlere değil; asıl önemlisi, duruşlarda apaçık beliren saflaşmalara mercek tutmak lazım.

    Ugrasilip cok acik hale getirilebilir bunlar. Herkes de istifade eder herhalde ama etkisi gorebildigimizden buyuk olabilir. Cok net saflasmalar goremiyorum o kadar. Bu kotu birsey de degil, isleri netlestirip pozisyonlar budur dendiginde bu sefer saflarda yer alanlar evvelce dusunmedikleri seyleri icinde yer aldiklarina inandirildiklari konum yuzunden benimsemeye itilebilirler.

    Ben kendi adıma çok memnunum bu manzaradan. Şirin beldemizdeki sığ ve şablonik cepheleşme adetini işlemez hale getiriyor; çokboyutlu, deyim yerindeyse hologramik ve sarmal (helezonik) konumlanmalar, saflaşmalar ve diyaloglara kapı açmış oluyoruz ki, bence özlenen ve eksikliği hissedilen budur.

    Belki. Ben bilgi eksikligi cektigimizi dusunuyorum. Sadece dusunulmus edilmis ortaya konmus felsefi yaklasimlar konusunda degil (mesela benim dogru durust Kant calismamis olmamdan dolayi yukardaki referansa ellemek istememem gibi), tarih, guncel istatistikler, insanlarin inanc ve davranislari konusunda ciddi veriler filan eksik (en azindan bende). Bu bosluk icinde konusmak biraz havada kaliyor, ama eglenceli ve — buyuk ihtimalle — zararsiz tabii.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 20.02.2007 - 20:48

  17. pardon bülent bey araya girdim.
    metinthe-Poor beye bi link verip hemen gidecem.

    http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/ konu aşağıya düşmüş, belki bulmazsınız diye verdim.

    özür diler, ben kaçar.

    Yorum yazan: knz | 20.02.2007 - 20:56

  18. Afsar bey,

    Size ne demeli bilmiyorum?

    Hem yaziya boyle basliyor, hem de yazdiklarinizin geriye kalanini ciddiye almami bekliyorsunuz.. :)

    Ne kellesi ne TC’si yahu? Allah aşkınıza nasıl veya nereden okuyorsunuz yazıyı?

    Kerkuk konusunda yazdiklariniz aklima geldi de.. 3-400 km oteye giderken, sizin dediginiz amac ve sekilde gidersek, yolda touristic souvenir biriktirecek degiliz herhalde; degil mi? :)

    İşin kötüsü şu burada gayet ciddi şekilde yazılan her yazıyı siz aynı laubalilikle bambaşka yerleden okuyorsunuz..

    Hay Allah.. o zaman siz de azicik daha ozen gosterip, birden fazla anlama gelmeyecek seyler yazamaz misiniz? Ihtimaldir ki, sirf ben degil, baskalari da benzer sekilde okuyor olabilir.. Yaygin sekilde yanlis anlasilmak istemeyeceginizi zannederek bunlari soyluyorum; lutfen yanlis anlamayiniz.

    Karakter tahliliyse karakter tahlli kusura bakmayın ama patoloji sınırlarında bir alaycılığınız ve nihlizminiz var.

    Durun bakayim.. Sayisini sasirdim.. Ama, yine de deneyeyim:

    Otoriteryan, fasist, nihilist, patolojik alayci, faydacı, fasist.. faydacı, korporatist ve kollektivist realist.. baska var miydi? :)

    Eh, bayagi etiketim oldu.. Bana bu halleriyle pek faydalari olmaz. Bildiigniz bir yer var mi: Bunlari nerede bozdurabilirim? :)

    Aramızda çok daha büyük bir fark var.. Ben syadyumda kaç kişinin olduğuna devletin HİÇ KARIŞMAMASI gerektiğini düşünüyorum ama bunu anlayamıyorsanız zaten daha fazla konuşmanın gereği yok

    Tesbihi karistirmis olmayasiniz.. Ben stadyum tesbihini Kerkuk ve orada kurtarilacak bir stadyum sahasini zor dolduracak nufus ile alakali olarak vermistim. Devletin ona hic karismamasi gerektigini soyluyorsaniz, iyi.. iyi de ne anlama geliyor simdi o. Bir kisi olsa da oralara gitmek, ve bir stadyumu tepeleme kelle doldurmak mi gerekir diyorsunuz? :)

    “Siyasal büyüklük” ne demek acaba?

    Bkz. Kerkuk meselesi… Sayilari onemsemiyorsunuz. Hele de verilecek zayiatlari.. Dolayisi ile, siyasal buyuklugu onemsediginizi cikarsiyorum. yanlis da degerlendirmis olabilirim tabii ki; ama sizin dedikleriniz ona geliyor sanki.

    Devletin zorkullanma yetkisinin sınrlarının bireylerin temel hakları olduğunu sanırım en az on defa belirtim. Burada siyasetin ve hele büyüklüğün yeri var mı?

    Bunlari dediniz tabii ki. Ama, vatandas ve soydas baglaminda. TC hudutlari disinda bu tur endiseleriniz yok gibi gorunuyor.

    Müzmin Bey … Tutarlı, bütünlüklü bir dünya görüşünüz yok, olmamasını kendinize bir esneklik, akıllılık kazandırdığınızı düşünebilirsiniz ama bu tavır “çelişki” durumlarını da beraberinde getirir.

    Ama, ben sizden kac defa istirham ettim: Bu tur seyleri boyle kut diye soylemeyin bana, butun heyecanim, ve tutarli butunluk kazanmak sevkimi kiiryorsunuz. Ben hep boyle kalirsam, vebali sizin uzerinizde kalsin ister misiniz? Gunahtir.. :)

    “devlettir ne yapsa yeridir” realizminiz”

    Anlasilan, siz de benim “en az on defa belirt:tigim seyleri okumuyorsunuz. “Devlettir ne yapsa yeridir” dedigimi hic htirlamiyorum.

    Bir defa ve yavas yavas yazayim: Davranislarini begenmiyorsunuz diye devlet mekanizmasina cephe almak akil isi degil. Devleti tahrip etmek de care degil. Devlet bir mekanizmadir. Calisma seklini elestirir duzeltirsiniz. Devlete topyekun karsi olmak, yikmak ya da yikmaga calismak cozum degil.

    OK. Yavas yazdim. Umarim anlasilir olmustur. Yine de, hala daha anlasilamayan yeri varsa, sorarsaniz tekrar ya-vas ya-vas yazar vevaplarim.

    “Canım mülkiyet dediğin nedir ki?” konumuna getirir ki sizi işte o anda insan varlığına düşman hale glirsiniz..

    ‘Mulkiyet dedigin nedir ki?’ sorusu kimseyi canavarlastirmaz. Ama, benim dedigim de o degil.

    Tekrar edeyim [artik ayni seyi 5-6 defa yazmam sart oldu]: Benim dedigim de o degil.

    Ben mulkiyetin kutsalligina iman etmiyorum. Mulkiyet tarihsel anlamda gasp edilmis, daha sonra da taninmis bir imtiyazdir. Butun imtiyazlar gibi de sureli olmak zorundadir.

    Benim teklifim [merak etmeyin, henuz isteklerim emir haline gelmis degil :) ], mulkiyetine –edinen kisinin omrunden sonra- bir nesil daha (30 sene, veya en kucuk veledin 30 yasina gelmesi ile) eger atil (rant bazli) ise, gozardi edilmesidir.

    Bu sizi rahatsiz ediyorsa.. uzgunum.. bununla yasamak zorundasiniz, cunku, sirf siz rahatsiz oluyorsunuz diye bu fikrimi degistirmek niyetinde degilim. Daha anlamli sebepler olmali.

    Mülkiyetin mirastan hareketle kayıt altına alınması düşüncenizi hâlâ ahlâkî ve hukuki anlamda ispatlayamadınız..

    Afsar bey.. oyle laflar ediyorsunuz ki, yazdiktan sonra siz bile okusaniz icinden kainat gececek bosluklar icerdigini gorurdunuz..

    Bakin ne demissiniz: “Mülkiyetin mirastan hareketle kayıt altına alınması düşüncenizi hâlâ ahlâkî ve hukuki anlamda ispatlayamadınız”..

    Yahu, bunu benim ispatlamama ne gerek var.. Etrafiniza bakin azicik.. Etrafinizda her turlu mulkiyet kayit altindadir. Mirastan hareketle ya da degil.

    Bunun nesinin ahlakiligini, ya da hukukiligini ispatlamami bekliyorsunuz benden?

    Kayitsiz, adem-i kayit mi olsun istiyordunuz? :)

    Verimlilik vs gibi son derece tartışmalı bir şeyler geveleyerek isnaın babasından kalan malları gasp etmeyi savundunuz ama bunun için beni ikna edemediniz.

    Hay Allah.. sizi ikna edememis oldugumu duyamak cok agir geldi bana.. Bu gece gozume uyku girmeyecek demektir..

    30 yasina gelmis ve hala daha babasindan kalan mulkten gelen geliri sarf ederek yasayacaksa, o kisinin azicik sarsilmasi ve ayaklarinin yere degmesinde ben bayagi faydalar goruyorum.

    Size göre ikna silahtan başka birşey değil.

    Sizi ikna etmek icin kesinlikle aklima oyle bir sey gelmedi –endise etmeyiniz. Ben silahtan pek hoslanmam zaten. Hic hoslanmam.

    Rahat olun :)

    Lüten kendi zorbalık tutkunuzla benim “ilkelilik” duyarlılığımı aynı kefeye koymayınız.

    ‘Ilkelilik’.. bir bolgeye mi atifta bulunuyorsunuz acaba? Ilke de mi dogdunuz?

    Baska bir iliski goremedim de.. :)

    Elitizmden tiksinirim.

    Sorun degil. Ben bir elitist olarak size o gozle bakmiyorum. Baska bir deyisle, duygularimiz karsilikli degil –en azindan.

    Bu hakaretinizi aynen iade ediyorum.

    Ne hakareti. Adres yanlis olabilir. Nitekim de oyle olmus. Tabii kigri aliyorum. Sizi herhangi bir acidan elit saydigim icin de kabahatli oldugumu kabul ediyorum <eline cetvelle hafifce vurur>

    rasyonalist olmakiçin de elitist olmak gerekmiyor.

    Tabii ki gerekmiyor. Ama, elitist olmak icin rasyonalist olmagi ben sart kosiyorum.

    Sözlerinizn bir mantık içermesi gerekmediğini düşünüyor olabilirsiniz ama ayıklandıklarında ortaya anlam çıkmıyorsa bu ancak tartışmaya değil ancak sakız çiğnemek istediğinizi gösterir. Sizden ricam, sizinkinin marjinal değerinden dahafazla değer taşıyan fakirin zamanını butip gevelemelerle harcamayınız.

    Hay bin Doga.. Sizin elinizi tutup zorla sizi yazdirdigimi millete boyle ifsa etmeniz dart miydi? :)

    Müzmin Bey’in rasyonalizmden ne anladığını bilebilsek? Herhalde kendi faydacı, korporatist ve kollektivist realizmini benim tavrımla karıştırıyor?

    Ilk olarak, mesela, mulkiyetin uyduruk bir kavram oldugunu ogrenerek baslayabilirsiniz.. bu da sizin kutsallastirMAmaniz gerekenlere bir ilave olur..

    Müzmin Bey.. yazdıklarınıznbir cevap ve hele felsefi birer metin olmadığını, ciddiyetten uzak olduğunu belirtmeliyim…

    Yahu, felsefi ne zaman metin yazacagima da siz mi karar vermek istiyorsunuz.. Daha mulkiyetin kendisinin uyduruk bir kavram oldugunu kabul edemeyen birisi ile neyin felesefesini konusacagimi bekliyorsunuz..

    Sizin luzumsuz ve cok sayida dogmalariniz var.. Once onlari da tartisabilir olun; gerisinde size nurlu felsefi ufuklar vaad edebilirim. Ama, tas ceper icinde felesefe beklemeyin benden..

    Sizden ricam ciddi ciddi konuşacaksak konuşalım…

    Bu sizin sonunda ciddi ciddi tartisacaginiz istikametinde bir vaat midir? Milleti etiketlemekten vaz mi geciyorsunuz? :)

    İnsan hem kollektivizmin fakirleştirici zorbalığıyla hem devletin keyi takdiriyle yaşayamaz. Yaşasa Sovyetlerde yaşardı.

    Que? Kollektivizm de nereden giriverdi bu hikayeye.. Kuzum, siz caktirmadan baskalarinin yazdiklarini mi okuyorsunuz suare aralarinda.. Olabilir, ona bir sey demem tabii ki, ama –o, her ne ise okuduklariniz ya da gorur gibi olduklariniz– benim yazdiklarimla karsitirinca ben zor durumda kaliyorum.

    Halusinasyonlara yapacak bir seyim pek olamiyor?

    Bu laubalilik canımı sıktı… Omurganız teşekkül ettiğinde tekrar konuşalım.

    Boyle seyler soylerseniz, benim de muhatabimda ‘beyin’ denen bir organin tesekkulunu beklemek zorunlulugum dogar..

    Hayir, birsey degil, benim omrum yetmeyebilir… :))

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 20.02.2007 - 21:44

  19. Bulent bey,

    Ha bir de inat lazim.

    Inat.. ne inadi.. peygamber sabri demek istediginizi dusunuyorum :))

    Onun yerine, Google’da ‘Gelişmiş Arama’ seceneginden gidip ‘Alanlar/Siteler’ satirini doldurmagi da soyleyebiliriz herhalde.

    Geri kalan kismi.. ‘View source’ filanlari PhD seviyesinde veriyoruz :)

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 20.02.2007 - 21:53

  20. Knz hanim,

    Evrim teorisinin tartismasinin bir sekilde devam ettigini sizin verdiginiz linke kisaca bakinca gordum..

    Mekan yeni, mevzu ve museriler ayni.. ne mutluluk..

    Bunun canlandirdigi nostaljik duygularin yogunlugunu kelimeler ifade etmekten aciz kaldi..

    Fakat, hersey tipatip ayni degil galiba.. Ingilizce konusundaki iflah olmaz hassasiyetim devam ettigi icin, tercumeyi hala daha duzeltememis olduklarini gordum ve uzuldum.

    Anlasilan bazi seylerin anlamli olmasi gerekmiyor; ‘brand name’ olmasi yeterli gorunuyor..

    Musterilerin de ‘branded’ gorulmesini yol acmak ihtimali olsa da, bu konuda israr devam ediyor…

    Olsun, bir darwinist atasozunu dile getirecek olursak, ‘cala cala bir havaya benzeyecek’ insallah.. Insallah da.. Kac nesil gecer? Kestirmek mumkun degil tabii..

    Ote yandan, baska Ingilizce kelimelere bakinca, fevakalade enteresan terakkilere de rastlamak sozkonusu.

    ‘Common descent’in curuk olduguna yonelik bir kanaat –fetva diyebilir miyiz, bilemem– serdedilmis ki, ki bence (yani, nacizane) bu son derece revolutionist bir itticahtir. Ictihat da diyebilirdim, ama demiyorum.

    Bundan henuz Diyanetin haberi var mi?

    Bilmiyorum, ama, onemli degil.

    Hemen, yakininda telefon filan olan varsa, haber versinler! Matbaayi derhal durdurmalari gerekiyor. Gec kalmaga gelmez.. Ama, benim daha onemli islerim var malesef..

    Sizi goreyim. Benim de selamimi soyleyin ve 12 sutuna soyle bir baslik atsinlar:

    Fetva: ‘Common descent’ curuk.
    Islam’da artik Adem-Havva yok!

    Altina ne yazacaklari onemli degil dersiniz..

    Gerekirse Lorem Ipsum filan da olabilir..

    :))

    [PS: Atasozu: Yarim hoca din yikar p) ]

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 20.02.2007 - 22:21

  21. Böyle ortaya konuşmasını sevmem ama, diyalogu tercih etmediğim durumlarda başka bir sitedeki yorumuma laubali bir atıfla birşeyler yazılınca -üçüncü kişilerin mevzuuya yabancı kalmaması için- mecbur kalıyorum.

    Evrim literatüründe “common descent” kavramı “tüm canlıların ortak bir atadan geldiği“ne atıfla kullanılır, insanların ortak bir atası olduğuna atıfla değil..

    Yani “Common descent çürük” demek “İslam’da artık Adem-Havva yok” demek değildir. Her yazdığımı tefsir etmeye vaktim yok. Bilmeyenler anlamadıkları yeri literatür taramasıyla öğrenebilir.

    Bu teferruat kısmı.

    Bir de şu var.

    Bunun tefsirini -yaygın halk tabiri ile- domuz gibi bilenlerin de böyle ifadelerle alayı tercih etmeleri çok acıklı bir durum.

    Bu yapılan bloggerlik değil, bu yorumculuk değil, bu sidik yarıştırmak değil, bu tanışıklık değil, bu dostluk değil, bu ahbaplık değil, bu “bir hukuka sahip olmak” değil, bu zeka gösterisi değil, bu ahlaklılık değil, bu insanlık değil… Bu kesilmiş bir diyalogu canlandırmak için acınılası ve çaresiz bir tahrik de değil..

    Ne bu? Hiç, koca bir hiç. Bunun bir anlamı yok, benim kitabımda yeri de..

    Monolog kalması umuduyla..

    Yorum yazan: Suat Öztürk | 21.02.2007 - 00:06

  22. Hic bir seyin arayisi da gosterisi degil. Eksik terakkinin altinin cizilmesidir.

    Halep’te arsin neyse burada da odur.

    ‘Common descent’ demek ‘ortak atadan’ demektir ve ‘ortak atadan’ demek de ‘ortak atadan’ demektir.

    ‘Ortak ata’nin din baglaminda baska, evrim baglaminda baska tarif edilmesi teferruattir.

    Darwinizmdeki hali de, dinlerdeki hali de esasen sembolizmadir.

    Birinde anac bir hucre, digerinde ‘babac’ bir bedenden bahsedilir olmasi konunun ozunu degistirmez.

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 21.02.2007 - 00:48

  23. Inat.. ne inadi.. peygamber sabri demek istediginizi dusunuyorum :))

    Hmm, yok. En azindan benim bunlari yaparken kullandigim sey baglaminda degil. Yakinlarimin yalancisiyim, “domuz inadi” lafini cok duydum da “paygamber sabri”ni pek duymadim.

    (Buraya noktalama isaretlerinden yapilmis, gittigi davette yemek masasinda hir cikinca gormemis gibi yapip “daha daha n’aber” filan diyen sIkIlmIs adam surati koymus kabul edin beni).

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 21.02.2007 - 01:14

  24. (Buraya noktalama isaretlerinden yapilmis, gittigi davette yemek masasinda hir cikinca gormemis gibi yapip “daha daha n’aber” filan diyen sIkIlmIs adam surati koymus kabul edin beni).

    Hmmm.. “Tamam, onu anladik da, Mrs Lincoln, eseri nasil buldunuz?”

    :)

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 21.02.2007 - 01:23

  25. Size komik birsey anlatayim…

    Turist vizesi ile burada bulunan bir arkadasim calisma istegini belirtince, ingilizcesini de gozonunde bulundurarak yeni acilan Turk marketinde is bulduk.

    Ilk gunun aksami eve geldi. Isler nasildi falan diye sorduk.
    Heyecanli bir sekilde : “Dukkana bugun 2 turist geldi” dedi.
    Ben de “turist” kelimesini baz alarak nerelilermis diye sordum safiyane. Bizimki de ne biliyim yaw amerikalilardi iste dedi.

    Ben de “lan manyak sensin Turist, turist vizen bile var, gunes vurdu herhal basina” dedim :))
    bitti :)

    Yorum yazan: fatih demir | 21.02.2007 - 02:09

  26. Müzmin Bey,

    Buyaıznın konsu kerkükj değildi. Bu bir.
    Madem anlayamadınız tekrar edleim. Kerkük’te Türk’ler var. Sizin neyinizolurlar bilmem ama benim kardeşlerim…
    Orada ayrıca Kürt’lervar ve onlar bizi KARDEŞ falansaymıyor. Orada benden insanları katlediyor tehcir ediyorlar.

    Bana silah çeken admaın kardeşim olup olmaması önemli değildir!

    Kerkük’te Türkler silahsızlandırılırken Kürtler her türlü ağır ailahla evleri basıyor, tapu kayıtlarını yok ediyor, PKK militanlarını şere yerleştiriyor!

    Kerküklü Türkler “Bir katliam hazırlığı yapılıyor! Bize yardımedin! diyor.. Sizin yazdıklarınıza bakın yahu!

    Sürekli gerçekçiliğiniz ve akıldaneliğinizle birşeyler yazıyorsunuz ya.. Ahan da bunlar GERÇEKLER! Silahlı Kürt kabileleri Türk’leri tehdit ediyor! bundan daha somut bir şey var mı? yarın onlar Türk’leri katlettiğind ene diyeceksiniz? ozaman da sayısal bilmemnelerden, reelpolitikten bahsedeck misiniz?

    Müzmin Bey,

    Mülkiyetin meşruluğunu tanımazsanız hiç bir hukuki güvenceoluşturamazsınız! Mülkiyet üzerindeki kayırlar da sizin zannettiğiniz gibi kayıtlar değildir!

    Mülkiyetle ilgili hiçbir objektif önerme sunabilmiş değilsiniz, bunu tekrar söylüyorum! “ben inanmıyorum!” dmek bir önerme sunmak değildir!

    Hayvanlar dahi yaşam alanlarını korurlar.

    Mülkiyet insan varlığının ayrılmaz bir parçasıdır çünkü onunla kendi hayatını teminataltına alır. Bu hak başkası tarafından bahşedilen bir imtiyaz değil de doğal bir durum olduğu için toplum vardır.

    Bana marksın hurafelerindne süzdüğünüz abzürd tarihsici yorumlarla akıldanelik taslayabilirsiniz ama burada üzerinde tartışılabilecek tek bir mantıklı önerme sunmuş değilsiniz, tekrar edeyim.

    Şahsen her güçlünün elinde hamur gibi yoğrulan sizin gibi biri olmaktansa beyinsiz bir mercan olmayı tercih ederim…

    Ölümle hayat, zorbalıkla adalet arasında bu kadar esnek durabilmeniz beni dehşete düşürüyor.

    Allah sizi islah etsin…

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 21.02.2007 - 02:24

  27. Afsar bey,

    Bu yaıznın konsu kerkükj değildi. Bu bir.

    Bu dogru. Yazinin konusu o degildi, ben gorus farkliliklari ve tasnifini ozetliyordum ki, siz farklianladiniz.

    Madem anlayamadınız tekrar edleim. Kerkük’te Türk’ler var.

    Kerkuk’te Turkler var.. Evet, var.. Saddam zamaninda da vardi, ve benzer zulumleir gorduler..

    Ustelik, Turkler Romanya’da da, Afganistan’da da, Cin’de de.. Heosi de degisik derecelerde zulum goruyorlar.

    Ne yapmamizi istersiniz? Dunyanin yarisini isgal mi edelim?

    Sizin neyinizolurlar bilmem ama benim kardeşlerim…

    Benim soydaslarim olurlar.

    Orada ayrıca Kürt’ler var ve onlar bizi KARDEŞ falan saymıyor. Orada benden insanları katlediyor tehcir ediyorlar.

    Kurtlerin her donemde hep en akilli sekilde davrandigini mi soyleyecegiz? Yoook.. onlar da aradabir zivanadan cikiyor. Bizimkilerde de seyrek hal degil bu.

    Azicik sogukkanli dusunseniz, Kurtleri ABD’nin dunden satmaga hazir oldugunu gorursunuz… Kurtler de bunun farkinda. Kurtun de Turkden baska dostu yok.. Bunu onlarinda elitleri biliyor.

    Ama, zamanla birikmis kirginliklar, burukluklar var.. Ustesinden gelinemeyecek seyler degil. Yeter ki, sizin gibi, irk bazli ayristirmayi dayatanlar olmasin.

    Bana silah çeken admaın kardeşim olup olmaması önemli değildir!

    Onemlidir. Onemlidir…

    Kerkük’te Türkler silahsızlandırılırken Kürtler her türlü ağır ailahla evleri basıyor, tapu kayıtlarını yok ediyor, PKK militanlarını şere yerleştiriyor!

    Ge-ci-ci bir cin-net ha-li..

    Kerküklü Türkler “Bir katliam hazırlığı yapılıyor! Bize yardımedin! diyor.. Sizin yazdıklarınıza bakın yahu!

    Katliam filan ya-pa-maz-lar.. Luzumsuz korkularla karar vermege zorlamayin kendinizi..

    Sürekli gerçekçiliğiniz ve akıldaneliğinizle birşeyler yazıyorsunuz ya.. Ahan da bunlar GERÇEKLER! Silahlı Kürt kabileleri Türk’leri tehdit ediyor! bundan daha somut bir şey var mı? yarın onlar Türk’leri katlettiğind ene diyeceksiniz? ozaman da sayısal bilmemnelerden, reelpolitikten bahsedeck misiniz?

    Tabii ki bahsedecegim.. Saddam zamaninda olanlardan haberiniz yok galiba.. Ne zaman yapabiliyorsaniz, ve yaptiginiz sey yktiginizdan cok ise o zaman yaparsiniz.

    Mülkiyetin meşruluğunu tanımazsanız hiç bir hukuki güvence oluşturamazsınız! Mülkiyet üzerindeki kayırlar da sizin zannettiğiniz gibi kayıtlar değildir!

    Mulkiyet mesrudur. Fakat, suresi sonsuz olan bir imtiyaz degildir. Oyle olmadigini da etrafa bakinca kolayca gorursunuz. Uzun boylu felsefesini yapmak gerekmez. Verasetin, her devirde varsayilanlari olmustur. Olen kisinin varisi yoksa ya devlete kalir ya topluma. Varisleri varsa da, o mirasa sahip cikabildikleri olcude onlarindir.

    Bkz, Istanbul’daki Caglayan semti. Antalya’da binlerce donum arazinin en son durumu vs vs.. Hukuk yoluyla sahip cikmak da sahip cikmaktir cunku.

    Mülkiyetle ilgili hiçbir objektif önerme sunabilmiş değilsiniz, bunu tekrar söylüyorum! “ben inanmıyorum!” dmek bir önerme sunmak değildir!

    Okumazsaniz bir sey bulamazsiniz. Haklisiniz.

    Hayvanlar dahi yaşam alanlarını korurlar.

    Koruyabildikleri kadar. Oyle degil mi?

    Mülkiyet insan varlığının ayrılmaz bir parçasıdır çünkü onunla kendi hayatını teminataltına alır. Bu hak başkası tarafından bahşedilen bir imtiyaz değil de doğal bir durum olduğu için toplum vardır.

    Hak filan degil. Sanal bir imtiyazdir. Oyle olsaydi, savaslar filan sonucunda gocenlerin tapulair filan savas sonrasi sorgusuz sualsiz kabul edilirdi… Iyi de, o zaman savaslarin ne anlami kalirdi? Oyle degil mi?

    Bana marksın hurafelerindne süzdüğünüz abzürd tarihsici yorumlarla akıldanelik taslayabilirsiniz ama burada üzerinde tartışılabilecek tek bir mantıklı önerme sunmuş değilsiniz, tekrar edeyim.

    Ben akildanelik taslamiyorum. Kendimi tenzih eder, sizi de Turkce ogrenmege davet ederim :))

    Şahsen her güçlünün elinde hamur gibi yoğrulan sizin gibi biri olmaktansa beyinsiz bir mercan olmayı tercih ederim…

    Mulkiyetinizi korumaniz icin guclu olmaniz gerektigini soylemek sizce guclunun elinde hamur gibi yogrulmak anlamina geliyorsa, beyinsiz bir mercandan su anda nasil bir ustunlugunuz oldugunu cidden merak ediyorum :)

    Ölümle hayat, zorbalıkla adalet arasında bu kadar esnek durabilmeniz beni dehşete düşürüyor.

    Korkmayiniz. Ben adam yemem :))

    Allah sizi islah etsin…

    Amin. Cumlemizi.

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 21.02.2007 - 03:19

  28. Erik Jan Zürcher’in derlediği “İmparatorluktan Cumhuriyete Türkiye’de Etnik Çatışma” adlı kitapta Hilmar Kaiser’in “1915-1916 Ermeni Soykırımı Sırasında Ermeni Mülkleri, Osmanlı Hukuku ve Milliyet Politikaları” başlıklı makalesinin kapsamı, gayrimeşru mülkiyete dair çok önemli bir örnek göstermektedir. Meraklısına tavsiye ederim.

    Yorum yazan: kalemzede | 21.02.2007 - 03:35

  29. Müzmin Bey,

    “Geçici cinnet hali” tanımlarınız serinkanlı görünmekle beraber isterseniz Türkmen’lere bu lâfı etmemenizi özeillikle ricae derim, gerçi o insanlar sizden benden epey medenidirler ama, yakınları Saddam’ın zindanlarında işkenceyle şehit edilmiş arkadaşlarım dayanamayıp sizi dövebilirler.

    Kürt kabilelerinin bu cinneti ne hikmetse “geçmek bilmiyor.

    İşin ucunda ölüm varsa sözleriniz küfür kabilinden değerlendirilebilir. Sizin yaptığınz katili hogörmekten başka birşey değil…

    1974′te Kıbrıs’a girdiğimizde oradaki kardeşlerimiz 1963′ten beri katlediliyordu… Sizce oradaki Rum kardeşlerimiz de “geçici” bir cinnet halini mi yaşıyordu?

    Mülkiyeti korumak için güçlü olmak gerekmemesi insan olmanın, insan toplumunun parçası olmanın bir özelliğidir.

    Mülkiyet zaten “düşeni yemeyen”, zayıfı güçlüye karşı koruyan tek canlı cinsi olan “insanın” bir değeridir.

    Gücü hakkın temeli kılmak, güçlünün istediğini yapan, gücünün yettiğini ezen bir insanın düşüncesi labilir ancak…

    Haklısınız ben bir beyinsiz mercanım.. Bu size beyin, omurga veya insan olmanın herhangibir değerini temin edebilyorsa çok sevinirim…

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 21.02.2007 - 12:06

  30. “sanal imtiyaz” dediğiniz şey , insanların hayvanlardan farklı olarak soyut değerler üzerinden davranışlarını şekillendirdğini bir şekilde fark ettiğinizi ama bunun anlamını kavrayamadığınızı gösteriyor.

    Görüşlerinizin bağlamı Hegelci bu yüzden soyut değerlerin güç karşısındaki anlamını kavrayamıyorsunuz veya görmezden geliyosunuz.

    Soyut değerleri güç karşısında yok sayan biri ile “ahlâk” tartışılabilir mi? Veya bir meselenin”ahlâkî” boyutunu konuşmak anlamlı mıdır? “Mülkiyetikorumakiçin güçlü olmak gerektiğini bilmiyorsam emrcandan farkımyok” ya? İşte bana güçlünün karşısında mülkiyet sahibi olmak teminatını veren şey güçlünün lütfettiği imtiyaz değil..

    Ya cidden ilkokul seviyesinde bir Marksist ezberiniz var , ya benim bahsettiğim şeylerin kaynaklarından hiç haberiniz yok ya da “ahlâksızlığı” saf bir felsefei kabul olarak savunuyorsunuz.

    Durmaksızın İngilizce alıntılar yapıp “bakın ben ne güzel İngilizce biliyorum!” diyen birinin azıcık liberal okulalrı okumasını isterdim. Anladığımnkadarıyla bu imkânınızın marjinal değeri de sizin için düşük. Yaızk herkes sizin gibi bir imkâna sahip değil…

    Mümkünse sizin gibi düşünen insanların olmadığı azıcık daha özgür bir ülkenin vizesini bana temin ederseniz ben orda kendi mülkiyetimi edinip, eşşekler gibi çalışarak ama biraz daha huzurlu yaşayabilrim.

    Zira sizin düşüncenizle hayatın aynı yerd ebulunması imkânsız.

    Sizin “etiket” dediğiniz şeyler görüşlerinizn bağlamını, sonuçlarını size gösteren özetler…

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 21.02.2007 - 12:14

  31. Afsar bey,

    “Geçici cinnet hali” tanımlarınız serinkanlı görünmekle beraber isterseniz Türkmen’lere bu lâfı etmemenizi özeillikle ricae derim, gerçi o insanlar sizden benden epey medenidirler ama, yakınları Saddam’ın zindanlarında işkenceyle şehit edilmiş arkadaşlarım dayanamayıp sizi dövebilirler.

    O da gecici bir cinnet hali olurdu. :)

    Kürt kabilelerinin bu cinneti ne hikmetse “geçmek bilmiyor.

    Devlet olceginde 10 sene, 20 sene daha yeni baslamis, ya da hic olmamis kadar kisa demektir.

    İşin ucunda ölüm varsa sözleriniz küfür kabilinden değerlendirilebilir. Sizin yaptığınz katili hogörmekten başka birşey değil…

    Ben kimseye gidin birilerini kesin dograyin demiyorum. Ama, kurtarmaga gitmenin de bir yolu yordami, gerekce degerlendirmesi, zamanlamasi vardir.

    1974′te Kıbrıs’a girdiğimizde oradaki kardeşlerimiz 1963′ten beri katlediliyordu… Sizce oradaki Rum kardeşlerimiz de “geçici” bir cinnet halini mi yaşıyordu?

    Kibris’a gidisimiz… Sahi, biz Kibris’a tam olarak kimin icin ve niye gittik?

    Mülkiyeti korumak için güçlü olmak gerekmemesi insan olmanın, insan toplumunun parçası olmanın bir özelliğidir.

    Toplum icinde de guclu olmak gerekir. Bunu biliyorsunuz.

    Mülkiyet zaten “düşeni yemeyen”, zayıfı güçlüye karşı koruyan tek canlı cinsi olan “insanın” bir değeridir.

    Reklamlari severim. Vaktim oldugunda da ozellikle seyretmek isterim tabii ki. Hayli yaratici oluyorlar.

    Ama, bu ulvi degerler promosyonuna kanmak icin ben pek de uygun bir musteri profili degilim.

    Gücü hakkın temeli kılmak, güçlünün istediğini yapan, gücünün yettiğini ezen bir insanın düşüncesi olabilir ancak…

    Mesele guclunun ne yapacagini savunmak degil. Toplum ve onun olusturdugu mekanizmanin yetkilerini tartisiyoruz. Ben, veraset yoluyla intikal eden servetin tabi oldugu sartlarin yeniden gozden gecirilmesini oneriyorum. Hepsi bu.

    Haklısınız ben bir beyinsiz mercanım.. Bu size beyin, omurga veya insan olmanın herhangibir değerini temin edebilyorsa çok sevinirim…

    Hayir bu bana bir katma deger olarak geri donmuyor. Daha da kotusu, beni de asagiya cekiyor. Benim uzuntum bu.

    “sanal imtiyaz” dediğiniz şey, insanların hayvanlardan farklı olarak soyut değerler üzerinden davranışlarını şekillendirdğini bir şekilde fark ettiğinizi ama bunun anlamını kavrayamadığınızı gösteriyor.

    Belki de kavramisimdir ve hersey gibi onun da limitlerinin olmasi gerektigini mudrikimdir.. Olamaz mi? Cok mu ucuk geliyor size bu?..

    Görüşlerinizin bağlamı Hegelci bu yüzden soyut değerlerin güç karşısındaki anlamını kavrayamıyorsunuz veya görmezden geliyosunuz.

    Hegel’i de, baskalarini da gormezden gelebilirim. Mesele, benim acimdan. kim ne demis degil. Gerekirse yeni sartlarda baskalari cikar ve yeni bir seyler der..

    Filozofun bini bir para.. ve onlari da adam yerine koyanlar onlardan istifade edecek olanlardir.. Yani, pirlanta denen tas parcasinin degerini kendisi degil, sarraflar belirler.

    Soyut kavrmamlarin guc karsisindaki anlami, guce alternatif ve dengeleyici ya da kisitlayici yeni gucler peydahlamalarinda yatar. Aksi halde ‘olmayacak dua’ cinsinden okunur ve gecistirilirler.

    Soyut değerleri güç karşısında yok sayan biri ile “ahlâk” tartışılabilir mi? Veya bir meselenin”ahlâkî” boyutunu konuşmak anlamlı mıdır? “Mülkiyeti korumaki çin güçlü olmak gerektiğini bilmiyorsam mercandan farkım yok” ya? İşte bana güçlünün karşısında mülkiyet sahibi olmak teminatını veren şey güçlünün lütfettiği imtiyaz değil..

    Ahlak.. Kimin ya da kimlerin ahlagi.. Hangi zumre ya da sinifin ahlagina ‘ahlak’ diyoruz? Butun ahlaklar sartlar tarafindan olusturulurlar ve ‘ne sen yap ne de ben’ turunden bir mutabakattirlar. Yani, tehdit sinirlandirmasi..

    Mulkiyetin sonsuz bir omrunun oldugu, tek basina, ahlak acisindan ciddi sorunlar anlamina geliyor… Bir fincan kahvenin kirk yil hatiri vardir. OK. Kirk yil. Daha fazla degil.

    Yani, vefa duygularinin da, takdir duygularinin da borca tahvili sonsuz meblag, miktar ya da sure icin olmaz. Aksini beklemek demek ahlak acisindan ‘rab bana hep bana’ olur. Bence.

    Ya cidden ilkokul seviyesinde bir Marksist ezberiniz var, ya benim bahsettiğim şeylerin kaynaklarından hiç haberiniz yok ya da “ahlâksızlığı” saf bir felsefei kabul olarak savunuyorsunuz.

    Benim Marksist ezberim yok ki ilkokul seviyesinde olsun.. Ben ahlak kisvesi altinda dayatilanlari kabul etmiyorum. Bu ‘ahlaksizlk’ vs anlamina gelmiyor; ahlak vb gibi etiketler altinda yutturulmak isteneni kabul etmek anlamina geliyor.

    Donup de bunun ahlaksizlik oldugunu soylemek demek, zaten, kabul edilemezi dayatmak anlaminda bir soft-sopadir. Bu, baska herseyden cok ahlaksizliktir; ama, bu tur murayilige varsillarin cok da sIk basvurdugunu hepmimiz biliriz saniyorum.

    Durmaksızın İngilizce alıntılar yapıp “bakın ben ne güzel İngilizce biliyorum!” diyen birinin azıcık liberal okulalrı okumasını isterdim. Anladığımnkadarıyla bu imkânınızın marjinal değeri de sizin için düşük. Yaızk herkes sizin gibi bir imkâna sahip değil…

    Ingilizde biliyor olusum sizi nicin rahatsiz ediyor?

    ‘If you’ve got it, flaunt it’ lakirdisi liberal dunya gorusunun en guzel ozetlerinden birisi degil mi?

    Liberalleri okumak.. Baska bir cok seyde oldugu uzere, pratigine bakmak daha akillica degil mi?

    Mümkünse sizin gibi düşünen insanların olmadığı azıcık daha özgür bir ülkenin vizesini bana temin ederseniz ben orda kendi mülkiyetimi edinip, eşşekler gibi çalışarak ama biraz daha huzurlu yaşayabilrim.

    Utopya’ya vize var mi bilmiyorum. Vardir buyuk bir ihtimalle, ama benim Utopya ile iliskilerim cok da iyi degil; dolayisi ile size ben vize alamayabilirim. Bunu siz temin etmelisiniz.

    Zira sizin düşüncenizle hayatın aynı yerde bulunması imkânsız.

    ‘Dusunce’ benim taptiklarim arasinda degil; ‘dusunmek’ ise cok onemli.

    Sizin “etiket” dediğiniz şeyler görüşlerinizn bağlamını, sonuçlarını size gösteren özetler…

    Yada, sizin ne anladiginiza dair ipuclari.. Baska bir deyisle, yanlis degerlendirmenin varligini yansitan kestirmeciligi temsil eden kutucuklar..

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 21.02.2007 - 13:25

  32. Müzmin Bey,

    Gene ir kısır döngüye giriyor tartışma, karşınızdakinin bilgilerini, bunlardan sentezlediklerini hepsini “benim birşey bilmeme gerek yok.! bahsettiklerinizn hepsinin uydurma olduğunu SÖYLÜYORUM!” DİYEREK GEÇİŞTİRİYORSUNUZ.

    Mülkiyetin kutsallığı ile mülkün geçiciliğini sürekli karıştırdığınızı fark ediyor musunuz?

    Bir kavram olarak mülkiyetin öncelenmesi ve dokunulmazlığı ile mülkün “doğal” şekilde elediştirmesinin sağlanması hem ayır hem ilişkili şeyler.

    Bir adamın mirasının hangi süreyle “yararlı” olacağını “SİZ HANGİ HAKLA” BELİRLEDİĞİNİZİ SÖYLER MİSNİZ?

    Mirasıyla ne yapması gerektiğini bir adama söylemek hakkını nereden buluyorsunuz?

    Veya?.. Mirasın “hazineye” intikal süresini belirleyena dmaın adil olduğunu neredne çıkartıyorsunzu?

    Kafanızda ” Bütün kutsalları yıkalım!” dediğiniz zaman insan olmanın gereklerini de yıktığınızı fark etmiyorsunuz…

    Güçlünün karşısında zayıfı koruyan tek varlık insandır! Bunu da HUKUKLA yapar. Hukukun işi budur!

    İnsanların birbirlerine karşı davranışlarının ADİL olup olmadığına bakılır ve bu adaletkuralalrı da toplumsal hayatın içinde evrilen kurallardır!

    “Hazıra dağ dayanmaz” da Türkçe’nin güzel atasözlerindendir ve sizin itttirip kaktırmanıza kolhozculuk etmenize gerek kalmaksızın mülkiyetin göz açıp kapayıncaya kadar eldeğiştirebileceğini gösterir ki sizin de bir türlü kabule yanaşmadığınız en çarpıcı hakikatlerdendir.

    Sizin güç algınız bütün cümlelerinizin i,çine öyle yerleşmiş ki bir muktedirin yasa dikte etmesi, hayvani bir güç iişkisinin bir zor ile engellenmesi gibi gayet basit veindirgemeci n bir HAGALCİLĞİ savunduğunuzu farke demiyorsunzu. Sanıyorsusnuz ki eşsiz ve benzersiz şeyler söylüyorsunuz…
    Kutsalları yıkmakla ilgili takıntınız KANT’ın , güç ilişkilerinize verdiğiniz önem HEGEL’in, sınıfsal çatışam fikriniz MARX’ın söyledikleri zaten…

    Liberallerin yaptıkları derken herhalde korporatizmin eserlerinden bahsediyorsunuz.. Okumazsanız kimin hangi bağlam içnde kaldığını da göremezsiniz.

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 21.02.2007 - 14:59

  33. Afsar bey,

    Gene ir kısır döngüye giriyor tartışma, karşınızdakinin bilgilerini, bunlardan sentezlediklerini hepsini “benim birşey bilmeme gerek yok.! bahsettiklerinizn hepsinin uydurma olduğunu SÖYLÜYORUM!” DİYEREK GEÇİŞTİRİYORSUNUZ.

    Sizin uydurdugunuzu soylemiyorum. Sizin onlara samimi olarak innandiginiza hic bir suphem yok. Dolayisi ile, o baglamda uzerinize alinmanizi ben hic isabetli bulmam.

    Noel Baba, Felek, Yedi Kat Gokyuzu, Pazarin Gorunmez Eli, Serbest Piyasa vb gibi birer hurafe oldugu halde yaygin olarak varligina inanilan boyle cok sayida sey var. Biliyorum.

    Bunlara da inanalara, inandiklari o seyin mevcut olmadigini soyledigim zaman benzer tepkiler aldigim icin, yol actigim travmalari gozumde canlandirabiliyorum artik.

    Biliyorum, soyleMEmem lazim; ama, ‘dilim durmaz, huysuzum’ :) –yarin yanina varmasam bile boyle.. ne yapayim ;)

    Mülkiyetin kutsallığı ile mülkün geçiciliğini sürekli karıştırdığınızı fark ediyor musunuz?

    Durun bakalim Afsar bey yine YENI ne demis ve ne kadar anlamli?..

    “Mülkiyetin kutsallığı” ve “mülkün geçiciliği”ni karistiyormusum..

    Hmm… Benim bildigim, ‘kutsal’ olrak nitelenenler ‘gecici’ kabul edeilenelrden degildir. Dolayisi ile, ‘kutsal degildir’ dedigim anda ‘gecicidir’ demis oluyorum.

    Evet, saglamasinda da tutuyor. “Mülkiyetin kutsallığı” ve “mülkün geçiciliği”ni karistirMIyorum.

    Fakat, Afsar beyin kafasini karistirdigimi da gorebiliyorum :)))

    Bir kavram olarak mülkiyetin öncelenmesi ve dokunulmazlığı ile mülkün “doğal” şekilde elediştirmesinin sağlanması hem ayır hem ilişkili şeyler.

    Lutfen ‘elediştirmesinin’ kelimesini duzeltip yazar misiniz. Kendi kafamdan bir tahmin yapip onun uzerine yorum yapmak istemiyorum/

    Bir adamın mirasının hangi süreyle “yararlı” olacağını “SİZ HANGİ HAKLA” BELİRLEDİĞİNİZİ SÖYLER MİSNİZ?

    Bir. Ben ‘belirle’miyorum. Teklif ediyorum.
    Iki. ‘Adam’a o imtiyazi taniyanlardan birisi olarak, yeniden gozden gecirmek yetkisini haiz oldugum kanaatindeyim.

    Mirasıyla ne yapması gerektiğini bir adama söylemek hakkını nereden buluyorsunuz?

    Sizin orada saat kac bilmiyorum, ama sunu okudugunuzda safak atar diye umit ediyorum:

    Size kotu haberlerim var. Bugun (ve son bilmemkac senedir), kimse mirasini kendi keyfince istedigine veremez. Varisiniz varsa, onlarin mahfuz hissesi vardir. Siz isteseniz de istemeseniz de onlarin o ‘hak’lari vardir. Dolayisi ile, sirf keyfiniz cekti diye, mirasinizin tamamiyla ‘Kerkuk Bizimdir Bizim Kalacak Dernegi’ni ihya edemezsiniz. Baska bir ulkeye mirasinizi bagislayamazsiniz. Amaclari ’suc’ olarka kabul edilmis faaliyetlere bagislayamazsiniz..

    Bir suru yapamazsiniz, edemezsiniz var yani…

    Sizde safak atti mi bilmem –ama umit ediyorum–, o proverbial ‘adam’a sizin sandiginizi anladigim kadar ozgurluk filan tanimis degil. Ustelik, daha once de yazdim. Olen ‘adam’in varisleri bir de ‘vefat vergisi’ verirler. Bunun adi da Verset ve Intikal Vergisi olarak gecer.

    Neyse. Uyanidirdiysam ozur dilerim. Yine de, uyandirdiysam memnun olur ve gunaydin demek isterim.

    Veya?.. Mirasın “hazineye” intikal süresini belirleyena dmaın adil olduğunu neredne çıkartıyorsunzu?

    Neler diyorsunuz boyle?

    Adam olduren adamin oldurulmesi ne kadar adildir ki? Sonucta, kamu da birisini olduruyor..

    Dolayisi ile, ‘adil’ ne demektir?

    ‘Kamu vicdanina’ denk gelen hersey ‘adil’ degil midir?

    Kamuyu ikna edersiniz ve –Presto!– adil oluverir.

    Kafanızda ” Bütün kutsalları yıkalım!” dediğiniz zaman insan olmanın gereklerini de yıktığınızı fark etmiyorsunuz…

    Bu, ‘insan olmanin gerekleri’ arasinda ‘kutsallari aynen muhafaza etmek’ oldugunu bilmedigimden kaynaklaniyor muhakkak.

    Ilerde, insallah, bu tur dogmalarim benim de olacak! :)

    Güçlünün karşısında zayıfı koruyan tek varlık insandır! Bunu da HUKUKLA yapar. Hukukun işi budur!

    Hukuk sistemin stabilitesi icin sarttir, dogru. Ama, zayifi korumak icin olduguna dair inanclarinizi –yukaridaki– Noel Baba et al bahsine yazmak zorundayim.

    İnsanların birbirlerine karşı davranışlarının ADİL olup olmadığına bakılır ve bu adalet kuralalrı da toplumsal hayatın içinde evrilen kurallardır!

    Evet, evrilen kurallardir. Mukemmel degildirler, mukaddes hic.
    Azicik daha evrilmesini teklif ediyorum.

    “Hazıra dağ dayanmaz” da Türkçe’nin güzel atasözlerindendir ve sizin itttirip kaktırmanıza kolhozculuk etmenize gerek kalmaksızın mülkiyetin göz açıp kapayıncaya kadar eldeğiştirebileceğini gösterir ki sizin de bir türlü kabule yanaşmadığınız en çarpıcı hakikatlerdendir.

    Severim boyle hakikat-i kerrati :))

    Atasozlerimizi ben de severim ve, mesela, ‘Alma mazlumun ahini; cikar aheste aheste’ olarak bilinen {ve artik atasozu haline gelmis} vecizeye itibar edecek olsak, Adliye Mekanizmasini topyekun tatile cikarmamiz gerekirdi.

    Oyle ya, ‘eden Allahindan bulur’ dedil mi? Mahkemelere, Polise, Hapishanelere ne gerek var?

    Oyle degil mi? :))

    Sizin güç algınız bütün cümlelerinizin içine öyle yerleşmiş ki bir muktedirin yasa dikte etmesi, hayvani bir güç iişkisinin bir zor ile engellenmesi gibi gayet basit ve indirgemeci n bir HAGALCİLĞİ savunduğunuzu farke demiyorsunzu. Sanıyorsusnuz ki eşsiz ve benzersiz şeyler söylüyorsunuz…

    Essiz ve benzersiz seyler.. Benim boyle sandigimi ciddi ciddi dusunuyorsaniz uzersiniz beni. ‘Gunesin altinda yeni bir sey yok’ lafi bile yeni degil.. nerde kaldi benim soylediklerim..

    Kutsalları yıkmakla ilgili takıntınız KANT’ın , güç ilişkilerinize verdiğiniz önem HEGEL’in, sınıfsal çatışam fikriniz MARX’ın söyledikleri zaten…

    Yahu, hazir eliniz degmisken beni bir de Descartes, Roussau, ardindan da Ibn Rust ve Gazali ile akraba cikartirmisiniz. Lutfeeen. :))

    Liberallerin yaptıkları derken herhalde korporatizmin eserlerinden bahsediyorsunuz.. Okumazsanız kimin hangi bağlam içnde kaldığını da göremezsiniz.

    Korporatizm? O da nereden cikti.. Ne genis sapkaniz var sizin kuzum..

    Ben su katilmamis Libertarienlerden bahsediyorum.

    Bkz Irlanda ve Hindistan’da yedikleri herzeler..

    Siz de okuyun lutfen. Fakat, aradabir degisiklik yapin ve masal degil, gercek ve yasanmis seyleir okuyun –istirham ederim.

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 21.02.2007 - 16:07

  34. Müzmin Bey,

    Siz ne öneriyorsunuz?

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 21.02.2007 - 16:33

  35. İrlanda zengin oldu, Hindistan’da öyle ne tuhaf değil mi?

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 21.02.2007 - 16:43

  36. :)

    Bu dedikleriniz Libertarianizmle degil, onlari oralardan defettikten sonra oldu..

    Ama, tarihle sizin pek ilgiliz olmadigina sasirmadim.

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 21.02.2007 - 17:19

  37. Müzmin Bey,

    Şimdi size bahsettiğiniz ey merkantilizmdi desem anlayacak mısnız?

    Bu ülkelerin zenginliği yabancı sermayenin ülkelerine yaptığı yatırımlarla oldu… Yani “azıcık” bir liberalizm ile…

    Hakikaten bazen gülünç şeyler de söylüyorsunuz…

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 21.02.2007 - 17:45

  38. Afsar bey,

    Şimdi size bahsettiğiniz ey merkantilizmdi desem anlayacak mısnız?

    Anlayacagim.. anlayacagim da, sizin gercekten bir mercani bile kiskandiramyacak noktada oldugunuzu anlayacagim.

    Kendinizi bir etiket diyetine bogmussunuz ki, zararli olmagi bile asmis gibi gorunuyor.

    Etiketleri annenizin etegi mi sayiyorsunuz nedir amnlamiyorum, ama gercekten etiketlerin arkalarina bu kadar istiyakla saklanmak arzunuzu anlayamiyorum.

    Liberalizm ile ilgili olarak, su ilmeklerde bu konuyu tartismistiK:

    Once bu ilmekte sonra da bu ilmekte

    Orada da asagilik kompleksleriniz depresmis gibi gorunuyor –ama, meselenin ozunun Ingilizce ile sorunlariniz oldugunu bilmiyordum.

    Simdi ogrendim, ama yapacak fazla bir seyim yok.

    Butun literaturu sizin hatiriniza tercume edecek imkanim yok demek istiyorum.

    Bu ülkelerin zenginliği yabancı sermayenin ülkelerine yaptığı yatırımlarla oldu… Yani “azıcık” bir liberalizm ile…

    Ya sabir!… Evet, Ukrayna da simdi idare eder halde.. Dolayisi ile, Stalin’in orada acliktan oldurlduklerini onemsiz sayabiliriz.. Oyle mi?

    Hakikaten bazen gülünç şeyler de söylüyorsunuz…

    Tabi. Anlatmak imkansizlasinca guldurmek ikinci alternatif oluyor. En azindan oyle zorlayarak bir zeka emmaresinin varligini test edebiliyorum.

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 21.02.2007 - 20:11

  39. Müzmin Bey,

    Bahsettiğiniz şeylerin bağlamındanhabersiz olduğunuz için ben kendimi mercan kadar beyinsiz addedebilrim..
    Rahat olun kasmayın, geçecek…

    Bu ülkelerin zenginliği yabancı sermayenin ülkelerine yaptığı yatırımlarla oldu… Yani “azıcık” bir liberalizm ile…

    Ya sabir!… Evet, Ukrayna da simdi idare eder halde.. Dolayisi ile, Stalin’in orada acliktan oldurlduklerini onemsiz sayabiliriz.. Oyle mi?

    Hakikaten tamam.. Şimdiye kadarki bütün tartışmalardan vazgeçiyor, ne derseniz “evet” diyorum.. Mesele anlaşılmıştır.

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 21.02.2007 - 21:59

  40. Afsar bey,

    Rahat olun kasmayın, geçecek…

    Gececegini hepimiz biliyoruz –hersey gecici– da, ne zaman gececegini soyleyebiliyor musunuz. Bence, asil onemli olan o. ;)

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 21.02.2007 - 22:33

  41. Peki Müzmin Bey…

    Yorum yazan: Afşar ÇELİK | 21.02.2007 - 23:24

  42. Sevgili Metin Bey,
    Ben şöyle uzaktan el sallayıp, iyi olduğumu göstereyim, istedim. Daha iyiyim, merak etmeyin.

    Sevgilerimle.

    Yorum yazan: endiseliperi | 22.02.2007 - 14:17

  43. Peri Hanım,

    Ne kadar sevindim sesinizi duyduğuma, iyi olduğunuza… Tekrar tekrar geçmiş olsun. İyileşir iyileşmez genel bir sağlık kontrolünden geçmeyi ihmal etmeyin.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 22.02.2007 - 16:13

  44. Metin Bey,
    Nazik ziyaretiniz ve taziyeniz için teşekkür ederim. :)

    Yorum yazan: Saliha | 23.02.2007 - 20:14

  45. Hmmm.. “Tamam, onu anladik da, Mrs Lincoln, eseri nasil buldunuz?”

    Biberi eksik olmus. Bende biraz var:

    http://genetics.plosjournals.org/perlserv/?request=get-document&doi=10.1371/journal.pgen.0030007

    (Ortak atadan ayrilma eskiden dusunuldugunden daha sonra olmus olabilir diyor.)

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 24.02.2007 - 06:48

  46. Ilginc bir link.. Tesekkur ederim.

    Genomic Relationships and Speciation Times of Human, Chimpanzee, and Gorilla Inferred from a Coalescent Hidden Markov Model

    Ben de kendi kendime hep ‘gecmise yonelik falcilik’in ‘forecasting the past’tan daha ‘bilimsel’ bir ismi olmali diyordum.. ‘Coalescent Hidden Markov Model‘ tam benim aradigim bir sey gibi gorunuyor.

    Ote yandan, o kisa ve karmasik like hell seyi birkac defa okudum… Her ne kadar su anda kafam herzamankinden daha daginik ise de, normal zamanda da mesakkatsiz birsey olacaga benzemiyor.

    Tam olarak ne diyor o Allah askina..

    ‘Her ne kadar ‘Markov Model’leri gecmise yonelik tahminlerde pek kullanilmazsa da, biz sadece onu yapmakla kalmadik, fani kullara ayan olmayacak unsurlar olabileceginden hareketle, mensei oradan buradan gibi gorunmekle braber aslen sapkadan cikadigimiz sayi kumelerine bir de cakisan bilmemne teknigi ile kus kondurup bir seyler bulduk’ filan gibi birseyler dedigini saniyorum.

    Mesela, surada; anlamli bir seyler var.. var da acaba ne?

    We find a very recent speciation time of human-chimp (4.1 +/- 0.4 million years), and fairly large ancestral effective population sizes (65,000 +/- 30,000 for the human-chimp ancestor and 45,000 +/- 10,000 for the human-chimp-gorilla ancestor).

    ‘Turun ortaya cikisi’ (’speciation time’) 3.5-4.5 milyon sene surmus demek istiyor herhalde. Iyi de, ne zaman baslamis? Ben ona bir cevap bulamadim.

    O kisa yaziyi okuduktan sonra, ‘ariyor muydum?’ sorusuna bile cevap verecek halde degilim… Kullanilan mecazlar ve bilimsel uhrevilik acisindan kutsal metinlerden cok farki yok gibi geldi bana. Yani, iyi bir mufessir ondan istedigi mezhebi cikarabilir gibi..

    Siz ne dusunuyorsunuz?

    [Not: Istatistik benim hic bir zaman en sevdigim dal olmadi. O yuzden, 'Markov Model' ve turevlerini yanlis anlamis olabilirim. Sadak (sidk) el science ul azim.. ]

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 24.02.2007 - 15:53

  47. Ote yandan, o kisa ve karmasik like hell seyi birkac defa okudum… Her ne kadar su anda kafam herzamankinden daha daginik ise de, normal zamanda da mesakkatsiz birsey olacaga benzemiyor.

    Bilmiyorum ben, bunlari calismis ve konulara hakim insanlari kizdirdiginiz icin anlatacak kimse de yok. Referanslari kovalamak lazim. (Ben Reuters verdi bunu diye gidip linkine bakip koydum buraya, bunlari baska sebepten calisacagim belki ileride (farkindaysaniz bir suru bilgisayarci genetik tarafina meylediyor) ama simdi pek anlamiyorum.) HMM icin webde referans bol, ama bilgisayarci acisindan bakiyor olabilirler. (HMM kullanan bir ornek olarak Sabanci’daki deasciifier’i biliyorsunuzdur.)

    ‘Her ne kadar ‘Markov Model’leri gecmise yonelik tahminlerde pek kullanilmazsa da, biz sadece onu yapmakla kalmadik, fani kullara ayan olmayacak unsurlar olabileceginden hareketle, mensei oradan buradan gibi gorunmekle braber aslen sapkadan cikadigimiz sayi kumelerine bir de cakisan bilmemne teknigi ile kus kondurup bir seyler bulduk’ filan gibi birseyler dedigini saniyorum.

    Heh evet, bu acidan bana eski AI makalelerini hatirlatti. (Niye bunlari calisirim belki ileride dedigim konusunda da bir ipucu daha cikti simdi galiba.)

    ‘Turun ortaya cikisi’ (’speciation time’) 3.5-4.5 milyon sene surmus demek istiyor herhalde. Iyi de, ne zaman baslamis? Ben ona bir cevap bulamadim.

    Yok, anladigim kadariyla 3.5-4.5M sene evvel oldu diyor, o cumlede ne kadar surdugu yok. Benim anladigim ’speciation’ turlerin ayrilmasi anlamina da geliyor.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 24.02.2007 - 20:05

  48. [ooopss]

    Bilmiyorum ben, bunlari calismis ve konulara hakim insanlari kizdirdiginiz icin anlatacak kimse de yok.

    Ah.. ah.. yarama el degdiniz.. Bu memlekette dilinden benim kadar cekmisse belki bir de rahmetli Ezop cekmistir..

    Yok, yok. Mumkun degil, o bile bazan soz ile bal ederdi kayintiyi..

    Eskiden boyle miydi azizim.. Kinaye, istihza ile terbiye etmege hiic gerek yoktu. Ilmi mevzularda azicik yan bastigini farkettigin anda rahleyi istaka ['stick'in memleketcesi] edip indiriveriyrodun ve ustelik de orada patently gul bitiyordu.. Simdi? Simdi nazik olacagim diye ne kadar ugrasirsam ugrasayim, yaranmak mumkun degil artik.

    Referanslari kovalamak lazim. (Ben Reuters verdi bunu diye gidip linkine bakip koydum buraya, bunlari baska sebepten calisacagim belki ileride (farkindaysaniz bir suru bilgisayarci genetik tarafina meylediyor) ama simdi pek anlamiyorum.) HMM icin webde referans bol, ama bilgisayarci acisindan bakiyor olabilirler.

    Bilgisayarcilari ehm anliyorum, hem de herkes gibi ben de onlara gipta ile bakiyorum. Her turlu dandik metodu alip istedikleri sekilde ‘brute force’ amaciyla kullaniyorlar ve kimse onlara cikip ‘tovbekar ol ya kafir; bu senin yaptigin Allahin gucune gider!’ demiyor..

    (HMM kullanan bir ornek olarak Sabanci’daki deasciifier’i biliyorsunuzdur.)

    Biraz bilir gibiyim.. Ben zaten Sabanci’daki ekolu en cok da yaraticiliklari icin seviyorum. Fevkalade guzel ve yaraticilik yansitici terimler peydahliyorlar Nuh Nebi’den kalma metodlarin yeni isimleri olarak.

    O bakimdan, mesela yazilan seylerdeki typo’lari gidermek icin yedi gobekten beri Anadolu’da kullanilagelen ’swap a few characters and look it up’ teknigine de HMM filan demek gerekiyor bence.

    Heh evet, bu acidan bana eski AI makalelerini hatirlatti. (Niye bunlari calisirim belki ileride dedigim konusunda da bir ipucu daha cikti simdi galiba.)

    AI calismak iyidir. Beraberinde biraz da fosfor diyetine agirlik verince insanin zekasinin gelismesine yardimci olacagini hep derdi buyukannem. Nur icinde yatsin. Dinlemedim lafini, ve simdilerde anliyorum ne kadar hakli oldugunu. Ah, kafam.. ah.

    Yok, anladigim kadariyla 3.5-4.5M sene evvel oldu diyor, o cumlede ne kadar surdugu yok. Benim anladigim ’speciation’ turlerin ayrilmasi anlamina da geliyor.

    Boyle zamanlarda, kara kapli Nizami beyin yerine gecmege baslayan akl-i aleme, yani Wikipedia’ya basvuruyoruz:

    “Speciation is the evolutionary process by which new biological species arise. [..] Speciation may also be induced artificially, through animal husbandry or laboratory experiments.”

    Burada benim anladigim, estaguzubillah, cehennem narinda yanasi ‘kefere ‘turun ortaya cikmasi prosesi’ne ’speciation’ diyor. ‘Speciation time’ da bu islemin taksimetresinde ne okunuyorsa o gibi geliyor bana.. Yani, ‘lunch time’dan farkli sanki.

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 24.02.2007 - 21:47

  49. Eskiden boyle miydi azizim.. Kinaye, istihza ile terbiye etmege hiic gerek yoktu. Ilmi mevzularda azicik yan bastigini farkettigin anda rahleyi istaka [’stick’in memleketcesi] edip indiriveriyrodun ve ustelik de orada patently gul bitiyordu.. Simdi? Simdi nazik olacagim diye ne kadar ugrasirsam ugrasayim, yaranmak mumkun degil artik.

    Sizinle konusurken mi aklima gelmisti bu? Galiba oyle. Alatli da ugrasir bununla ‘rasyonel otorite’ diye. Odunu kestirme yol olarak kullanabilen, ama zaman icinde bilgisini aktardikca odun kullanmasina hacet kalmayan otorite. Odunu beyin deterjani olarak kullananla farki bir bakista nasil anlasilir bilmiyorum tabii.

    Burada benim anladigim, estaguzubillah, cehennem narinda yanasi ‘kefere ‘turun ortaya cikmasi prosesi’ne ’speciation’ diyor. ‘Speciation time’ da bu islemin taksimetresinde ne okunuyorsa o gibi geliyor bana.. Yani, ‘lunch time’dan farkli sanki.

    Bana oyle gelmiyor, o makaledeki kullanimda ‘lunch time’ gibi ama zaten biliyordunuz bunu — linki okudum fikrim degismedi diyorum. E-odun nerede?

    Isi ciddiye vuralim: deasciificiation icin o metodu cikartan Gokhan Tur Bilkent’de idi. Tezinde anlatir. Suradan linkli:

    http://www.speech.sri.com/people/gokhan/pubs.shtml

    Farkettinizse bazen Turk harfleriyle de yaziyorum burada, asagida linkli emacs kodunu alip mincikladim biraz bunu yapmak icin. Ayni isi goruyor ama metod degisik:

    http://www.denizyuret.com/turkish/turkish.el

    (Emre Sevinc haber verdi bunu)

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 24.02.2007 - 22:13

  50. Biraz bilir gibiyim..

    Hmm, bunu yanlis okumus olabilirim. Neyse fazla linkin ziyani yok, ona da link vereyim bari:

    http://www.hlst.sabanciuniv.edu/TL/deascii.html

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 24.02.2007 - 22:36

  51. Sizinle konusurken mi aklima gelmisti bu? Galiba oyle. Alatli da ugrasir bununla ‘rasyonel otorite’ diye. Odunu kestirme yol olarak kullanabilen, ama zaman icinde bilgisini aktardikca odun kullanmasina hacet kalmayan otorite.

    Alatli ile tabii ki bazi farkliliklarimiz olacak. Ben odun kullanmazdim, rahleyi istaka niyetine kullanirdim –OK aliskanligi–, istakayi da oduna indirirdim.. Hey gidi gunler..

    Odunu beyin deterjani olarak kullananla farki bir bakista nasil anlasilir bilmiyorum tabii.

    Zordur. Bu durumda mutlaka halkalarina bakmak gerekir.

    Bana oyle gelmiyor, o makaledeki kullanimda ‘lunch time’ gibi ama zaten biliyordunuz bunu — linki okudum fikrim degismedi diyorum. E-odun nerede?

    Estagfurullah.. siz de kendi fikrinize pekala entightel olabilirsiniz. Hem zaten biz burada odun aramiyoruz ki.. Odun buraya disaridan, dagdan gelir.

    Isi ciddiye vuralim: deasciificiation icin o metodu cikartan Gokhan Tur Bilkent’de idi. Tezinde anlatir. Suradan linkli:

    OK. istatistik metod kullanimina kadarki kismiyla mutabikim. Oradan sonrasi sorun. Yani, ancak corpus kadar iyi.

    Sunu demek istiyorum: Deascification’u aktif hale getirirseniz, ve yazdiklarinizda da typo da varsa basiniz belada demektir.

    ‘Bu ornek mnaanini cine der’ :))

    Farkettinizse bazen Turk harfleriyle de yaziyorum burada, asagida linkli emacs kodunu alip mincikladim biraz bunu yapmak icin. Ayni isi goruyor ama metod degisik:

    He he.. interactive olunca kolay; yazarken de ogretebilirsiniz.. kolaysa, alin eski SCT metinlerini ve onlari deascify edin bakalim. :)

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 24.02.2007 - 22:38

  52. Denedim. Bunu yimurtladi:

    Bu örnek mnaanını cine der

    :)

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 24.02.2007 - 22:40

  53. Alatli ile tabii ki bazi farkliliklarimiz olacak. Ben odun kullanmazdim, rahleyi istaka niyetine kullanirdim –OK aliskanligi–, istakayi da oduna indirirdim.. Hey gidi gunler.

    Kadinin demedigi seyi demis gibi soylemis oldum simdi, benim hatam. O odun kismini ben uydurdum (veya cikarttim), o acikca oyle birsey demiyor yanlis hatirlamiyorsam.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 24.02.2007 - 22:47

  54. Ben de acikca oyle bir sey demiyorum ki. Bunlari bizbizeyken konusurum sadece.

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 24.02.2007 - 22:49

  55. Ben de acikca oyle bir sey demiyorum ki. Bunlari bizbizeyken konusurum sadece.

    Yok dediniz demiyorum, tamamen benim kabahatim. Ciddiye alan cikar belki burayi okuyanlardan diye duzelteyim dedim.

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 24.02.2007 - 22:54

  56. Yok yaw, bizi kimsenin ciddiye alacagi yok :))

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 24.02.2007 - 23:02

  57. halk ev kurmaya yardim etti
    halk evi kurmaya yardim etti
    halkevi kurmaya yardim etti

    bunlardan hangisi yanli sizce?

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 24.02.2007 - 23:03

  58. Yok yaw, bizi kimsenin ciddiye alacagi yok :))

    Efendim, acaba diyorum wikipediaya baksak da su “ignorance is bliss” lakirdisindaki “ignorance”in “being ignored” gibi bir manasi olabilecegini cikartsak nasil olur?

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 24.02.2007 - 23:05

  59. bunlardan hangisi yanli sizce?

    Hepsi dogru gibi geldi bana. (Tam adamini buldunuz, bazen kendi yazdigimi zor anliyorum).

    Yorum yazan: Bulent Murtezaoglu | 24.02.2007 - 23:07

  60. Baktim, ama bulamadim. Yok galiba. Atlamislar.
    Hemen bir makale eklemegi dusunuyorum.

    :)

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 24.02.2007 - 23:09

  61. Hepsi dogru gibi geldi bana. (Tam adamini buldunuz, bazen kendi yazdigimi zor anliyorum).

    Bir de diger hazirun baksa keske.. Mesela metin bey?

    Yorum yazan: Muzmin Anonim | 24.02.2007 - 23:10

  62. Muzmin Bey,

    Farketmemişim sorunuzu. Aradan aylar geçmiş, geç de olsa yanıt yanıttır.

    Farklı bağlamlarda olmak kaydıyla, hepsi doğrudur.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 26.06.2007 - 10:30

Yorum yapın