jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Korku dağları bekler. Tom kimi Waits?

Ağzı olan konuşuyor. Dünyada, Türkiye’de.

Busht Bey konuşuyor. Papa Hazretleri konuşuyor. Sayın cumhurbaşkanı konuşuyor. ODTÜ rektörü konuşuyor. Linç operatörü Perinçli Bey ve saz arkadaşları hem konuşuyor, hem toplumsal geleceğimizin ağzına sıçıyor.

Fena, çok fena!

Çalı süpürgesiyle şeytan dürtükleyenler mi ararsınız, paslanmış haçın dört ucunu büküp svastikaya dönüştürenler mi, anakronikleşmiş bir bonapartist despotizmin kutsal muhafızlığını yürütmekte kararlı olanlar mı!

İçim sıkılıyor. Ben, şu Absürdistan’da çarnaçar yaşayan ben fakir, bunları hakediyor muyum?

Busht Bey’in yerlerde sürünen IQ’sunun bile dibinden bulup çıkardığı anlam, derinlik ve mantık fukarası sözlerinin kusmuğu okyanusları aşıp üzerime sıçrıyor.

Papa Hazretleri’nin svastikası öylesine paslanmış bir haçtan bozma ki, acı acı gülemiyorum bile, irkilmek bir yana.

Sayın cumhurbaşkanı konuşuyor. Bana nerede yaşadığımı iliklerime kadar hatırlatan bir konuşma bu.

ODTÜ rektörü konuşuyor. Heheyt bre!

Linç operatörü Perinçli Bey her zamanki gibi durumdan çıkardığı kutsal vazifesini eda ediyor. Saz arkadaşlarını da arkasına almış vaziyette yine.

Fena, çok fena!

Yoksa çoktan geberdim de cehennemin dibini mi boyladım?

Olsun, cehenneme de Tom Waits yakışır zaten.

O bir müzisyen.

“We’re all gonna be / Just dirt in the ground” deyiveriyor.

Veba, savaş, açlık, ölüm… Günlük acımasızlıklar, orman kanunları, soğuk geceler… Bunların üzerine Absürdistan’ımdaki Büyük Genel Saçma’yı ekliyorum. Tom Waits’in şarkısözlerine yamıyorum sonra onu. Tom Waits “günlük kargaşanın bir virtüözü” ise, ben o virtüoziteye bambaşka bir düzlemdenmiş gibi görünen şeyler de ekleyerek şarkıyı biraz değiştiriyor, daha toplumsallaştırıyor, Doğululaştırıyor, Türkleştiriyor, İstanbullulaştırıyor, daha da haşinleştiriyorum.

“Müzik: Yenilmişler için bir sığınak.” diyor yazarın biri.

Yerleşik olmak istemiyorum. Tek yerleşikliğim müzik olsun istiyorum. Uyumla akan notalara, derin tınıya, ses evreninin dolayımlılığına ve saflığına sığınmak, orada üşümelerimi azaltmak, yorgun bacaklarımı dinlendirmek, zihnimin zincirlerini parçalamak istiyorum.

“Parçalarımdan bazıları rehinci dükkanı gibi, bazıları bir akvaryum, ve bazıları da bir saklambaç yeri gibidir.” diyor Tom Waits. Benimkiler de öyle olsun istiyorum. Bazıları sonsuz ve çocuksu bir oyun alanı, bazıları kuytu bir köşe, bazıları cankırıklarımı yerlere saçıp daha sonra tek tek itinayla topladığım, sonra tekrar saçtığım, sonra tekrar topladığım bir oda olsun.

Janis [Joplin] aşırı dozda Janis aldığından öldü.”

Aşırı dozda Metin almak yazgım mı yoksa?

Tom Waits.

Tom, beni mi Waits?

Bekleme beni Tom.

Herkes yoluna!

***
Tom Waits: “Bone Machine”, No: 2, DIRT IN THE GROUND.

(Duymamış olun ama ben bu yazıyı yazarken bambaşka bir eserin akışına kaptırdım kendimi, muhteşem bir şaheserin: J. S. Bach’ın 2 numaralı si minör Orkestra Süiti‘nin. İtiraf edeyim. Çürümüşlüğün tam ortasında kendime notalardan bir kurtarılmış bölge oluşturdum. Bir ata binip uzaklaştım buralardan, çürümüşlüğün ağır kokusunun burun kemiklerini sızlattığı her yerden.)

23.09.2006 - 11:46 - Yazan: metin | LATERNA | | 11 Yorumlar

11 Yorumlar »

  1. Hay Allah! Daha önce de aynı sanatçının aynı şarkısıyla ilgili yazı yazmışım!

    Yorum yazan: metin-thePoor | 23.09.2006 - 12:38

  2. Hillard Ensemble’nin, Morimur albümünün 11. parçasını (Bach’ın partita For solo violin no:2 in D minor,BWV 1004:ciaconna’sı) deneyin bir de. Müzik köşesinde uzun kalın, sizi parça parça eden haberlerden biraz uzaklaşın. Neyi kaçırırsınız ki? Bütün o saçmasapan konuşmaları, mantıkdışı oluşumları mı? Tüm bu gidişattan neredeyse utandığınızı tahmin edebiliyorum.

    Boşverin bunları. Daha fazla Metin, daha fazla insan, demek. Biraz kontrollü alınınca hiç bir şey olmaz.

    Neş’eli Metin’i çok özledik.

    Sevgilerimle.

    Yorum yazan: endişeliperi | 23.09.2006 - 12:46

  3. Evde Bone Machine albümü yokmuş ne yazık ki. Beautiful Maladies albümü varmış, onu dinliyorum… hiç hüzünlü değil… çok da neşeli:))

    (İçimde sebebsiz bir neşe kabarıp duruyor bugünlerde de ondan. Ama siz de neşelinin artık. Ne bu, mevsimler mi etkiliyor sizi? Kışın buz gibi mi olacaksınız? Bahara daha çok var. Hadi gülümseyin artık.)

    Yorum yazan: endişeliperi | 23.09.2006 - 13:04

  4. Sebepsiz neş’e[ler] ne de güzeldir! Sevindim sizin adınıza. Umarım bana da gelir.

    Ama bir adet sebepli neş’e geldi. Siz getirdiniz. Sağolun.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 23.09.2006 - 13:15

  5. Abi hoşgeldin sefalar getirdin. hah şöyle yahu, nerelerdesin sen?..

    Yorum yazan: Suat Öztürk | 23.09.2006 - 13:18

  6. Sağol sevgili dostum. Hem buradayım hem değilim. Schroedinger’in kedisi miyim neyim!

    Yorum yazan: metin-thePoor | 23.09.2006 - 13:20

  7. Aşırı dozda Metin almak yazgım mı yoksa?

    Şu an itibariyle bittiğimin resmidir..:)
    Bu cümle başlık yapılmalı ve üzerine güzelleme yazılmalı, tiz zamanda…

    sevgilerimle..

    Yorum yazan: Ece | 23.09.2006 - 15:05

  8. Müzmin bey i özlediiim..

    Yorum yazan: Ece | 23.09.2006 - 15:06

  9. Metin abim evde mi evde mi evde mi
    Uc odali yerde mi, yerde mi yerde mi,
    Bizim eve de gelir mi, gelir mi gelir mi
    Oruc basima vurdu mu vurdu mu vurdu mu :)))

    bu turku size armaganimdir. Lutfen bu turku hakkinda da bir yazi yaziniz :))

    Yorum yazan: fatih demir | 23.09.2006 - 17:51

  10. Sevgili Fatih Bey kardeşim,

    Teşekkür ederim. Olur, yazarım!

    Türküdeki soruya cevap için bkz: 6 nümerolu yorum.

    Bu vesileyle size hayırlı ramazanlar dilerim.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 23.09.2006 - 18:03

  11. Metin Bey,
    sizi kıracağıma, kendimi kınarım. geldim, geldim..
    kendime gittim, geldim.. iyi şimdiki hâlde, selâmı var :)
    müzik; güven verici bir alan, saklanmak için ideâl. de, ben en çok sessizliğin sesini özledim ve mümkün olabilemiyor, delireceğim! var mı bildiğiniz bir şale falan?

    sizi görmek ve okumak güzel.. iyi hissediyorum.

    Yorum yazan: candan | 23.09.2006 - 18:21

Yorum yapın