Kılıçsız, yalın.*
Aklımı karşıya geçir şair aklı. Uçur bilinmeze zamanın ruhu. Beni yıka onmazlığı yalanın./
Bilgeliğe taşı kelimelerimi dünün dünyası. Erasmus’a karanfil sunayım. Hırçın bellek sınansın./
Bunca kelle boşa düşmüş. Yazık bunca başsız sonsuz öyküye. Korkak bir kılıç saklar gövdesinde bu mağrur kın. //
Tarih yazdıklarını sananlar tarihe yenilenlerdir. Vay yenilmişlerin haline, varislerine tahtın./
Kanatlarına sığınayım kelebek, ömründe sonsuzluğu sınayayım. Dünya sınav olduğunu anlasın./
Bir canhıraş bağrışsın, ertelenemez uzun bir telaş. Denmeli sana: Yansın varsın, ersin varsın, yoksun varsın. //
Dil benim mülkümdür. Senin mülkündür. Onun mülküdür. Mülk kardeşleriyiz, ey umutsuz yoldaşım, dildaşım kadın!/
Kesip attım dilimi en karanlığımın koyunda. Kadın, benim şeytani yüzümün en umutsuz tanığısın!/
Unuttum okuduğumu: ‘Hiçbiri hissetmiş olamaz ensendeki soluğu: Ne yunmuş kan, ne kirlenmiş altın.’
———————————————————————————————————–
(*) Bu manzum metni üç üçlük olarak okumalısınız. Satırlara aldanmayın. Mısra sonlarındaki işaretler de sırf sizin okumanızı kolaylaştırsın diyedir, mısralar satırlara bölünmeseydi gerek olmayacaktı onlara. Mısra dediğime de bakmayın; bu bir şiir olmayıp -az önce de belirttiğim gibi- manzum bir metindir. Hece veznindedir, ölçüsü de 34′tür.
8 Yorumlar »
Yorum yapın
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)


tarih yazılmaz ey şair.
tarih yaşanır ancak,
ve ardında iz bırakarak…
biz güneşe kılıç sallayanlar
ve onunla bronzlaşanlar
diye ikiye ayrılmaya kadar yolu var.
Dil kiminde bir tepsi,
içinde bir tutam nazen;
kiminde paslı çiviye çalar
tetanoz narasından bir parça,
cana ve kana karıştığında
sevgiye protest çalar.
Ey şair,
kışkırtma şairliğimi bu akşam,
Dil, senin malın benim malım demem
sonra el koyarım bütün kelimelere.
sana da yalellim kalır.
sevgile..
Bir kac sey, aklima getirdiklerinden mulhem:
– “Korkak kilic, magrur kIn” guzel, cok guzel bir cerceve..
– Bu dunyanin bir sinav (imhtihan) diyari oldugu savi ile Darwinismin evrim konsunda soyledikleri uygun bir zamanda tekrar ve beraber okunacak.
– Tih yazdiklarini sananlar, tarihe yenilen midir yenilecek olanlar midir konusunda tefekkur edilecek.
– Kesip attigim mulk hala daha benim mulkum olabilir mi; yoksa kamuya devredilmis mi sayilmalidir? Kamu, sahipsizlerin belki ama istenmeyenlerin de siginagi midir?
– 34′luk olcu ilginc. Acaba akrostisi ‘kırkbirkeremaşallah*kırkbirkeremaşallah’ olan 41′lik olcuyle yazilmis 41 misralik bir anlamli manzume yazilabilir mi sorusu sorulacak.
Tih –> Tarih
Muzmin Bey ve Zihni Bey (abc),
Yorumlarınıza çok sevindim. (Hem yorum yapmanıza, hem de yorumlarınızın içeriğine.) İkinize de teşekkürlerimin yanısıra birer bardak taze çay sunarım.
Metin [ağa]bey,
siz her yönünüzle çok özel bir insansınız..
Ben çoğu yazınızı okuyorum ama artık yorum yapmaya haddim olmadığını düşünerek pas geçiyorum..
Bu manzum metin de, diğerleri gibi çok ama çok hoştu..
en içten sevgi ve saygılarımla
Ece Kardeş,
Çok naziksiniz, çok teşekkür ederim iltifatınıza. Ama şu sözünüzü kabul edemiyorum: “yorum yapmaya haddim olmadığını düşünerek”.
Araya girmek gibi olmasın ama,
Ece, sözcüklere ve anlamlara kırk takla attırır da
hiçbir yerini incitmez.
Haa, burda mıydın Ece, sevgiler.
Mac’te Safari’den girince gördüm ki mısralar satırlara bölünmemiş.