“Bundan böyle düşmanız seninle…” İmza: Salieri Bey
Mozart, Beethoven, Bach Beyler: Üç büyükler! Beethoven Galatasaray’dır, o kesin! Bach Beşiktaş olabilir. Mozart’a kıyamam doğrusu, Fenerbahçe olmasın -Cimbom ona da yakışır! Sevdiğim onca klasik ve barok besteciyi dışarıda bırakıyor değilim -sözgelimi Chopin Bey’i harcarsam taş olurum walla. Lakin hayat acımasız, ille de bi klasman vaziyetleri olacak böyle işte!
Gelgelelim Mozart, Beethoven ve Bach Beyler birbirleriyle de kıyaslanamaz elbet. Üçünün de yeri ayrıdır gönlümüzde ve dahi musiki sanat ve tarihinde. Niye Beethoven’a kıyak geçiyorum o halde? Çünkü onunla empati kurabiliyorum, o beni canevimden vuruyor. (Çaykovski Bey de öyledir benim için yer yer, Chopin ve Schumann Bey de.) Bach’ı tarife lüzum yok. Mozart ise, kusursuzlukla malûl! Yanlış hatırlamıyorsam, ineklerin süt verimiyle tavukların yumurta verimini de artırıyordu! Boşuna mı Salieri Bey’in düşmanlığı!
Hanım, koyalım bi CD şuradan, neşemizi bulalım. Ne koyalım? “Mozart Meets Cuba” koyalım. Bak ben daha önce de dinlediydim bu CD’yi. 13 nümerolu düzenleme nefis: Sihirli Flüt’ü YO SIENTO MUCHO yapıvermiş Klazz Biraderler, olmuş sana çaça/bolero tarzında bi Amadeus! Ardından, 23 no.lu PİYANO KONÇERTOSU’nu son/bolero yorumuyla dinleyelim bu Klazz Biraderler & Küba Perküsyon kumpanyasından -ki bu da nefis bişi, CD’nin 10 nümerosu. Eh, 15 nümeroya da kulak vermeden geçmek olmaz hanım: HASTA LA VISTA MOZART! Mozart Bey Küba’da bayağı bi kılıktan kılığa girmiş: Ritmo de Guantánamo (bu kelimeyi duyunca tüylerim ürperdi nedense!), Funky Shuffle, Calypso, Guajira, Plena, Afro/Bolero, Free Klazz, Bolero, Son/Bolero, Latin Jazz, Cha Cha/Bolero, Bomba, Son…
Bugün Mozart Bey kıta kıta dolaşacak bizimle… Atlantik’i bir uçtan bir uca geçip Akdeniz’i boylu boyunca yardıktan sonra firavunlar ülkesine adım atıyoruz. Evet, Mozart Bey şimdi de Mısır’da efenim! Yani “Mozart in Egypt” CD’sinde sıra. Milen Natchev Bey yönetiminde Bulgaristan Senfoni Orkestrası, çoğunluğu Arap olmak üzere çeşitli ülkelerden sanatçılara eşlik etmiş ve ortaya son derece enteresan bi CD çıkmış. Tam 12 düzenlemeden oluşan bu CD’den biz bugün yedi parça dinleyeceğiz sevgili Buenos Airesliler! Müessese amirimiz, hoşlaştığı parçalara puan virdi. Şöyle ki:
5 nümerolu düzenleme: 23 no.lu KONÇERTO, Ud ve Piyano (4 puan)
3 nümerolu düzenleme: LAMMA BADA YATATHENNA, yani meşhur 40’ıncı Senfoni (3 puan)
2 nümerolu düzenleme: 496 Köhel sayılı DOUBLE QUARTET (2 puan)
7 nümerolu düzenleme: YAMAN HAWA / Mısır Kralı Thamos (2 puan)
Şunlar da birer puan:
9 nümerolu düzenleme: 374 Köhel sayılı Mİ BEMOL DOUBLE QUARTET
11 nümerolu düzenleme: 25 no.lu MISIR SENFONİSİ
12 nümerolu düzenleme: DHIKR / REQUIEM / GOLGOTHA
Biz yorulduk, Mozart Bey yorulmadı yerküreyi dolanmaktan! Benim uçağa binmem sağlığım açısından sakıncalı emme siz sevgili okurcuklarım için bi fedakârlık edip atlayayım bi THY teyyaresine, uçayım New York şehrine. Varayım pek sevip saydığım iki böyük müzisyenin yanına. Chick Corea Bey ile Bobby McFerrin Bey oturmuşlar sohbet ediyorlar zaten güsel güsel. Sakın bunlar da kim demeyesüz ha! “The Mozart Sessions” diye bi CD çıkarmışlar, Mozart Bey’in piyano ve orkestra için 23 ve 20 numaralı KONÇERTO‘larını alıp bi güzel yorumlamışlar. Yetmemiş, üstüne de balkaymak olaraktan 2 numaralı fa majör SONAT üzerinde vokal ve piyano doğaçlamaları yapmışlar. Ee, biri caz dünyasının kırk yıllık büyük efsanesi (aah ah, İstanbul’a da geldi ama kaçırdım!); öbürü de sesiyle, entonasyonuyla inanılmaz bir caz vokalisti, bir caz dehası, şu meşhur DON’T WORRY, BE HAPPY’ci ses virtüözü. Heyran heyran dinlemeyip de n’apceksin! Böyle dehalar dünyaya kırk yılda bir teşrif ederler efenim. Dinlemezseniz eşşeksiniz sözüm meclisten dışarı.
Çok yorulduk, paşaza girip bi oxigala daha içek mi?!
9 Yorumlar »
Yorum yapın
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)


Bugün siteme uğrayıp, bıraktığınız uzun yorum için teşekkür ederim. ben zaman zaman geliyor, dolaşıyorum buralarda. not yazmıyorum. bu aralar çalışmanız gerekiyor ya, işleri filan çabucak bitirin, rahatlayın diye yormuyorum sizi. şu bahsi geçen albüm çok hoş olabilir gerçekten. fikir olarak da çok iyi. Orijinal CD”ler çok pahalı. Yoksa alacak çok albüm var. benden ziyade Bora müzikten daha iyi anlar.
bir de metin bey, kendinize çok iyi bakın. çok kederliymişsiniz gibi geldi, lütfen üzülmemeyi sağlayacak bir bakış geliştirin. Hoşçakalın.
Peri Hanım,
Sizin yazlığa yeniden uğrayıp cevap bıraktım. Buraya uzun uzun yazamayacağım. Cumartesileri bu yalnızlık beni öldürüyor!
Yeter ki istediginiz klasik muzik olsun bir suru bedava ve legal kaynak var: mesela su, yahut yeni kesfettigim CC ile sebil edilen muzik sitesi musikethos.org. Bu bahsedilen CD de BBC’de yayinlanmis ama indirilecek bir arsivi yok.
İlkini biliyordum, ama ikinciyle sonuncudan haberim yoktu. Teşekkürler Bülent Bey.
Creative Commons aslinda onemli bir gelisme, muzik ile dogrudan alakali degil ama gittikce yoldan cikan ‘fikri mulkiyet’ rejimini dislamadan (illegal P2P vs mesela) kanuni cercevede kalan; basit anlatmak gerekirse eser sahibinin arzusu neyse one uygun cesitli standart feragatnameler vasitasiyla acik paylasim yolu. TR’de de CC’yi uyarlamak icin ugrasanlar var, ama henuz uyarlanmis bir hali yok galiba.
Boyle indirilen seyleri seviyorsaniz, guncel olaylarla ilgili olanlar dahil bir suru acik film filan da var. Internet Arsivi boyle bir yer. Mesela oradan yeni bir dokumanter film (ama seyredenler lutfen ‘aha iste fesmekanlarin gercek yuzleri’ filana ziplamasin):The Power of Nightmares. Buyuk ihtimalle beklemedikleri buyuklukte bir trafikle karsilastiklari icin (teknik konularla ilgili insanlarin okudugu Reddit‘e cikti da) su anda kapali olan freedocumentaries.org filan gibi tesebbusler de var. Turkiye’de net uzerindeki kisitlamalar yavas yavas kalktikca bu tip icerige ulasmak da kolay olacak. Uc bes link vereyim meraklisina yarar belki dedim.
çaykovski, yaylı çalgılar opus : 48 do majör serenad’ı bi’ çırpıda yazmış. en sevdiği eseri olmuş daha sonra. çok kısa sürede yazmış olduğu için de bâzı endişeleri olmamış değil, şöyle demiş: ” çok kısa sürede yazmış olmam, dilerim sanat değerini düşürmemiştir. ”
Metin Bey,
asmakilit’de ‘basit’ için verdiğim birkaç örnekten biri de buydu. çaykovski’nin buna ihtiyâcı yok ama rûhunu yüceltmek istedim. basit de çok güzel olabiliyormuş demek..
söylemek istediğim başka bir şey var aslında, sizin blogunuzun bir müziği olsaydı eğer,şu olurdu gâliba:
If I were a rich man
ya ha deedle deedle, bubba bubba deedle deedle dum
all day long I’d biddy biddy bum
If I were a wealthy man
I wouldn’t have to work hard
ya ha deedle deedle, bubba bubba deedle deedle dum
If I were a biddy biddy rich
yidle-diddle-didle-didle man
damdaki kemancı en sevdiğim müzikallerden biridir. tahmin ediyorum sizin de. tamam etmiyorum, ne düşündüğünüzü bilmek istiyorum, koroyu biz oluştururuz :)
Allahım yarabbim, Cano Hanım, siz bana bir yazı sipariş etmekte olduğunuzun farkında mısınız acep?
Metin bey,
isabet ettim gâliba,
bu hârika olur işte :)
Metin Abicim,
Candan hanimin gusuruna bakmayin :)
Size yazi siparis etmek de ne oluyu ki??
Bi de bit pazari -nur-rahmet olayi mi yine ne??? :))