Le makale sur kolit, kabız ve dîger hazım zorlukları
Beddua sezonu gelip çattı hanııım!
37. Tez vakitte seçim yapıla, MHP-BBP-CHP koalisyonu kurula. Milliyetçilik damarı kabaran dostlarım dünyanın kaç bucak olduğunu ve de şirin beldem Absürdistan’ımın nasıl bir cehenneme dönüştüğünü göreler, pişman nadim olalar. Ayrıcana ayyıldızlı kazanın başında halâ kadrolu zebani olmadığını hayretle farkedeler.
38. Kyoto protokolüne karşı gahramanca direnen Iraq Gazisi Busht Bey’in Teksas’taki sığır çiftliğini sel basa, sel suları Busht Bey’e kovboy çizmesini kaybettire ve naçiz bedenini de cehennemin dibine sürükleye. (Tikkat: Bu cehennemin bir üst maddede bahsi geçen cehennemle ilintisi araştırılacak ve müessese amirimize rapor edilecektir.)
39. Metlumes’ut Parlak Bey kibin parlak bi LÖK mahsulü rektör olasın. Sindirim sisteminin ince ve kalın barsak mıntıkasında Orhan Pambık ve Yaşar Kamil’den mütevellit hazım zorluğu çekesin. Darülfünununun tıp fakültesi endokrinoloci bölümünün profları kolit teşhisi koya, parlak reklamcımızın gızkardeşi kibin kıvrım kıvrım kıvranasın.
40. “Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hrant Dink’iz” sloganı etrafında “höö?” deyu yaygara koparanların IQ ve EQ seviyelerine inesin. Böyle demekle Ermeni falan olunmayacağını, bunun -Celal Başlangıç Bey’in deyişiyle- “bir insanlık duruşu, ayağa kalkan bir vicdanın kendiyle yüzleşmesi ve Hrant’ın öldürülüşü gibi kalleş bir oyuna karşı haykırış” olduğunu anlayamayasın. İnsanlıktan çıkasın. Faşorasist olasın emme adın milliyetçi kala, kargalar güle. (Bak elin Alamanları da “Hepimiz Türküz” diye yürümüşler. Böylelikle bir itirazının daha IQ ve EQ seviyenin düşüklüğüyle alakalı olduğu meydana çıktı!)
41. Trabizon’da yaşayasın, on yıl boyunca seni işleyip duralar. Sonra da “Oy Trabizon Trabizon, nedir bu cinai helezon?” deyu şaşkın şaşkaloz sual soralar.
42. Film artizi olasın, Atatürk filminde başrolde oynarkene Durgut Çılgıntürk Emmi’nin hışmına uğrayasın. Şirin beldemde Durgut Çılgıntürk Emmi kibin beyaz milliyetçilerle Hayalî Güççük Bey kibin esmer milliyetçilerden başka bi de Kripton gezegeninden gelen demokratlar da yaşadığından, adı geçen emmimin de ufak çapta bitakım kirli operasyonlar yaptığı meydana çıkıversin. Sen yine de sevineme, çünküm madde 1) milliyetçilerimiz her zaman haklıdır ve de istisnai durumlarda birinci madde geçerlidir.


Jazzetta’cığımızın duraklama devrine girdiği belli oldu! Yine aynı vaziyet: İn Beyler ile Cin Beyler Amerikan futbolu oynuyorlar. Halbuysam müessese amirimiz üşenmedi, telaşesinin ve tavan yapmış stresinin arasında oturup iki muhteşem makale döktürdü. Namıkörler, n’olcek!
Wallah dogru soyluyorsunuz sayin abem….
Bunlarin hepsi Muzmin Bey’in sucu :)
Demincek ona laf yetistirecem diye izlenimlerde takilip kaldim…
Anca yaziyi yazdim da kactim buraya geldim… Daha benim oraya gidecem… Emme korkum Muzmin beyin yazdigim cevabi farkedip bana cevap vermesi yada Bulent beyin…
iste o zaman beni bugun bi daa goremezsiniz…
Metin Bey,
Merhaba demek için yazmak istedim.Hem beddularınızdan nasibimi almamak için)))
Hem de yazılabilecek arananlar listesinde ,ismimin deşifre edilmemesi için)))
Jazzetta için lütfen endişeniz olmasın.Hele hele Duraklama Devrinden sonra gelmesi muhtemel diye düşünülen Gerileme ve Çöküş Devreslerinin ,sizin bloğunuz için sözkonusu olacağına asla ihtimal vermiyorum,inanın.
Sizin bloğunuzdaki bu durumu ,”Karanlığın en yoğun olduğu an,aydınlığa en yakın olunan zamandır” olarak nitelendiriyorum.Lütfen, yazılarınızın sessiz okuyucularını bu zevkten mahum etmeyiniz olur mu?
Bu arada yeni işiniz de hakkınızda hayırlı olur inşallah.
En içten selam ve saygılarımla………..CEREN
zavallılar “beddua manyağı” olmuş.
Puşt dedikleri, uzaydan arsa derdine düşmüş diyorlar. Kyoto sözleşmesini bu yüzden imzalamıyormuş. Ozondan bir fışkırık sesi duyulduğunda, hemen oraya kaçacaklarmış saz arkadaşlarıyla birlikte. Ama inanmadım tabi buna. Orda sırtına binecek birilerini bulabilecekler mi onu merak ediyorum. Bulamazlarsa eğer, neylesinler öyle “ham” hayatı?
Bunun için ozon deliğine bir kirli don tıkarlar geçici olarak diyorum.
Emme korkum Muzmin beyin yazdigim cevabi farkedip bana cevap vermesi yada Bulent beyin… iste o zaman beni bugun bi daa goremezsiniz…
Eziyet bile etmeye kalktim orada size. Eyvah, Metin bey beni dovecek! Gerci pasifist oluyor kendileri, oradan belki kurtaririz.
Hic umitlenmeyin: Aktif pasifist oluyorlar.. Ikinci terime denk dusmeyebilirsiniz :)
Jazzetta’cığımızın duraklama devrine girdiği belli oldu! Yine aynı vaziyet: İn Beyler ile Cin Beyler Amerikan futbolu oynuyorlar. Halbuysam müessese amirimiz üşenmedi, telaşesinin ve tavan yapmış stresinin arasında oturup iki muhteşem makale döktürdü. Namıkörler, n’olcek!
Size, hiç ummadığınız yerlerden misafirler gelecek, üç vakte kadar:)
Metin Bey merhabalar,
Bakınız ben de buralardayım! Yalnız bu aralar ya yazma ya da self disiplin sorunsalım var yazamıyorum! Takipteyim amma merak etmeyiniz.
Bu arada biraz da edebi şeylerden bahsetseniz diyorum! Hani benimki bi rica, oluru varsa tabi! Gerçek hayat yeterince gözümüze sokulmakta!
Girişi ben yapıyorum müsaadenizle:
Sizce roman/öykü yazabilmenin öğrenilebilir bir tekniği bulunmakta mıdır? Yaratıcılık insanın hamurunda yoksa bile bu mümkün müdür?? ki ben inanmıyorum ama değişik görüşlere açığım. Bunu niye soruyorum bu Cumartesi yaratıcı yazarlık teknikleri adında 3 aylık bir kursa başlıyorum, eğer min. kontenjan dolarsa tabi! düne kadar sadece 5 kişi kayıt yaptırmıştı! ve + 3 e ihtiyacımız var!!
Sevgiler,
Özge
Metin Kardeş Merhaba;
Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra yazdığınız bütün yazıları (beynimizin alabildiğince) okuduk.
Öncelikle elinize, kolunuza sağlık.
Sonra; okuyabildiklerimiz için bütün ukalalığımızla iki nokta var belirtmek istediğimiz:
i) Zaten sınırlı olan enerjimizi sinirlenmek ve celallenmek yerine daha sakin kalıp düşünmeye ve bulmayan yönlendirebiliriz “bu malzeme ile ne yapılabilir”i tartışmak daha verimli olabilir. mi?
ii) Böylesi türküler yakmış bir coğrafyadan bu kadar umudu kesmek sevilen’e bir parça haksızlık etmek değil mi?
selamlar
Sevgili dostlar,
Birkaç gün malikanemizden uzak kalabilirim. “Elde olmayan” nedenlerle. Lütfen siz buraları boş bırakmayın, bahçeyi sulayın, kedilere mama vermeyi unutmayın, sigara denen zıkkımı tüttürseniz bile izmaritleri gözüm görmesin.
Değerli yorumlarınıza cevap vermemezlik etmeyeceğim elbette. Ama şimdi telaşeliyim, mazur görün.
(Böyle dedim a, belli olmaz, belki de fırsat bulup yazı döşenebilirim de.)
Mehmet Bey,
Teşekkür ederim. Siz yeni bir konuk olduğunuz için ayaküstü de olsa cevabımı geciktirmeyeceğim.
Haklısınız. Çok haklısınız dediklerinizde.
Yine gelin. Bizde çay bardak bardak, çörek tabak tabak.
ölmez sağ kalırsak buralardayız, lakin biz sigarada içeriz. Tamam izmaritleri görmezsiniz, ama içeriz;)
yolunuz açık ola (bir yol varsa)
Ceren Hanım,
Sizin sesinizi duydum ya yine, ne güzel! Çok teşekkür ederim. Hem bunun için, hem de iyi dilekleriniz için.
5 ve 6 için:
İki adet “heh heh!” nidası.
Ece Kardeş,
Kahve falında mı çıktı, ben mi baktım fala?
Özge Hanım,
“Bakınız ben de buralardayım! (…)Takipteyim amma merak etmeyiniz.” demişsiniz. Teşekkür ederim, eksik olmayınız.
“Gerçek hayat yeterince gözümüze sokulmakta!” demişsiniz. Çok haklısınız. Benim de midem bulanıyor zaten.
“Sizce roman/öykü yazabilmenin öğrenilebilir bir tekniği bulunmakta mıdır? Yaratıcılık insanın hamurunda yoksa bile bu mümkün müdür?? ki ben inanmıyorum ama değişik görüşlere açığım.” demişsiniz. Hımm, kazık bir soru! Siz bi düşünün bunu derim, sonra konuşuruz.
“Bu Cumartesi yaratıcı yazarlık teknikleri adında 3 aylık bir kursa başlıyorum, eğer min. kontenjan dolarsa tabi! düne kadar sadece 5 kişi kayıt yaptırmıştı! ve + 3 e ihtiyacımız var!!” demişsiniz. Hayırlı olsun efenim, umarım zevkli bir çalışma olur bu.