jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Ben giderim yane yane…

Bugün yazlık sitemi satın alıp içine yerleşeli tam bir ay oldu. Daha doğrusu ikinci ayın ilk gününe girdim. Beni havuza teknik direktörüm Halid Kardeş itti, yüzmeyi bilmediğim halde! Söyleyecek çok lafım vardır da pek konuşkan biri değilimdir. Bir masada otursak, “eee, daha daha nasılsınız?”dan öteye pek gidemem. Meğer ki sevdiğim birkaç konu açılsın ve masadaki mahlukat benimle aynı frekansı paylaşıyor olsun. (Bu “elektriği tutmak, pozitif elektrik, frekans, mrekans” gibisinden elektriksel, elektroniksel zımbırtılar da neyin nesidir bir türlü anlayabilmiş değilim ya neyse!)

Sevgili okurcuklarım, bugünleri de idrak eyledik ya, artık gam yemem. Gam zaten hoşlaşıp kursağımdan geçirdiğim bir nebat değildir.

Bundan sonra ne olur bilemem. Aklıma eserse kapatır yazlığı, dağlara çıkar türkü çığırırım. Hangi dağlara mı? İzlanda dağlarına canım, yanlış anlamayınız. Reykjavik, adından ötürü görmek istediğim boktan bir yerdir. Hayatta birkaç tutkum kaldı tatmin edilecek, fekat gözüm açık gitme olasılığım da bir hayli fazla tabii… (Neler mi? Size ne canım? Mesela Farsça öğrenmek, İtalyancamı ilerletmek, İngilizceyi iyice unutmak, ekose etekli levrek buğulama yapmayı öğrenmek, yeni bir dondurma türü icat etmek, bi madalya aldıydım paleontolojik çağda, bi dene daha almak, muhayyel çiftliğime çekilip Jan Garbarek Bey‘le beste atışması yapmak, Eleni Karaindru Hanım için film müziği peydahlamak, Norah Jones Hanım için şarkısözü yazmak, bizim Toto Hanım‘ı evermek -kendisi bir adet tavşandır, Necdet Şen Bey‘e şiir sevdirmek filan işte.)

Sevgili okurcuklarım, yoldaşlarım, kızancıklar, Seydişehirliler! Sözlerime bir son virirkene, bugün bana yaşattığı yorgunluktan ötürü Afşar Bey‘i protesto ider (bkz: yorumlar), kendisine sevdiğim bir yazar olan Cesare Pavese Bey‘in “Yaşama Uğraşı” (Il Mestiere di Vivere) adlı günlüğünden bir dirhem kelam ikram eylerim:

***

“Kendini bir tutkuya kaptırmış olan kişi bunun sonucu olarak bütün insanlardan nefret eder, çünkü herkesi tutkusu konusunda onunla yarışan bir insan ya da bir engel olarak görür.”

***

Üstünüze alınmayın Afşar Bey. Sizinle alakası yoktur.

08.07.2006 - 17:12 - Yazan: metin | Poorish | | 23 Yorumlar

23 Yorumlar »

  1. “Bütün insanlardan nefret etmek?”

    Bu size mantıklı geliyor mu Metin Bey? Bu cümle, reyting rekortmeni, zekâ ürünü olduğu her halinden belli, velud bir bloga yakışıyor mu?

    Bütün insanlardan nefret eden bir adamın bireyin hayatını takdis etmesi beklenir mi?

    “Ben” bilincine saldıranlara karşı tavizsiz olmaksa “herkesten nefret etmek” evet ben tutkulu bir adamım Metin Bey…

    Eninde sonunda “beni” oluşturan unsurlara tecavüze varan ideolojilere karşı mücadele etmekse evet ben tutkuluyum Metin Bey…

    “Sol librealizm”? Solun boyanmadığı bir bu boya mı kalmıştı? Ne diyor da sol liberal oluyor meselâ. “yahu haklısnız aslında değer emekten değil, sadece ona piyasanın gösterdiği teveccühten kaynaklanıyormuş” mu diyor?

    Yoksa? ” Yahu hakikaten birey, herhangi bir ideolojiye feda edilemeyecek kadar değerliymiş..” mi diyor?

    Yoksa… ” Mülkiyet dokunulmazmış, biz bilemdik, ona “hırsızlıktır” dediğimiz için özür dileriz!” mid edi de bizim haberimiz olmadı?

    Postmodernite varsa bu tamamen solun icadı… Nelerin ne olmadıkalrına dair yaratılan karmaşa ve bulşanıklıkta yeni bir şey söyleyemeden yalnızca saldırgan bir eleştiricilikleliberalizme saldırmak, solun bütün yapabildiği bu.

    Bana solun etiğini açıklayın desem açıklayamayacaksınız çünkü vicdanınız ” Amaç aracı meşru kılar!” alçaklığını savunmaktan sizi alıkoyacak, yanılıyor muyum?

    O zaman reca ederim solu da Stalin’i de savunmayı başkalarına bırakın… Dünyanın en kanlı ve alçak ideolojisini dillendirmek sizin ağzınıza yakışmıyor…. Ama doğru ben “tutkulu” bir adamım değil mi? Haklısnız herkesten nefret eden bir adamın hangi sözü”anlamlıdır” ki?

    Fikirleri, fikirleri savunanların kişiselliklerine göre değerlendirmek kolaycılığını, çocukluğunu ve kurnazlığını soldan mı tevarüs ettiniz Metin Bey? Lütfen böyle olmadığınız söyleyiniz çok derin bir hayal kırıklığının ve üzüntünün iskelesindeyim zira….

    Yorum yazan: afşar çelik | 08.07.2006 - 21:54

  2. Metin Bey,

    Sabrınız ve anlayışınz için bir kere daha teşekkür edip özür dilerim..

    Yorum yazan: afşar çelik | 09.07.2006 - 16:29

  3. deneme 1-2-3

    Yorum yazan: Ece | 09.07.2006 - 17:04

  4. Afşar bey,

    Metin bey, yazısını, “Üstünüze alınmayın Afşar Bey. Sizinle alakası yoktur. ” diyerek bitirdiği halde, bu yorumunuzu neye göre temellendirdiğinizi anlamış değilim. “Orada ironi var..!” diyebilmek için kişinin, muhatabından öte, muhatabındaki kendisini de analiz etmiş olması gerekir ki, bu hakikaten ‘er’ kişinin harcıdır.. Yanılıyor muyum?

    Yorum yazan: A. Esin | 09.07.2006 - 21:30

  5. yazlığı falan kapatamazsınız beyefendi, o zaman bana verdiğiniz söz havada kalmış olur ki küserim birdaha gelmem buralara.
    tutkular!
    kendi kendimize yaşatıp, kendimizce büyüttüğümüz tutkular…
    keşke tutkusunu hissedebileceğim bir varlığım olsaydı…
    hayat, tutkular olmadan çekilir mi?

    Yorum yazan: yasamkulubu | 09.07.2006 - 22:37

  6. Sayın Esin,

    Buradaki en büyük hıyarlığım ( af buyrun) sabırlı, düşünceli ve en önemlisi empati sahibi bir insanın yazdıklarındaki bir takım ayrıntıları fazlaca büyütmem oldu…

    Genel tavır itibariyle Metin Bey’den çok farklı olmayıp da çok daha fazla fikri ayrılığa düştüğüm pek çok arkadaşım var.

    Sonradan fark etim ki cidden ayıp ediyorum… Bunun tutkulu olmakla falan alâkası yok. Bu bir incelik, empati ve kabullenme meselesi.

    Kendimi ciddi anlamda otoriterizmle kuşatılmış hissediyorum… Kerkük’lü pek çok tanıdığım var ve kerkük benim için önemli meselâ ama bugün Kerkük ile ilgili ortak endişeler taşıdığımız pek çok kişinin devlete bakışlarında inanılmaz bir güce tapınma, otoriterizm vs . gördükçe kendimi daha fazla sıkıştırılıyor hissediyorum. Bu sadece bir örnek…

    Bu tahammülsüzlük bu ötekilemeyi de en fazla basını yayını elind ebulunduran eski-yeni solcularda gördüğümden artık sol ile igili hiç bir şey işitmek gelmiyor içimden…

    Metin Bey sadece düşünen değil aynı zamanda anlamağa çalışan da bir insan. Sadece olayları ve olguları değil insanları da anlamağa gayret eden bir insan . Bu belki de en değerli bir emektir.

    Onun kadar sabırlı ve anlayışlı olabilmeyi isterdim, inşallah başarırım da…

    “Üstünüze alınmayın” da hâlâ bir ironi olduğunu bu yüzden düşünüyorum Sanki bana ” Zaten anlayacağınz yok onun için uğraşmayın” deniyor gibi geldi ki haksız da sayılmaz…

    Er kişi olmağa gelince.. En azından geberip gitikten sonra o bir namazlık saltanat esnasında birileri bana böyle seslenecek gene de fena bir ikbal sayılmaz ha?

    Yorum yazan: afşar çelik | 09.07.2006 - 22:42

  7. Afşar bey,

    ‘Er’ kişi olmadığınızı söylemek gibi bir densizliğe düşmedim hamdolsun, çünkü sizi tanımıyorum. Öyle bir imada dahi bulunmadığımı düşünüyorum. Metin bey, orada sahiden klas bir ironi de yapmış olabilir. Yapmamıştır, demiyorum. Ancak, memleketimizin muzmin (muzmin beye selam olsun, aman lütfen ironi yok.) hastalığı ‘niyetokuyuculuk’tan neşet eden ötekine yaklaşımlar değil midir?

    Saygılar,

    Yorum yazan: A. Esin | 10.07.2006 - 05:30

  8. “Hay ağzınıza sağlık!” derim başka da bi şey demem…

    Yorum yazan: afşar çelik | 10.07.2006 - 10:01

  9. Abdullah Bey,

    Çok incelikli, nazik bir beyefendisiniz. Çok teşekkür ederim yokluğumda benim adıma benim de söyleyebileceklerimi söylediğiniz için. Gerçekten.

    Afşar Bey,

    Sizi seviyorum. Ne de olsa liberalsiniz! Ama çok sinirlendiğim birşey yapıyorsunuz, ısrarla: Benim adımı, ismini duyduğumda cinnet geçirip bir mujik ordusuyla kendisine saldıraveresim gelen Stalin Bey’le birlikte anıveriyorsunuz. Lütfen bunu yapmayınız. Diğer sözlerinize gelince… Bir kısmına Abdullah Bey itiraz ederek yükümü almış sağolsun, bir kısmını aslında kimbilir kaç kez cevaplamış durumdayım. Kalanları da ara ara hallederiz, günlük telaşemden başımı alabilirsem.

    Sağlıcakla kalınız, efervesan tablet alınız. Ben sizin düşmanınız değilim, fekat ne yazık ki solcuyum. Bir adet. Liberalinden.

    Yaşam Kulüpçü Hanım,

    Hoşgelmişsiniz efenim. Kafam henüz kızmış değil. Sıcaklar artmaya devam ederse bilemem. Afşar Bey’in eczanesine tüyer, orada çırak olarak çalışmaya başlarım belki. Sonra Afşar Bey liberal solcu olduğumu öğrenip beni kovar. Ben de sokaklarda aylak aylak sürterkene yeniden blog açıp (Nuova Jazzetta) siz kıymetli okurcuklarımın beynini abur cuburla obezleştiririm. Esen kalınız, belki yarın, belki yarından da yakın, patlıcanlı böreğimi yapıcamdır. İştahınızı saklayınız. Bugün mutfağıma ininiz. Bakın ne göreceksinizdir.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.07.2006 - 10:12

  10. Ve şimdi Afşar Bey’i ıccıcık kıllandırayım:

    Afşar Bey,

    Liberal düşünceye sempati duymaklığımla solcu düşünceyi nasıl bağdaştırdığımı ısrarla marketlerden istiyorsunuz. Walla ben de bilemiyom bu mucizeyi nasıl becerdiğimi. Ama oluyor bir şekilde. Formülünü bir fırsatını denk getirince yazıcam, söz. Azıcık daha sabrediniz lütfen. Ben ortaokulda da örtmenin şahsıma zorla yaptırttırttığı ödevlerden hoşlaşmaz idim. Kendi arzumlan yaparsam ne alâ! Lisede mesela bi arkadaşıma Haldun Taner Bey’in Keşanlı Ali Destanı’nı, özüme de Bertolt Brecht Bey’in Sezuanın İyi İnsanı’nı dönem ödevi olarak aşklan ve şevklen hazırladıydım; sebebi zorlama ve teke zortlatması olmayışıydı. Kendimi hazır hissedince huzurunuza dönem dönem çıkacam sevgili Afşar Bey.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.07.2006 - 12:37

  11. Metin Bey,

    Solun “mülkiyeti kamuya devretmek” ilkesini bir amentü olarak kabul edip etmediğini merak ediyorum.. Yani sol zenginden alıp fakire vermek yağmacılığı değilse nedir?

    Öbür yandan birşekilde “dağılan” gelirlerin “daha adil” dağıtımının nasıl olacağını devletin bilebileceğini nasıl ispatlayabiliriz?

    Sadace bu iki soru bile solun en nihayetinde bürokratik bir diktatörlüğü gerekli gördüğünü gözler önüne sererken ve ben de bunu insanlık açısından en aşağılık bir durum olarak kabul ederken solla nasıl uzlaşmamı bekliyorsunuz?

    Sorular basit:

    1- Bugünün solcuları mülkiyetin hırsızlık olmadığını kabul ediyor mu?

    2- Solcular istedikleri düzende:

    a- Zor kullanmasına cevaz veriyorlar mı?
    b- Bireyin varlığını tanıyorlar mı?

    3- 2. soruyla bağlı olarak devletin bireye karşı üstün bir kategori olmadığını kabul ediyorlar mı?

    Sprular bu kadar basit be yau!

    Hiç Amerikan emperyalizminden bilmemnereden dolaşmaya gerek yok.. Evet veya hayır.

    Yorum yazan: afşar çelik | 10.07.2006 - 13:54

  12. Madem tepeden yuvarlanarak asfalta inecez, o halde cevap viriyom:

    0) “Bugünün solcuları”ndan kastınız, liberal sol ise:
    1) Hem evet, hem hayır.
    2a) “Zor”dan kastınız, leninist anlamdaysa hayır.
    2b) Evet.
    3) Ewwet.

    Fekat bu kadar kestirme iniş başımı döndürdü. Bilahare dere tepe düz gidip öyle inecem ovaya.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.07.2006 - 14:01

  13. Hem evet hem hayır olmaz! Mülkiyet verili ve dokunulmaz kabul ediyor musnuz etmiyor musnuz bu kadar basit..

    Ozaman açalım zor kullanımında devletin mi hukukun mu esas olduğunu soruyorum…

    Bireyi mülkiyetiyle, ifade hürriyetiyle ve yaşam hakkıyla mı tanıyorsunuz yoksa bireyi devletin belirlediği ölçütlere göre mi tanımlıyorsunuz?
    3. soru da evetse sol nerede kaldı? Solun ayırcı özelliği nedir o halde?

    Liberal bir düzen sizin inanışınızı, giyiminizi, yayyışınızı kayıtsız ve şartsız verili kabul ederken bir sol düzen sizi kayıt ve şart altında biçimlendirmeye çalışıyorsa ( dikkat buyruun adil davranış kurallarından bahsetmiyorum, keyfi, otoriter-ideolojik kurallardan bahsediyorum) solun meşruiyeti nerededir?

    Vicdanlı olmaksa en nihayetinde Marx’ın aklının ermeyeceği bir ilâhi kaynaktan bu konuda beslenmekteyiz…

    Yorum yazan: afşar çelik | 10.07.2006 - 14:13

  14. Yaw Afşar Bey,

    Beni darmadağın ettiniz. Ne güzel bir plan yapmıştım! Ona göre SIRAYLA yazılar yazarak bu konuları açımlayacaktım kendimce. Sorularınız ve sorgunuzla bütün planım altüst olduğu gibi, kendimi tek kişilik bir sınav jürisinin önünde buldum, terledim, bunaldım yaw! Wallaha söz size, hepsine sıra gelecek. Susmayacam, sustukça sıra bana gelecek, hep bana gelecek, hiç benden gitmeyecek. Biliyom.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.07.2006 - 15:11

  15. 12 no.lu yoruma ek:

    Sakın yanlış anlamayın ha, sakın ola ki, sakın!
    Sorma, yazma, konuşma, gelme demiyorum ha. Sakın alınganlık edip gitmeyin. Asla öyle demedim, demiyorum, demem. Yazın, cızın, cızıktırın, karalayın, aklayın. Ama beni öyle bir sıkıştırıyorsunuz ki, sanki kendime ait bir eczanem varmış gibi. Yaw ben emekçi bi adamım, vakıt makıt bende ne arar!

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.07.2006 - 15:13

  16. Söyle, söyle! Kimler adına çalışıyorsun!?

    -Patronun Nurullah Bey adına!

    Stalin mi senin patronun söyle!?

    -Vallahi Nurullah Bey ya , ben o dediğiniz admaı tanımam etmem1

    Suslan!? koskoca devletten iyi mi bilicen? Ahan da burada Stalin diye yazmışın?!

    -Yahu onu durmadan beni sıkıştıran bi herif var ona cevap olsun diye yazdım.. Esasen ben sevmem de Stalin’i..

    Yaaaa!? demek ki tabıyorsun bir yerlerden? Komonist lan o herif biliyonmu sen?

    -O kadarını duymuşluğum var da…

    Vay avy avay1 ulan bulmuşuz kızılcıyı kaldırlan ayaklarını!

    - Abiler benim ayaklar terlidir şimdi
    Olsun biz şimdi onun şişini indiririz…

    Ve yaylalar yalalar eşiliğinde metin Bey 2/4lük ritmi öğrenmekle müzik hayatına atılmıştır. gerçi tabanlarında vurmalı elet çalanlar başka da bir ritm bilmemektedir ama bu bile devletin müzik gücünü Metin bey’e öğretmeye yetmiştir.

    O günün akşamı, ağrıyan tabnları üstünde evceğizine dönerkene kendisini Stalinist olarak suçlayan Afşar Çelik’e “dualar” eder…

    Güneş Şişli ufkunda her tarafı patlamış bir kızıl top gibi batmaktadır..

    Simitçiler bağırır: Al akşmın akşmın….

    Yorum yazan: afşar çelik | 10.07.2006 - 16:45

  17. Allahım sen aklıma mukayyet ol! Afşar Bey’in eczanesinin önüne Stalin büstleri, heykelleri yığdır. Adamcağız nereden geldiğini şaşırsın.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.07.2006 - 16:59

  18. ya oynamıyorum:(
    METİN BEY,
    Stalin mtalin deyip,
    Afşar bey in damarına basıp kızdırıyorsunuz,sonra wordpress arıza yapınca burada yarım kalan tartışmanın rövanşını benim gariban bloğumda alıyorlar..
    Ben sert tartışmalara alışık değilim ve ödüm kopuyor..
    Moralim bozuldu inanın:(

    Yorum yazan: Ece | 10.07.2006 - 17:07

  19. - Abi Stalin 33424553535. enternasyonalde derki…
    - o kadar enternasyonal toplandı mı lan?
    -Toplandı tabii abicim sen bilmezsin…
    -Hadi ya uyumuşuz lan.. Eeee ne demiş?
    - balık pazarında balık satan o haşereler var ya hepsinin tezg♪1halrın kamulaştırıcaz! demiş
    -Yok ya! Valla iyi olur millet balık yer
    -Ayriyetten benim büstlerimi yapanlara halkımızın üstün dayanışma sandığından yardımlar yapıcaz demiş
    -Yok ha! Ama hakkat büyük adam, yakışır..
    -Ayriyetten…Metin bey’i de başvezir-iazamı vükela-i payiman-ı serbülend-i vaka-i nüvisim yapacağım1demiş
    -Metin Bey kim lan?

    O sırada hastalara yaklaşan beyaz önlüklü adam, mavi önlüklü hadmeye sorar…

    Bunların durumlarından naber Durmuş Efendi? Bi yaramazlık ettiler mi?

    - Valla Metin Bey durmadan Stalin diye bir adamdan bahsettiler ama biliyonuz benim öyle anarşikle manarşikle alâkam yoktur…

    Yorum yazan: afşar çelik | 10.07.2006 - 17:23

  20. Yaw Allah Allah, o heriften durmadan bahseden kim? Ben değil tabii ki. Siz. Nasıl benim üzerime atıyorsunuz? Walla aklımı kaybedeceğim. Zaten fındık kadardı. Stalin’e damat olun inşallah.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.07.2006 - 17:50

  21. Gerçi evlisiniz ya, olsun.

    Yorum yazan: metin-thePoor | 10.07.2006 - 17:51

  22. Yahu Metin Bey!

    Çiğ köfte ve kebap vaadinizi size sürekli hatırlatmak için Stalin değil “Mao” bile derim! ne çabuk unutuyorsunuz vaatlerinizi!?

    Yorum yazan: afşar çelik | 11.07.2006 - 01:45

  23. Afşar Bey,

    Yahu sizi özledim. Jazzetta’nın ikinci dönemi başlarken bi geldiniz, Muzmin Bey 2.0 ile atıştıktan kelli bi daha semtimize uğradınız. Valla sizsiz olmuyor. İnşallah bu meşazımı okursunuz -pek sanmıyorum ama. Valla size en güzelinden çiğköfte yedireceğime söz veriyom. Var öyle bir profesyonel tanıdığım abimiz…

    (Ben en iyisi kapısını çalıp haber vereyim kendisine…)

    Yorum yazan: metin | 30.06.2008 - 10:00

Yorum yapın