AN, EK, DOT
Hastayım bu "anekdot" kelimesine! Her seferinde yazım kılavuzunu açıp bakmasam olmaz! Hep "anektod" diyesim geliyor niyeyse -halbuki o daha zor söylenen bir ifade. Neyse, egzost borusu delinmeden egsozcuya gidip arabanın egzozuna bi baktıralım da, ekzos ıskartaya çıkmasın -hayden de, bilin hankısı doğru!
Neyse, gelelim günün -sözgelimi "günün" dedim; paşa keyfime göre, siz bunu "haftanın", "ayın", "yüzyılın" şeklinde okumalısınız- anekdotuna… Siz de yorumlarınızla anekdota her an bir ekleme yapabilir ve son dot'u koyabilirsiniz!
Bir zamanlar, amatör bir ressam yolda giderken dâhi bir reklamcıya (biri beni mi anıyor?!) rastlamış. İkisi birlikte, dünyayı az kalsın havaya uçuruyorlarmış. Reklamcının adı …………, müşterisininki ise ………..'miş. (Gene yaptım yapacağımı! Boşlukları siz doldurun -da göreyim!)
16 Yorumlar »
Yorum yapın
About
Beniâdem içre bir âdem. Ademin mevcudiyetini yahut mevcudiyetin ademini merak ediyor. Ne Konstantiniyye’siz yapabiliyor, ne de Konstantiniyye ile. Kendine göre bir ütopyası ve distopyası var. Başak burcu. Mekteb-i Mülkiye-yi Şahane-i Osmanî mezunu. Müellif ve muharrir olduğu iddiasında ama bu aslında bir muammadan ibaret. Hayatta aşkla bağlı olduğu ilk ve son şey, Türkçe. Arada birkaç şey daha var tabii. Bazen kendisi olduğunu düşünüyor, Borges’in kulaklarını çınlatarak. Blues, caz, progresif rock, fusion, klasik, barok, tango, türkü ve şarkı seviyor -sırayla değil ve sadece bunlar da değil. Yüzme bilmiyor ve bu gidişle hiçbir zaman öğrenemeyecek. (Bu kadar ayrıntılı tarife lüzum yoktu ya neyse!)


soru biraz kazık galiba Metin Ağabey, kimsedem tık yok? :-)
Aaa, ben size Ozturk bey diyip duruyordum? Kusura bakmayin. Suat bey. Kim aklima soktu bilmiyorum, MA’dan supheleniyorum.
Herneyse, Metin beyin aklindaki nedir bilmiyorum ama dunyaya fenalik yapan ‘amator ressam’i tahmin etmek guc degil. Oteki ‘reklamci’ tahminim icin de kendi agzindan veciz bir laf vereyim (benim tercumem): “basini idarenin/devletin calacagi muhtesem bir klavye gibi dusunun”.
Parayla deyilya bende Ali Atif Bir (Atif Hoca) deyime, birseyler biliyor sansinlar :)
Bülent Bey,
Aaa, ben size Ozturk bey diyip duruyordum? Kusura bakmayin. Suat bey. Kim aklima soktu bilmiyorum, MA’dan supheleniyorum.
Estağfurullah.Zor geldiği için çoğu yerde imzamı S.Öztürk olarak yazdığımdan doğal olarak “Öztürk” olarak yerleşti herhalde.Hiç önemli değil..
Tahminiz için birşey diyemeyeceğim.Metin Bey’i beklemek gerekecek.. :-)
Parayla deyilya bende Ali Atif Bir (Atif Hoca) deyime, birseyler biliyor sansinlar
:-)
Bu Atıf Hoca’ya cidden çok sinir oluyorum. Yesem doymam yani..
Mevzu ile ilgisine binaen ve reklamic boslugunu dolduran isim teklifimin kazanmasi icin lobi yapmak hasabi ile (buna truth in adevertising demezse ne denir?)
——————————————
Yazarlar
12 Haziran 2006
Ali Atıf BİR aabir@bahcesehir.edu.tr
Reklamcılar tehlikenin farkında değil
………………..
Dinci gazetelere reklam vermeyin
VATAN’da Yavuz Semerci reklamverenlere yönelik olarak “Şiddet içeren yayınlara reklam vermeyin” dediğinde bu görüşe karşı çıktım.
“Bugün televizyonlara reklamla çekidüzen vermeye kalkan işadamı yarın reklamla gazetelere, radyoya, internete de çekidüzen vermeye kalkarsa ne yapacağız?” diye sordum.
Çok geçmeden dinci gazetelerden biri fırsatı kaçırmadı. RTÜK’le ilgili bir toplantıyı bahane ederek başlığı çaktı: Müstehcen Yayınlara da Reklam Verilmesin!
O zaman ben de diyorum ki dinci yayınlar da laik Türkiye Cumhuriyeti’nin altını oyuyor, onlara da reklam verilmesin!
Sanırım tehlikeyi daha iyi anladınız değil mi? Reklamlar “yayın politikasına” endekslenmeye başlarsa kimin nerede duracağını kimse bilemez?
(*) Dinci gazeteler kendilerine “dinci” deyince kızıyorlar (Burada islami propaganda amaçlı broşürleri kastetmiyorum. Onlar başka…) Niye anlamıyorum? Gazetelerinde “evrim kuramını” savunan bir yazıya ya da habere yer verebilirler mi? Hayır. Onların işi “yaradılış” kuramıyla. “Yaradılış” kuramının da dinden beslendiği biliyoruz. O halde bu kızgınlık niye?
Çekirgelik
Bir kişi onu kızdırabilecek şeyler kadar büyüktür
(Bits and Pieces)
Bu arada “Sevdiğim Bloglar” listesinde tanıdık bir isme rast geldim.. Ayol siz manyak mısnız?
Sevgili dostlarım, AA1′i bu işe karıştırmayınız, herifin burnunu sokmadığı bir burası kaldıydı zaten! Bülent Bey, bilmeceye bilmeceyle karşılık vermiş, ben yorum yaparsam doğru cevap belli olur. Şimdi başharfleri veriyorum ki iş kolaylaşsın: Reklamcınınki G, müşterisininki H.
E artık, doğru cevabı bulmak çocuk oyuncağı!
Efendim bu arada öteki bilmece güme gitmiş… Onun da cevabını beklerim.
O zaman bildim galiba.
Bülent Bey, şimdi bildiniz desem olmaz, bilemediniz desem hiç olmaz! Öteki dostlarım hele bir bilsinler, o zaman söylerim!
Ya öteki bilmecenin doğru cevabı?
Bi de link ha!!!
Obur bilmecenin dogrusu ‘dumanatık’. Neymis oyle yabanci kelime filanla sasirtmak? (Uydurdum ama vardir herhalde boyle bir laf?).
Başımızda bi ADTYKTDK, bi de Dil Derneği (Eski TDK’nın bir nevi devamı) varkene, bi de siz ha! Olmaz Bülent Bey, ben anlamam öyle dumanatık mumanatık!
Ben oynamiyorum o zaman. Dolduruslari kasiyarak dansozluk yapamayacaksam ne manasi kaldi isin? Hem siz nicin dolmamissiniz ki? Once oz elestiri, sonra yeniden egitim (boyle miydi bu?). Yemeklerden sonra uc kasik.
Peki peki MFÖ!