Isfahan’da var bir lojman…
Aşçısını kaybeden İsfahan halifesi, vekilharcına buyurur: Sarayın başaşçılığı görevini layıkıyla yürütebilecek yeni bir aşçı aranıp bulunacaktır.
Günler geçer. Sabırsızlanan halife, huzura çağırır vekilharcını. Vekilharç bir değil iki başaşçı adayı bulmuştur ve bunların ikisi de birbirinden usta aşçı olduğundan şaşırmış, ne yapacağını bilememektedir.
Halife, sorunu kendisinin çözeceğini belirterek, kura çekilmesini, adaylardan birinin ilk pazar günü, ötekisinin de bir sonraki pazar saray erkanına ve halifeye bir şölen vermesini ister. Yarışmanın galibini kendisi belirleyecektir.
Yarışma anı gelip çatar. Kurada ilk çıkan aşçı adayı, mükellef bir sofra hazırlar. Yemeklerinin özgünlüğü, lezzeti, zenginliği tahminlerin ötesindedir. Şölene katılanların hepsi aynı kanıya varırlar: Bu aday aşçıbaşı olmalıydı, bu eşi benzeri olmayan ziyafeti hazırlayan kişi bu göreve yaraşırdı.
Lakin halife kararlıydı, öteki adaya da şans tanınacaktı.
Geçmek bilmeyen bir hafta sonunda, yine toplanıldı. Ne gereksizdi halifenin bu ısrarı! Unutulmaz tadlar bırakmıştı damaklarda ilk şölen, kazanacak olan aday belliydi.
Sofraya gelen ilk yemekle birlikte bir şaşkınlık kapladı ortalığı: İlk ziyafettekinin aynısıydı. Herşeyiyle. İkinci yemek de ilk şölendekinin tıpatıp aynısı çıkınca, şaşkınlık yerini alaylı gülümseyişlere bıraktı. Sonraki tüm yemekler de böyle olunca, hüzünlü bir suskunluk çöktü salona. Halife nemrut biriydi çünkü, kendisiyle dalga geçmenin sonunun cellat olduğu şüphesizdi. Saray erkanı, korkulu, kaçamak bakışlarla, halifenin bu gafili cezalandırmasını beklemeye başladı.
Fakat halifede tık yoktu. Hiçbir şey olmamışçasına tıkınıyordu. Yine bir önceki adayınkilerin tıpkısı olan tatlılar da yenince, hizmetliler apar topar topladılar sofrayı.
İşte o vakit, iki adayın da huzuruna getirilmesini emreden halife, adaylar içeri getirilince, etrafındakilere dönüp şunları söyledi:
……………………………………………………………………………………………………
***
Heh he! Gerisi işte böyle nokta nokta! Hadi bakalım Bilmece Fatihi Bey, google mugıl yok demiştim hatırlarsanız. Bilek gücüyle bulunuz, toprağı kazınız, çapa yapınız, araştırma fidelerini dikiniz, sulayınız.
Evet benim cefakâr blog ahalim! Paşazda bugün böyle bi mesel var, gördüğünüz üzere. Meselin devamının nasıl olabileceği üzerinde fikir yürütünüz, bu bir. Bu mesel hankı kitapta yer almaktadır biliniz, iki. Kitabın yazarı kimdir bulunuz, üç.
Üç cevabın üçünü birden doğru verenler arasında çekeceğim kurayla aranızdan birini sarayıma başaşçı tayin edecem, kendisine onbin akçe maaş bağlıycam. Isfahan’ın en mutena köşesinde bi okazyon virecem. Ona göre.
28 Yorumlar »
Yorum yapın
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)


Sadece basligi okudum. “Sonra okunacaklar” listemin xyz’inci sirasindadir. Ve hayatin angaryalarindan blogistan’ ugramaya firsat bulamayam Metin Bey dostmuz birde “iyilesirse”, bu “XYZWQ” inci siraya dahi dusebilir..
Basligin aklima getirdigi: Isfahan en cok gormek itedigim yerler listesinin basindadir.. Nedeni biraz karsik..
Metin Bey, bu çok büyük bir haksızlık. Google yok demek çünkü google var. O benim açılış sayfam, o benim canım ciğerim. Memleketin ücra bir köşesinde (Müzmin Anonim yollatı beni buralara, kendileri hatırlar sanırsam) google da olmasa nasıl bulalım bu soruların cevaplarını. Büyük haksızlık. Siz google yok dediğinizde benim bütün araştırma iştahımıda kapatıveriyorsunuz. Oysaki ne güzel yaparım zeytinyağlı taze fasulyeyi….:( Yani bu sefer gerçekten kırıldım.
Hadi bu seferlik size izin E-mine Hanım! Bir şartla:
Bugünkü menümüzü tatmadıysanız geri alıyorum bu izni. Ona göre!
Buna benzer bir hikaye de Harun ur Resid icin anlatilir. Devrin en onde gelen sairlerinden birisi, Harun beyamca icin uzun ve cok da sanatli bir methiye yazmistir. Kendilerinin huzurunda ve kalabalik bir dinleyici kitlesinin onunde bu mukmmel manzum eseri okur.
Daha sonra, Harun beyamca, bu manzum eseri daha once duydugunu soyler ve, sirasiyla, saray katibine, keyhudaya okutur. Sonra da kendisi okur.
Sairimiz afallar. Kelimesi kelimesine, rastgele secilmis 3 kisi tarafindan okunmustur.
Halbuki, kendisi kendisinin zannettigi ve herkesten gizlice kaleme almis oldugu, okurken de bir hata yapmaktan korktugu icin, bu eseri, sairimiz, ancak elindeki sayfadan okuyabilmisti…
Ama.. Oyle degildir.
Nedir?
Vallahi bilmiyorum. Anlatır mısınız gerisini lütfen? İsterseniz millet biraz düşünsün, ondan sonra da olabilir.
Bence halife hata yapmış:)
*1hafta ara verilmesi saçma..
yarışmanın adil olabilmesi ve damak tadının sağlıklı kıyası için aynı anda iki mutfakta yemek yaptırılmalıydı..Ancak o zaman özgün olurdu..
Yoksa 1 hafta içerisinde ilk aşçının yaptığı yemekler kulaktan kulağa mutlaka yayılıp diğer aşçıya kadar gelecektir…
:p
ancak bu kadar atabildim..
Atmışsınız ama tutmamış Ece hanım! Azıcık daha düşününüz. Walla çok güzel bi mesel kendisi. Kardeşiniz de düşünsün, o bulur.
1- Bunlarin ikisinin de eli ayni isliyor. Bana iki tane fazla . Birini isteyen var mi?
2- Bakin su serefsizlere(iki ahciyi isaret edrekten). Bir de utanmadan guluyorlar.
3- ikinci ahci birinciyi kopyalamis. ama Allahi var iyi kopyalamis. Benim merak ettigim hanginizin menuyu ikinci ahciya verdigi?? cunku kellesini burdan downtowna gondericem.
4- bu ikisinin heykelini dikin.
5- demek bunlarin ustalari ayniydi.
6- Great minds think alike
7- yemekte iyisiniz de kavga edin bakalim kim kimi dovecek?
8- hangi takimi tutuyorsunuz?
9- Yarismaya nerden katiliyorsunuz?
10- Vezir bu ikisini mutfaga kapayin. bi de grup calismasi yapmsinlar bakalim.
11- zirveye ciktiniz ama onemli olan orda kalmaktir , oraya cikmak degil.
demish olabilir. bunlardan hangisini dedigi bize kimligi hakkinda bilgi verecktir. guglamadan bu kadar.
12-Fatih bey iyileşemediniz mi hala:))
geçmiş olsun..
Ece hanfendi, wallahi psikologa bile gittim. Hain kadin benden aldigi bilgiyi kimseyle konusmayacagina soz vermesine ragmen anneme anlatmis. bu da benim tibba olan guvenimi sarsti. O yuzden hasta olunca gec iyilesiyorum :)
Fatih bey,
Yorgan döşek yatıyorum demiştiniz de hani,
O yüzden şey etmiştim :)(girp falansınızdır diye)
Müzmin bey den başka, bir tane daha tahliye hatası vakanın aramızda dolaştığı gibi bir imâyı asla ve kat’a yapmak istemezdim..
Anneniz öğrenince n’aptı yazık:(
Ece hanim ben de ogrenmis oldum bana da yazik degil miydi ??? :)
:))))))
Ya biz!
Bize yazık değil mi:)
Walla siz de haklisiniz.
Size de yazik, yazdiginiz blogtakilere de yazik :)
Siz o yüzden benim bloğa uğramıyorsunuz şimdi anladım:))
İncileriniz dökülür aman :)
yok ben sizin bloga birkac kez baktim da evde kimse yoktu :)
hemen bakicam bu serzenis uzerine….
yok öyle yorumcu davet edip,bloğuma doğru otobüs kaldırmak gibi bir adetim yok inanın:))
Siz “yazdığınız blogtakilere yazık” deyince o yüzden şey ettim..
Ne demek istiyorsunuz? yazik degil mi yani? :)
mesela soyle sorayim, cok sevdiginiz bir arkadasinizin blogunuza girmesine izin verir miydiniz?? :)
anlamadım??
Soyle ki : Mesela bir arkadasim gelse ve ecemice’ bloguna bi bakiyim mi diye sorsa? ben yazik olur, kiyma tatli canina, gidip kendini yakma derim.
Peki siz ozelestiri yaparak bunu soyleyebilirmisiniz en yakin arkadasiniza :)
yani “yazik olur sana, ne olur git jazzetta falan oku gelme buralara” diyebilir misiniz?
arkadaslarinizi bunu diyebilecek kadar sever misiniz :)
mesela ben sevdigim arkadaslarimin hicbirine yazdigim seyleri gondermem. yaziktir. uzulurler falan yani.
bilmem anlatabildim mi???
sağolunuz varolunuz:)
Veni vid persi olacaktı yanlış yazmışsınız zaten:)
O ne ola ki???
veni vidi persi..
geldim gördüm kaybettim:)
iyi de o zaman ismimle uyumlu olmuyor…
geldim gordum fethettim :)
Rica edecegim Google Fatih’i oldugumu unutmayiniz…
bir de Metin bey uyaninca ikimizi de buralardan gonderecek, dagitmissiniz buralari, gidin baska yerde konusun deyu…
Gerci kitaplarimi yolladi , artik bana birsey yapamaz :)
kac gundur elestiri yazisi yazacaktim, kitaplarimin basina birsey gelmesin diye yazmadim. Eee Mulkiye’de boyle politiklar uretmeyi ogrenemeyecekseydim niye okudum? di mi yani?
Mülkiye nin kelime kökü nedir?
mülk+i+ye ??
Hmm sanırım duymuştum bu öyküyü. İkinci aşçıyı seçiyordu. Başta vekilharç olmak üzere herkes sebebini sormaktaydı, niçin bire bir aynısını yapanı seçmişti diye. Sebebi de birincisi istediğini yapabilirken, ikincisi isteneni yapabiliyordu. Başka bir aşçının elinin ayarını dahi anlayabiliyordu gibi falan filan.
Hoşgeldiniz Fahrettin Bey,
Meçhul okurcuklarımızdan biri olarak sevindirdiniz beni şimdi. Olayın Rusya’da geçtiğini bilerek iyi etmişsiniz. Ama neler oluyor biraz daha ayrıntılı anlatırsanız seviniriz.
Bilmece Fatihi Bey,
Titrinizi geri alacam bu gidişle. Atmışınız ama sizinki de tutmamış. Nasıl oluyormuş gugılsız hayat, yaaaa!
Ecea Hanım,
“yok öyle yorumcu davet edip,bloğuma doğru otobüs kaldırmak gibi bir adetim yok inanın:))” şeklinde bir taş parçası atıpkafamı yarmanız şart midur?