(Nedense karamsar ve/veya nihilist bir rüzgar estiği algılaması sezinledim bugün yazlığımızın ziyaretçilerinde! Havayı yumuşatalım biraz bari.)
***
Sevgili Şebinkarahisarlı, Doğubeyazıtlı, Kamçatkalı hemşehrilerim,
Mıstaa Bey’in çiftliğindeki horozların arasında görüneli nereden baksanız bir altı ay oldu sanırım. Sonra kovan oğul verdi, dört bir yana saçıldık! Jazzetta ile daha da açıldı çenemiz, kapanmak bilmedi. Ne zaman kapanır onu bilmem, ama en azından şimdilik kendi isteğimle kapamaya niyetim yok görünüyor.
O günden bugüne özümü takip eden ısrarlı okurcuklar, benim bir ukala dümbeleği olmadığımı farketmişlerdir diye düşünüyorum. İlk defa milli olmaya karar verdim, bugün bu yazıda ukala dümbelekliği yapacam! Buyurun, hayrını görün. Kızmayın, anlayın beni.
***
Efenim şair milletiz vesselam! Şiirden zerre anlamaz bir şair millet! Ağaçtan zerre anlamaz köylü misali. G*tündensanatçı artiz taifesine nasıl ki sanatçı diyorlar, birtakım abuklamalara da şiir deyip geçiyorlar. Sağımız solumuz, önümüz arkamız şiir, şair maşallah. Meşhur tespittir: Her üç kişiden beşi. Edebiyat dersleri demek s**tiriboktan ders kitaplarına maruz bırakılmak demek olursa olacağı budur: Okuma zevki, okuduğunu anlama yetisi gelişmemiş, “edep”, inceluk, sanat nedir bilmez kuşaklar…
Efenim dersimize geçelim. Bugünkü dersimizin konusu soba borusu değil, şiirin ne olmadığı. Yahut şöyle diyelim: Şiir, şairaneliğe ve bayağılığa karşı. Hadende bakalım, ezberinize kuvvet. Failatün failatün mefailün failün:
01) Şiir, bir içdökme platformu, bir duygulanım dışavurumu değildir.
02) Şiir, şairane bir eda, şairane bir ifade kaygısı değildir.
03) Şiir, ille de manzume (ölçülü-uyaklı sözler bütünü) olmadığı gibi, her ölçülü-uyaklı sözler bütünü de şiir değildir.
04) Şiir, self-romantika değildir.
05) Şiir, politik ajitasyon aracı değildir.
06) Şiir, atmasyon, sallamasyon değildir.
07) Şiir, devrik cümle kullanmak, satırları gelişigüzel bölmek, ilkel ve amaçsız benzetmeler, eğretilemeler türetmek demek değildir.
08) Şiir, arabesk bir isyan denemesi değildir.
09) Şiir, kelimenin ikinci (özenci) anlamıyla, amatör bir uğraş değildir.
10) Şiir, kelimenin ikinci (özencinin karşıtı) anlamıyla, profesyonel bir uğraş değildir.
11) Şiir, felsefi bakışın/dünya görüşünün manzum ifadelerle aktarıldığı bir tür bildiri değildir.
12) Şiir, anlamsız ve işlevsiz kelime oyunları yapmak demek değildir.
13) Şiir, günlük dilin verili yapısı içinde işlev gören dilsel araçların verili kullanımıyla üretilen bir söyleme dayanan ürün değildir.
14) Şiir, asla İbrahim Sadri, Şebnem Kısaparmak gibilerinin yapay, acıklı ve gülünç bir müsamereci ses tonuyla ve söyleyiş biçimiyle gevelediği/höykürdüğü, harcıalem, saçmasapan laf salatası değildir.
15) Şiir, ilkokul bebelerinin hamasi bir ses tonuyla “dramatize” ettiği, yirmibeşinci sınıf okul kitabı şairlerinin “sen kalk da…” acıklılığı ya da “Dehşet Domal Çağıldar” koçaklaması değildir.
16) Şiir, her ÜÇ Türk vatandaşından BEŞinin yazdığı “şey” değildir.
Şiirin ne olmadığı, üç aşağı beş yukarı belli oldu. Keyfim yerine gelirse, bakarsınız şiirin ne olduğuna ilişkin de birkaç satır karalarım.
Çok mu didaktik oldu? Walla internet çıkıp da mertlik bozulunca, -sözüm meclisten dışarı- “ben yaptım oldu”culuğun gemi azıya aldığı bir kitsch&trash ortamı oluşunca, kör gözüm parmağına didaktizm de gerekiyor arada. Sözlü kültürden görsel kültüre atlayıverince olanlar oldu. Neticelerden bir netice: İnterneti bir tür -selülozik olmasa bile- YAZILI kültür aracı olarak kullanamayan, görsel kültürün sığlığında zibildeten bir toplum…
Teneffüste bahçeye çıkıp top koşturmayın. Terler, üşütürsünüz. İkinci derste konumuza devam edecez.