Hece hece Trük-çe (3)
Devam ediyorum Muzmin Bey.
12. zza
Örnek:
Tra-jedi. Zihnini tam kapasite kullanan ışın kılıçlı bir usta jedinin ağlatısı mıdır yoksa bu “trajedi”? Trajik bir geçmişe bugünden bakmak, o trajediyi devam ettirmekten başka işe yarayacaksa ne iyi. Ya bugün de trajikse? Trajediye içeriden bakılabilir mi?
13. azzz
Örnek:
Antr-parantez. Ne zaman kendi sözümüzün arasına girebiliriz ki? Sırası hiç gelir mi bazı sözlerin? Kendi sözümüzle aramızın açıldığı anlarda araya giren, emanet sözler midir? Sırası hiç gelmeyecek sözler uzayın boşluğunda yitip gider mi, yoksa ileride dile gelmek üzere görünmez yerlere mi saklanır?
14. zazzz
Örnek:
Hertz.* Bu hece sihirli hece! Çocukluğumu döküyor ortaya. Radyo Tiyatrosu. Çocuk Saati. Dilek Kutusu. Ajans Saati. Arkası Yarın. Marconi, Philips, Grundig, Star. Kocaman yeşil gözlü radyomuzun ışıklı kadranı üzerinde gündüzleri gözlerini yumarak, geceleri bütün lambaları söndürüp yalnız onun sırtındaki delikli plakadan duvara yansıyan ışıkların eşliğinde dünyanın ses yolculuğuna çıkmak, bu hece.
Evimize hırsız girdi gecelerin birinde, radyoda dinlediği yarışma sorusunu doğru yanıtlayıp bize büyük ödülü kazandırdı. Metafizik sınavında hocanın kopya çektiği gerekçesiyle dışarı attığı eski üniversite öğrencisiydi o. Masumdu oysa, önündekinin ruhuna bakıyordu yalnızca. Üniversiteyi bitiremeyince hırsız oldu, yazar oldu, yönetmen oldu, ruhumdaki karadelikleri çaldı, gecelerden birinde pencereden girip. Kazandırdığı büyük ödül, bir hece anahtarıydı. Bu anahtar bütün hecelerin kapısını açmaya yarayan bir tür maymuncuktu. Bazen sol anahtarına dönüştüğü de oluyordu.
Benim gibilerin daima bir köşede gözden geçirilip geliştirilmiş Woody Allen’ları bulunur. Radyo günleri, hece anahtarları, çocuk yanları, iflah olmaz sakıncalılıkları, arızaları, takıntıları. İrili ufaklı bütün hecelerden oluşan hece koleksiyonları. Lambalı ruh radyoları.
15. zzzazz, 16. zzzazzz
Bazı heceler, olmayan hecelerdir. Bazı dillerin olmayışı gibi. Dile gelmeyen hecelerdir bunlar, aslında yok değillerdir. Birgün elbet dilimizin ucundan havaya karışacaklar, kimbilir hangi anlam yükünün bir ucundan tutup işimizi kolaylaştırdıkları zehabına kapılacaklardır. O zamana kadar kendileriyle görüşmemekte, onları yoksayma nezaketsizliğiyle sokaklarda boy göstermekte sakınca görmeyeceğizdir.
Siz de tespit etmişsiniz Muzmin Bey, başka hece yok.
Diyor ve kendimi aldatıyorum.
—————————————————————————————————————————–
(*) Muzmin Bey’e, bana bu kelimeyi hatırlatarak metnimdeki eksikliği giderme fırsatı verdiği için teşekkür ederim.
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)

