Fare yuvasında filozofi
Bu metnin yazarı: Bir adam. Tekinsiz bir dünyada verili bir yaşamın yazgılısı olmaya direnip de yenilen. Yenildiğini kabule bir türlü yanaşmayan. Yenilgisini bir zafer gibi yazıya dökmeye meyilli.
Eşlik müziği: Las Abelas, Étude. Nedense.
Dünya: Labirent. Nedense.
İnsanlar: Fareler. İnsanlar ve fareler.
Ödül: Bunun bilinci.
Ceza: Bunun bilinci.
Bilinç: Yaşamak, ölmeye başlamaktır hemen. Ölmeye yatmak.
Fareler, yaşar ve ölürler. İnsanlar da.
İnsanların tek farkı, yaşamanın ölmeye başlamak olduğunu bilişleri ve hemen ölmeye başlayışlarıdır.
Fareler, yaşamla ölüm arasında kategorik bir ayrım yaparlar ve o ayrımın filozofça kaygısızlığı içinde yaşayadururlar. Ölüm, geldiğinde, farelerin yüzlerine vurmuş olan o kaygısızlığı farkedip şaşırır.
Bu metnin sonu.
Metnin yazarı başka bir yazıya doğru yola çıktı. Size bu metni bıraktı.
15 Yorumlar »
Yorum yapın
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)


Metin Bey,
hay Allah râzı olsun! vitrin mankensiz bırakılmaya gelmiyor.. rakipleriniz ortalığı boş bulmuş efendim, gemiyi tez elden terkedenler var. benden duymuş olmayın!
ligdeki durumumuz ne acep?
sansasyon serbest mi?
siz emredin, gerisini bana bırakın efendim. uykusuzluk başıma vurdu, ne yazdığımı da bilmeden sağa sola saldırıyom efendim.. daha n’apiim efendim!
Metin Abi,
Ben buralardayım, gemiyi terketmedim Fatih gibi.. :-))
Eğer dönmezseniz ligdeki durumuzun daha da kötüleşecek!.. Olmuyor nu kadar ayrılık..
Iftiraci Suat biyi protesto eder saygilarimi sunarim :)
Ayrica Sayistaydan bu bloga en cok yorum birakan kisinin kim oldugnun bulunmasi icin arastirma onergesini vermek isterim…
Herkes gorsun devamsizlari :)
Ya bi de aklima geldi..
O fareler ve insanlardaki izbandud arkadastan hep korkmusumdur ben..
nedense?
Mulayim de bir adamdi kanimca :)
Fatih Kardeşim,
Demek iftiracı ha? Bak bu senin bir önceki başlığa bıraktığın 11.nolu yorum:
“en iyi cazetta wordpress siralamasinda ustumde olmayan cazettadir derim ve basimi alir giderim :)
Yorum tarafından fatih demir | 21.09.2006 - 17:03 ”
Hadi buyur.. :-))
Abicim sen buranin hackerlari benimle nasil ugrasir bilmez misin???
bak mesela bir sonraki mesaja bak :)
Evet Jazettayi gecmek benim icin muhtesem birseydir.
Ben zaten millet gelsin benim ismimden gelenege yol bulup aksin diye buraya yorum yapiyorum.
Yoksa hic gelmem.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Suat abi ne ayip seyler soyluyorsun :))))))))))))))))))
Simdi Suat Ozturk imzasi ile yazan kisinin hacker oldugu nasil anlasilir..
bi kere benim gibi noktasiz yazmis O ve u harflerini.
Arada iki bosluk birakmis.
Ve Suat abinin uslubundan uzak :)))
aynen beni hackleyenler bunlar :)))))))))
DİKKAT DİKKAT
7 nomeralı yorum benim değildir. Fatih hacker bey benim adıma yorum yapmıştır. İlanen duyrulur!..
Bu metnin sonu.
Metnin yazarı başka bir yazıya doğru yola çıktı. Size bu metni bıraktı.
Kelimelerle danseden adam..:)
Düşleyen bir yazardım. O sıralar. Düşleyen ve düzenleyen.
Ancak düzenlediğinde yazan. Yazabilen. Yazdıkları oldukça düzensiz olsa da. Yaşam gibi. Gene de, bugüne değin bir-iki satır yazdım. Yeteneğimin kurbanı olmayan. Hiçbiri yayımlanmamış olsa da. Kurban bendim. Sözcüklerin, anıların, olanakların, olanaksızlıkların kurbanı. Hiç kimse, ne ölü, ne diri, elimden tutmadı. Zaten bunu ben de istemedim. Çağdaşlarım beni düş kırıklığına uğrattı. Bense hiç kimseyi düş kırıklığına uğratmak istemedim. Yazdıklarımın büyük bir olasılıkla hiçbir önemi yoktu. Hiçbir değeri. Arada bir Kutsal Kitabı okudukça bunu daha iyi görüyordum.
(Ferit Edgü - Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı)
Halid Bey,
kutsal kitabı okudukça ve bir dağın hemen yanında anlıyor insan, yazdıklarının ve yaşadıklarının hiç önemi olmadığını. ve insan gerçekten de orada bir fare olabilmeyi düşlüyor, şu aptalca insan kibrinden kurtulup, dağın bir parçası olabilmek, yolları çatallanan labirent bir bahçede yönünü kaygısız bulabilmek için.
eylül’ün gölgesinde bir yaz için güzel bir alıntı.
peri hanım,
ben kuyunun başındaki deli misali atıyordum taşlarımı sağa sola. sizden yankı buluyor olması beni daha temkinli olmaya itiyor ve karmaşaya meyyal fütursuz zihnimi daha derli toplu olmaya.. eksik olmayınız..
metin abi’nin yazısını okuyunca aklımdan çıkmayan bu pasaj canlanmıştı tekrardan içimde.
kutsal kitabı bir dağın eteğinde ya da geceleyin açık gökyüzünün altında veya uzun bir yolculukta okumalıyızdır en çok, kimbilir..
halid bey,
sizi, koşulları ve konforu sağlayan, sonra da sessiz ve titiz, olan biteni kontrol eden biri gibi düşünüyordum, ne zaman metin bey, teknik direktörüm dese:)
kuyuya seyrek ama çok doğru zamanlarda, hoş bir şekilde taş attığınız için bunun farkında olduğumu belli etmek istedim. özene bezene yazmaya da gayret ettim:)
sizin yaptığınız bu alıntıyı okuyunca, saklı kent’teki o dimdik dağın yanına gittiğimde hissettiğim duyguyu yaşadım gerçekten de. insan hiç kutsal kitabı okumasa da yankısını bulabiliyor bazı yer ve durumlarda.
siz hiç rahatsız olmayın ben şunu bunu ya da en azından bir şey diyorum, diye. ben de dikkatleri üstüme çekmek istemem hiç. yine de daha sık yazın bence. benim çok hoşuma gidiyor.
bugün hiç vedalaşmayı beceremiyorum hiç bir yerde.
beni anladınız.
hoşçakalın.