Sur lö kaşı[n]mak…
Böğün paşaza sinirli adımlarla girdim. Sağıma soluma bakmadan vitrinlerden birinin önünde durdum. Gözüm vitrindeki ıvırzıvırı görmüyordu bile, o kadar tepem atık vaziyetteydim. Hiçbir şey almadan çıktım pasajdan.
Gelvelakin, gece yatmadan önce, yarın okurcuklarımı nahal hikmetlerle irşat itsem deyu kafa patlatırkene, elime kütüphanemden bi kitap geçirdimdi. Yıllar önce kıraat ettiğim, sıkı bir yazarın kitabıydı: Eduardo Galeano’dan “El Libro de los Abrazos”. Kitap dilimize “Kucaklaşmanın Kitabı” adıyla çevrildi. Türüne “anlatı” demişler. İçinde metinler var. Kimisi denemeye çalıyor, kimisi küçüköyküye… Zeka ürünü, güzel bir kitap. İllüstrasyonları da yazarın kendisinin.
Metinlerden birkaç tanesini seçtim. Birini yayımlıyorum:
***
Vaizin biri (Miguel Brun’du adı) bana, birkaç yıl önce, Paraguay’a, Chaco’lu kızılderililere yaptığı ziyareti anlatmıştı. Bir misyonerler topluluğu arasındaymış. Tutucu protestanlardan oluşan bu topluluk, bilgeler bilgesi bir kızılderili reisi görmeye gitmiş. Şişman reis -sakin bir adammış- gelenlerin, kendisine kendi dilinde attıkları propaganda nutkunu istifini bozmadan dinlemiş. Konuşmalarını bitiren misyonerler, reisten gelecek tepkiyi beklemişler.
Reis, telaşsız, bir müddet durduktan sonra şöyle demiş: “Sözleriniz kaşıyor, iyi, hem de çok iyi kaşıyor.”
Ardından eklemiş: “Lakin, kaşınmayan yeri kaşıyor!”

