jazzetta

“renk renk düşünceler kaldı söylenmedik” (hayyam)

Sur lö kaşı[n]mak…

Böğün paşaza sinirli adımlarla girdim. Sağıma soluma bakmadan vitrinlerden birinin önünde durdum. Gözüm vitrindeki ıvırzıvırı görmüyordu bile, o kadar tepem atık vaziyetteydim. Hiçbir şey almadan çıktım pasajdan.

Gelvelakin, gece yatmadan önce, yarın okurcuklarımı nahal hikmetlerle irşat itsem deyu kafa patlatırkene, elime kütüphanemden bi kitap geçirdimdi. Yıllar önce kıraat ettiğim, sıkı bir yazarın kitabıydı: Eduardo Galeano’dan “El Libro de los Abrazos”. Kitap dilimize “Kucaklaşmanın Kitabı” adıyla çevrildi. Türüne “anlatı” demişler. İçinde metinler var. Kimisi denemeye çalıyor, kimisi küçüköyküye… Zeka ürünü, güzel bir kitap. İllüstrasyonları da yazarın kendisinin.

Metinlerden birkaç tanesini seçtim. Birini yayımlıyorum:

***
Vaizin biri (Miguel Brun’du adı) bana, birkaç yıl önce, Paraguay’a, Chaco’lu kızılderililere yaptığı ziyareti anlatmıştı. Bir misyonerler topluluğu arasındaymış. Tutucu protestanlardan oluşan bu topluluk, bilgeler bilgesi bir kızılderili reisi görmeye gitmiş. Şişman reis -sakin bir adammış- gelenlerin, kendisine kendi dilinde attıkları propaganda nutkunu istifini bozmadan dinlemiş. Konuşmalarını bitiren misyonerler, reisten gelecek tepkiyi beklemişler.

Reis, telaşsız, bir müddet durduktan sonra şöyle demiş: “Sözleriniz kaşıyor, iyi, hem de çok iyi kaşıyor.”

Ardından eklemiş: “Lakin, kaşınmayan yeri kaşıyor!”

27.06.2006 - 15:59 Yazan: metin | JÜKRÜPASAPAŞAZI | | 2 Yorum

Eşeyli üreme etkinliği ve ayaktopu oyunu: En kötü ihtimalle… (Gözden Geçirilmiş İkinci Baskı)

Efendim, blogistan aleminde bir ilke imza atma şerefi kulunuza nail oldu. İşte yüce bir makam tarafından erişimi engellenen makalemin münasebetsiz tilcikler ayıklandıktan sonraki halini, gözden geçirilmiş ve genişletilmemiş ikinci baskı olarak emrinize amade ediyomdur. Tepe tepe kullanın, çocuklarınıza mukayyet olun, örtmenlerinizin vurduğu yirlerde gül bitsin.

***

Reklamcı damarım kabartılacak ille de, ben hiç istemediğim halde… Madem öyle, buyrun böyle! Binaenaleyh siz benim yazlık siteme düşük yoğunluklu iç savaş sebebiyle boşaltılmış mezra muamelesi yaparsanız, ben de başlığa, iki sihirli kelimeyi gonduruveririm. Nasıl satar, şaşar kalırsınız aha şuraya yazıyom. Burası şirin beldem Konstantiniyye’m değil de fi tarihinin Lizbon’u olsaydı, başlığı “Futbol, fiesta, fado” diye de atabilirdik. Neyse, geçmiş gün, Salazar Bey’i mezarında rahat bırakayım -en iyi faşist ölü faşisttir de ondan yani, ölü bir faşist olduğundan naşi kendisi sevdiğim bir şahıstır.

Sevgili okurcuklarım, şimdi gelelim bugünkü promosyonel çalımımıza:
Koşar adım değilse de, aheste aheste 1000’inci yoruma doğru yol almaktasınız. Bininci yorumun sahabına çam sakızı çoban armağanım olacaktır -aman diyem veledimin validesi duymasın, duyarsa avukattan zar zor geri aldığım dilekçe elden gider.

Gayret sizden, hedaye benden. (Bi de bana hedaye viren olsa! Fethi Bey hariç, ondan milli gofret kolisi gaptıydım.)

27.06.2006 - 14:28 Yazan: metin | Poorish | | 7 Yorum

Hadi gene yaşadınız!

Her hafta revizyona tabi tutulacak olan, dünyanın ilk ve tek canlı yayın vasiyetnamesine tekrardan hoşgeldiniz!

Nihayet olan oldu… Aldığım son habere göre, Milli Eğitim Bakanlığı, “topraklarına ayak basılması sakıncalı görüldüğünden” yazlık siteme erişimi engellemeye başlamış! (Kesin Saide Hanım şikayet etmiştir.)

Bu, benim bittiğim andır vefakâr okurcuklarım. İttihat Terakki’ye yahut da Cumhuriyet Ak Partisi’ne mi biat mı etsem nitsem? Neyse, düşüneyim biraz. Fırsattan istifade vasiyetnamemi de güncelleyeyim bari.

***

The penultimate will and testament of Metin-thePoor;

007. Yazlık sitem, Serdar Bey’e (niyçün adı geçen bu yüce cool şahıs, düşünün bakalım!),

008. Kütüphanem Bilmece Fatihi Bey’e (böylelikle guglamanın sayfa karıştırmakla özdeş olmadığını, ikincisinin daha bi ulviyyet kesbettiğini anlar ve beni hayırla yadeder belkim),

009. Saygıdeğer bakkalıma, muhterem manavıma, “eydiesel” faturamı ödemeyi unuttuğum için sayın özelleştirme kurbanı sayın Telekom’un sayın görevlisine olan tüm borçlarım Sayın Eşim’e,

010. Eski komünistik ütopyam Afşar Bey’e,

011. Norah Jones albümlerim, kediler üzerine cızıktırdığım essay ve makalelerim ve de kurbağama yaktığım ağıt, Bekir Bey’e,

012. Bütün oricinal kek, börek, çorba vs tariflerim Devletşah Hanım’a,

013. Pornocu sapık hayaletim Saide Hanım’a (isabet olmaz mı Dr. Jekyll?),

014. “Liberal solcu” plaketim Sibel Hanım’a,

015. Çocukları ve örtmenlerini zex* and football tilciklerinden koruma ve kollama görevi Absürdistan Milli Eğitim Bakanlığı’na,

016. Çocukların okul bahçelerinde pıçaklanmasının ve de ceplerine eşki sözlük ve beyaz zulalamalarının engellenmesi görevi de yukarıda adı geçen yüce Absürdistan makamına,

017. Şirin beldemin anasının tekrar ağlatılmaya başlanması görevi Mesut Bey, The Sülü Bey, Eskici Erşen Bey, Rahşanella Hanım ve Ankara’dan Hale, Jale ve Lale Hanımlar‘a (bugün görev dağılım günüdür efendiler!),

018. Vatan için gurşun atma törenlerinin tertip heyeti başkanlığı, ikinci kez, Tansu Hanım’a,

019. Servetimin bilançosunu çıkarıp amortisman payını ayırma görevi Veysel Bey’e,

020. Pederiyle gurur duyma görevi Şampiyon Veledim‘e (Türkiye gurur duyamadı benlen, bari veledim duysun onun yerine).

(*) Son dakika haberi: Nolur nolmaz, s’yi burdan da sepetledim gitti!

27.06.2006 - 14:09 Yazan: metin | WIL-L-IVE | | 5 Yorum

Reca ederim, mahallemize geldik!

Ulu manitu adına yardım edin bana Memedali Bey -pardon Afşar Bey! Hobbes’çu mu olam, Hume’cu mu, yoksa şekersiz Kant mı içem men? Sözleşme yapam mı yapmıyam mı? Usçuluk mu satam, duyumculuk mu? Piyasaya tapam mı, piyasa mı yapam Bağdat Caddesi’nde? Hayek Bey ilen Rawls Bey‘i kaçak horoz dövüşüne sokup mangır mı toplayam yoksam? Keynes Bey ile Nozick Bey’in birbirlerinin gafasını gafasını yarmalarına alkış tutam mı? Avusturya Okulu yatılı mıdır, kantininde milli gofret satılır mı? Tocqueville Bey’in sırtı pek, karnı tok mudur? Adam Smith Bey, Simit Sarayı’nın perde arkasındaki eli midir? Locke Bey, lök gibi mi çökmüştür bu tartışma ortamına? John Stuart Mill Bey kaç mil hızla yol alır liberal zihinlerde?

Ben kararsız kaldım Afşar Bey. Liberal Hanım ile Liberteryen Hanım… ikisini de seviyom! Şu yüce gönlümde gerçi pek çok “bayan”a (E-mine Hanım, bak “bayan” didim, beni yakalayınız!) yer var, emme bu ikisinin boyu posu endamı bir başka. Aslında zil zurna aşık olduğum biri var, onun yeri bambaşka: Anarşist Hanım

Beni bu çokkültürlü aşk vaziyetlerinden kurtarınız Afşar Bey. Size en mükellef ziyafeti çekerim, söz. Eski bir komünist olarak size yalvarıyorum Afşar Bey.

“The Man versus the State”, aha budur Afşar Bey. Nozick Bey’in Minimal Devlet’idir Afşar Bey. Ama bi yandan da Rawls Bey kafamı karıştırıyordur Afşar Bey. Bir prima erdem olarak Adalet, Afşar Bey!

Oooof oftur, Afşar Bey. Sadece bu saydığım yüksek şahsiyetler mi? N’ayır Afşar Bey, n’olamaz. Ben fakir ama gururlu bir gencimdir.

27.06.2006 - 11:48 Yazan: metin | Poorish | | 16 Yorum

Zzzt!

Zeyrekliği zümrütleneceğine zedelenmiş; zebellâ zamanın zalim, zorba, ziyadesiyle zanaatkâr zaferi, zarplı zehrini zerketmiştir. Zoraki züğürtleşmemiştir, zırhı zulasında zırdeli! Zavallı, zaruretin zulmüyle zaten zebunlaşmış, zaviyesinde zangırdamaktadır. Zifiri zindan, zahiri zulmet? Zannınca zemheridir. Zıkkımlanmaz zembilindeki zeytini, zibidi zemheri zürafası! Zira züldür, ziyankârlıktır, zarardır! Zağlanmıştır zehabı, zımparalanmıştır. Ziftinir zıypak zeminde; zıtlaşmaz zevalin, zilletin zoruyla. Zinhar zırıldamaz.

Zaparta! Zanlıdır: zarfçıdır! Zahmetle, zar zor zemmeder zifosu.

Zikredilir: zilzurna zenci, zerdüşti, zındıktır! Zoka! Zincirleniverir. Zonk zonk zonklar zinakâr, zıvanasız zekeri.

Zırt zırt zırvalamaya zorlanır: zuhuridir, zennedir, zevzektir!

Zapta zeylen: Zankası zindancıya zimmetlenecek; zayıflayan zata, zihniyle zamanaşırı zifafının zevki zevkle zehredilecektir. Zilhiccede, zebunküşlüğün zehir zemberek, zillimaşa zarafetiyle!

27.06.2006 - 11:14 Yazan: metin | FAKİRİN KİLERİ | | 13 Yorum