Elemtere iş, kem gözlere iş
000123. “Okumak istediğim kitaplar” diye bir köşe açılacak. Köşenin ilk kitabı, Sadık Yalsızuçanlar Bey’in “Gezgin”i olacak.
000124. “Özümü kaşındıran kıllar ve tüyler” diye bir köşe daha açılacak. Son günlerde orada burada rastladığım kolsuz erkek tişörtleri, köşenin ilk kıl kaptığım kılımsı nesnesi olacak. (Oldum olası akıl erdiremediğim şey, niyçün son derece estetik kadın bedeni dururkene, iğrenç erkek bedenleri açılıp saçılır şeysidir. Sevgili müslüman dostlarım sorunun ilk kısmıyla ilgili cevaplarını çoktan hazırlamışlardır bile; lütfen zahmet buyurmasınlar, ilk kısmın cevabını biliyom. Ama sanırsam onlar bile ikinci kısmın cevabını bulamayacaklardır ve hep birlikte bocalayacağızdır bu açılıp saçılmış erkek bedeni sakilliğinin karşısında.)
000125. Bekir Bey’in hepimizi niyçün boykot ettiği hususunu araştırması içün araştırmacı gazeteciler kooperatifi başkanı Uğur Dündar Bey’len irtibata geçilecek, geçilir geçilmez pişman ve nadim olunacak.
000126. Muzmin Bey’in son şiirine nazire yazılacak, 7+7 ölçüsünde olmasına tikkat edilecek ve Ece Hanım’ın heyranlığının odak noktası böylelikle çaktırmadan iki santimetre kadar bu yana kaydırılmış olacak.
000127. “Bebenin Boku” başlığı altında bi makale döşenerek, şirin beldem Absürdistan’ımın her geçen gün niyçün ismiyle daha da bi müsemma olduğu gözler önüne serilecek. Ayrıcana, bebenin boku karışmış sahil kumu, kapalı zarf usulü ihale açılarak sözkonusu mahalden yöre belediyesinin çöplük alanına naklettirilecek. İhaleye Ali Dibo Bey ve kırk rufaileri de katılacak. (Neticeyi merak etmenize lüzum yoktur. Dağılabilirsünüz.)
000128. Atilla Yayla Bey’in makale dizisi takip edilecek, icap ederse üstüne iki çift lakırdı eklenerek yazlığımızın “Budur” köşesinde sergilenecek.
000129. Bir kaşık suda kopan malum fırtınalara verilen “laikçi-dinci kavgası” isminin tropikal kasırgalara verilen adlar kibin komik bir isim olduğu, mes’elenin özünün bal gibi de “statüko değişimine direnen santra ile statükoyu kendi ekonomik çıkarları ve kültürel değerleri lehine değiştirmeye soyunan periferi kavgası” şeklinde özetlenebileceği yolunda bi makale döşenecek. Üç vakte kadar.
000130. Kıymetli okurcuklarımın falına bakma işi daha fazla savsaklanmayacak.
000131. Minisküs ameliyatını başarıyla atlatan Floridalı Kurbağa Bey’in hastaneden taburcu olma süreci başlatılacak.
000132. Toto Hanım’ın balkonunda yetiştirdiğim biberlerden turşu kurulacak. İçine kavun parçaları da atılırsa nasıl olur diye düşünülecek. Düşünmekle kalınmayacak ve netice Devletşah Hanım’a resmi bir raporla bildirilecek.
000133. Tatil yapılacak. İltihaplanan siniruçları böylelikle doğal yollardan tedavi edilmiş olacak. Tatilde bünye dünyevi mes’elelerle meşgul edilmeyecek. Türkiye, Ortadoğu ve Balkanlar kurtarılmayıp kendi hallerine bırakılacak.
000134. Teknik direktörüm Halid Bey için bir kısa film senaryosu yazılacak. Filmin müziği kotarılacak. Bunun için Jan Garbarek Bey‘den yardım alınacak.
000135. Suat Bey’e noterden ihtarname çekilerek, evödevini Eylül 2006 sonuna dek bitirmediği takdirde başına neler gelebileceğine dair malumat edinmesi sağlanacak.
000136. Fatih Konstantin Bey’e de aynı şekilde noterden ihtarname çekilerek, yazlığının mutena köşesindeki berbat manzumeleri ister amele tutarak, ister iş makinesi kiralayarak kaldırtması resmen talep edilecek.
000137. Şu fani beden terk-i dünya eylemeden bir an önce Monica Belluci Hanım’a sabun ve nylon çorap olunacak. Adı geçen hanım bu talebi geri çevirdiği takdirde, herşeye rağmen Sharon Stone Hanım‘a müracaat edilecek. Bu esnada etraf kolaçan edilerek, civarda Ertuğrul Özkök Efendi ile Mehmet Y. Yılmaz Efendi‘nin konuşlanmış olup olmadığı araştırılacak. Maazallah.


Ufak tefek rötuşlar yaptım. Okumuş olanların zahmet buyurup bir daha okumalarını rica ederim efenim.
Ayrıca, bu iş listelerini ayrı bir köşeye buyur ediyorum artık: LONGA E BREVIS. “E”yi İtalyancada iki türlü anlayabilirsiniz. Aksan konursa “dir” anlamına gelir, konmazsa “ve”. “E”nin üzerinde aksan işaretinin hem olduğunu hem olmadığını varsaymanızı isteyeceğim. Dolayısıyla köşenin adı iki anlama gelecek: UZUN KISADIR ve UZUN VE KISA. Tabii ki karma bir lisanda olmuş olacak köşenin adı: Latince ve İtalyanca. Latinceden fazla çakozlamadığım için kelimelerin bu ibarede böylecene kullanılışı doğru mudur değil midir bilemiyorum. Attım, ya tutarsa hesabı! Ama sanırım doğrudur. Bir bilen çıkar da bilmeyenlere (ve tabii en başta özüme) anlatırsa hem hepimiz için hayırlı olur, hem de Hoca Nasreddin Bey’in ruhu şad olur.
123. Bingo
124. Aynen katılıyoruum :-)
125. Evet.Bu konu acil.
127. Hasretle bekliyoruz, emme daha öncekilere (yani yolunu beklediklerimize) benzemesin.:-)
128. Heh heh he. Bakalım kim erken kalkıp konuyu kapacak. Atilla Hoca Zaman/yorum’da bugün başlamış, “Tahrifat” serisine. Ben de takipteyim anlayacağınız :-)
129. Ufak tefek şerhlerle bir “bingo” daha..
130. Evet halen bekliyorum “50″ yaşımdaki durumumun ne olacağını..
131. Geçmiş olsun, Allah şifalar versin :-)
133. Tatil sana yarayacaktır Ağabey.. Şimdiden iyi tatiller.
135. Hele bir gelsin tebligat bir çaresine bakarız :-))
136. :-))
137. Bir gülücük daha.. :-))
Ve bir soru: Şu “ölüm” ile ilgili yazının devamı ne oldu? :-))
Hürmetler..
Bir de benim orayı iyice salladınız bu günlerde, gözümden kaçıyor sanmayın.. :-)
ilk iş DOKTORA GİDİLECEEEEEEK…..
yalsızuçanlar’ın yakazâ , okundu mu Metin Bey ?
okuyamadım henüz çatır çatır çatlıyorum .
ahaha bi’ kere de girdim yorumu :))
anlaşıldı akismet’in derdi şimdi . netlarus’a bi’ îtirâzı yok ;)
“Bir kaşık suda kopan malum fırtınalara verilen “laikçi-dinci kavgası” isminin tropikal kasırgalara verilen adlar kibin komik bir isim olduğu, mes’elenin özünün bal gibi de “statüko değişimine direnen santra ile statükoyu kendi ekonomik çıkarları ve kültürel değerleri lehine değiştirmeye soyunan periferi kavgası” şeklinde özetlenebileceği yolunda bi makale döşenecek. Üç vakte kadar”
Metin Bey,
Bu yazınızı dört gözle bekliyorum.
:))))))))))))))))
Metin Bey ,
geceleri Fatih Bey’e mi takılacağız mecburen ? herkeş orda :)
e bi gelin de bizim yazlıkta ağırlayayım sizi . demirhindi va bizde , kola değil ha ;)
Candan Hanım,
Umarım uğradığım yer sizin yeni yazlıktır… Yorum bıraktım ama adımı yanlış yazdım heyecandan! Düzeltmenizi rica edeceğim. Bir de benden gidildiği zaman halâ eski yazlığa giriliyor. Onu değiştireyim mi?
Hande Hanım,
Hoşgeldiniz efenim. “Üç vakte kadar” ibaresi pek dikkatinizi celbetmemiş anladığım kadarıyla!!! Fatih Bey de ona gülümsemiş. Walla fırsat bulduğum anda kotaracağım. Siz de söyleyince iyice heyecan bastı beni, hay Allah! Aslında siz çok daha kuvvetli yazardınız, biliyorum. Keşke siz yapsanız bu işi… Ama söz ağzımdan çıktı bir kere, kurtuluşum yok, değil mi!
:-))
Evet, yok!..
Eyvahlar olsun! Suat Bey de yakalamış bu assas noktayı!
(Assas: Trakyacada “hassas”)
Big brother gibi nobetteyiz!!! ))))
Metin Bey ,
evet efendim doğrudur . e nasıl gidiliyor öyle oraya alala ? ben bakıyorum burdan valla yol oraya götürüyor.
hem karşıladım sizi ben de heyecandan narsuyuyla karıştırmışım içkinizi :) neyse efenim mâzur görün yeni gelin sayılırık :)
Aman yarabbim! Çocuklar, evlere! Artık gece oldu! Sizin ne işiniz var bu saatte sokaklarda? Anneniz babanız merak etmez mi? Hadi bakiym, evli evine!
Candan Hanım,
Narsuyu da kabulümdür. Çok severim hem de.
Buradan yeni yerinize gidilemiyor henüz. Siz nasıl gittiniz şaştım yani. Durun bi daha deneyeyim.
18′e ek:
Denedim. I’ıh! Güncellemem lazım.
peki efendim . sizin dediğiniz olsun . bu gece pek bi’ mûnisim :)
Metin Bey ,
6.cevâp bekler durur yazık :(
Pardon, araya kaynamış efenim! Nayır, okumuşluğum yoktur henüz o nadide (?) eseri.
madde 134 - bağlayıcıdır.. süreç içersinde sık sık sık sık hatırlatalıcaktır sevgili metin abi..
bu arada acaip onur duydum ve biraz da şımardım..