Piyes
Yetkililer açıkladı: Sevgiyi Yunus Emre, meraklılığı Evliya Çelebi, özgüveni Mimar Sinan, yaratıcılığı Hezarfen Ahmet Çelebi, öğrenme aşkını Katip Çelebi, dürüstlüğü de Konfüçyüs mü Hz. Ömer mi ne temsil edecekmiş bundan sonra. Bugüne kadar kimler temsil ediyordu derseniz bilemem pek. Orasını isterseniz korkak tavşana, sinsi yılana, kurnaz tilkiye, geveze papağana, nankör kediye, sadık köpeğe, kudretli arslana, heybetli file, sersem devekuşuna, aptal koyuna, kindar deveye, azgın boğaya, hırsız sansara, inatçı keçiye, murdar domuza, hain kurda, zarif kuğuya, iğrenç fareye, tembel ayıya, çalışkan arıya, sefih cırcırböceğine, tedbirli karıncaya, huysuz beygire, cefakâr eşeğe, acemi çaylağa, dertli bülbüle, gamlı baykuşa, erken öten horoza filan sorun.
1 Yorum »
Yorum yapın
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)


Kahrolası pazartesi sendromu yine ahalimi elimden almış vaziyette. Bir Peri Hanım görünüverdi şöyle bi. N’allahım nedir suçum benim, yazlık site inşa ettik de ne oldu!
Sendromunu atlatıp da buraya düşen okurcuklarıma lüzumsuz bi uyarı: Yazıda geçen hayvancıkların sıfatlarını benim takmadığım, İnsanın Etnosantrik Tarihi adlı kara kaplı kitaptan aldığım, izahtan varestedir, di mi efenim? O sıfatlar İnsan’ın yansıtma mekanizmasını yansıtır!