Şiir filan değildir*, Peri Hanım’a anlatılacak bir rüyadır**
rüyamda hep kendim oldum
ki rüyadaydım
anne sıcağı oldum yitişi kaçınılmaz
doğum oldum hazırlık sınavı
bekleyişlerin sıkıntılı gerginliği oldum koptu kopacak
rüya oldum içiçe içiçe
ülkeler oldum üzerinde ot biten yazgı beliren
dünya oldum şaşkın
rüyamda gıcık oldum herşeye
herşey üstüme üstüme geliyordu
durup dinlenmeden kendimdim rüyamda
ki rüyadaydım bir bilseydim
rüyamda rüya gören bir adamın rüyasını görüyordum
hangisinden uyandım söyleyin
uyandım mı söyleyin
anbean eriyordu dali’nin saati
saatler hep erir zaten
rüya bu saat bu erimek bu
yüzeylerinden sıyrılırken goya’lar
rilke susar
rüyamda bachmann ölüyordu
birinci derece delil olarak
rüyamda hep kendim oldum hiç şaşmadım
şaşırmadım ilk kendimle son kendim arasındaki
rüyalarda görülen uzlaşmaz çelişkiye
ki rüyadaydım
kelimelerin ağzında potasyum siyanür
ikinci emre kadar göğe bakmak yasak
ayağa kalkmak kanlı bir siyah güzelliğinde
çöl beyne sızmış
öğretmenim biliyorum her kabus bir rüyadır
her rüya bir rüyadır
her ıssız şehir kendi rüyasını tanır
her ağaç yürümenin rüyasındadır
ki rüya bu
rüyamda rüyamdaydım
şaşırmadım
————————————————————————————–
(*) Her manzum metni şiir saymayın, hatta manzume bile saymayın.
(**) Rüya devam ediyor. Sırası gelince anlatılacak çok şey var.
34 Yorumlar »
Yorum yapın
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)


Metin bey dostum,
Ben artık kabus görmekten korkmuyorum. Aksine kabuslar beni geliştiriyor. Hatta yatağa “inşaallah bu gece kabus görürüm” diye yatıyorum. Boşver takma kafanı:
Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!
İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
Selamlar, sevgiler,
Murat
Anlamışsınızdır kesinlikle: Birinci dipnot size değildir Peri Hanım.
Veysel Bey, bu ne sürpriz! Kendimi rüyada hissettim bir an. Yaw kırk yılın başında uğramayın, sık sık gelin lütfen!
RÜYALARIM OLMASA
Yıldızlara baktırdım fallara çıkmıyorsun
Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa
Pencereden bakmıyor yollara çıkmıyorsun
Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa
Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak
Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak
Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak
Seni sarmam imkansız rüyalarım olmasa
Sevmesem özler miyim seni can pahasına
Ne olur bir fırsat ver, beni bir daha sına
Adını söyleyemem senden bir başkasına
Seni sormam imkansız rüyalarım olmasa
Düşlerimde incitsem günlerce uyuyamam
Sana değil, saçının bir teline kıyamam
Yıllar sonra dönsende’ nerde kaldın’ diyemem
Seni kırmam imkansız rüyalarım olmasa
Yalvarırım mektup yaz beş dakkanı ayır da
Su serp yanan sineme sağlığını duyur da
Yaban gülü gibisin dağda,kırda,bayırda
Seni dermem imkansız rüyalarım olmasa…
CEMAL SAFİ
belki de hepimiz rüyadayız ve ölüm çimdiğiyle uyanacağız..
Matrix! Heh he!
belki de hepimiz rüyadayız ve ölüm çimdiğiyle uyanacağız..
Evet öyle Ece Hanım..
“İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.”
Metin Abi,
Matrix sayılmaz bu.:-)) Matrix bir akıl yürütmeydi, neler olabileceğine dair.Uçuk, gerçekçi olmayan bir akıl yürütme..
Platon iyi ki matrixi görmemiş. Görse mezarında ters dönerdi.. :-)
Kendimi idealist olarak görmüyorum ama yukarıdaki hadis aklıma geldiğinde aslında idealist felsefeyle ana hatlarda örtüştüğümüzü görüyorum.
Bir de.. Ben Rüya görmüyorum uzun süredir. Niye bilmem..
Saygılar..
eveeeeet:))
neden olmasın dimi ama..
Aslında renk diye birşey de yok..Ben de yokum, siz de yoksunuz..
Gözümüz atomları görebilme yetisine sahip olsaydı, şu an hiç bir varlığın şeklini rengini tahayyül bile edemeyecektik..
yani aslında bir elektron denizinde yüzüyoruz..
[çok mu uçtum:)]
Suat Bey,
Efenim ben gülümseyerek söylemiştim Matrix diye… Bu bir.
Rüya görmemeniz pek hayra alamet değil diyeceğim ama yanlış olur, çünkü bildiğim kadarıyla rüya görmemek değil, gördüğü rüyaları hatırlamıyor olmak sözkonusudur; dolayısıyla siz uzun zamandır rüya görmüyor değil, gördüğünüzü hatırlamıyorsunuzdur. Bu da iki.
biz ruh muyuz?
yoksa ruhumuz bizden ayrı bişey mi?
ps:
ece sen iyi misin yavrucum:)))
8′e cevap:
Ece Hanım,
Ona bakarsanız, KNZ Hanım’a göre benim cümlelerim de yok, ben de yokum!
bence biz ruhuz..
ve beden bizim geçici evimiz..
yunus öldü deyu selam verirler
ölen beden imiş aşıklar ölmez
metin bey??
knz?? anlamadım valla..
Ece Hanım,
Bekir Bey’in yazlığına uğrarsanız anlayacaksınız.
Metin Abi,
Yaw tabi biliyorum ben de gülümseyerek cevap verdim zaten..-)
Abi hatırlamadığım için görmediğimi düşünüyor olabilirm. Önceden hatırlardım ama, çok mu yoruluyorumdur nedir?
Ha şimdi hatırladım. Geçen gün gördüm net bir rüya. Efenim asteğmenlik sürem yanlış hesaplanmış, bu yüzden kısa dönem olarak 1 yıl 3 ay daha askerlik yapıp eksikliği tamamlayacakmışım.:D Asteğmen olarak da değil onbaşı olarak. Yaw ne biçim oldum, kara kara düşündüm, Allah’tan sabah oldu da kurtuldum.
Bu kadar gerçek gibi olur mu ya..
Acaba Komutanlarla çok uğraşıyorum bugünlerde ondan mı?
İşte dünya da neden aynı olmasın? Uyanıp tekrar dönen var mı da “asıl gerçeğin” ne olduğunu bileceğiz? Bu çok ciddi ve bunun aksinin ispatlabilirliliği yok..
Ece Hanım, evet biz ruhuz aslında bedenimiz yok da diyebiliriz. Yani sadece benliğimiz var bize ait; kalanı seyrerettirilen bir alem/hayal ya da mahiyetini bilemdiğimiz başka birşey.. :-)
Suat abi,
Amak ı Hayal den sonra böyle olunuyor:)
sevgiyle
metin bey hemen bakıyorum..kaçırmış olmalıyım..
Ya Yunus’un mısraları iki farlı şekilde dolaşıyor internette.. Aslı bu benim bildiğim kadarı ile:
Yunus öldü deyu sala verirler,
Ölen hayvan imiş aşıklar ölmez.
Peki bu “ölen hayvan imiş” yerine “ölen beden imiş” neden ikame edilmiş, bilen var mı?
Suat Bey,
Kih kih! E tabii ki öyle karabasanlar basar sizi iyi saatte olsunlarla haşır neşir olursanız! (Yok canıııım, paşalardan bahseden kim! Bakın bakın gökte de kuşlar uçuyor!)
Benim de saplantı-rüyalarım vardır birkaç tane. Dönem dönem değişiyor bunlar. Yaklaşık 20 yıldır ısrar ve inatla başıma musallat olanlarından biri şu: Güya üniversitenin ikinci sınıfında bir dersin sınavına girmeyi unutmuşum ve aslında diploma filan alamamışım. Birden bu gerçek bana bildiriliyor ve ben kazık kadar herif silbaştan lise bire (:dikkat; üniversiteye bile değil, daha da gerisine) başlıyorum! Ne hikmetse artık…
17′ye cevap [değil!]:
Bilmiyorum. Eve gidince bir araştırmaya çalışayım.
Ya da bilenler bilmeyenlere anlatsın!
İnsan melek ve hayvan arası bir varlık değil midir..
bedenimiz tamamen hayvani özelliklerde çalışıyor, hayvani ihtiyaçları var..
Ama ruhumuz melekleşmeye müsait..
ölen ve çürüyen beden, yani hayvani kısmımız..
hatta ruhun bineği..
ruh dünyada bu bineği kullanarak seyahat ediyor..
Ama gece bu bineği terkedip yolculuğa çıkıyor ve rüya aleminde geziyor..
Hatta uzaklardaki sevdiklerine dokunup geliyor..
ben böyle sanıyorum:)
Metin Bey,
Ne güzel bir şiir!
Siz, rüyanızı değil; benim rüyalarımı anlatmışsınız.
Hem sanki hiç dalgınlıkla okumamışsınız beni. Dikkatiniz, özeniniz için teşekkür ederim. Ne kadar zarifsiniz!
Hımmm… Çok güzel olmuş. Güzel bir hediye bu. Ben, eğer izin verirseniz, şiiri benim orada da tutmak isterim ki çoook sonraları hatırlayabileyim, olmaz mı?
Sevgilerimle.
Efenim tükkan sizin! (Çok sağolun. Yine suratım kıpkırmızı oldu!)
http://jazzetta.wordpress.com/2006/10/03/irticaya-kitakse/
metin bey ben sizi arıyorum, nerdesiniz.
yoksa çok dokunaklı bir şiir yazabilirim.
ben sadece anlamak istiyorum, bir konuya takılırım ben. hep böyle olur. ve ben sizden farklıyım.
ece ye beni şikayet ettiniz ama ben bekir beyin sayfasına kimseye yönelik bir yazı ile girmedim.
sadece fikirim aykırıydı.
kimseye ve şahsa yönelik değildi.
etrafımda bir çember oluşturup, beni taşa tutmak mı istiyorsunuz.
peki ben sizi anlıyor muyum ?
bana yaratık gibi davranıyorsunuz.
KNZ Hanım,
Estağfurullah efendim. Yol öyle birşey. Yalnız Bekir Bey’in orada bana söylediğiniz laf çok [sinirime] dokundu -ki kolay kolay sinirlenmem burada ben. Ayrıca size ilişkin hiçbir yerde kötü bir lakırdı etmişliğim de yoktur, yalnızca -biraz da latife kabilinden- üslubunuzun anlaşılmazlığından yakınmıştım o kadar. Ama siz ne yaptınız: Bir cümlede harcayıverdiniz karşınızdakini. Peki hoş mudur bu, sorarım?
Bakınız KNZ Hanım, bu eleştiriyi neredeyse herkesten almaktasınız. Acaba yanlışlık sizde olmasın? Herkes birden yanılıyor olamaz gibime geliyor, ne dersiniz? Dikkat: Fikirlerinizin eleştirisine hiç adım atmadım bile, sadece biçimsel olandan, üsluptan filan sözediyorum!
Ayrıca şunu biliniz lütfen: Ben dargınlığı kırgınlığı sevmem. Kimseye de kolay kolay darılıp kırılmam. Siz, gerçekten ağır lakırdı ettiniz, bunu kabul ederseniz sevinirim.
herkesten eleştiri aldığım doğru değildir.,
bunu nerden çıkardınız ?
şimdi szi, bekir bey’de kendi düşüncenizi yazmamıştınız ki, .. hem siz bana hitaben birşey de yazmadınız.
siz orada iki kişi, kendi aranızda, benim hakkımda, üstelik alaylı konuştunuz. Ben ordayım ama siz benim hakkımda başkasıyla konuşuyordunuz., Bu nasıl birşey metin bey ?
etrafımda çember oluşturuyordunuz, bunu farkında olmasanız bile yaptığınız buydu., kışkırtığınız ortam meyvesini veriyor.
aranızda bir insaf sahibi, kalemzede arkadaşınıza söylesin., sadece bir konuyu anlamaya çalışan birine yaptığını kendi kendine kaldırıyor mu ? Bu nasıl bişey ?
ben sadece konuya daldım, hiç kimse hakkında alaylı,
dolaylı bir yorum yapmadım.
ben konuyla ilgileniyordum,.
metin bey, ben yaratık değilim.,
neyi anlamadığınızı yazsaydınız ben size söylerdim.
ben de kimseye küs kalmam.
değilim.
doğal halim neşelidir, kolaydır.
ancak bana “bakınız” diye hitap etmeyin. bir karşılık ağır lakırdı gelmesin size.
lütfen.,
Metin bey,
Aynı rüyayı ben de görüyorum! 2. sınıfta İdare Hukuku sınavından gerçekte pek de çalışmadan geçmiştim. İdare Hukukuk profesöürümüz emekliye ayrılıyordu ve müthiş tolerans gösteriyordu. Bence benim kağıdım geçer not almazdı. Rüyamda, o kağıt yıllar sonra bir kurul tarafından bulunup okunuyor ve gerçek ortaya çıkıyor. 2. sınıfta kalıyorum ve tekrar okula devam etmem gerekiyor!
Yaaa! Bu da, koşamama rüyası gibi herkesin gördüğü rüyalardan demek ki.
:)
Yaw ne ilginç! Yanılmıyorsam benimki de İdare Hukuku idi! Hayret doğrusu!
Knz Hanım,
Şöyle özetleyeyim mi:
Karışık ve dağınık üslubunuz elinizde patlıyor. Yorumlarınızla ilk karşılaştığım andan bu yana, yazdıklarınızdan edindiğim izlenim şu maalesef: Kendisinde bol bol bulunduğunun farkında olmaksızın karşısındakinde hep açık arayan, durmaksızın ve olur olmaz itiraz eden, itirazları ile itiraz nesneleri arasında mantıksal ilinti bulmakta zorlanılan, tepede olmadığı halde tepeden bakan ve bunu herhangi bir söz sanatı maharetiyle değil de düpedüz yaptığı için de karşısındakini irrite eden bir kişi. Gördüğünüz üzere içerik analizi yapmamakta direniyorum -buna gerek duymuyorum, biçimsel engeliniz yetiyor.
Ben bunları böyle açarak sizi üzmek/kızdırmak (:ikisi arasında tercih sizin) istemezdim hiç, hep kaçınmıştım bundan. Siz bana zorla hiç istemediğim birşeyi yaptırdınız. Dublaj türkçesiyle söylersek: “Üzgünüm!” Dilerseniz, Bekir Bey’in orada ve burada size söylediğim bütün lakırdıları etmemiş olayım, unutalım gitsin. Hem zaten kendi mekanımda konuğuma nahoş sözler etmek de hiç hoşuma gitmiyor.
merak etmeyin ben kimseyi zor duurmda bırakmam.
gidiyorum.
fakat ardımdan küs demeyin.
diğer başlıkta yazmıştım.
sadece salaklar kendine zarar verir. Ben zarar göreceğim yerde kalmam.,
ben allahın kanezesiyem :)
demek “dublaj türkçesi” üzüntülerden başka bir söz sanatı bulamadınız :)
çok şeker bir insansınız, rahatınıza bakın.
knz sizleri rahatsız etmeyecek. ben sizi irite eder miyim hiç ? alt tarafı bir konu ya,.ölümlü dünya ?( kelimeye bakın irite , allam ne facia, )
zaten son bekir bey’deki konumuz da buydu, ibadetin külfet olmadan yapmak diyordum, hani şu asasörleri her katta durduracak girişimlere yol açmamak, benimki de ilişkli bir veda oldu hani :) gitmek de bir ibadettir diye bağlayım.
ilişklisiz konuşmaların ilşkili vedası ( nası söz sanatı ama :))
Knz Hanım,
Muhtemelen gitmiş olacağınız için bu satırlarımı okuyamayacaksınız ama olsun, içimde kalmasın.
1) Kalmakla kimseyi zor durumda bırakmıyorsunuz ki gitmeye gerek duyasınız.
2) Burada (veya bir başka yerde) yazışmayı niçin hep “zarar görmek” fiiliyle nitelendiriyorsunuz? Size zarar verildiğini mi -bunun bir kasıt veya bir sonuç olduğu farketmiyor- düşünüyorsunuz?
3) Bir önceki yorumumdaki eleştirilerim sizi üzdüyse içtenlikle özür dilerim.
4) “Söz sanatı meraklısı” değilim kendi adıma. Öyle bir imanız var ama adres yanlış.
Gelin vazgeçin bu küsme eyleminden. Karşınızdakilere olur mu bilmem ama size bir faydası olmaz.
peki.
Teşekkür ederim. Birazdan bir yazı gireceğim, ona da hemencecik kızıp darılmamanızı rica ederim. Birazcık latifenin kimseye zararı olmaz.
neyi anlattığımız gerçekten çok mühim, ama neyi nasıl anlattığımız bence daha mühim. lafı şuraya bağlıyorum, ki dil ve üslup hakikaten yabana atılmayacak kadar önemli. metin bey, bu konuda size katılıyorum. saygılar.